Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Diyanet İşleri = De ki: “Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım.”

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve de ki: Rabbim, sana sığınırım Şeytanların vesveselerinden.

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Abdullah Parlıyan = Ve de ki: Ey Rabbim! Tüm şeytani vesvese ve kışkırtmalara karşı sana sığınıyorum.

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Adem Uğur = Ve de ki: Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım!

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Ahmed Hulusi = Ve de ki: "Rabbim! (bedenselliğe çeken) şeytanların vesveselerinden sana (hakikatimdeki koruyucu Esmâ'na) sığınırım. "

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Ahmet Tekin = 'Rabbim, şeytanların, şeytan tıynetli ahlâksız azgınların, şeytanî güçlerin kışkırtmalarından sana sığınırım' de.

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Ahmet Varol = De ki: 'Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım.

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Ali Bulaç = Ve de ki: "Rabbim, şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım."

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Ali Fikri Yavuz = De ki: “-Rabbim, Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım.

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Ali Ünal = Bir de şöyle dua et: “Rabbim, (bilhassa vazifemi yerine getirirken inkârcılarla olan münasebetlerimde ins ve cin) şeytanlarının kışkırtmalarından (ve birtakım duygularımı harekete geçirmelerinden) Sana sığınırım.

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Bayraktar Bayraklı = De ki: “Rabbim! Kötü insanların kışkırtmalarından sana sığınırım.”

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Bekir Sadak = De ki: «Rabbim! seytanlarin kiskirtmalarindan Sana siginirim.»

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Celal Yıldırım = De ki: «Rabbim ! Şeytanların vesvese ile dürtüşmelerinden sana sığınırım.

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Cemal Külünkoğlu = (97-98) De ki: “Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden (telkinlerinden) sana sığınırım! Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım!”

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Diyanet İşleri (eski) = De ki: 'Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından Sana sığınırım.'

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Diyanet Vakfi = 'Rabbim, şeytanların, şeytan tıynetli ahlâksız azgınların, şeytanî güçlerin kışkırtmalarından sana sığınırım' de.

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Edip Yüksel = Şeytandan Korunmak İçin

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ve de ki: sana sığınırım rabbım! O Şeytanların dürtüşmelerinden

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = De ki: “-Rabbim, Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım.

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ve de ki: Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım!

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Gültekin Onan = De ki: “Rabbim! Kötü insanların kışkırtmalarından sana sığınırım.”

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Harun Yıldırım = De ki: «Rabbim! seytanlarin kiskirtmalarindan Sana siginirim.»

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Hasan Basri Çantay = Ve de ki: «Rabbim, şeytanların dürtüşdürmelerinden (vesveselerinden) sana sığınırım».

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Hayrat Neşriyat = Ve de ki: 'Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım.'

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 İbni Kesir = Ve de ki: Rabbım, şeytanların kışkırtmalarından Sana sığınırım.

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Kadri Çelik = Ve de ki: “Rabbim! Şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım.”

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Muhammed Esed = Ve de ki: "Ey Rabbim! Tüm kötü dürtülerin kışkırtmalarına karşı Sana sığınıyorum!

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Mustafa İslamoğlu = De ki: “-Rabbim, Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım.

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve dedi ki: «Yarabbi! Ben sana şeytanların vesveselerinden sığınırım.»

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Ömer Öngüt = De ki: “Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım. ”

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Şaban Piriş = Ve de ki: -Rabbim, şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım!

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Sadık Türkmen = Ve de ki: “Ey Rabbim! Sana sığınırım, şeytanların kışkırtmalarından!

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Seyyid Kutub = De ki; «Ya Rabb'i, şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım.»

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Suat Yıldırım = (97-98) Sen de ki: "Ya Rabbî! Şeytanların vesveselerinden, onların yanımda bulunmalarından Sana sığınırım!"

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Süleyman Ateş = Ve de ki: "Rabbim, şeytânların dürtüklemelerinden sana sığınırım."

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Tefhim-ul Kuran = Ve de ki: «Rabbim, şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım.»

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Ümit Şimşek = De ki: 'Rabbim! Sana sığınırım şeytanların dürtülerinden.

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Ve de ki: "Rabbim, şeytanların dürtüklemelerinden sana sığınırım!"

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 İskender Ali Mihr = Ve “Şeytanların kışkırtmalarından (vesveselerinden) sana sığınırım.” de.

min hemezâti

  Mü’minûn / 97 -

 İlyas Yorulmaz = Deki “Rabbim! Şeytanların uydurdukları dedikodulardan sana sığınırım. ”

vesvese

  A’râf / 20 -

 Diyanet İşleri = Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbiniz size bu ağacı ancak, melek olmayasınız, ya da (cennette) ebedî kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı.”

vesvese

  A’râf / 20 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Şeytan, onlara gizli kalmış olan avret yerlerini belirtip göstermek için ikisini de vesveselendirdi ve bu ağacın meyvesini yerseniz mutlaka iki melek haline gelir, yahut da ebedî ömre kavuşursunuz, onun için Rabbiniz sizi nehyetti dedi.

vesvese

  A’râf / 20 -

 Abdullah Parlıyan = Derken şeytan harekete geçip, örtülmüş olan utanç yerlerini kendilerine göstermek için ikisine birden fısıldayarak: “Rabbiniz sizi bu ağaçtan ancak, melek olmanız veya burada ebedi olarak kalanlardan olmamanız için yasaklamıştır” dedi.

vesvese

  A’râf / 20 -

 Adem Uğur = Derken şeytan, birbirine kapalı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verdi ve: Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedî kalanlardan olursunuz diye yasakladı, dedi.

vesvese

  A’râf / 20 -

 Ahmed Hulusi = Derken şeytan, bedenselliklerini fark ettirmek için onlara vesvese verdi. . . Dedi ki: "Rabbinizin sizi şu ağaçtan (bedenselliğinizi yaşamaktan) yasaklamasının sebebi sizin iki melek olarak (kuvveler boyutunda) sonsuz yaşamamanız içindir!"

vesvese

  A’râf / 20 -

 Ahmet Tekin = Şeytan, Âdem ile eşini kıskanıp, onlara yasaklanan bitkinin mahsulünden yemeyi fısıldayarak câzip gösterdi. Karşılıklı olarak farkında olmadıkları, kendilerini ayıplatacak fiillerini akıllarına düşürmek ve edep yerlerini açtırmak istiyordu. Ve:'Yaratan, yaşama kabiliyeti, gücü ve varlıklara işleyiş düzeni veren koruyan kontrol eden Rabbiniz, size bu bitkiyi, bunu dillendirmeyi sırf gözde melekler olursunuz veya ebedî hayat ile yaşayanlar haline gelirsiniz, diye yasakladı' dedi.

vesvese

  A’râf / 20 -

 Ahmet Varol = Şeytan o ikisinin bedenlerinden gizlenmiş olan ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verdi ve: Rabbinizin sizi bu ağaçtan menetmesi sırf melek yahut sonsuz hayat süreceklerden olmamanız içindir dedi.

vesvese

  A’râf / 20 -

 Ali Bulaç = Şeytan, kendilerinden 'örtülüp gizlenen çirkin yerlerini' açığa çıkarmak için onlara vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması, yalnızca, sizin iki melek olmamanız veya ebedi yaşayanlardan kılınmamanız içindir."

vesvese

  A’râf / 20 -

 Ali Fikri Yavuz = Nihayet Şeytan, onların örtülü avret yerleri kendilerine açılmak için, onlara vesvese verip şöyle dedi: “-Rabbiniz size bu ağacı, iki melek olacağınız, yahut devamlı (cennette) kalıcılardan bulunacağınız için yasak etti.”

vesvese

  A’râf / 20 -

 Ali Ünal = Derken şeytan, gözlerinden gizlenmiş olan edep yerlerini açığa çıkarmak ve fıtratlarında yer alıp da o ana kadar farkında olmadıkları her türlü nefsanî arzuyu harekete geçirmek için her ikisine de fısıldadı ve şu telkinde bulundu: “Rabbiniz bu ağacı size başka bir sebeple değil, ancak burada sonsuz saltanat sahibi iki melik olmayasınız veya sonsuzca hayat sürenlerden olmayasınız diye yasakladı.”