Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

bâridun

  Sâd / 42 -

 Diyanet İşleri = Biz de ona, “Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su” dedik.

bâridun

  Sâd / 42 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Vur yere ayağını, bu yıkanılacak ve içilecek serin su işte demiştik.

bâridun

  Sâd / 42 -

 Abdullah Parlıyan = Bunun üzerine kendisine “Ayağını yere vur, işte serin bir yıkanacak ve içecek su!” dedik.

bâridun

  Sâd / 42 -

 Adem Uğur = Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su (dedik).

bâridun

  Sâd / 42 -

 Ahmed Hulusi = "Ayağını (hakikatinden kaynaklanan kuvveyle) yere vur! İşte yıkanıp, içeceğin serinletici su (hakikatin ilmi)!" (dedik).

bâridun

  Sâd / 42 -

 Ahmet Tekin = Biz ona: 'Ayağını yere vur. İşte, yıkanılıp şifa bulunacak, içilecek soğuk bir su.' dedik.

bâridun

  Sâd / 42 -

 Ahmet Varol = 'Ayağını yere vur. İşte hem yıkanmada kullanılacak hem de içilecek soğuk bir su!'

bâridun

  Sâd / 42 -

 Ali Bulaç = "Ayağını depret. İşte yıkanacak ve içecek soğuk (su, diye vahyettik)."

bâridun

  Sâd / 42 -

 Ali Fikri Yavuz = (Kendisine): “- Ayağınla yere vur.” dedik. İşte hem yıkanacak, hem içecek serin bir su!... (Yıkan ve iç, yorgunluğun ve hastalığın geçsin).

bâridun

  Sâd / 42 -

 Ali Ünal = “Ayağınla yere vur!” dedik, “İşte, yıkanmak ve içmek için soğuk bir su kaynağı!”

bâridun

  Sâd / 42 -

 Bayraktar Bayraklı = Ona, “Ayağını yere vur. İşte, yıkanacak ve içilecek soğuk bir su” dedik.

bâridun

  Sâd / 42 -

 Bekir Sadak = «yagini yere vur! Iste yikanacak ve icilecek soguk bir su» dedik.

bâridun

  Sâd / 42 -

 Celal Yıldırım = Ona: Ayağını (yere) vur; işte yıkanacak ve içecek soğuk bir su! (dedik).

bâridun

  Sâd / 42 -

 Cemal Külünkoğlu = (Ona:) “Ayağını (yere) vur! İşte yıkanabileceğin ve içebileceğin bir soğuk su!” dedik.

bâridun

  Sâd / 42 -

 Diyanet İşleri (eski) = 'Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su' dedik.

bâridun

  Sâd / 42 -

 Diyanet Vakfi = Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su (dedik).

bâridun

  Sâd / 42 -

 Edip Yüksel = 'Ayağını yere vur. İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir kaynak.'

bâridun

  Sâd / 42 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Depren ayağınla, işte serin bir yıkanacak ve içecek dedik

bâridun

  Sâd / 42 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = «Ayağınla depren! işte sana yıkanılacak ve içilecek soğuk bir su.» dedik.

bâridun

  Sâd / 42 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = (Biz ona): «Ayağını yere vur! İşte sana yıkanılacak ve içilecek soğuk bir su» dedik.

bâridun

  Sâd / 42 -

 Gültekin Onan = "Ayağını depret. İşte yıkanacak ve içecek soğuk (su, diye vahyettik)."

bâridun

  Sâd / 42 -

 Harun Yıldırım = Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su.

bâridun

  Sâd / 42 -

 Hasan Basri Çantay = Ayağınla vur (yere dedik). İşte hem yıkanacak, hem içecek soğuk (bir su).

bâridun

  Sâd / 42 -

 Hayrat Neşriyat = (Ona:) 'Ayağın ile (yere) vur! İşte yıkanılacak ve içilecek (ve böylelikle şifâ bulacağın) bir serin (su)!' (dedik.)

bâridun

  Sâd / 42 -

 İbni Kesir = Vur ayağını yere. İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su.

bâridun

  Sâd / 42 -

 Kadri Çelik = “Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su (dedik).”

bâridun

  Sâd / 42 -

 Muhammed Esed = (Bunun üzerine kendisine:) "Ayağını (yere) vur: İşte yıkanabileceğin ve içebileceğin bir soğuk su!" dedik.

bâridun

  Sâd / 42 -

 Mustafa İslamoğlu = (Biz de) "Düş yola! Bak işte (şurada hem yıkanılacak hem de içilecek soğuk bir su var!" (demiştik).

bâridun

  Sâd / 42 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Târaf-ı ilâhi'den de denildi ki, «Ayağın ile çarpıver, işte bu, soğuk, yıkanılacak ve içilecek bir su.»

bâridun

  Sâd / 42 -

 Ömer Öngüt = "Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su!"

bâridun

  Sâd / 42 -

 Şaban Piriş = -Ayağınla yere vur. İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su! demiştik.

bâridun

  Sâd / 42 -

 Sadık Türkmen = “ayağını yere vur! İşte yıkanılacak ve içilecek soğuk bir su” dedik.

bâridun

  Sâd / 42 -

 Seyyid Kutub = Biz de ona «Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su» dedik.

bâridun

  Sâd / 42 -

 Suat Yıldırım = Eyyûb’a: "Ayağını yere vur! dedik, İşte sana kullanıp yıkanacağın ve içeceğin soğuk bir su!"

bâridun

  Sâd / 42 -

 Süleyman Ateş = "Ayağını (yere) vur, işte yıkanacak ve içilecek serin (bir su)" (dedik).

bâridun

  Sâd / 42 -

 Tefhim-ul Kuran = «Ayağını depret. İşte yıkanacak ve içecek soğuk (su, diye vahyettik).»

bâridun

  Sâd / 42 -

 Ümit Şimşek = Ona 'Ayağını yere vur,' dedik. 'İşte sana hem yıkanmak, hem de içmek için soğuk bir su.'

bâridun

  Sâd / 42 -

 Yaşar Nuri Öztürk = "Ayağını yere vur! İşte yıkanacak bir yer, işte içilecek soğuk bir su!..." dedik.

bâridun

  Sâd / 42 -

 İskender Ali Mihr = Ayağın ile (yere) vur. (İşte) bu serin, yıkanılacak ve içilecek su.

bâridun

  Sâd / 42 -

 İlyas Yorulmaz = Allah “Ayağını yere vur. İşte sana yıkanılacak ve içilecek soğuk bir su” demişti.

âridun

  Ahkâf / 24 -

 Diyanet İşleri = O azabı vadilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde, “Bu, bize yağmur getiren bir buluttur” dediler. Hûd, “Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgârdır” dedi.

âridun

  Ahkâf / 24 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = O bulutun, vâdilerine doğru gelmekte olduğunu görünce bu demişlerdi, bize yağmur getiren bulut. Hayır, o, çarçabuk gelmesini istediğiniz şey, bir yel ki onda elemli bir azap var.

âridun

  Ahkâf / 24 -

 Abdullah Parlıyan = Nihayet gelecek azabı, ufukta geniş bir bulut halinde, vadilerine doğru geldiğini görünce: “Bu bize yağmur yağdıracak bir buluttur” dediler. Hûd peygamber de: “Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir, acıklı azabı getiren rüzgardır.”

âridun

  Ahkâf / 24 -

 Adem Uğur = Nihayet onu, vâdilerine doğru yayılan bir bulut şeklinde görünce: Bu bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur, dediler. Hayır! O, sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde acı azap bulunan bir rüzgârdır!

âridun

  Ahkâf / 24 -

 Ahmed Hulusi = Ne vakit onu (tehdit olundukları azabı) vadilerine yönelmiş geniş bir bulut olarak gördüler, dediler ki: "Bu bize yağmur indirecek bir buluttur. " Hayır, o kendisini acele istediğinizdir! (O) içinde feci bir azap olan rüzgârdır.

âridun

  Ahkâf / 24 -

 Ahmet Tekin = O azâbı, vâdilerine doğru ansızın yayılan, akan bir bulut halinde gördükleri zaman:'Bu, bize yağmur yağdıracak, ufukta beliren bir buluttur.' dediler. Hûd ise:'O, sizin küstahça acele gelmesini istediğiniz şeydir. O, içinde can yakıp inleten müthiş azap olan bir rüzgârdır.'dedi.

âridun

  Ahkâf / 24 -

 Ahmet Varol = Derken onu vadilerine yönelerek gelen geniş bir bulut olarak gördüklerinde: 'Bu bize yağmur yağdıracak bir buluttur' dediler. 'Hayır o çarçabuk gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde acıklı azap bulunan bir rüzgar.

âridun

  Ahkâf / 24 -

 Ali Bulaç = Derken, onu (azabı) vadilerine doğru yönelerek gelen bir bulut şeklinde gördükleri zaman, "Bu bize yağmur yağdıracak bir buluttur" dediler. Hayır, o, kendisi için acele ettiğiniz şeydir. Bir rüzgar; onda acı bir azab vardır.

âridun

  Ahkâf / 24 -

 Ali Fikri Yavuz = Vakta ki, o korkutuldukları azabı, (bulundukları) vadilerine doğru gelen bir bulut halinde gördüler, dediler ki: “- Bu, ufukta beliren bir bulut; bize yağmur yağdıracak.” (Hûd Aleyhisselâm, onlara şöyle dedi) “- Hayır, o, sizin acele istediğiniz şey. Bir rüzgâr ki, onda çok acıklı bir azab vardır.

âridun

  Ahkâf / 24 -

 Ali Ünal = Derken o azabın gökte belirdiğini ve vadilerine doğru geldiğini gördüler; “Bu,” dediler, “bize yağmur getiren bir bulut.” “Hayır, o bir an önce gelmesini istediğiniz azaptır. Çok acı bir azap taşıyan bir kasırgadır.