Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Diyanet İşleri = Bu ağaç, Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Meyvesini her zaman verir Rabbinin izniyle ve Allah, düşünüp ibret alsınlar diye insanlara örnekler getirir.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Abdullah Parlıyan = Rabbinin izniyle meyvesini her zaman verir ve Allah düşünüp ibret alsınlar diye insanlara böyle örnekler getirir.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Adem Uğur = (O ağaç), Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Ahmed Hulusi = (O ağaç) Esmâ bileşiminin elvermesi sonucu (Bi-izni Rabbiha) her zaman yemişini (ilim ve marifet) verir. . . Allâh insanlara, belki derinliğine düşünüp hatırlarlar diye, misaller verir.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Ahmet Tekin = Yaratıp yetiştiren Rablerinin koyduğu yasalara uygun olarak o ağaç, her mevsim ürününü, meyvasını verir, o düzen her an sağlıklı yürür. Öğüt alıp düşünsünler diye, Allah insanların iyiliği, kurtuluşu için, dini hakikatlerin delillerini gerekçelerini, insani ve ahlaki değerlerin zaruretini, böyle benzetmeler yaparak anlatıyor.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Ahmet Varol = Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Olur ki, düşünüp öğüt alırlar diye Allah insanlara böyle örnekler vermektedir.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Ali Bulaç = Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Allah insanlar için örnekler verir; umulur ki onlar öğüt alır, düşünürler.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Ali Fikri Yavuz = O ağaç Rabbinin izniyle , Allah her diledikçe yemişini verir. (işte iman da böyledir. Esası kalbde yerleşen bir tasdiktir, yere nüfuz eden kökler gibi Dış görünüşü dil ile ikrardır, dallar gibi. Semeresi amellerdir, yemişler gibi...) Allah insanlara böyle misaller verir ki, iyi düşünüp ibret alsınlar.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Ali Ünal = Rabbisinin izniyle her zaman meyvesini verir. Allah, düşünüp ders alırlar mı diye insanlar için böyle misaller vermektedir.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Bayraktar Bayraklı = O ağaç, Rabbinin izniyle meyvesini her zaman verir. Allah, insanlara böyle örnekler verir ki, düşünebilsinler.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Bekir Sadak = (24-25) Allah'in, hos bir sozu; koku saglam, dallari goge dogru olan Rabbinin izniyle her zaman meyve veren hos bir agaca benzeterek nasil misal verdigini gormuyor musun? Insanlar ibret alsin diye Allah onlara misal gosteriyor.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Celal Yıldırım = Rabbinin izniyle her an meyve verir; düşünüp öğüt alsınlar diye Allah insanlara (böyle) misâller verir,

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Cemal Külünkoğlu = (24-25) Görmüyor musun! Allah, nasıl bir benzetme yapıyor? Güzel bir söz, kökü yerin derinliklerinde sabit, dalları ise göğe doğru yükselmiş bir ağaç gibidir ki (o ağaç), Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Allah, öğüt almaları için insanlara böyle benzetmeler yapar.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Diyanet İşleri (eski) = (24-25) Allah'ın, hoş bir sözü; kökü sağlam, dalları göğe doğru olan, Rabbinin izniyle her zaman meyve veren hoş bir ağaca benzeterek nasıl misal verdiğini görmüyor musun? İnsanlar ibret alsın diye Allah onlara misal gösteriyor.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Diyanet Vakfi = (O ağaç), Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Edip Yüksel = Rabbinin izniyle her mevsim meyvelerini verir. Öğüt almaları için ALLAH insanlara böyle örnekler verir.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Yemişlerini rabbının izniyle her dem verir, ve Allah insanlara böyle temsiller yapar ki kavrayıp düşünsünler

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Yemişlerini Rabbinin izniyle her zaman verir! Ve Allah, insanlara böyle misaller sunar ki, kavrayıp düşünsünler.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = (O ağaç) Rabbinin izniyle her zaman meyve verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara böyle misaller verir.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Gültekin Onan = Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Tanrı insanlar için örnekler verir; umulur ki öğüt alır, düşünürler.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Harun Yıldırım = (O ağaç), Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Hasan Basri Çantay = Ki o (ağaç) Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir durur. Allah insanlara (böyle) misâller îrâd eder. Olur ki onlar çok iyi düşünüb ibret alırlar.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Hayrat Neşriyat = (O ağaç,) Rabbisinin izni ile her zaman meyvesini verir. Ve Allah, insanlara böyle misâller getirir, tâ ki ibret alsınlar.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 İbni Kesir = Ki, Rabbının izniyle her zaman yemişini verir. İnsanlar ibret alsınlar diye Allah, onlara misal veriyor.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Kadri Çelik = (Bu ağaç) Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Allah insanlar için (işte böyle) örnekler verir. Umulur ki hatırlayıp kendilerine gelirler.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Muhammed Esed = ki, Rabbinin izniyle her mevsim meyvesini verip durur. Allah insanlara (işte böyle) misaller veriyor ki, (değişmeyen gerçeği) düşünüp kendilerine ders çıkarsınlar.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Mustafa İslamoğlu = Rabbinin izniyle o her mevsim ürün verir. İşte Allah belki öğüt alırlar diye insanlara böyle misaller veriyor.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Öyle bir ağaç ki (yemişlerini) Rabbinin izniyle her zaman verir ve Allah Teâlâ insanlara misaller irad eder, tâ ki, düşünüp ibret alsınlar.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Ömer Öngüt = O güzel ağaç Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Allah böylece insanlara misaller getirir ki, düşünüp öğüt alsınlar.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Şaban Piriş = Rabbinin izniyle her zaman meyve verir. İnsanlar düşünsünler diye Allah onlara örnekler veriyor.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Sadık Türkmen = O, rabbinin izniyle her zaman meyvelerini verir. Allah insanlara böyle misaller verir; umulur ki, öğüt alırlar.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Seyyid Kutub = O ağaç sürekli olarak meyva verir. İnsanlar öğüt alsınlar diye Allah onlara çeşitli öğütler verir.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Suat Yıldırım = Öyle bir ağaç ki (yemişlerini) Rabbinin izniyle her zaman verir ve Allah Teâlâ insanlara misaller irad eder, tâ ki, düşünüp ibret alsınlar.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Süleyman Ateş = (O ağaç), Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Allâh, öğüt almaları için insanlara böyle benzetmeler yapar.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Tefhim-ul Kuran = Rabbinin izniyle her zaman meyve verir. İnsanlar düşünsünler diye Allah onlara örnekler veriyor.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Ümit Şimşek = O ağaç, Rabbinin izniyle her an meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye, insanlara Allah böyle misaller veriyor.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 Yaşar Nuri Öztürk = O ağaç, Rabbinin izniyle yemişlerini her zaman verir. Allah, insanlara böyle örnekler verir ki, düşünüp ibret alabilsinler.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 İskender Ali Mihr = O her zaman Rabbinin izni ile meyvesini verir. Ve Allah, insanlara örnek (darb-ı misal) verir. Böylece (umulur ki;) onlar tezekkür ederler.

yetezekkerûne

  İbrahim / 25 -

 İlyas Yorulmaz = Bu ağaçlar Rablerinin izni ile meyvelerini her zaman verirler. Allah insanlar için bu misalleri veriyor ki, belki düşünebilirler.

yetezekkerûne

  Kasas / 43 -

 Diyanet İşleri = Andolsun, ilk nesilleri yok ettikten sonra Mûsâ’ya -düşünüp ibret alsınlar diye- insanların kalp gözünü açan deliller ve bir hidayet rehberi, bir rahmet olarak Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik.

yetezekkerûne

  Kasas / 43 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve andolsun ki gelip geçen eski çağlardaki ümmetleri helâk ettikten sonra öğüt alsınlar, ibret alsınlar diye insanlara cangözleri, hidâyet ve rahmet olarak Mûsâ'ya kitap verdik.

yetezekkerûne

  Kasas / 43 -

 Abdullah Parlıyan = Ve gerçek şu ki, daha önceki günahkar nesilleri ortadan kaldırdıktan sonra, Musa'ya insanların kalp ve vicdanlarını açıp aydınlatacak, hidayet rehberi ve rahmet olarak kitabı, yani Tevrat'ı verdik ki, böylece düşünüp öğüt alırlar diye.

yetezekkerûne

  Kasas / 43 -

 Adem Uğur = Andolsun biz, ilk nesilleri yok ettikten sonra Musa'ya, -düşünüp öğüt alsınlar diye- insanlar için apaçık deliller, hidayet rehberi ve rahmet olarak o Kitab'ı (Tevrat'ı) vermişizdir.

yetezekkerûne

  Kasas / 43 -

 Ahmed Hulusi = Andolsun ki, ilk nesilleri helâk ettikten sonra, Musa'ya Hakikat BİLGİsini (Kitap); insanlar için hakikati gösterici, hakikate erme kılavuzu ve rahmet (kendilerindeki Esmâ kuvvelerini keşfedip yaşama) olarak verdik; belki anıp değerlendirirler diye.

yetezekkerûne

  Kasas / 43 -

 Ahmet Tekin = Andolsun biz, önceki nesilleri yok ettikten sonra, Mûsâ’ya, insanların iyiliği, kurtuluşu için önlerini aydınlatan, ufuklarını açan, güven sağlayan, basiretleriyle anlayabilecekleri âyetleri içeren, bir hidayet rehberi ve rahmet olarak kutsal kitabı vermiştik. Umulur ki, düşünüp öğüt alırlar.

yetezekkerûne

  Kasas / 43 -

 Ahmet Varol = Önceki nesilleri helak ettikten sonra, belki düşünürler diye insanlar için belgeler, doğru yolu gösterici ve rahmet olarak Musa’ya kitap vermiştik.

yetezekkerûne

  Kasas / 43 -

 Ali Bulaç = Hiç kuşkusuz Biz Musa’ya kitabı verdik, önceki (zalim) nesilleri helâk ettikten sonra; insanları bilinçlendirici, yol gösterici ve rahmet olarak!.. Belki düşünüp öğüt alırlar.

yetezekkerûne

  Kasas / 43 -

 Ali Fikri Yavuz = Azametim hakkı için, biz evvelki nesilleri helâk edişimizden sonra, Mûsa’ya Tevrat’ı verdik ki, insanların kalbleri için aydınlıklarla bir hidayet ve rahmet olsun. Olur ki, düşünür de iman ederler.

yetezekkerûne

  Kasas / 43 -

 Ali Ünal = Biz daha önceki bazı nesilleri imha ettikten sonra, insanların vicdanlarını aydınlatacak, basiretlerini açacak bir delil, bir hidâyet rehberi ve bir rahmet tezahürü olmak üzere Mûsa’ya Tevrat’ı verdik ki düşünüp ibret alsınlar. Ama bunu yapmadılar.