Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Diyanet İşleri = (Davete), ancak (bütün kalpleriyle) kulak verenler uyar. (Kalben) ölüleri ise (yalnızca) Allah diriltir. Sonra da hepsi O’na döndürülürler.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Senin dâvetine ancak seni dinleyenler icâbet eder. Ölüleriyse Allah diriltir de sonra gene dönüp onun tapısına varırlar.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Abdullah Parlıyan = Unutma ki, hakka ve çağrıya olumlu cevap verenler, ancak seni gönülden dinleyip kulak verenlerdir. Ölüleri ise, ancak Allah diriltir. Sonra da, hepsi O'na döneceklerdir.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Adem Uğur = Ancak (samimiyetle) dinleyenler daveti kabul eder. Ölülere gelince, Allah onları diriltecek, sonra da O'na döndürülecekler.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Ahmed Hulusi = Ancak algılayanlar (davete) icabet eder! Ölülere (ilimle diri olmayanlara) gelince, Allâh onları (ölümü tattıktan sonra) bâ'seder (hakikati fark ettirir), sonra O'na döndürülürler.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Ahmet Tekin = Senin imana davetini ancak, can kulağıyla dinleyenler kabul ederek iman eder. Ölü gibi duygusuz davrananları da, elbette Allah hesaba çekmek için diriltecektir. Sonra onun huzuruna çıkarılacaklar, hesap verecekler.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Ahmet Varol = Ancak duyanlar çağrıya cevap verir. Ölüleri ise Allah diriltir sonra O'na döndürülürler.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Ali Bulaç = Ancak dinleyenler icabet eder. Ölüleri (ise,) onları da Allah diriltir. Sonra O'na döndürülürler.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Ali Fikri Yavuz = Senin dâvetini, samimiyet ve can kulağı ile dinleyenler ancak kabul eder. Kalbleri ölü kâfirleri ise, Allah kıyamette diriltir. Sonra hepsi onun huzuruna döndürülür çıkarılırlar.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Ali Ünal = Şurası bir gerçek ki, ancak işitebilenler yapılan davete cevap verirler. Ölülere gelince, Allah onları mezarlarında diriltecek, sonra da O’na döndürüleceklerdir.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Bayraktar Bayraklı = Ancak samimiyetle dinleyenler çağrıyı kabul eder. Ölülere gelince, Allah onları diriltecek, sonra da O'na döndürüleceklerdir.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Bekir Sadak = Ancak kulak verenler daveti kabul ederler. Oluleri Allah diriltir, sonra O'na donerler.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Celal Yıldırım = (Hakk'a çağrıya) olumlu cevap verenler, ancak (seni gönülden) dinleyip kulak verenlerdir. Ölüleri ise, ancak Allah diriltir; sonra da hepsi O'na döndürülürler.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Cemal Külünkoğlu = Ancak (iyi niyetle) dinleyenler bu daveti kabul ederler. (Kalben) ölmüş olanlara gelince, onları(ın kalplerini) ancak Allah diriltebilir, en sonunda da hepsi O'na dönecektir.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Diyanet İşleri (eski) = Ancak kulak verenler daveti kabul ederler. Ölüleri Allah diriltir, sonra O'na dönerler.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Diyanet Vakfi = Ancak (samimiyetle) dinleyenler daveti kabul eder. Ölülere gelince, Allah onları diriltecek, sonra da O'na döndürülecekler.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Edip Yüksel = Ancak dinleyenler yönelir. Ölüleri ALLAH diriltir, sonra da herşey O'na döndürülür.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Sâde işitmesi olanlar da'vete icabet eder, ölülere gelince onları Allah diriltir sonra hepsi onun huzuruna çıkarılırlar

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Sade işitmesi olanlar davete icabet eder. Ölülere gelince, onları Allah diriltir, sonra hepsi O'nun huzuruna çıkarılırlar.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Daveti ancak dinleyenler kabul ederler. Ölülere gelince, Allah onları diriltir, sonra O'na döndürülürler.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Gültekin Onan = Ancak dinleyenler yönelir / icabet eder. Ölüleri (ise), onları da Tanrı diriltir. Sonra O'na döndürülürler.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Harun Yıldırım = Ancak dinleyenler icabet eder. Ölüler –Allah onları diriltir sonra O’na döndürülürler.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Hasan Basri Çantay = Ancak seni (can kulağıyle) dinleyenlerdir ki (da' vetine) icabet eder. Ölüler (e gelince:) Onları da Allah diriltir. Sonra yine ancak Ona döndürülürler.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Hayrat Neşriyat = Ancak (samîmiyetle) dinleyenler (senin da'vetine) icâbet eder. Ölülere (o kâfirlere)gelince, onları Allah diriltir, sonra (hepsi) ancak O’nun huzûruna döndürülürler.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 İbni Kesir = Ancak dnleyenler icabet ederler. Ölülere gelince; onları Allah diriltir. Sonra O'na döndürülürler.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Kadri Çelik = Ancak kulak verenler (senin davetini) kabul ederler. Ölüleri ise Allah diriltir, sonra O'na döndürülürler.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Muhammed Esed = Unutma ki, yalnızca (bütün kalpleriyle) kulak verenler, bir çağrıya cevap verebilirler; (kalben) ölmüş olanlara gelince, (yalnız) Allah onları diriltebilir, sonra da hepsi Ona döneceklerdir.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Mustafa İslamoğlu = Şüphe yok ki, sadece yürekten dinleyenler bir davete icabet edebilir. Ölülere gelince: Onları yalnızca Allah diriltebilir; en sonunda hepsi O'na dönecektir.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ancak o kimseler (dâvete) icabet ederler ki, işitir bulunurlar. Ölüleri de Allah Teâlâ diriltir, sonra O'na döndürülürler.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Ömer Öngüt = Ancak dinleyenler dâveti kabul ederler. Ölülere gelince, Allah onları diriltir, sonra O'na döndürülürler.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Şaban Piriş = Ancak, dinleyenler cevap verirler. Ölüler ise, Allah, onları diriltecek ve Ona döndürüleceklerdir.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Sadık Türkmen = Ancak işiten kimseler çağrıya gelirler, ölülere gelince; Allah onları diriltir sonra O’nun huzuruna döndürülürler.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Seyyid Kutub = Ancak işitebilenler çağrıya karşılık verebilirler. Ölülere gelince onları Allah diriltebilir, sonra hepsi O'nun huzuruna çıkarılırlar.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Suat Yıldırım = Şüphe yok ki, sadece yürekten dinleyenler bir davete icabet edebilir. Ölülere gelince: Onları yalnızca Allah diriltebilir; en sonunda hepsi O'na dönecektir.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Süleyman Ateş = Ancak işitenler (çağrıya) gelir, ölülere gelince Allâh onları diriltir, sonra O'na döndürülürler.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Tefhim-ul Kuran = Ancak dinleyenler icabet eder. Ölüleri (ise,) onları da Allah diriltir. Sonra O'na döndürülürler.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Ümit Şimşek = Ancak, dinleyenler cevap verirler. Ölüler ise, Allah, onları diriltecek ve Ona döndürüleceklerdir.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Ancak gereğince dinleyenler çağrıya cevap verir. Ölülere gelince, Allah onları diriltecektir, sonra O'na döndürülecekler.

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 İskender Ali Mihr = (Davete) ancak işitenler icabet eder. Ve Allah, ölüleri (ölü olan sem’î isimli işitme hassasını, ölü olan fuad isimli idrak hassasını, ölü olan basar isimli görme hassasını) diriltir. Sonra O’na döndürülürler. (Hayatta iken ruhu mürşid eliyle Allah’a döndürülür.)

yeb’asu-hum

  En’âm / 36 -

 İlyas Yorulmaz = Ancak (çağrıyı) işitenler cevap verir. Ölülere gelince, Allah onları diriltecek, sonrada O na dönecekler.

yeb’asu-hum(u)

  Mücâdele / 18 -

 Diyanet İşleri = Allah’ın onları hep birden dirilteceği, onların da (kendilerini kurtaracak) bir iş üzerinde olduklarını sanarak size yemin ettikleri gibi Allah’a da yemin edecekleri günü düşün! İyi bilin ki, onlar yalancıların ta kendileridir.

yeb’asu-hum(u)

  Mücâdele / 18 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Allah'ın, onların hepsini diriltip topladığı gün, size yemin ettikleri gibi ona da yemin ederler ve sanırlar ki bir şey yapıyorlar gerçekten de; bilin ki şüphe yok, yalancılardır onlar.

yeb’asu-hum(u)

  Mücâdele / 18 -

 Abdullah Parlıyan = Allah onların hepsini tekrar dirilteceği gün, dünyada size yemin ettikleri gibi, Allah'a da yemin edip, müslüman olduklarını söyleyecekler ve bu yeminle bir şey kazanırız sanacaklar. İyi bilin ki, en büyük yalancılar onlardır.

yeb’asu-hum(u)

  Mücâdele / 18 -

 Adem Uğur = O gün Allah onların hepsini yeniden diriltecek, onlar da dünyada size yemin ettikleri gibi, O'na yemin edeceklerdir. Kendilerinin bir şey (hakikat) üzerinde olduklarını sanırlar. İyi bilin ki onlar gerçekten yalancıdırlar.

yeb’asu-hum(u)

  Mücâdele / 18 -

 Ahmed Hulusi = Gün gelir, Allâh onların hepsini bâ's eder de; size yemin ettikleri gibi O'na da yemin ederler ve sanırlar ki doğru düşündüler! Dikkat edin, onlar yalancıların ta kendileridir!

yeb’asu-hum(u)

  Mücâdele / 18 -

 Ahmet Tekin = Allah’ın, onların hepsini yeniden dirilteceği gün, onlar, dünyada peygambere hakaret edici sözler söylemediklerine, mü’min olduklarına dair size yemin ettikleri gibi, Allah’a yeminler edecekler. Kendilerinin imanlarına, amellerine değer kazandıran doğru hak bir yolda olduklarını, bir dayanakları olduğunu sanacaklar. Unutmayın, onlar, işte onlar külliyyen yalancıdırlar.

yeb’asu-hum(u)

  Mücâdele / 18 -

 Ahmet Varol = O gün Allah, onların tümünü diriltir, size yemin ettikleri gibi O'na da yemin ederler ve kendilerinin bir şey üzere olduklarını sanırlar. İyi bilin ki, onlar yalancıların tâ kendileridir.

yeb’asu-hum(u)

  Mücâdele / 18 -

 Ali Bulaç = Onların tümünü Allah'ın dirilteceği gün, sizlere yemin ettikleri gibi O'na da yemin edeceklerdir ve kendilerinin bir şey üzerine olduklarını sanacaklardır. Dikkat edin; gerçekten onlar, yalan söyleyenlerin ta kendileridir.

yeb’asu-hum(u)

  Mücâdele / 18 -

 Ali Fikri Yavuz = Allah, onları hep bir araya toplayıb dirilteceği gün (kıyamette), size yemin ettikleri gibi, O’na da yemin edecekler, (biz kâfir ve münafık değildik diyecekler) ve sanacaklar ki, bir şey yapıyorlar. İşte onlar; hep o yalancılardır.

yeb’asu-hum(u)

  Mücâdele / 18 -

 Ali Ünal = Allah’ın hepsini diriltip hesaba çekeceği gün, şimdi nasıl (Müslüman olduklarına dair) size yemin ediyorlarsa, o gün de aynı şekilde Allah’a yemin edeceklerdir. Yeminleriyle bir yere varacaklarını, bir şey elde edeceklerini sanmaktadırlar. İyi bilin ki onlar, ancak ve ancak yalancıdırlar.