Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
ve yektumûne
Diyanet İşleri = Bunlar cimrilik eden, insanlara da cimriliği emreden ve Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiği nimeti gizleyen kimselerdir. Biz de o nankörlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.
ve yektumûne
Abdulbaki Gölpınarlı = Onlar, hem nekeslik ederler, hem de insanlara, nekes olmalarını emrederler ve Allah'ın, kendilerine lütfedip verdiği şeyleri gizlerler ve biz, kâfirlere, horlayıcı, onları aşağılatıcı bir azap hazırlamışızdır.
ve yektumûne
Abdullah Parlıyan = Ve cimrilik yapan, başkalarına da cimriliği tavsiye eden ve Allah'ın kendilerine bağışladığı nimetleri gizleyenleri de Allah sevmez. Böylece Allah'tan gelen gerçekleri örtbas eden herkes için, utanç verici bir azap hazırladık.
ve yektumûne
Adem Uğur = Bunlar cimrilik eden ve insanlara da cimriliği tavsiye eden, Allah'ın kendilerine lütfundan verdiğini gizleyen kimselerdir. Biz, kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırladık.
ve yektumûne
Ahmed Hulusi = Onlar hem cimridirler hem de insanların cimrilik yapmalarını emrederler ve Allâh'ın fazlından onlara verdiklerini gizlerler. Hakikati inkâr edenler için aşağılatıcı azap hazırladık.
ve yektumûne
Ahmet Tekin = Bunlar, cimrilik edenler, malî mükellefiyetleri yerine getirmeyenler, Beytül-mâl harcamalarında cimri davranarak insanlara idarecilik yapanlar, cimriliği tavsiye edenlerdir, zenginlik içindeyken fakirliği, kolaylık içindeyken zorluğu, imkân içindeyken aczi vehmettikleri için Allah’ın, kendilerine lütfundan verdiği maddî-manevî serveti, imkânları gizleyenlerdir. Biz, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirler için alçaltıcı, zillete düşürücü bir azap hazırladık.
ve yektumûne
Ahmet Varol = Onlar cimrilik eder, insanlara da cimriliği önerir ve Allah'ın kendilerine lütfundan vermiş olduğunu gizlerler. Kâfirlere aşağılayıcı bir azap hazırladık.
ve yektumûne
Ali Bulaç = Onlar, cimrilikte bulunurlar, insanlara da cimriliği emreder (önerir)ler. Allah'ın fazlından kendilerine verdiğini gizli tutarlar. Biz o kafirlere aşağılatıcı bir azab hazırlamışızdır.
ve yektumûne
Ali Fikri Yavuz = Onlar hem kıskanır, cimrilik edenler, hem de herkese cimrilik tavsiye ederler ve Allah’ın kendilerine fazlından verdiği şeyleri saklarlar, biz de böyle nimetleri gizleyen nankörlere hor ve rüsvay edici bir azâp hazırladık.
ve yektumûne
Ali Ünal = (Allah’ın verdiği nimetlerde) cimrilik eden, üstelik etrafındaki insanları da cimriliğe çağıran ve Allah’ın tamamen lütf u kereminden ihsan buyurduğu (mal ve ilim gibi) nimetleri gizleyenler var ya: işte Biz, o nankör kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırladık.
ve yektumûne
Bayraktar Bayraklı = Bunlar, cimrilik eden ve insanlara cimriliği emreden, Allah'ın kendilerine lütfundan verdiğini gizleyen kimselerdir. Biz, kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırladık.
ve yektumûne
Bekir Sadak = Onlar cimrilik ederler, insanlara cimrilik tavsiyesinde bulunurlar, Allah'in bol nimetinden kendilerine verdigini gizlerler. Kafirlere asagilik bir azab hazirlamisizdir.
ve yektumûne
Celal Yıldırım = Onlar ki, cimrilik eder, insanlara da cimrilikle tavsiyede bulunur ve Allah'ın kendilerine verdiği bol nimeti, cömertçe ihsanı gizlerler, (elbette ki Allah onları sevmez). Biz de böyle olan inkarcı nankörlere aşağılayıcı bir azâb hazırladık.
ve yektumûne
Cemal Külünkoğlu = Onlar ki; hem cimrilik ederler, hem de insanlara cimriliği tavsiye ederler ve Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği şeyleri saklarlar. Biz de (bu) inkârcı (nankör)lere, rezil edici ve alçaltıcı bir azap hazırladık.
ve yektumûne
Diyanet İşleri (eski) = Onlar cimrilik ederler, insanlara cimrilik tavsiyesinde bulunurlar, Allah'ın bol nimetinden kendilerine verdiğini gizlerler. Kafirlere aşağılık bir azab hazırlamışızdır.
ve yektumûne
Diyanet Vakfi = Bunlar cimrilik eden ve insanlara da cimriliği tavsiye eden, Allah'ın kendilerine lütfundan verdiğini gizleyen kimselerdir. Biz, kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırladık.
ve yektumûne
Edip Yüksel = Bunlar üstelik cimridirler ve halka cimriliği öğütlerler. ALLAH'ın kendi lütfundan onlara verdiğini gizlerler. İnkarcılara acıklı bir azap hazırladık
ve yektumûne
Elmalılı Hamdi Yazır = Onlar ki hem kıskanırlar hem de herkese kıskançlık tavsıye ederler ve Allahın kendilerine fazlından verdiği şeyleri saklarlar, biz de öyle nankörlere terzil edici bir azab hazırlamışızdır
ve yektumûne
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Onlar ki hem kıskanırlar, hem de herkese kıskançlık tavsiye ederler ve Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği şeyleri saklarlar; oysa Biz de öyle nankörlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.
ve yektumûne
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Onlar ki hem kıskanır, cimrilik ederler, hem de herkese cimrilik tavsiye ederler ve Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimeti gizlerler. Biz kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırladık.
ve yektumûne
Gültekin Onan = Onlar, cimrilikte bulunurlar, insanlara da cimriliği buyururlar. Tanrı'nın fazlından kendilerine verdiğini gizli tutarlar. Biz o kafirlere aşağılatıcı bir azab hazırlamışızdır.
ve yektumûne
Harun Yıldırım = Onlar cimrilik ederler ve insanlara cimrilikle emrederler. Allah’ın lütfundan kendilerine verdiği şeyi gizlerler. Doğrusu biz o kafirler için alçaltıcı bir azap hazırladık!
ve yektumûne
Hasan Basri Çantay = Onlar, hem (binnefs) cimrilik yapan, hem insanlara cimriliği emredenler, Allahın lutf-ü inayetinden kendilerine verdiğini gizleyenlerdir. Biz o nankörlere hor ve hakîr edici bir azab hazırlamışadır.
ve yektumûne
Hayrat Neşriyat = (Onlar) o kimseler ki cimrilik ederler, insanlara da cimriliği emrederler ve Allah’ın kendilerine ihsânından verdiği şeyleri gizlerler. Kâfirler için ise, (pek) aşağılayıcı bir azab hazırladık!
ve yektumûne
İbni Kesir = Onlar ki; hem cimrilik ederler, hem de insanlara cimrilik tavsiye ederler ve Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği şeyleri saklarlar. Biz, kafirler için hor ve rüsvay edici bir azab hazırladık.
ve yektumûne
Kadri Çelik = Onlar (kibirlenip böbürlenenler) cimrilik ederler, insanlara cimrilik tavsiyesinde bulunurlar ve Allah'ın lütfünden kendilerine verdiğini gizlerler. Küfre sapanlara da alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.
ve yektumûne
Muhammed Esed = (ve) cimrilik yapan, başkalarına da cimriliği tavsiye eden ve Allahın kendilerine bağışladığı nimetleri gizleyenleri de... Böylece hakikati inkar eden herkes için utanç verici bir azap hazırladık.
ve yektumûne
Mustafa İslamoğlu = kendisi cimrilik yapan ve başkalarına cimriliği öneren, Allah'ın kendilerine bağışladığı nimetleri saklayanları da... Ve kafirler için utanç veren bir azap hazırladık.
ve yektumûne
Ömer Nasuhi Bilmen = Onlar ki, cimrilikte bulunurlar ve nâsa cimrilik ile emrederler ve Allah Teâlâ'nın kendilerine fazlından olarak vermiş olduğu şeyi gizlerler. Artık onlar her türlü melânete lâyıktırlar ve Biz kâfirler için hakaret verici bir azab hazırlamışızdır.
ve yektumûne
Ömer Öngüt = Onlar cimrilik ederler, insanlara da cimriliği tavsiye ederler. Allah'ın kendilerine lütfundan verdiğini gizlerler. Biz kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.
ve yektumûne
Şaban Piriş = Cimrilik yapan, insanlara da cimriliği emreden, Allah’ın fazlından kendilerine verdiğini gizleyenler (Allah’ın sevmediği kimselerdir.) İşte o nankörler için aşağılatıcı bir azap hazırladık.
ve yektumûne
Sadık Türkmen = Bunlar (kibirlenen ve övünenler) cimrilik eden, insanlara da cimriliği emreden ve Allah’ın lütfundan kendilerine verdiği nimeti gizleyen kimselerdir. Biz de o nankörlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.
ve yektumûne
Seyyid Kutub = Bunlar kendileri cimrice davrandıkları gibi başkalarına da cimri olmayı önerirler ve Allah'ın lütuf eseri olarak kendilerine verdiği imkânları gizlerler. Biz kâfirler için onur kırıcı bir azap hazırladık.
ve yektumûne
Suat Yıldırım = O cimrilik eden, üstelik etrafındaki insanlara cimriliği tavsiye eden ve Allah’ın lütf-u fazlından kendilerine verdiği nimetleri gizleyen nankörler yok mu, işte Biz onları zelil ve perişan edecek bir azap hazırladık.
ve yektumûne
Süleyman Ateş = Bunlar öyle insanlardır ki, cimrilik ederler ve insanlara da cimriliği emrederler, Allâh'ın bol hazinesinden kendilerine verdiğini gizlerler. (Biz de) o nankörlere alçaltıcı bir azâb hazırlamışızdır.
ve yektumûne
Tefhim-ul Kuran = Onlar, cimrilikte bulunurlar, insanlara da cimriliği emreder (önerir) ler ve Allah'ın fazlından kendilerine verdiğini gizli tutarlar. Biz o kâfirlere aşağılatıcı bir azab hazırlamışızdır.
ve yektumûne
Ümit Şimşek = Onlar, kendileri cimrilik ettiği gibi başkalarını da cimriliğe teşvik eden ve Allah'ın onlara lütfettiği nimetleri esirgeyen kimselerdir. Biz ise o kâfirlere aşağılayıcı bir azap hazırlamışızdır.
ve yektumûne
Yaşar Nuri Öztürk = Böyleleri cimriliğe saparlar, insanlara cimriliği emrederler ve Allah'ın lütfundan kendilerine verdiği şeyi saklarlar. Nankörler için biz, rezil edici bir azap hazırladık.
ve yektumûne
İskender Ali Mihr = Onlar ki, cimrilik ederler ve insanlara cimriliği emrederler. Ve Allah’ın kendilerine fazlından verdiği şeyi gizlerler. Ve kâfirler için “alçaltıcı azap” hazırladık.
ve yektumûne
İlyas Yorulmaz = Cimrilik edenler, insanlara da cimrilik yapmalarını emredenler ve Allah’ın lütfundan verdiklerini (ben kendim kazandım diyerek) saklayanlar var. Bizde böyle inkarcılar için, aşağılayıcı bir azap hazırladık.
ve lâ yektumûne
Diyanet İşleri = O kıyamet günü, Allah’ı inkâr edip Peygamber’e isyan edenler, yer yarılıp içine girmiş olmayı isterler ve Allah’tan hiçbir söz gizleyemezler.
ve lâ yektumûne
Abdulbaki Gölpınarlı = O gün, bir gündür ki kâfirlerle Peygambere isyan edenler, yerle yeksan olmalarını ve Allah'tan hiçbir sözü gizlememiş bulunmalarını dileyecekler.
ve lâ yektumûne
Abdullah Parlıyan = Gerçekleri örtbas edenler ve peygambere itaatsizlik yapanlar o gün yerin dibine batırılmayı isteyecekler, ama onlar olup biten hiçbir şeyi Allah'tan gizleyemeyeceklerdir.
ve lâ yektumûne
Adem Uğur = Küfür yoluna sapıp peygamberi dinlemeyenler o gün yerin dibine batırılmayı temenni ederler ve Allah'tan hiçbir haberi gizleyemezler.
ve lâ yektumûne
Ahmed Hulusi = O süreçte hakikati inkâr edenler ve Rasûle âsi olanlar, yerin kendilerini yutarak yok etmesini isterler. Allâh'tan hiçbir şeyi gizleyemeyeceklerdir.
ve lâ yektumûne
Ahmet Tekin = Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirler, peygamberin emirlerini dinlemeyenler, sünnetine riayet etmeyenler o gün toprağa karışmayı, hak ile yeksan olmayı temenni ederler. Hiçbir haberi, hiçbir sözü Allah’tan gizleyemezler.
ve lâ yektumûne
Ahmet Varol = Bir gündür ki o, küfre sapıp resule isyan edenler toprağa karışıp gitmeyi isteyecekler ve Allah'tan hiçbir sözü gizleyemeyecekler.
ve lâ yektumûne
Ali Bulaç = O gün, küfre sapıp da elçiye isyan edenler, yerle bir olmayı 'severek isteyecekler.' Oysa Allah'tan hiç bir sözü gizleyemezler.
ve lâ yektumûne
Ali Fikri Yavuz = Allah’ı inkâr edenlerle peygambere asi olanlar, o kıyamet günü arzu ederler ki, yerle bir edilselerdi de Allah’dan bir sözü (Peygamberi tasdik etmeyi) gizlememiş olsalardı.
ve lâ yektumûne
Ali Ünal = O gün, (dünyada iken) küfür içinde yaşayıp küfür içinde ölmüş ve (bilhassa o şanı yüce ve en büyük) Rasûl’e isyan etmiş olanlar isterler ki, yer onları yutsun da, (söyledikleri ve yaptıklarıyla kendilerinden en küçük bir eser kalmayacak şekilde) dümdüz olsun. Ama onlar, Allah’tan ne söyledikleri bir sözü gizleyebilirler, ne de yaptıkları bir işi.