Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Diyanet İşleri = Onlar Firdevs cennetlerine varis olurlar. Onlar orada ebedî kalacaklardır.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Öyle kişilerdir onlar ki Firdevs'i mîras alırlar ve onlar orada ebedî kalırlar.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Abdullah Parlıyan = Firdevs cennetine varis olacak ve orada temelli kalacaklardır.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Adem Uğur = (Evet) Firdevs'e vâris olan bu kimseler, orada ebedî kalıcıdırlar.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Ahmed Hulusi = Ki, Firdevs'e (cennet yaşamına) vâris olmuş bu kimseler orada sonsuza dek yaşarlar.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Ahmet Tekin = Firdevs cennetlerine vâris olarak orada ebedî yaşayacaklar.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Ahmet Varol = Onlar Firdevs'e varis olacaklardır. Onlar orada sürekli kalacaklardır.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Ali Bulaç = Ki onlar Firdevs (cennetlerin)e de varis olacaklardır; içinde de ebedi olarak kalacaklardır.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Ali Fikri Yavuz = Ki onlar, Firdevs cennetine varis olacaklardır. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Ali Ünal = Onlar, (Cennet’te en yüksek makam olan) Firdevs’e vâris olacaklardır. Orada sonsuzca kalacaklardır onlar.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Bayraktar Bayraklı = Onlar Firdevs'e vâris olacaklar ve orada çok uzun süreli kalacaklardır.[351]

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Bekir Sadak = (10-11) iste onlar, temelli kalacaklari Firdevs cennetine varis olanlardir.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Celal Yıldırım = Firdevs Cenneti'ne vâris olurlar ve orada devamlı kalırlar.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Cemal Külünkoğlu = (10-11) İşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetlerine varis olanlardır.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Diyanet İşleri (eski) = (10-11) İşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetine varis olanlardır.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Diyanet Vakfi = (Evet) Firdevs'e vâris olan bu kimseler, orada ebedî kalıcıdırlar.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Edip Yüksel = Cennete mirasçı olacak ve orada ebedi kalacaklar.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ki Firdevse vâris olacak, onda muhallad kalacaklardır

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Firdevs'e varis olacaklar; orada sonsuza dek kalacaklar onlar.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ki, Firdevs'e varis olan bu kimseler orada ebedî kalırlar.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Gültekin Onan = Ki onlar Firdevs (cennetlerine) de varis olacaklardır; içinde de ebedi olarak kalacaklardır.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Harun Yıldırım = (Evet) Firdevs'e vâris olan bu kimseler, orada ebedî kalıcıdırlar.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Hasan Basri Çantay = Ki onlar Firdevse vâris olacaklardır. Onlar bunun için ebedî kalıcıdırlar.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Hayrat Neşriyat = Onlar ki, Firdevs (Cennetin)e vâris olurlar. Onlar orada ebedî olarak kalıcıdırlar.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 İbni Kesir = Onlar ki; Firdevs'e varis olacaklardır ve orada ebedi kalıcıdırlar.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Kadri Çelik = (Evet) Firdevs'e vâris olan bu kimseler, orada temelli kalıcılardır.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Muhammed Esed = Cennete varis olacak ve orada sonsuza kadar kalacak olanlar.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Mustafa İslamoğlu = onlar ki, görkemli cennetlerin mirasçısı olacaklar, onlar orada ebedi kalacaklar.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Onlardır ki, Firdevs'e vâris olurlar, onlar orada müebbeden kalıcılardır.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Ömer Öngüt = Onlar Firdevs cennetine vâris olacaklar, orada ebedî kalacaklardır.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Şaban Piriş = Onlar, Firdevs’e varis olacaklardır ve onlar, orada ebedi kalacaklardır.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Sadık Türkmen = Onlar firdevs’e vâris olacak ve orada sonsuz kalacak olanlardır.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Seyyid Kutub = Yani «Firdevs» cennetinin mirasçılarıdırlar, sürekli olarak orada kalacaklardır.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Suat Yıldırım = (10-11) "İşte vâris olanlar, ebedî kalacakları Firdevs cennetine vâris olanlar onlardır onlar.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Süleyman Ateş = Onlar (en yüksek cennet olan) Firdevs'e vâris olacaklar, orada ebedi kalacaklardır.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Tefhim-ul Kuran = Ki onlar Firdevs (cennetlerin)e varis olacaklardır; içinde de ebedi olarak kalıcıdırlar.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Ümit Şimşek = Onlar Firdevs Cennetlerine vâris olurlar ve orada ebediyen kalırlar.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Ki, Firdevs cennetine mirasçı olurlar, onda sonsuza dek kalırlar.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 İskender Ali Mihr = Onlar, firdevs cennetine varis olacaklardır. Onlar, orada ebedî kalacaklardır.

yerisûne

  Mü’minûn / 11 -

 İlyas Yorulmaz = İçlerinde sürekli kalacakları Firdevs cennetlerine adaydırlar.

yerisûne el arda

  A’râf / 100 -

 Diyanet İşleri = Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki, biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden cezalandırırdık. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar hakkı işitmezler.

yerisûne el arda

  A’râf / 100 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Oralarda yaşayanların helâkinden sonra mîraslarına konarak yurtlarını elde edenler, hâlâ anlamazlar mı ki dilersek, suçları yüzünden onları da musîbetlere uğratırız ve kalplerini mühürleriz de işitmezler.

yerisûne el arda

  A’râf / 100 -

 Abdullah Parlıyan = Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara, hâlâ şu gerçek belli olmadı mı? Dilemiş olsaydık onları da, günahları yüzünden felakete uğratır ve kalpleri üzerine mühür basardık; böylece işitmez ve anlamaz duruma gelirlerdi.

yerisûne el arda

  A’râf / 100 -

 Adem Uğur = Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne vâris olanlara hâla şu gerçek belli olmadı mı ki: Eğer biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musibetlere uğratırdık! Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar (gerçekleri) işitmezler.

yerisûne el arda

  A’râf / 100 -

 Ahmed Hulusi = Helâk olan toplumun mirasçısı olan halk (hâlâ) şu gerçeği fark etmedi mi: Eğer dilesek onların suçları yüzünden onlara musîbetler isâbet ettirir, kalplerini mühürleriz (bilinçlerini kilitleriz) de artık onlar algılayamazlar!

yerisûne el arda

  A’râf / 100 -

 Ahmet Tekin = Önceki sahiplerinin helâkinden sonra yeryüzüne vâris olanlara, yaşadıkları ülkelerin ibretlerle dolu tarihleri, kâfi derecede aydınlatıcı bilgiler vermedi mi? Eğer bizimsünnetimiz, düzenimizin yasaları içinde, irademizin tecellisine uygun olursa, onları da günahlarından dolayı musibetlere, belâlara uğratırdık. Biz onların kafalarını, kalplerini anlayışsız hale getiririz de, onlar bu tür bilgiler için duyma kabiliyetlerini bile kullanamazlar.

yerisûne el arda

  A’râf / 100 -

 Ahmet Varol = Eski halkından sonra yeryüzüne varis olanlarca şu husus anlaşılmadı mı ki, biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musibete uğratırdık ve kalplerine mühür vururduk da, artık bir şey duymazlardı.

yerisûne el arda

  A’râf / 100 -

 Ali Bulaç = (Bütün bunlar,) Sakinlerinden sonra yeryüzüne mirasçı olanları doğruya erdirme(ye veya ortaya çıkarmaya yetmez) mi? Eğer biz dilemiş olsaydık onlara günahları nedeniyle bir musibet isabet ettirirdik; ve kalplerine damgalar vururduk da onlar böylelikle işitmeyenler olurlardı.

yerisûne el arda

  A’râf / 100 -

 Ali Fikri Yavuz = Yeryüzünün eski sahipleri azabla helâk olduktan sonra, yeryüzüne varis olanlara hâlâ şu gerçek belli olmadı mı ki, eğer biz dilemiş olsaydık, öncekiler gibi, bunlara da günahlarının cezasını verirdik. Fakat biz kalblerinin üzerlerini mühürleriz de, onlar, gerçeği işitmezler.

yerisûne el arda

  A’râf / 100 -

 Ali Ünal = Önceki sahiplerinin arkasından dünya mülküne vâris olanlar şu gerçeği halâ anlamadılar mı ki, eğer dilemiş olsak, günahlarından dolayı onları da benzer bir helâke düçar ederiz. Ne var ki, (bunu anlayacak durumda değiller; çünkü zulüm, inhiraf ve kibir gibi kötü hasletleri ve işledikleri büyük günahlar sebebiyle) kalblerinin üzerine mühür vuruyoruz da, artık (vahyi duymaz, hiçbir ikaz ve nasihati, olupbiten hadiselerin verdiği dersi) işitmez oluyorlar.