Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Diyanet İşleri = Onlar kendilerine gelen her peygamberle alay ediyorlardı.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Hiçbir peygamber göndermedik ki alay etmesinler onunla.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Abdullah Parlıyan = Hiçbir peygamber göndermedik ki, alay etmesinler onunla.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Adem Uğur = Onlara bir peygamber gelmeyedursun, hemen onunla alay ederlerdi.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Ahmed Hulusi = Onlara bir Rasûl gelir gelmez, mutlaka onunla alay ederlerdi.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Ahmet Tekin = Kendilerine gelen Rasullerle, kesinlikle, alay etmeyi alışkanlık haline getiriyorlardı.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Ahmet Varol = Onlara hiçbir peygamber gelmiyordu ki onunla alay etmesinler.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Ali Bulaç = Onlara herhangi bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Ali Fikri Yavuz = Onlara hiç bir Peygamber gelmiyordu ki, onunla eğlenir olmasınlar.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Ali Ünal = Onlara her ne zaman bir elçi geldiyse onu alaya aldılar.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Bayraktar Bayraklı = Onlar, gelen peygamberi mutlaka alaya alırlardı.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Bekir Sadak = Onlara gelen her peygamberi alaya aliyorlardi.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Celal Yıldırım = Ne var ki onlara ne kadar bir peygamber geldiyse, mutlaka onu alaya aldılar.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Cemal Külünkoğlu = Onlara hiçbir peygamber gelmedi ki, onunla alay etmesinler.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Diyanet İşleri (eski) = Onlara gelen her peygamberi alaya alıyorlardı.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Diyanet Vakfi = Onlara bir peygamber gelmeyedursun, hemen onunla alay ederlerdi.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Edip Yüksel = Onlara her ne zaman bir elçi geldiyse onu alaya aldılar.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ve onlara hiç bir Resul gelmiyordu ki onunla istihza eder olmasınlar

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ve onlara hiçbir peygamber gelmiyordu ki, onunla alay ediyor olmasınlar.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Onlara hiçbir peygamber gelmiyordu ki onunla alay etmiş olmasınlar.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Gültekin Onan = Onlara herhangi bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Harun Yıldırım = Onlara bir peygamber gelmeyedursun, hemen onunla alay ederlerdi.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Hasan Basri Çantay = Onlara her hangi bir peygamber gelmeye dursun ille onunla istihza (alay) ederlerdi.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Hayrat Neşriyat = Ve onlara hiçbir peygamber gelmiyordu ki onunla alay ediyor olmasınlar.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 İbni Kesir = Onlara gelen her peygamberle alay ediyorlardı.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Kadri Çelik = Onlara herhangi bir peygamber gelmeye dursun, mutlaka onunla alay ederlerdi.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Muhammed Esed = onlara hiçbir elçi gelmedi ki, o'nunla alay etmesinler.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Mustafa İslamoğlu = Kendilerine gelen hiçbir elçi yoktu ki onları alaya almamış olsunlar.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve onlara bir peygamber gelmezdi ki, illâ onunla istihzâda bulunur olmuşlardı.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Ömer Öngüt = Onlara herhangi bir peygamber geldiğinde mutlaka onunla alay ederlerdi.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Şaban Piriş = Onlara hiç bir elçi gelmedi ki onunla alay etmemiş olsunlar.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Sadık Türkmen = Kendilerine ne zaman bir elçi gelmişse, onunla alay etmişlerdir.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Seyyid Kutub = Bu milletler, kendilerine gelen her peygamberi mutlaka alaya almışlardır.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Suat Yıldırım = (10-11) Senden önce gelip geçen milletlere de Biz Peygamberler gönderdik. Ama onlara hiç bir resul gelmedi ki onunla alay etmiş olmasınlar.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Süleyman Ateş = Onlara hiçbir elçi gelmezdi ki, onunla alay etmesinler.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Tefhim-ul Kuran = Onlara herhangi bir peygamber gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Ümit Şimşek = Onlara hangi peygamber geldiyse alaya aldılar.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Onlara bir Tanrı elçisi gelir gelmez, onunla mutlaka alay ederlerdi.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 İskender Ali Mihr = Onlara (hiç) bir resûl gelmedi ki; onunla alay etmiş olmasınlar.

ve mâ ye’tî-him

  Hicr / 11 -

 İlyas Yorulmaz = Ne zaman onlara bir elçi gelse, o elçiyle mutlaka alay etmişlerdir.

ve mâ ye’tî-him

  Şu’arâ / 5 -

 Diyanet İşleri = Rahmân’dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler.

ve mâ ye’tî-him

  Şu’arâ / 5 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Rahman katından, Kur'ân'ın yeni bir âyeti indi mi, hemen yüz çevirirler ondan.

ve mâ ye’tî-him

  Şu’arâ / 5 -

 Abdullah Parlıyan = Fakat biz, böyle olmasını istemedik. Öyleyse sen, kendini yorma ve sıkıntıya sokma ve bu yüzden onlara ne zaman Rahmandan uyarıcı, hatırlatıcı yeni bir mesaj gelse, mutlaka ondan yüz çevirirler.

ve mâ ye’tî-him

  Şu’arâ / 5 -

 Adem Uğur = Kendilerine, o çok esirgeyici Allah'tan hiçbir yeni öğüt gelmez ki, ondan yüz çevirmesinler.

ve mâ ye’tî-him

  Şu’arâ / 5 -

 Ahmed Hulusi = Ne zaman kendilerine Rahman'dan yeni bir hatırlatma gelse, hep ondan yüz çevirirler.

ve mâ ye’tî-him

  Şu’arâ / 5 -

 Ahmet Tekin = Kendilerine, Rahmet sahibi Rahman olan Allah’tan, okunması ibadet olan övünç kaynağı Kur’ân âyetleri, yeni bir öğüt gelir gelmez, ille de ondan yüz çeviriyorlar, tebliği engelliyorlar.

ve mâ ye’tî-him

  Şu’arâ / 5 -

 Ahmet Varol = Rahman'dan onlara ne zaman yeni bir uyarı gelse mutlaka ondan yüz çevirirler.

ve mâ ye’tî-him

  Şu’arâ / 5 -

 Ali Bulaç = Onlara Rahman (olan Allah)'tan yeni bir uyarı gelmeyiversin, hiç tartışmasız ondan yüz çevirirler.

ve mâ ye’tî-him

  Şu’arâ / 5 -

 Ali Fikri Yavuz = Kendilerine, Rahman’dan yeni bir öğüt her geldikçe, muhakkak ondan yüz çevirici olmuşlardır.

ve mâ ye’tî-him

  Şu’arâ / 5 -

 Ali Ünal = Ne zaman kendilerine Rahmân’dan yeni bir öğüt, bir talimat ve ikaz gelse, mutlaka hoşnutsuzluk içinde ona arkalarını dönüp uzaklaşıyorlar.