Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
azleme
Diyanet İşleri = Daha önce de Nûh’un kavmini helâk etmişti. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi.
azleme
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve onlardan önceki Nûh kavmini de; şüphe yok ki onlar, daha da zâlimdi ve daha da azgın.
azleme
Abdullah Parlıyan = ve onlardan önce Nuh kavmini de, şüphesiz onlar bunlardan daha zalim yani yaratılış gayelerine daha aykırı yaşayan ve daha azgın idiler.
azleme
Adem Uğur = Daha önce de çok zalim ve pek azgın, olan Nuh kavmini (helâk etmişti).
azleme
Ahmed Hulusi = Daha önce de Nuh kavmini. . . Muhakkak ki onlar, evet onlar daha zâlim ve nefsanî yaşamda daha beterdiler.
azleme
Ahmet Tekin = Daha önce de, baskı zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu ve Allah’ın yolundaki faaliyetleri engelleyen, zulüm, azgınlık ve eşkıyalıkta ileri giden Nuh kavmini helâk eden O’dur.
azleme
Ahmet Varol = Daha önce Nuh kavmini de. Çünkü onlar, daha zalim ve daha azgındılar.
azleme
Ali Bulaç = Daha önce Nuh kavmini de. Çünkü onlar, daha zalim ve daha azgındılar.
azleme
Ali Fikri Yavuz = (Âd ve Semûd kavimlerinden) daha evvel de Nûh’un kavmini...Çünkü onlar pek zalimdiler, pek azgındılar.
azleme
Ali Ünal = Onlardan önce de kavmi Nuh’u. Onlar, hepsinden daha zalim ve daha azgın idi.
azleme
Bayraktar Bayraklı = Onlardan önce, Nûh toplumunu da helâk etmiştir. Onların hepsi çok zâlim ve çok azgın kimselerdi.
azleme
Bekir Sadak = Daha once de Nuh milletini yok eden O'dur; cunku onlar cok zalim ve pek taskin kimselerdi.
azleme
Celal Yıldırım = Daha önce Nûh milletini de yok edendir. Çünkü onlar, hem çok zâlim, hem çok azgın idiler.
azleme
Cemal Külünkoğlu = Daha önce de Nuh'un kavmini de (yaptıkları yüzünden) helâk etmişti. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi.
azleme
Diyanet İşleri (eski) = Daha önce de Nuh milletini yok eden O'dur; çünkü onlar çok zalim ve pek taşkın kimselerdi.
azleme
Diyanet Vakfi = Daha önce de çok zalim ve pek azgın olan Nuh kavmini (helâk etmişti).
azleme
Edip Yüksel = Ve ondan önce Nuh'un halkını da; onlar çok zalim ve çok azgın kimselerdi.
azleme
Elmalılı Hamdi Yazır = Daha evvel de Nuhun kavmını, çünkü bunlar pek zâlim, pek azgındılar
azleme
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Daha önce de Nuh kavmini (helak etmişti); çünkü onlar çok zalim ve çok azgındılar.
azleme
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Önceden de Nuh kavmini (helak etmişti), çünkü onlar zulmetmiş ve azmıştı.
azleme
Gültekin Onan = Daha önce Nuh kavmini de. Çünkü onlar, daha zalim ve daha azgındılar.
azleme
Harun Yıldırım = Daha önce Nuh kavmini de. Çünkü onlar daha zalim ve daha azgındılar.
azleme
Hasan Basri Çantay = Daha evvel Nuuh kavmini de (O helak etdi) çünkü bunlar çok zaalim ve çok azgın (insan) ların ta kendileri idi.
azleme
Hayrat Neşriyat = Daha önce de Nûh kavmini (helâk etmişti). Çünki onlar, daha zâlim ve daha azgın olanların ta kendileriydiler.
azleme
İbni Kesir = Daha önce de Nuh kavmini. Çünkü onlar gerçekten çok zalim ve pek azgın idiler.
azleme
Kadri Çelik = Daha önce Nuh kavmini de. Çünkü onlar daha zalim ve daha azgın idiler.
azleme
Muhammed Esed = ve onlardan önce Nuh kavmini -(çünkü,) hepsi de kötülükte çok iştahlı ve çok azgın olmuşlardı-
azleme
Mustafa İslamoğlu = Tıpkı daha önceki Nuh kavmi (gibi): Çünkü onlar zulümde ve azgınlıkta ileri gitmiştiler.
azleme
Ömer Nasuhi Bilmen = (51-52) Ve Semûd'u (da o helâk etti) artık (onlardan hiçbirini) bırakmadı. Ve evvelce de Nûh kavmini (helâk etmişti). Şüphe yok ki, onlar olmuşlardı onlar, en zalim ve en azgın (kimseler).
azleme
Ömer Öngüt = Daha önce de Nuh kavmini helâk etti. Çünkü onlar çok zâlim ve çok azgın idiler.
azleme
Şaban Piriş = Daha önce de Nuh’un kavmini... onlar, daha zalim daha azgın idiler...
azleme
Sadık Türkmen = Ve onlardan önce, Nuh kavmini de. (Çünkü) onlar pek zalim ve pek azgın idiler.
azleme
Seyyid Kutub = Daha önce de Nuh'un soydaşlarını yoketmişti. Çünkü onlar son derece zalim ve azgın kimselerdi.
azleme
Suat Yıldırım = (45-54) Rahime atılan nutfeden (spermden) erkek ve dişi çiftini yaratma, öldükten sonra diriltme, tekrar yaratma O’na aittir. İnsanı zengin, kanaat sahibi ve halinden memnun etmek de O’na aittir. Müşriklerin taptığı Şi’râ yıldızının Rabbi de O’dur. Önceki Âd milletini yok eden de O’dur. Semud milletini yok edip geriye hiçbir şey bırakmayan da O’dur. Daha önce Nuh milletini yok eden de O. Çünkü bunlar çok zalim, çok azgındılar. Altı üstüne getirilen Lût milletinin şehirlerini yerle bir etti. Onları ne azaplar, ne musîbetler, neler kapladı neler!
azleme
Süleyman Ateş = Önceden de Nûh kavmini (helâk etmişti). Çünkü onlar daha zâlim ve azgın idiler.
azleme
Tefhim-ul Kuran = Daha önce Nuh kavmini de. Çünkü onlar, daha zalim ve daha azgındılar.
azleme
Ümit Şimşek = Daha önce Nuh kavmini de O helâk etti. Çünkü onlar zulme sapmış ve azıtmıştı.
azleme
Yaşar Nuri Öztürk = Daha önce de Nûh kavmini. Çünkü onlar, evet onlar zulmettiler, azdılar.
azleme
İskender Ali Mihr = Ve daha önce de Nuh (A.S)’ın kavmini (helâk etti). Muhakkak ki onlar, daha zalim ve daha azgındılar.
azleme
İlyas Yorulmaz = Daha önceden Nuh toplumunu da helak etmişti. Çünkü onlar çok zalim ve çok azgın, isyankâr bir toplumdu.
azleme
Diyanet İşleri = Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
azleme
Abdulbaki Gölpınarlı = Şimşek neredeyse gözlerini alacak onların. Çakıp etraf aydınlandı mı yürürler, karanlıkta kaldılar mı dururlar. Allah dilerse duymalarını da alır, gözlerini de kör eder. Şüphe yok ki Allah'ın her şeye gücü yeter.
azleme
Abdullah Parlıyan = Çakan şimşek neredeyse gözlerini kapıp alıverecek, şimşek çakıp çevreleri aydınlanınca hareket ederler, karanlık üzerlerine çökünce oldukları yerde çakılıp kalırlar. Eğer Allah dileseydi onları kör ve sağır ediverirdi. Şüphesiz Allah'ın herşeye gücü yeter.
azleme
Adem Uğur = (O esnada) şimşek sanki gözlerini çıkaracakmış gibi çakar, onlar için etrafı aydınlatınca orada birazcık yürürler, karanlık üzerlerine çökünce de oldukları yerde kalırlar. Allah dileseydi elbette onların kulaklarını sağır, gözlerini kör ederdi. Allah şüphesiz her şeye kadirdir.
azleme
Ahmed Hulusi = O şimşek (hakikat ışığı) neredeyse göze dayalı müşahedelerini kapsayacak. Onlara her aydınlık geldiğinde, o hakikat ışığıyla birkaç adım ilerler, hakikat ışığı kesilince de içine düştükleri karanlıkta kalakalırlar. Allâh dilemiş olsaydı Semi' ve Basıyr isminin onlarda açığa çıkmasını kısardı. Kesinlikle Allâh her şeye Kaadir'dir.
azleme
Ahmet Tekin = Şimşek çakar gibi gelen müjde âyetleri, gözlerini kamaştırır, akıllarını karıştırır. Müjdeler, lehlerine olan emir ve hükümler geldikçe, şimşeğin aydınlığında yürüyenler gibi, müslümanlıklarını ilan ederek, müslümanların statüsünden faydalanırlar. Sıkıntı baş gösterip Kur’ân âyetleri aleyhlerine olunca da karanlıktan çıkamayacaklarmış gibi, ne yapacaklarını şaşırırlar. Nifaklarını, ikiyüzlülüklerini açığa vururlar. Eğer Allah’ın sünneti, düzeninin yasaları içinde iradesinin tecellisine uygun olsaydı, onların kulaklarını, gözlerini ve akıllarını da kesinlikle işe yaramaz hale getirirdi.Allah’ın gücü kudreti her şeye yeter.
azleme
Ahmet Varol = Çakan şimşek neredeyse gözlerini alacak gibi olur. Bu onların önlerini aydınlatınca o ışıkta yürürler. Ama üzerlerine karanlık bastırınca dimdik ayakta kalırlar. Allah dileseydi onların işitme ve görme kabiliyetlerini alırdı. Allah'ın her şeye gücü yeter.
azleme
Ali Bulaç = Çakan şimşek neredeyse gözlerini kapıverecek; önlerini her aydınlattığında (biraz) yürürler, üzerlerine karanlık basıverince de kalakalırlar. Allah dileseydi, işitmelerini de görmelerini de gideriverirdi. Şüphesiz Allah, herşeye güç yetirendir.
azleme
Ali Fikri Yavuz = O şimşek, neredeyse gözlerini kapıp alıverecek; onları aydınlatınca da ışığı altında yürürler ve karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, onların işitme ve görme duyularını da giderirdi. Şüphesiz ki Allah, her şeye kâdirdir. (Nerdeyse Kur’an’ın hidayet nuru gözlerini alacak... Kur’anı Kerimin “İslâmın” bahşettiği ganimet ve nimetlerini gördükçe, emniyet içerisinde yürürler. Fakat cihâd ve İslâmın yüklediği vazifelerle karşılaştıkları zaman, karanlıkta dikilip kalanların hâli gibi, geri dururlar. Allah dileseydi, onların mânevi duygularını yok ettiği gibi, mâddi duygularını da gideriverdi.)
azleme
Ali Ünal = Şimşek, neredeyse gözlerini kör ediverecek: ne zaman çevrelerini aydınlatsa, (bir ümitle) onun ışığında birkaç adım atarlar; üzerlerine karanlık çöküverince de, donmuş gibi kalakalırlar. (Aleyhlerine ittifak etmiş gibi görünen hava unsurlarının dehşeti içinde ölmeleri veya kulaklarının ve gözlerinin olmaması bu ızdıraptan kurtulmaları için temenni edilse bile, Allah bunu dilemiyor;) eğer Allah dilemiş olsaydı, onların işitmesini de, görmelerini de alırdı. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla güç yetirendir.