Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
zikren
Diyanet İşleri = O da şöyle dedi: “O hâlde, eğer bana tabi olacaksan, ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın.”
zikren
Abdulbaki Gölpınarlı = O, bana uyarsan dedi, sana ona âit bir söz söyleyinceye dek hiçbir şey sorma bana.
zikren
Abdullah Parlıyan = O “Pekala” dedi. “O halde eğer benim peşimden geleceksen, yapacağım şeyler hakkında, ben sana bir açıklamada bulununcaya kadar, bana hiç birşey sormayacaksın.”
zikren
Adem Uğur = (O kul:) Eğer bana tâbi olursan, sana o konuda bilgi verinceye kadar hiçbir şey hakkında bana soru sorma! dedi.
zikren
Ahmed Hulusi = (Hızır) dedi: "Eğer bana tâbi olacaksan, bana hiçbir şeyden (niye bunu yaptın diye) soru sormayacaksın; tâ ki ben sana o işin hakikatine dair söz açıncaya kadar!"
zikren
Ahmet Tekin = Hızır:'Eğer bana yoldaş olduysan, sana bilgi vermediğim, sırrını açıklamadığım bir konuda, bana sual sorma' dedi.
zikren
Ahmet Varol = Dedi ki: 'Eğer bana uyarsan ben ondan sana söz edinceye kadar bana bir şey hakkında soru sorma.'
zikren
Ali Bulaç = Dedi ki: "Eğer bana uyacak olursan, hiç bir şey hakkında bana soru sorma, ben sana öğütle anlatıp söz edinceye kadar."
zikren
Ali Fikri Yavuz = O, bana uyarsan dedi, sana ona âit bir söz söyleyinceye dek hiçbir şey sorma bana.
zikren
Ali Ünal = “Pekalâ” dedi (Hızır), “Madem bana tâbi oluyorsun, o halde, hangi konuda olursa olsun ben onun hakkında sana söz açmadıkça bana soru sorma.”
zikren
Bayraktar Bayraklı = O da: “Eğer bana uyacaksan, hakkında sana açıklama yapıncaya kadar bana hiçbir şey sormayacaksın” dedi.
zikren
Bekir Sadak = O da: «O halde, bana uyacaksan, ben sana anlatmadikca herhangi bir sey hakkinda bana soru sormayacaksin» dedi. *
zikren
Celal Yıldırım = O: «O halde bana uyacaksan, ben sana anlatmadıkça hiçbir şeyden (sebep ve iç yüzünden) sorma» dedi.
zikren
Cemal Külünkoğlu = (O da) şöyle dedi: “O halde bana uyacaksan; ben sana anlatmadıkça herhangi bir şey hakkında soru sormayacaksın.”
zikren
Diyanet İşleri (eski) = (69-70) O da: 'O halde, bana uyacaksan, ben sana anlatmadıkça herhangi bir şey hakkında bana soru sormayacaksın' dedi.
zikren
Diyanet Vakfi = (O kul:) Eğer bana tâbi olursan, sana o konuda bilgi verinceye kadar hiçbir şey hakkında bana soru sorma! dedi.
zikren
Edip Yüksel = Dedi: 'Bana uyacaksan, ben sana anlatmadıkça bana hiç bir şey hakkında soru sorma.'
zikren
Elmalılı Hamdi Yazır = O halde dedi: eğer bana tabi olacaksan bana hiç bir şeyden suâl etme tâ ben sana ondan bir söz açıncıya kadar
zikren
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = O: «O halde eğer bana uyacaksan, bana hiçbir şey hakkında soru sorma, ta ki ben sana ondan söz açıncaya kadar.»
zikren
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = (Hızır) dedi ki: «O halde bana tabi olacaksın; ben sana sırrını anlatmadıkça, hiçbir şey hakkında bana soru sorma!»
zikren
Gültekin Onan = Dedi ki: "Eğer bana uyacak olursan, hiç bir şey hakkında bana soru sorma, ben sana öğütle anlatıp söz edinceye kadar."
zikren
Harun Yıldırım = Eğer bana tâbi olursan, sana o konuda bilgi verinceye kadar hiçbir şey hakkında bana soru sorma! dedi.
zikren
Hasan Basri Çantay = (O: «Eğer bu suretle) bana tabî' olacaksan ben, sana anıb söyleyinceye kadar, bana hiç bir şey sorma» dedi.
zikren
Hayrat Neşriyat = (Hızır:) 'O hâlde bana tâbi' olursan, artık (ben) sana ondan söz açıncaya kadar(yaptığım) hiçbir şey hakkında bana soru sorma!' dedi.
zikren
İbni Kesir = O halde bana uyacaksan; ben sana anlatmadıkça herhangi bir şey hakkında soru sormayacaksın, dedi.
zikren
Kadri Çelik = Dedi ki: “Eğer bana uyacak olursan, ben bilgilendirinceye kadar hiç bir şey hakkında bana soru sorma.”
zikren
Muhammed Esed = (Bilge kişi:) "Pekala" dedi, "O halde, eğer benim peşimden geleceksen, (yapacağım) şeyler hakkında, bu hususta ben sana bir açıklamada bulununcaya kadar bana hiçbir şey sormayacaksın."
zikren
Mustafa İslamoğlu = O "Tamam" dedi; "eğer beni izleyeceksen, olan bitenler hakkında sen bilgilendirinceye kadar bana hiçbir şey sorma!"
zikren
Ömer Nasuhi Bilmen = (70-71) Dedi ki: «Eğer bana tabî olacak isen artık bana hiçbir şeyden sual etme, ondan sana ben haber verinceye değin.» Bunun üzerine gidiverdiler. Vaktâ ki bir gemiye bindiler, o, gemiyi yaraladı. Dedi ki: «Onu yaraladın mı ki, ahalisini garkediveresin? Doğrusu pek münker bir şey yaptın.»
zikren
Ömer Öngüt = O kul dedi ki: “O halde eğer bana tâbi olacaksan, ben sana anlatmadıkça, herhangi bir şey hakkında bana soru sorma!”
zikren
Şaban Piriş = -Eğer bana uyacaksan, ben sana anlatmadıkça hiç bir şey sormayacaksın, dedi.
zikren
Sadık Türkmen = (o kul) dedi ki: “Eğer bana uyarsan, yaptığım hiçbir şey hakkında bana soru sorma! Ta ki, ben onu sana söyleyip anlatıncaya kadar.”
zikren
Seyyid Kutub = O kulumuz, Musa'ya dedi ki; «Eğer benimle birlikte geleceksen yapacağım hiçbir iş hakkında bana soru sorma, benim sana o konuda açıklama yapmamı bekle.»
zikren
Suat Yıldırım = "O halde" dedi, "bana tâbi olduğuna göre, hangi konuda olursa olsun, ben onun hakkında sana söz açmadıkça, asla bana soru sormayacaksın!"
zikren
Süleyman Ateş = (O kul): "O halde, dedi, eğer bana tabi olursan ben sana anlatıncaya kadar (yaptığım) hiçbir şey hakkında bana soru sorma."
zikren
Tefhim-ul Kuran = (70-71) Dedi ki: «Eğer bana tabî olacak isen artık bana hiçbir şeyden sual etme, ondan sana ben haber verinceye değin.» Bunun üzerine gidiverdiler. Vaktâ ki bir gemiye bindiler, o, gemiyi yaraladı. Dedi ki: «Onu yaraladın mı ki, ahalisini garkediveresin? Doğrusu pek münker bir şey yaptın.»
zikren
Ümit Şimşek = O dedi ki: 'Eğer bana uyacaksan, o konuda ben bir söz söyleyinceye kadar bana hiçbir şey hakkında soru sormayacaksın.'
zikren
Yaşar Nuri Öztürk = Dedi: "Bak, eğer bana uyarsan, ben sana kendisinden bahis açıncaya değin hiçbir şey hakkında bana soru sorma!"
zikren
İskender Ali Mihr = (Hızır A.S): “Bana tâbî olduğun taktirde, sana anlatmadığım konularda (anlatmadıkça) bana bir şey sorma.” dedi.
zikren
İlyas Yorulmaz = O kul Musa’ya “Bana tabi olduğun sürece, aramızda geçen bir olay hakkında, ben sana bir açıklama yapıncaya kadar, herhangi bir soru sormayacaksın” dedi.
zikren
Diyanet İşleri = (Ey Muhammed!) Bir de sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. De ki: “Size ondan bir anı okuyacağım.”
zikren
Abdulbaki Gölpınarlı = Sana Zülkarneyn'i sorarlar. De ki: Ona âit haberleri de okuyalım size.
zikren
Abdullah Parlıyan = Sana Zülkarneyn'i sorarlar. De ki: O'na ait gündemde tutulacak haberlerden bir hatıra okuyayım size.
zikren
Adem Uğur = (Resûlüm!) Sana Zülkarneyn hakkında soru sorarlar. De ki: Size ondan bir hatıra okuyacağım.
zikren
Ahmed Hulusi = Sana Zül-Karneyn'den soruyorlar. . . De ki: "Ondan size bir zikir (hatırlatma) okuyacağım. "
zikren
Ahmet Tekin = (Resûlüm!) Sana Zülkarneyn hakkında soru sorarlar. De ki: Size ondan bir hatıra okuyacağım.
zikren
Ahmet Varol = Sana Zülkarneyn'den de soruyorlar. De ki: 'Ben size ondan bir haber okuyacağım.'
zikren
Ali Bulaç = Sana Zülkarneyn ile ilgili sualler soruyorlar.'Size onunla ilgili, Kur’ân’da bazı bilgiler vereceğim.' de.
zikren
Ali Fikri Yavuz = Sana Zülkarneyn'den de soruyorlar. De ki: 'Ben size ondan bir haber okuyacağım.'
zikren
Ali Ünal = (Ey Rasûlüm!) Sana bir de Zülkarneyn’ den soruyorlar. “Size O’nun hakkında da bir bahis açayım” de.