Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
ve yercûne
Diyanet İşleri = Onların yalvardıkları bu varlıklar, “hangimiz daha yakın olacağız” diye Rablerine vesile ararlar. O’nun rahmetini umarlar, azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı gerçekten korkunçtur.
ve yercûne
Abdulbaki Gölpınarlı = Onların taptıkları, öyle varlıklar ki bizzat kendileri de hangisi daha yakın acaba diye Rablerine ulaşmak için bir vesile arayıp durmadalar, onun rahmetini ummadalar ve azâbından korkmadalar. Şüphe yok ki Rabbinin azâbı, çekinip kaçınmaya değer bir azaptır.
ve yercûne
Abdullah Parlıyan = Onların taptıkları, yalvarıp yakardıkları varlıklar da, onların Allah'a en yakın olanları da, yani melekler, peygamberler, azizler ve benzeri tanrılaştırılan varlıklar Rablerine yaklaşmak için bir yol ararlar, O'nun rahmetini umarlar, O'nun azabından korkarlar. Çünkü O'nun azabı, cidden çekinip kaçınmaya değer bir azaptır.
ve yercûne
Adem Uğur = Onların yalvardıkları bu varlıklar Rablerine -hangisi daha yakın olacak diye- vesile ararlar; O'nun rahmetini umarlar ve azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı, sakınılacak bir azaptır.
ve yercûne
Ahmed Hulusi = Onların dua ettikleri (şeyler), Rablerine yakınlaşmak için vesile ararlar. O'nun rahmetini umarlar ve O'nun azabından korkarlar! Muhakkak ki senin Rabbinin azabı, sakınılması gerekendir!
ve yercûne
Ahmet Tekin = Onların taptıkları, yalvardıkları bu varlıklar, Rablerine yakın olmaya vesile olacak her yola başvuranlar, her türlü hayrı ve ibadeti yapanlar, ihtiyaçlarını Rablerine arzedenler, onun rahmetini, merhametini umanlardır, azâbından korkanlardır. Rabbinin azâbı korunulması, endişe edilmesi gereken bir azaptır.
ve yercûne
Ahmet Varol = Onların çağırdıkları (taptıkları) da, hangileri daha yakındır diye Rabblerine vesile arar, O'nun rahmetini umar ve azabından korkarlar. Gerçekten Rabbinin azabı korkunçtur.
ve yercûne
Ali Bulaç = Onların taptıkları da, -hangisi daha yakındır diye- Rablerine (yaklaşmak için) bir vesile arıyorlar. O'nun rahmetini umuyorlar ve azabından korkuyorlar. Şüphesiz senin Rabbinin azabı korkunçtur.
ve yercûne
Ali Fikri Yavuz = (Müşriklerin ilâh diye tapındıkları) bunlar (Melekler), içlerinden hangileri hayır (İbadet) yapmakla (Allah’a) yakın olacak kaygısı ile Rablerine vesile (derece yakınlığı) ararlar; rahmetini umarlar ve O’ndan korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı korkunçtur.
ve yercûne
Ali Ünal = Ilâh yerine koyarak kendilerine yalvarıp yakardıkları o kimseler, “Ne yapsam da O’na daha yakın olabilsem!” diye Rabbilerine yaklaşmak için vesile arar, O’nun rahmetinin beklentisi içinde yaşar ve O’nun azabından korkarlar. Rabbinin azabı, gerçekten kaçınılması gereken korkunç bir azaptır.
ve yercûne
Bayraktar Bayraklı = İşte, bunların yalvardıklarının kendileri, Rabblerine nasıl daha yakın olacaklarının yolunu ararlar; O'nun rahmetini umar ve azabından korkarlar. Doğrusu, Rabbinin azabı çekinmeye değer.
ve yercûne
Bekir Sadak = Taptiklari putlar Rablerine daha yakin olmak icin vesile ararlar. O'nun rahmetini umar, azabindan korkarlar. Zira Rabbinin azabi korkmaga deger.
ve yercûne
Celal Yıldırım = İşte onların yalvarıp durduklarından Rablerine hangisi daha yakınsa, onunla (yaklaşmak için) vesîle ararlar; onun rahmetini umarlar, azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı korkulup sakınılmaya elverir.
ve yercûne
Cemal Külünkoğlu = Onların yalvardıkları (Mesih ve Üzeyir gibi azizleştirilmiş) ne varsa hepsi, “hangimiz daha yakın olacağız” diye Rablerine vesile ararlar; O'nun rahmetini umarlar, azabından korkarlar. Çünkü onun azabı gerçekten sakınılması gereken korkunç bir şeydir!
ve yercûne
Diyanet İşleri (eski) = Taptıkları putlar Rablerine daha yakın olmak için vesile ararlar. O'nun rahmetini umar, azabından korkarlar. Zira Rabbinin azabı korkmağa değer.
ve yercûne
Diyanet Vakfi = Onların yalvardıkları bu varlıklar Rablerine -hangisi daha yakın olacak diye- vesile ararlar; O'nun rahmetini umarlar ve azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı, sakınılacak bir azaptır.
ve yercûne
Edip Yüksel = Onların çağırdıkları kişiler bile Rab'lerine yaklaşmak için yol ararlar. O'nun rahmetini umar, cezasından korkarlar. Rabbinin cezası sakınılacak bir şeydir
ve yercûne
Elmalılı Hamdi Yazır = Onların yalvarıp durdukları, rablarına hangisi daha yakın diye vesîle ararlar ve rahmetini umarlar azâbından korkarlar, çünkü rabbının azâbı korkunç bulunuyor
ve yercûne
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Onların yalvarıp durdukları, Rablerine hangisi daha yakın diye vesile ararlar ve rahmetini umarlar, azabından korkarlar; çünkü Rabbinin azabı korkunçtur.
ve yercûne
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Onların yalvardıkları da, Rablerine daha yakın olmak için vesile ararlar. Ve O'nun merhametini umarlar, azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı korkunçtur.
ve yercûne
Gültekin Onan = Onların taptıkları da, -hangisi daha yakındır diye- rablerine (yaklaşmak için) bir vesile arıyorlar. O'nun rahmetini umuyorlar ve azabından korkuyorlar. Şüphesiz senin rabbinin azabı korkunçtur.
ve yercûne
Harun Yıldırım = Onların yalvardıkları bu varlıklar Rablerine hangisi daha yakın olacak diye vesile ararlar; O'nun rahmetini umarlar ve azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı, sakınılacak bir azaptır.
ve yercûne
Hasan Basri Çantay = Onların tapdıkları da — hangisi Rablerine daha yakın (olacak) diye — (bizzat) vesîle arıyorlar, Onun rahmetini umuyorlar, Onun azabından korkuyorlar Çünkü Rabbinin azabı korkuncdur.
ve yercûne
Hayrat Neşriyat = Onların (ilâh diye) yalvarıp durdukları şeyler, Rablerine hangisi daha yakın olacak diye vesîle ararlar; O’nun rahmetini umarlar ve azâbından korkarlar. Çünki Rabbinin azâbı (pek) korkunçtur.
ve yercûne
İbni Kesir = Onlar, Rabblarına vesile arayarak daha yakın olmak için bunlara taparlar. O'nun rahmetini umarlar, azabından korkarlar. Zira Rabbının azabı, sakınılmaya değerdir.
ve yercûne
Kadri Çelik = Onların yalvarıp durdukları da, hangisi (Allah'a) daha yakındır diye Rablerine bir vesile ararlar. O'nun rahmetini umar ve azabından korkarlar. Şüphesiz senin Rabbinin azabı sakınılmaya değerdir.
ve yercûne
Muhammed Esed = Aslında, onların bu yalvarıp yakardıkları (ve böylece azizleştirdikleri, tanrılaştırdıkları şahsiyetlerin) kendileri -içlerinden O'na en yakın olanları (bile)- Rablerinin yakınlığını kazanmaya çalışırlar(dı); hem de, O'nun rahmetini umup azabından korkarak: çünkü onun azabı gerçekten sakınılması gereken bir şeydir!
ve yercûne
Mustafa İslamoğlu = Kaldı ki, onların kendilerine yalvarıp yakardıkları kimseler var ya; -(Allah'a) en yakın sandıkları hangileriyse- işte onlar bile Rablerine yakın olmak için var güçleriyle çaba gösterirler ve O'nun rahmetini dilenip cezasından da korkarlar: çünkü senin Rabbinin azabı, her daim kaçınılması gereken bir ceza olmuştur.
ve yercûne
Ömer Nasuhi Bilmen = O kendilerine taptıkları da Rablerine hangisi daha yakın olsun diye vesile ararlar ve onun rahmetini umarlar ve onun azabından korkarlar. Şüphe yok ki, Rabbinin azabı hazer edilmeğe pek layıktır.
ve yercûne
Ömer Öngüt = Onların çağırdıkları da, Rablerine hangisi daha yakın olacak diye vesile ararlar. O'nun rahmetini umarlar, azabından korkarlar. Zira Rabbinin azabı (korkunçtur), sakınılacak bir azaptır.
ve yercûne
Şaban Piriş = Onların dua ettikleri de Rablerine daha yakın olmak için vesile ararlar. O’nun rahmetini dilerler, azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı korkunçtur.
ve yercûne
Sadık Türkmen = Aslında onların yalvarıp yakardıkları o kimselerin, kendileri bile hatta içlerinden O’na çok yakın olanlar da dahil, Rablerine varmak/yakınlaşmak için bir vesile/ibadet ararlar! O’nun rahmetini umarlar, O’nun azabından korkarlar. Çünkü, Rabbinin azabı pek çetindir!
ve yercûne
Seyyid Kutub = İmdada çağrılan bu ilahların Allah'a en yakın olanları dahil olmak üzere hepsi Allah'a yaklaşmanın yolunu ararlar. O'nun rahmetini diler ve azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı korkunçtur.
ve yercûne
Suat Yıldırım = Onların tanrılaştırıp yalvardıkları kimseler, "Ne yaparsam O’na daha yakın olabilirim?" diye Rab’lerine vesile ararlar. O’nun rahmetini arar, azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı gerçekten korkunçtur.
ve yercûne
Süleyman Ateş = O yalvardıkları da, onların (Allah'a) en yakın olan(lar)ı da Rablerine yaklaşmak için vesile ararlar; O'nun merhametini umarlar, azâbından korkarlar. Çünkü Rabbinin azâbı, cidden korkunçtur.
ve yercûne
Tefhim-ul Kuran = Onların taptıkları da, -hangisi daha yakındır diye- Rablerine (yaklaşmak için) bir vesile arıyorlar. O'nun rahmetini umuyorlar ve azabından korkuyorlar. Şüphesiz senin Rabbinin azabı korkunçtur.
ve yercûne
Ümit Şimşek = Onların dua ettikleri de, hangisi Ona daha yakın olacak diye, Rablerine ulaşmak için vesile ararlar; Onun rahmetini umar ve azabından korkarlar. Rabbinin azabı ise, gerçekten de sakınılacak bir azaptır.
ve yercûne
Yaşar Nuri Öztürk = O yakarıp durduklarının kendileri, en çok yakınlık kazanmışları da dahil, Rablerine varmaya vesîle ararlar; O'nun rahmetini umarlar, O'nun azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı gerçekten korkulasıdır.
ve yercûne
İskender Ali Mihr = İşte o çağırdıkları (da), kendi Rab’lerine “onların hangisi daha yakındır” diye (O’na en yakın) vesileyi ararlar ve O’nun rahmetini ümit ederler, O’nun azabından korkarlar. Muhakkak ki Rabbinin azabı, hazer edilendir (korkulandır).
ve yercûne
İlyas Yorulmaz = Onların yardıma çağırdığı kimseler, Rablerinin rızasını istemek için vesile ararlar. Şimdi söyleyin, onlardan hangisi Allah dan korkarak, onun rahmetini ummaya daha yakındır. Rabbinin azabı, sakınılması gerekli olan bir cezadır.
ve yercû
Diyanet İşleri = (Böyle bir kimse mi Allah katında makbuldür,) yoksa gece vakitlerinde, secde hâlinde ve ayakta, ahiretten korkarak ve Rabbinin rahmetini umarak itaat ve kulluk eden mi? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.
ve yercû
Abdulbaki Gölpınarlı = Hiç o, âhiretten sakınarak ve Rabbinin rahmetini umarak geceleri secde eden, kıyamda bulunan ve böylece itâat ve ibâdet eden kişiye benzer mi? De ki: Eşit olur mu bilenlerle bilmeyenler? Bunu ancak aklı başında olanlar düşünür, bundan ancak onlar öğüt alır.
ve yercû
Abdullah Parlıyan = Yoksa o, geceleyin secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, ahiretten korkan ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse gibi midir? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Ancak sağlam akıl sahipleri öğüt ve ibret alırlar.
ve yercû
Adem Uğur = Yoksa gece saatlerini secde ederek ve kıyama durarak, itaatle geçiren, ahiretten çekinip, Rabb’inin rahmetini uman mı? Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? de! Ancak sağduyu sahipleri düşünüp öğüt alır.
ve yercû
Ahmed Hulusi = (Böylesi mi) yoksa gecenin bir kısmında kalkıp secdeyi yaşayan ve (Kayyum'un varlığıyla) kaîm olarak, sonsuz geleceğin gereklerine hazırlanan; Rabbinin (hakikatindeki Esmâ kuvvelerinin) Rahmetini (çeşitli özelliklerini açığa çıkarmayı) uman mı? De ki: "Hiç bilenler ile bilmeyenler eşit olur mu? Sadece derin düşünebilen akıl sahipleri bunu anlayabilir. "
ve yercû
Ahmet Tekin = Yoksa inkâr eden, kâfir, gecenin bir kısım vakitlerinde, ilerleyen saatlerinde kalkan, secdeye kapanarak, uzun uzun kıyamda durarak, sorumluluk şuuruyla namaz kılan, saygıda kusur etmeyen, âhireti, ebedî hayatı hesaba katarak dikkatli ve uyanık davranan, Rabbinin rahmetini uman kimse gibi mi olur?'Hiç bilenlerle, bilerek ibadet edenlerle, bilgi toplumlarıyla, bilmeyenler, bilgiden yoksun olan toplumlar bir olur mu?' de. Ancak akıl ve vicdan sahipleri bunları düşünüp ibret alır.
ve yercû
Ahmet Varol = Yoksa o, gece saatlerinde secde ederek ve ayakta durarak ibadet eden, ahiretten sakınan ve Rabbinin rahmetini uman gibi midir? De ki: 'Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.'
ve yercû
Ali Bulaç = Yoksa o, gece saatinde kalkıp da secde ederek ve kıyama durarak gönülden itaat (ibadet) eden, ahiretten sakınan ve Rabbinin rahmetini umud eden (gibi) midir? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Şüphesiz, temiz akıl sahipleri öğüt alıp düşünürler."
ve yercû
Ali Fikri Yavuz = (Kâfir mi hayırlıdır), yoksa ahiretin azabından korkarak ve Rabbinin rahmetini umarak, o gece saatlerinde kalkıp secde ve kıyam halinde ibadet eden mi? (Ey Rasûlüm, onlara) de ki; “- Hiç bilenlerle bilmiyenler bir olur mu?” Ancak gerçek akıl sahibleri anlar (öğüd alır).
ve yercû
Ali Ünal = Böyle biri, gece saatlerinde Allah karşısında boyun büküp ibadete duran, secde edip kıyamda kalan, Âhiret’ten endişe eden ve Rabbisinin rahmetini uman (mü’min) insan gibi midir? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ne var ki, (böylesi hakikatler üzerinde) ancak gerçek idrak sahipleri düşünür ve onlardan ders çıkarır.