Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Diyanet İşleri = Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan , çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar başkadır.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ancak yurtlarından göçmek için bir düzen, bir yol bulamayan gerçekten de âciz erkeklerle kadınlar ve çocuklar bu hükümden dışarı.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Abdullah Parlıyan = Ama hiçbir gücü olmayan ve kendileri göç için yol bulamayan, gerçekten zayıf erkekler, kadınlar ve çocuklar hariç.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Adem Uğur = Erkekler, kadınlar ve çocuklardan (gerçekten) âciz olup hiçbir çareye gücü yetmeyenler, hiç bir yol bulamayanlar müstesnadır.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Ahmed Hulusi = Ancak hicrete imkânı olmayan güçsüz, çaresiz erkekler, kadınlar ve çocuklar bundan müstesnadır.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Ahmet Tekin = Ancak gerçekten çaresiz kalan, çare icat edecek gücü olmayan, bir çıkış yolu bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar bu ihtarlara muhatap değildir.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Ahmet Varol = Ancak erkek, kadın ve çocuklardan çaresiz kalan ve bir yol bulamayan zavallılar (mustaz'aflar, ezilenler) müstesnadırlar.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Ali Bulaç = Ancak erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan müstaz'aflar olup hiç bir çareye güç yetiremeyenler ve bir yol (çıkış) bulamayanlar başka.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Ali Fikri Yavuz = Erkek, kadın ve çocuklardan gücü yetmiyen biçarelerle hicret için yol bulamıyanlar müstesna (onlar cehennemlik değillerdir.)

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Ali Ünal = Ancak, (imanlarını korumakla birlikte) her türlü imkândan mahrum, çaresiz ve hicrete yol bulamayan, (bir de, kendilerine tebliğ gitmediği için iman nedir, İslâm nedir bilme ve inanma imkânı olmayan) erkekler, kadınlar ve (her halükârda) çocuklar bundan müstesnadır.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Bayraktar Bayraklı = Erkekler, kadınlar ve çocuklardan, âciz olup hiçbir çareye gücü yetmeyenler, hiçbir yol bulamayanlar müstesnadır.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Bekir Sadak = Caresiz kalan, yol bulamayan zavalli erkek, kadin ve cocuklar mustesnadirlar.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Celal Yıldırım = Ancak erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan cidden âciz olup bir çare bulmaya güç getiremiyenler ve bu yüzden (hicrete) yol bulamıyanlar müstesna..

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Cemal Külünkoğlu = Yalnız, çaresiz kalan, (hicret etmeye) hiç bir çıkar yol bulamayan ezilmiş erkekler, kadınlar ve çocuklar bu hükmün dışındadırlar.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Diyanet İşleri (eski) = Çaresiz kalan, yol bulamayan zavallı erkek, kadın ve çocuklar müstesnadırlar.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Diyanet Vakfi = Erkekler, kadınlar ve çocuklardan (gerçekten) âciz olup hiçbir çareye gücü yetmeyenler, hiçbir yol bulamayanlar müstesnadır.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Edip Yüksel = Ancak, hiç bir çıkış yoluna gücü yetmeyen ve göç etmeye yol bulamayan erkek, kadın ve çocuk ezilmişler hariç.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ancak hakikaten zebun olanlar: Hiç bir çareye gücü yetmiyen ve hicret için yol bulamıyan erkekler, kadın, çocuklar müstesna

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ancak gerçekten zayıf, hiç birşeye gücü yetmeyen ve hicret için yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar hariç.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ancak gerçekten aciz ve zayıf olan, çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar hariç...

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Gültekin Onan = Ancak erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan müstaz'aflar olup hiç bir çareye güç yetiremeyenler ve bir yol (çıkış) bulamayanlar başka.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Harun Yıldırım = Ancak erkekler, kadınlar ve çocuklardan bir çare bulamayan ve bir yol bulamayan mustazaf olanlar müstesnadır.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Hasan Basri Çantay = Erkeklerden, kadınlardan, çocuklardan za'f ve acz içinde bırakılıb da hiç bir çâreye gücü yetmeyen ve (hicrete) bir yol bulamayanlar müstesna.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Hayrat Neşriyat = Ancak erkekler, kadınlar ve çocuklardan (hicret etmek için) hiçbir çâreye gücü yetmeyen ve hiçbir yol bulamayan âciz bırakılmış kimseler müstesnâ.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 İbni Kesir = Ancak erkek, kadın ve çocuklardan çaresiz kalarak bir yol bulamayan zavallılar müstesnadır.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Kadri Çelik = Ancak erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan zayıf bırakılıp da hiçbir çareye güçleri yetmeyenler ve (hicret için) bir yol bulamayanlar müstesnadır.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Muhammed Esed = Ama -erkek olsun, kadın olsun, çocuk olsun- hiçbir gücü olmayan ve kendilerine doğru yol gösterilmeyen çaresiz kimseler bunların dışındadır:

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Mustafa İslamoğlu = Ne ki ezilen kesimlere mensup erkek, kadın ve çocuklardan hiçbir gücü olmayan ve yol göstericisi de bulunmayan kimseler bundan müstesnadır.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ancak erkeklerden ve kadınlardan ve çocuklardan zayıf sayılıp da hiçbir çareye güçleri yetmeyenler ve hiçbir doğru yol bulamayanlar müstesna.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Ömer Öngüt = Erkek, kadın ve çocuklardan zayıf olup, hiçbir çareye gücü yetmeyen ve hicret etmek için bir yol bulamayanlar müstesnâdır.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Şaban Piriş = Yalnızca, erkek, kadın ve çocuklardan hicret için yol bulamayan güçsüz bırakılanlar müstesnadır.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Sadık Türkmen = Ancak, gerçekten zayıf ve güçsüz olan, çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar başkadır.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Seyyid Kutub = Yalnız, çaresiz kalan, hiç bir çıkar yol bulamayan ezilmiş, erkekler, kadınlar ve çocuklar bu hükmün dışındadırlar.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Suat Yıldırım = (98-99) Ancak, her türlü imkândan mahrum ve hicret için yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar bu hükmün dışındadırlar. Çünkü bunları Allah’ın affedeceği umulur. Allah gerçekten afüv ve gafurdur (affı ve mağfireti boldur).

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Süleyman Ateş = Yalnız hiçbir çareye gücü yetmeyen ve göç için yol bulamayan, gerçekten zayıf erkekler, kadınlar ve çocuklar hariç.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Tefhim-ul Kuran = Ancak erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan müstaz'aflar olup hiç bir çareye güç yetiremeyenler ve bir yol (çıkış) da bulamayanlar başka.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Ümit Şimşek = Ancak, erkek olsun, kadın olsun, çocuk olsun, bir çare veya hicret için bir imkân bulamayan güçsüz kimseler müstesnadır.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Kadınlardan, erkeklerden, yavrulardan hiçbiri beceri gösteremeyen, hiçbir yol bulamayanların durumu farklıdır.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 İskender Ali Mihr = Ancak erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan, hiçbir çareye gücü yetmeyen, (hicret için) bir yola ulaşamayan, zayıf (güçsüz) olanlar hariç.

lâ yehtedûne

  Nisâ / 98 -

 İlyas Yorulmaz = Ancak, erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan savaşmaya gücü yetmeyenlerin ve (savaş için) kendilerine yol gösterilmeyenlerin (savaşacak malzemeleri olmayanların) sorumlulukları yoktur.

yehtedûne

  Mü’minûn / 49 -

 Diyanet İşleri = Andolsun, hidayete ersinler diye Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik.

yehtedûne

  Mü’minûn / 49 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Andolsun ki biz, doğru yolu bulsunlar diye Mûsâ'ya kitap vermiştik.

yehtedûne

  Mü’minûn / 49 -

 Abdullah Parlıyan = Belki doğru yolu tutarlar diye, Musa'ya kitap vermiştik.

yehtedûne

  Mü’minûn / 49 -

 Adem Uğur = Andolsun biz Musa'ya, belki onlar yola gelirler diye, Kitab'ı verdik.

yehtedûne

  Mü’minûn / 49 -

 Ahmed Hulusi = Andolsun ki, (İsrailoğulları) hakikate ersinler diye Musa'ya hakikat BİLGİsini verdik.

yehtedûne

  Mü’minûn / 49 -

 Ahmet Tekin = Andolsun biz, Mûsâ’ya, onlar doğru yolu görüp tercih etme imkânı bulur ümidiyle kutsal kitabı vermiştik.

yehtedûne

  Mü’minûn / 49 -

 Ahmet Varol = Andolsun biz Musa'ya, bel ki onunla doğru yola ererler diye Kitab'ı vermiştik.

yehtedûne

  Mü’minûn / 49 -

 Ali Bulaç = Andolsun, biz Musa'ya kitabı verdik, belki onlar hidayete erer diye.

yehtedûne

  Mü’minûn / 49 -

 Ali Fikri Yavuz = Yemin olsun, Mûsa’ya Tevrat’ı verdik ki, kavmi hidayete ersinler .

yehtedûne

  Mü’minûn / 49 -

 Ali Ünal = Biz de Musa’ya, halkı hayatlarında doğru olan yolu izlesinler diye o (mukaddes) Kitabı verdik.