Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
ve yumîtu
Diyanet İşleri = O, diriltendir, öldürendir. Gece ile gündüzün birbirini takib etmesi de O’na aittir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?
ve yumîtu
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve o, bir mâbuttur ki diriltir ve öldürür ve geceyle gündüzün uzanıp kısalması da onun tedbîriyledir, akıl etmez misiniz?
ve yumîtu
Abdullah Parlıyan = O ki, hayat veren ve ölüme hükmedendir. Geceyle gündüzün değişip durması, O'nun buyruğuyladır. Öyleyse artık aklınızı kullanmayacak mısınız?
ve yumîtu
Adem Uğur = Ve O, yaşatan ve öldürendir; gecenin ve gündüzün değişmesi O'nun eseridir. Hâla aklınızı kullanmaz mısınız!
ve yumîtu
Ahmed Hulusi = "HÛ"dur dirilten ve öldüren. . . Gece ve gündüzün dönüşümü O'nun içindir. . . Hâlâ aklınız ermiyor mu?
ve yumîtu
Ahmet Tekin = O, hayat veren, yaşatan, eceller gelince ölümü gerçekleştirendir. Gecenin ve gündüzün değişmesi, O’nun eseridir. Hâlâ eşyanın hakikatini kâinatın yaratılışındaki nihai sebebi kavrayıp, aklınızı başınıza almayacak mısınız?
ve yumîtu
Ahmet Varol = Dirilten ve öldüren O'dur. Gece ve gündüzün değişmesi O'nun (eseri)dir. Akıl etmiyor musunuz?
ve yumîtu
Ali Bulaç = O, yaşatan ve öldürendir; gece ile gündüzün aykırılığı (veya ardarda gelişi) da O'nun (kanunu)dur. Yine de aklınızı kullanmayacak mısınız?
ve yumîtu
Ali Fikri Yavuz = Öldükten sonra dirilten O, dünyada öldüren O. Gece ile gündüzün birbiri ardınca değişmesi (karanlık ve aydınlık farkları) hep O’na aittir. (Bunlarda başkasının tasarrufu olamaz). Artık akıllanmıyacak mısınız?
ve yumîtu
Ali Ünal = Hayata mazhar eden ve ölümü de veren yine O’dur. Gece ile gündüzün uzayıp kısalarak birbiri peşisıra gelmesi de O’na ait icraatlardandır. Biraz olsun düşünüp akletmeyecek misiniz?
ve yumîtu
Bayraktar Bayraklı = Dirilten de, öldüren de O'dur. Gece ile gündüzün birbiri ardından gelmesi de O'nun eseridir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?
ve yumîtu
Bekir Sadak = Dirilten de, olduren de O'dur. Gece ile gunduzun birbiri ardindan gitmesi de O'nun emrine baglidir. Dusunmez misiniz?
ve yumîtu
Celal Yıldırım = O ki diriltir ve öldürür; gece ile gündüzün değişip durması, O'nun (koyduğu şaşmayan kanunlar) iledir. Artık aklınızı kullanmaz mısınız?
ve yumîtu
Cemal Külünkoğlu = O, yşatandır, öldürendir. Gece ile gündüzün birbirini takip etmesi de O'na aittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?
ve yumîtu
Diyanet İşleri (eski) = Dirilten de, öldüren de O'dur. Gece ile gündüzün birbiri ardından gitmesi de O'nun emrine bağlıdır. Düşünmez misiniz?
ve yumîtu
Diyanet Vakfi = Ve O, yaşatan ve öldürendir; gecenin ve gündüzün değişmesi O'nun eseridir. Hâla aklınızı kullanmaz mısınız!
ve yumîtu
Edip Yüksel = O'dur yaşatan ve öldüren; gecenin ve gündüzün değişmesi O'na bağlı. Aklınızı kullanmaz mısınız?
ve yumîtu
Elmalılı Hamdi Yazır = Ve o öldüren ve dirilten o, gece ve gündüzün ıhtilâfı da hep onun için, artık akıllanmıyacak mısınız
ve yumîtu
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Hayat veren ve öldüren O'dur; gece ile gündüzün değişmesi de O'nun eseridir. Artık akıllanmayacak mısınız?
ve yumîtu
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ve O, yaşatan ve öldürendir; gecenin ve gündüzün değişmesi O'nun eseridir. Hâlâ aklınızı kullanmaz mısınız?
ve yumîtu
Gültekin Onan = O, yaşatan ve öldürendir; gece ile gündüzün aykırılığı (veya ardarda gelişi) da O'nun (kanunu)dur. Yine de akletmeyecek misiniz ?
ve yumîtu
Harun Yıldırım = Ve O, yaşatan ve öldürendir; gecenin ve gündüzün değişmesi O'nun eseridir. Hâla aklınızı kullanmaz mısınız!
ve yumîtu
Hasan Basri Çantay = O, hem dirilten, hem öldürendir. Gece ile gündüzün ihtilâfı da Onun (eseri) dir. Haalâ aklınızı kullanmayacak mısınız?
ve yumîtu
Hayrat Neşriyat = Ve yine O, hayâtı veren ve öldürendir; gece ile gündüzün ihtilâfı (ard arda gelmesi) de ancak O’na âiddir. Hiç akıl erdirmez misiniz?
ve yumîtu
İbni Kesir = Dirilten de, öldüren de O'dur. Geceyle gündüzün birbiri ardı sıra gelmesi de O'nun emrine bağlıdır. Hala düşünmez misiniz?
ve yumîtu
Kadri Çelik = O, yaşatan ve öldürendir; gece ile gündüzün birbiri ardından gitmesi de O'na aittir. Yine de aklınızı kullanmayacak mısınız?
ve yumîtu
Muhammed Esed = Hayatı bağışlayan ve ölüme hükmeden O'dur; geceyle gündüzün birbirini kovalaması O'nun buyruğuyladır. Öyleyse, artık aklınızı kullanmayacak mısınız?
ve yumîtu
Mustafa İslamoğlu = Yine O hayat verir ve ölümü takdir eder; gece ve gündüzün birbirinin yerine geçmesi de O'nun eseridir: peki, hala akletmeyecek misiniz?
ve yumîtu
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve O, o (Hâlık-i Azîm)dir ki, diriltir ve öldürür ve gecenin ve gündüzün ihtilâfı da O'nundur. (dilemesiyledir.) Hâlâ âkilâne düşünmez misiniz?
ve yumîtu
Ömer Öngüt = Dirilten de O'dur, öldüren de O'dur. Gecenin ve gündüzün değişmesi O'nun eseridir. Hâlâ aklınızı kullanmaz mısınız?
ve yumîtu
Şaban Piriş = Dirilten de öldüren de O’dur. Gece ve gündüzün ardarda gelmesi de O’na bağlıdır. Hala, aklınızı kullanmıyor musunuz?
ve yumîtu
Sadık Türkmen = O’dur hayat veren ve öldüren! Gece ile gündüzün değişmesi de, O’na aittir/O’nun tabiat kanunudur. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?
ve yumîtu
Seyyid Kutub = Sizi yaratan ve öldüren O'dur. Gecenin ve gündüzün birbirini izlemesi O'nun uygulamasıdır. Hiç düşünmeyecek misiniz?
ve yumîtu
Suat Yıldırım = Hayatı veren de, öldüren de O’dur. Gece ile gündüzü peş peşe getiren de O’dur. Öyleyse hâlâ aklınızı başınıza alıp bunları bir düşünmez misiniz?
ve yumîtu
Süleyman Ateş = O'dur ki yaşatıyor, öldürüyor. Gecenin ve gündüzün değişmesi O'nun (eseri)dir. Aklınızı kullanmıyor musunuz?
ve yumîtu
Tefhim-ul Kuran = O, yaşatan ve öldürendir; gece ile gündüzün aykırılığı (veya ardarda gelişi) da O'nun (kanunu) dur. Yine de aklınızı kullanmayacak mısınız?
ve yumîtu
Ümit Şimşek = Dirilten de, öldüren de Odur. Gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişi de Onun eseridir. Hiç akıl etmiyor musunuz?
ve yumîtu
Yaşar Nuri Öztürk = O hayat veriyor, O öldürüyor. Gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişi O'nun için. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?
ve yumîtu
İskender Ali Mihr = Ve hayat veren ve öldüren, O’dur. Ve gece ve gündüzün ihtilâfı (karşılıklı dönüşümü), O’na aittir (O’nun hükmüdür). Hâlâ akıl etmez misiniz?
ve yumîtu
İlyas Yorulmaz = Yaratan ve öldüren O dur. Geceyi ve gündüzü farklı yapmakta O na aittir. Aklınızı kullanmıyor musunuz?
ve yumîtu
Diyanet İşleri = (Ey Muhammed!) De ki: “Ey insanlar! Şüphesiz ben, yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah’ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, diriltir ve öldürür. O hâlde, Allah’a ve O’nun sözlerine inanan Resûlüne, o ümmî peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız.”
ve yumîtu
Abdulbaki Gölpınarlı = De ki: Ey insanlar, şüphe yok ki ben, Allah tarafından sizin hepinize gönderilmiş olan peygamberim; o, öyle bir Allah'tır ki göklerin saltanat ve tasarrufu da onundur, yeryüzünün de. Ondan başka yoktur tapacak, odur dirilten ve öldüren. Artık Allah'a ve Allah'ın sözlerine inanın ve şerîat sâhibi Ümmî Peygamberine inanın ve uyun ona da doğru yolu bulun.
ve yumîtu
Abdullah Parlıyan = De ki: “Ey insanlar! Şüphesiz ben, Allah'ın hepinize gönderdiği bir elçiyim. O Allah ki, göklerin ve yerin egemenliği O'na aittir. O'ndan başka gerçek ilah yoktur, hayatı ve ölümü bahşeden O'dur. Öyleyse gelin, Allah'a ve O'nun okuması yazması olmayan elçisine inanın ki, O elçi de Allah'a ve O'nun sözlerine iman etmektedir. O'na uyun ki, doğru yolu bulasınız.”
ve yumîtu
Adem Uğur = De ki: Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize, göklerin ve yerin sahibi olan Allah'ın elçisiyim. Ondan başka tanrı yoktur, O diriltir ve öldürür. Öyle ise Allah'a ve ümmî Peygamber olan Resûlüne -ki o, Allah'a ve onun sözlerine inanır- iman edin ve O'na uyun ki doğru yolu bulasınız.
ve yumîtu
Ahmed Hulusi = De ki: "Ey insanlar. . . Kesinlikle ben hepinize gelmiş Allâh Rasûlü'yüm. . . Semâların ve arzın mülkü "HÛ"nundur! İlâh yoktur sadece "HÛ"! Diriltir, öldürür! Bu yüzden iman edin, Esmâ'sıyla nefsinizin dahi hakikati olan Allâh'a ve Ümmî Nebi olan O Rasûl'e ki O, Esmâ'sıyla nefsinin dahi hakikati olan Allâh'a ve O'nun bildirdiklerine iman eder. O'na tâbi olun ki hakikate erdirilesiniz. "
ve yumîtu
Ahmet Tekin = 'Ey insanlar, ben sizin hepinize, göklerin ve yerin mülkü ve hâkimiyetine sahip olan Allah’ın emirlerini tebliğ ile görevlendirdiği, ilâhî hükümleri icraya, ülkeyi imara, dünya düzenini kurmaya, sağlamaya memur tek yetkili Rasûlüyüm. Hak ilâh yalnızca O’dur. O hayat verir, yaşatır, eceller gelince de ölümü gerçekleştirir. O halde, Allah’a; Allah’ın kelâmına, kitaplarına âyetlerine, mûcizelerine, emirlerine, hükümlerine iman eden ümmî Rasûlüne, Mekke’li, aslı nesli belli, öğrenim görmeyen, idraklerin ötesini kavrayabilen bütün insanlığın peygamberine iman edin. Ona, onun sünnetine tâbi olun ki, hak yolu tercih etmiş, İslâm’da sebat etmiş olasınız.' diye ilan et.
ve yumîtu
Ahmet Varol = De ki: 'Ey insanlar! Ben, göklerin ve yerin mülkiyeti kendisine ait olan, kendisinden başka ilah olmayan, öldüren ve dirilten Allah tarafından sizin tümünüze gönderilmiş bir peygamberim. Allah'a ve O'nun, Allah'a ve sözlerine iman eden, okuma yazma bilmeyen nebi peygamberine iman edin ve ona uyun; olur ki doğru yola erersiniz.
ve yumîtu
Ali Bulaç = De ki: "Ey insanlar, ben Allah'ın sizin hepinize gönderdiği bir elçisi (peygamberi)yim. Ki göklerin ve yerin mülkü yalnız O'nundur. O'ndan başka ilah yoktur, O diriltir ve öldürür. Öyleyse Allah'a ve ümmi peygamber olan elçisine iman edin. O da Allah'a ve O'nun sözlerine inanmaktadır. Ona iman edin ki hidayete ermiş olursunuz.
ve yumîtu
Ali Fikri Yavuz = (Rasûlüm) de ki: “- Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize gelen, Allah’ın Peygamberiyim. O Allah ki, yer ve göklerin tasarrufu O’nundur. Ondan başka hiç bir ilâh yoktur, öldürür ve diriltir. Onun için hem Allah’a, hem de bütün kelimelerine iman getiren o ümmî Peygambere, Rasûlüne iman edin; ve o peygambere uyun ki, doğru yolu bulasınız.
ve yumîtu
Ali Ünal = (Ey Rasûlüm! Bütün insanlara) ilân et! “Ey insanlar! Şurası bir gerçek ki ben, hepinize Allah’ın elçisiyim; ki O Allah içindir göklerin ve yerin sahipliği ve mutlak hakimiyeti. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur; hayatı veren O’dur, ölümü de O verir. Şu halde siz de, Allah’a ve O’nun bütün kelimelerine (gönderdiği bütün Kitaplara, bütün hükümlerine, bütün icraatına) iman eden o ümmî Nebî Elçisi’ne iman edin ve O’na tâbi olun ki, böylece doğru yolu bulup, onu takip ediyor olasınız.”