Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Diyanet İşleri = Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy. Şehirlere de toplayıcı adamlar gönder."

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ona ve kardeşine bir zaman mühlet ver dediler ve şehirlere, büyücüleri toplayıp getirecek adamlar yolla da.

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Abdullah Parlıyan = “O'nu ve kardeşini bir süre alıkoy” dediler. “Bu arada şehirlere haberciler gönder.

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Adem Uğur = Dediler ki: Onu ve kardeşini eğle ve şehirlere toplayıcı görevliler gönder;

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Ahmed Hulusi = Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy. . . Şehirlere de haberciler yolla. . . "

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Ahmet Tekin = Onlar:'Onu kardeşiyle beraber burada eğle. Şehirlere sihirbazları toplamaya adamlar gönder.' dediler.

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Ahmet Varol = Dediler ki: 'Onu ve kardeşini şimdilik beklet. Sonra şehirlere toplayıcılar gönder.

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Ali Bulaç = Dediler ki: "Bunu ve kardeşini oyala, şehirlere de toplayıcılar gönder,"

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Ali Fikri Yavuz = Dediler ki: “- Onu ve kardeşini tut eğle; şehirlere de toplayıcılar yolla.

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Ali Ünal = (Meseleyi aralarında görüşen heyet, Fi ravun’a şu mütalâada bulundu:) “Onu ve kardeşini bir süre burada alıkoy ve bu arada bütün şehirlere ulaklar sal.

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Bayraktar Bayraklı = (36-38) İleri gelenler dediler ki, “Onu ve kardeşini alıkoy! Şehirlere haberciler sal! Bütün usta büyücüleri çağırsınlar.” Büyücüler, belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildi.

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Bekir Sadak = (36-37) «Onu ve kardesini alikoy, sehirlere, sana butun bilgin sihirbazlari getirecek toplayicilar gonder» dediler.

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Celal Yıldırım = Onlar, «bununla kardeşini gözaltında tut ve (sonra da) şehirlere toplayıcılar gönder de,

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Cemal Külünkoğlu = (36-37) (Onlar da:) “Onu ve kardeşini bir süre alıkoy, bu arada, şehirlere haberciler gönder. Sana bütün usta sihirbazları getirsinler” dediler.

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Diyanet İşleri (eski) = (36-37) 'Onu ve kardeşini alıkoy, şehirlere, sana bütün bilgin sihirbazları getirecek toplayıcılar gönder' dediler.

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Diyanet Vakfi = Dediler ki: Onu ve kardeşini eğle ve şehirlere toplayıcı görevliler gönder;

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Edip Yüksel = Dediler ki, 'Onu ve kardeşini alıkoy ve kentlere toplayıcılar gönder de,'

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Bunu ve kardeşini dediler; eğle, şehirlere de derleyiciler yolla

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Dediler ki: «Bunu ve kardeşini alıkoy! Şehirlere de toplayıcılar gönder;

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Dediler ki: «Bunu ve kardeşini eğle, şehirlere de toplayıcılar gönder.»

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Gültekin Onan = Dediler ki: "Bunu ve kardeşini oyala, şehirlere de toplayıcılar gönder."

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Harun Yıldırım = Dediler ki: Onu ve kardeşini eğle ve şehirlere toplayıcı görevliler gönder;

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Hasan Basri Çantay = «Bunu ve kardeşini, dediler, gecikdir (eğle), şehirlere toplayıcılar yolla da»,

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Hayrat Neşriyat = 'Bütün bilgili mâhir sihirbazları sana getirsinler.'

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 İbni Kesir = Dediler ki: Onu ve kardeşini alıkoy. Şehirlere toplayıcılar gönder.

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Kadri Çelik = Dediler ki: “Bunu ve kardeşini ertele, şehirlere de toplayıcılar gönder.”

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Muhammed Esed = "Onu ve kardeşini bir süre alıkoy" dediler, "bu arada, şehirlere haberciler gönder,

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Mustafa İslamoğlu = (Danışmanlar) dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy; bir yandan da bütün kentlere (büyücü) toplamaları için haber sal;

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Dediler ki: «Onu ve kardeşini alıkoy. Şehirlere toplayıcılar yolla.»

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Ömer Öngüt = Dediler ki: “Onu ve kardeşini alıkoy ve şehirlere toplayıcılar gönder. ”

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Şaban Piriş = -Onu ve kardeşini alıkoy. Şehirlere de toplayıcılar gönder, dediler.

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Sadık Türkmen = Dediler ki: “Onu ve kardeşini beklet, kentlere toplayıcılar gönder.

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Seyyid Kutub = Dediler ki; «Onu kardeşi ile birlikte oyala ve adam toplayacak elçilerini bütün kentlere gönder.

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Suat Yıldırım = (36-37) "Bunu ve kardeşini biraz burada beklet, bütün şehirlere haber gönder, sonra ne kadar usta sihirbaz varsa alıp gelsinler!" dediler.

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Süleyman Ateş = Dediler ki: "Onu ve kardeşini eğle, kentlere toplayıcılar gönder."

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Tefhim-ul Kuran = Dediler ki: «Bunu ve kardeşini oyala, şehirlere de toplayıcılar gönder,»

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Ümit Şimşek = 'Onu ve kardeşini alıkoy,' dediler. 'Şehirlere de tellâllar çıkar.

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Dediler: "Onu kardeşiyle birlikte alıkoy ve kentlere toplayıcılar gönder,

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 İskender Ali Mihr = “Onu ve kardeşini beklet. Ve şehirlere toplayıcılar gönder!” dediler.

veb’as

  Şu’arâ / 36 -

 İlyas Yorulmaz = Seçkinler Firavun’a “Onu ve kardeşini tut. Tüm şehirlerdeki sihirbazlar toplansınlar”

veb’as (ve ib’as)

  Bakara / 129 -

 Diyanet İşleri = “Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara âyetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın. Şüphesiz, sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.”

veb’as (ve ib’as)

  Bakara / 129 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Rabbimiz, onların içinden bir peygamber gönder de onlara, senin âyetlerini okusun, kitabı, hikmeti öğretsin, onları tertemiz bir hale getirsin. Şüphe yok ki sen, yücelik, hüküm ve hikmet sahibisin.

veb’as (ve ib’as)

  Bakara / 129 -

 Abdullah Parlıyan = Ey Rabbimiz! Soyumuzdan, onlara senin mesajlarını okuyacak, kitabı ve onun hayata nasıl hakim kılınabileceğini öğretecek ve onları arındırıp tertemiz kılacak bir elçi gönder. Her zaman üstün gelen, herşeyi yerli yerince yapan sensin sen.”

veb’as (ve ib’as)

  Bakara / 129 -

 Adem Uğur = Ey Rabbimiz! Onlara, içlerinden senin âyetlerini kendilerine okuyacak, onlara kitap ve hikmeti öğretecek, onları temizleyecek bir peygamber gönder. Çünkü üstün gelen, her şeyi yerli yerince yapan yalnız sensin.

veb’as (ve ib’as)

  Bakara / 129 -

 Ahmed Hulusi = "Rabbimiz, onların içinde senin âyetlerini (âlemlerinde Esmâ'nın açığa çıkışını) onlara öğretip okutan, onlara Bilgiyi ve açığa çıkış sistemini (hikmeti) öğreten, onları arındıran Rasûl bâ's et (insanlara Hakikati bildiren Esmâ'nın açığa çıkmış sûretini oluştur). " Kesinlikle sen Aziyz Hakiym'sin.

veb’as (ve ib’as)

  Bakara / 129 -

 Ahmet Tekin = 'Ey Rabbimiz, onlardan, onların içinde özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere rasuller, peygamberler görevlendir. Onlara, Senin âyetlerini okusunlar. Okuma-yazmayı, kitaplarına vukufu, kitaplarını, Kur’ân’ı, ilmi, hikmeti, sağlıklı ve ahlâklı yaşama bilgisini, sünnetlerini öğretsinler. Onları pisliklerden arındırıp, vicdanlarını tertemiz yapsınlar. Sen, sadece Sen, kudretli, hikmet sahibi ve hükümransın.' diye yalvardılar.

veb’as (ve ib’as)

  Bakara / 129 -

 Ahmet Varol = 'Ey Rabbimiz! Onların içinden kendilerine senin ayetlerini okuyacak, onlara Kitab'ı ve hikmeti öğretecek ve onları arındıracak bir peygamber gönder. Şüphesiz sen pek yüce ve hikmet sahibisin.'

veb’as (ve ib’as)

  Bakara / 129 -

 Ali Bulaç = "Rabbimiz, içlerinden onlara bir elçi gönder, onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları arındırsın. Şüphesiz, Sen güçlü ve üstün olansın, hüküm ve hikmet sahibisin."

veb’as (ve ib’as)

  Bakara / 129 -

 Ali Fikri Yavuz = Ey Rabbimiz, soyumuzdan gelen müslüman ümmet içinden bir peygamber gönder ki, onlara (Kur’an) âyetlerini okusun, kitabı (Kur’an’ı) ve hükümlerini öğretsin, onları günahlardan temizlesin. Muhakkak ki sen azîz olan Hakîmsin (her şeye üstün gelen hikmet sahibisin).”

veb’as (ve ib’as)

  Bakara / 129 -

 Ali Ünal = “Rabbimiz, o ümmet içinde bizzat kendilerinden (onların dilini konuşup, hallerini anlayan) bir rasûl çıkar ki, onlara Sen’in (kendisine vahyedeceğin âyetlerini ve kâinatta Sen’i gösteren apaçık delilleri) okusun ve açıklasın; onlara (Sen’in kendisine göndereceğin) Kitabı ve hikmeti (o Kitabı anlama ve tatbik etme yoluyla, ondaki emir ve yasakların manâ ve maksadını, ayrıca eşya ve hadiselerin anlamını) öğretsin ve (zihinlerini yanlış inanç ve kabullerden, kalblerini günahtan, hayatlarını her türlü kirden temizleyerek) onları arındırsın. Şüphesiz Sen, Azîz (mutlak izzet ve ululuk sahibi, her işte üstün ve mutlak galip), Hakîm (her hüküm ve işinde pek çok hikmetler bulunan)sın Sen.”