Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Diyanet İşleri = De ki: “Eğer Allah size bir kötülük dilese, sizi Allah’tan koruyacak kimdir? Yahut size bir rahmet dilese, buna engel olacak kimdir?” Onlar kendilerine Allah’tan başka hiçbir dost ve hiçbir yardımcı bulamazlar.

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = De ki: Allah size bir kötülük gelmesini dilerse, yahut bir rahmete nâil olmanızı isterse kimdir sizi Allah'tan kurtaracak ve Allah'tan başka onlar, ne bir dost bulabilirler, ne bir yardımcı.

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Abdullah Parlıyan = De ki: Allah size bir zarar vermek istese, sizi ondan kim koruyabilir? Yahut size merhamet ederse, size kim zarar verebilir? Onlar kendilerine Allah'tan başka, ne bir dost ve ne de bir yardımcı bulabilirler.

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Adem Uğur = De ki: Allah size bir kötülük dilerse, O'na karşı sizi kim korur; ya da size rahmet dilerse (size kim zarar verebilir)? Onlar, kendilerine Allah'tan başka ne bir dost bulurlar ne de bir yardımcı.

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Ahmed Hulusi = De ki: "Eğer sizden bir kötülük (açığa çıkarmayı) irade ederse yahut sizden bir rahmet (açığa çıkarmayı) irade ederse, sizi Allâh'a (iradesine) karşı kim korur?" Allâh dûnunda ne bir Veliyy ne de bir yardımcı bulamazlar.

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Ahmet Tekin = 'Allah size bir zarar vermek isterse, O’na karşı sizi kim korur? Ya da, sizi rahmetine mazhar etmek isterse, size kim zarar verebilir? Onlar kendilerine Allah’ın dışında, kulları durumundakilerden, ne bir velî, bir koruyucu bulabilirler, ne de bir yardım eden.' de.

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Ahmet Varol = De ki: 'Size bir kötülük dilese sizi Allah'tan koruyacak veya size bir rahmet dilese (engel olacak) kimdir? Onlar, kendileri için Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı bulabilirler.

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Ali Bulaç = De ki: "Size bir kötülük isteyecek olsa sizi Allah'tan koruyacak veya size bir rahmet isteyecek olsa (buna engel olacak) kimdir?" Onlar, kendileri için Allah'ın dışında ne bir veli, ne bir yardımcı bulamazlar.

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Ali Fikri Yavuz = De ki: “-Eğer Allah size bir azab dilerse veya size bir rahmet murad ederse, sizi Allah’dan koruyabilecek ve rahmetini engelliyecek kimdir?” Onlar, kendilerine Allah’dan başka hiç bir dost ve yardımcı bulamazlar.

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Ali Ünal = De ki: “Eğer Allah hakkınızda bir felâket dilemişse ya da bir rahmet dilemişse, kimin haddine ki, hakkınızda dilediğini yapması hususunda Allah’a mani olabilsin?” Eğer Allah onları terketmişse, onlar artık ne işlerini havale edebilecekleri ve kendilerini sahiplenecek bir veli bulabilirler, ne de bir yardımcı.

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Bayraktar Bayraklı = De ki: “Eğer Allah, size bir kötülük dilese veya size rahmet dilese, O'nun bu isteğine kim engel olabilir? Onlar kendilerine Allah'tan başka ne bir dost ne de yardımcı bulabilirler.”

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Bekir Sadak = De ki: «Allah size bir kotuluk dilese veya bir rahmet istese, O'na karsi kim sizi koruyabilir? Allah'tan baska dost ve yardimci da bulamazsiniz.»

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Celal Yıldırım = De ki: Eğer Allah (faraza) size bir kötülük dilese, kim sizi Allah' tan koruyabilir ? Veya size rahmet elini uzatsa, (kim O'na engel olabilir ?). Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilirler.

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Cemal Külünkoğlu = De ki: “Eğer Allah size bir kötülük dilese, sizi Allah'tan koruyacak kimdir? Yahut size bir rahmet dilese, buna engel olacak kimdir?” Onlar kendilerine Allah'tan başka hiçbir dost ve hiçbir yardımcı bulamazlar.

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Diyanet İşleri (eski) = De ki: 'Allah size bir kötülük dilese veya bir rahmet istese, O'na karşı kim sizi koruyabilir? Allah'tan başka dost ve yardımcı da bulamazsınız.'

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Diyanet Vakfi = De ki: Allah size bir kötülük dilerse, O'na karşı sizi kim korur; ya da size rahmet dilerse (size kim zarar verebilir)? Onlar, kendilerine Allah'tan başka ne bir dost bulurlar ne de bir yardımcı.

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Edip Yüksel = De ki, 'ALLAH sizin için bir kötülük dilese veya bir rahmet dilese O'na karşı sizi kim koruyacak? Onlar ALLAH'tan başka bir sahip ve yardımcı bulamayacaklardır.

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = De ki kimin haddine ki sizi Allahdan saklasın, şâyed size felaket murad eder, yâhud size bir rahmet murad ederse? Hem Allahdan başka kendilerine bir veliy de bulamazlar bir nasîr de

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = De ki: «Şayet size bir felaket murad eder veya size bir rahmet dilerse, sizi Allah'tan saklamak kimin haddine?» Allah'tan başka kendilerine bir koruyucu da bulamazlar, bir yardımcı da.

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = De ki: «Eğer Allah size bir felâket diler veya bir rahmet murad ederse, sizi Allah'tan saklamak kimin haddine?» Hem onlar kendilerine Allah'tan başka bir veli de bulamazlar, bir yardımcı da.

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Gültekin Onan = De ki: "Size bir kötülük isteyecek olsa sizi Tanrı'dan koruyacak, veya size bir rahmet isteyecek olsa (buna engel olacak) kimdir?" Onlar, kendileri için Tanrı'nın dışında ne bir veli, ne bir yardımcı bulamazlar.

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Harun Yıldırım = De ki: Allah size bir kötülük dilerse, O'na karşı sizi kim korur; ya da size rahmet dilerse (size kim zarar verebilir)? Onlar, kendilerine Allah'tan başka ne bir dost bulurlar ne de bir yardımcı.

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Hasan Basri Çantay = De ki: «Size bir fenalık dilerse Allahdan sizi koruyacak, yahud size bir rahmet dilerse (Ona mâni' olacak) kimdir»? Onlar kendileri için Allahdan başka hiçbir yâr ve hiçbir yardımcı bulamazlar.

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Hayrat Neşriyat = De ki: 'Eğer size bir kötülük istese veya size bir rahmet dilese, sizi Allah’dan koruyacak kim olabilir?' Hâlbuki (onlar) kendilerine Allah’dan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilirler.

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 İbni Kesir = De ki: Allah sizin için bir kötülük dilerse veya bir rahmet dilerse; sizi O'na karşı koruyabilecek kimdir? Onlar Allah'tan başka bir dost ve yardımcı da bulamazlar.

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Kadri Çelik = De ki: “Size bir kötülük isteyecek olsa, sizi Allah'tan koruyacak veya size bir rahmet isteyecek olsa (buna engel olacak) kimdir?” Onlar, kendileri için Allah'ın dışında ne bir veli, ne de bir yardımcı bulamazlar.

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Muhammed Esed = De ki: "Allah size bir zarar vermek istese, sizi O'ndan kim koruyabilir? Yahut rahmetini bağışlamak istese (kim mani olabilir?)" Allah'tan başka bir yardımcı ve koruyucu bulamayacaklar(ını bilmezler mi?)

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Mustafa İslamoğlu = De ki: "Eğer O sizi bir zarara uğratmayı dilese, sizi Allah'a karşı kim koruyabilir? Ya da size bir rahmet takdir etse (sizi bundan kim mahrum edebilir)?" Onlar kendileri için, Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı bulabilirler.

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = De ki: «Sizin için bir fenalık dilerse veya sizin için bir rahmet dilerse sizi Allah'tan saklayacak olan kimdir? Ve onlar kendileri için Allah'tan başka bir velî ve bir yardımcı bulamaz.»

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Ömer Öngüt = Resulüm! De ki: “Eğer Allah size bir kötülük dilemişse, sizi O'ndan koruyacak, veya size rahmet etmeyi dilemişse (ona engel olacak) kim vardır? Onlar Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı bulabilirler!

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Şaban Piriş = De ki: -Eğer Allah size bir bela veya rahmet dilemişse sizi Allah’tan kim koruyabilir? Onlar, Allah’tan başka bir veli ve yardımcı bulamazlar.

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Sadık Türkmen = De ki: “Eğer Allah size bir kötülük dilese/isabet ettirse, sizi Allah’tan koruyacak kimdir? Yahut size bir rahmet dilese, buna engel olacak kimdir?” Onlar kendilerine Allah’tan başka hiçbir dost ve hiçbir yardımcı bulamazlar.

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Seyyid Kutub = De ki: «Allah size bir kötülük dilerse veya bir rahmet isterse, O'na karşı kim sizi koruyabilir? Allah'tan başka dost ve yardımcı bulamazsınız.»

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Suat Yıldırım = De ki: "Allah size bir felaket dilese, sizi Allah’a karşı korumak kimin haddine düşmüş? Yahut o size bir rahmet dilese, bunu kim engelleyebilir ki?" Onlar, kendileri için Allah’tan başka ne bir koruyucu, ne de bir yardımcı bulamazlar.

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Süleyman Ateş = De ki: "Allâh size kötülük istese veya size rahmet dilese, sizi O'ndan kim korur? (Allâh'ın azâbından sizi kim kurtarır, O'nun rahmetine kim engel olur?) Kendilerine Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı bulurlar."

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Tefhim-ul Kuran = De ki: «Size bir kötülük isteyecek olsa, sizi Allah'tan koruyacak veya size bir rahmet isteyecek olsa (buna engel olacak) kimdir?» Onlar, kendileri için Allah'ın dışında ne bir veli, ne de bir yardımcı bulamazlar.

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Ümit Şimşek = De ki: O size ister bir kötülük, isterse bir rahmet murad etmiş olsun, sizi Allah'tan koruyacak olan kimdir? Onlar kendilerine Allah'tan başka ne bir dost bulabilirler, ne de bir yardımcı.

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 Yaşar Nuri Öztürk = De ki: "Allah size bir kötülük murat eder yahut bir rahmet dilerse, Allah'la aranıza kim girebilir?" Onlar kendileri için, Allah'tan başka ne bir dost bulabilirler ne de bir yardımcı.

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 İskender Ali Mihr = De ki: "Eğer Allah sizin için bir kötülük dilese, sizi Allah’tan kim korur (koruyabilir)? Veya sizin için rahmet dilese..." Onlar Allah’tan başka kendilerine dost ve yardımcı bulamazlar.

ve lâ yecidûne

  Ahzâb / 17 -

 İlyas Yorulmaz = Deki “Eğer Allah size bir kötülük istese, veya bir rahmet dilese, Allah dan başka sizi koruyabilecek kim vardır?” Onlar için Allah dan başka, ne bir sahip çıkanları, nede bir yardımcıları vardır.

ve lâ yecidûne

  Haşr / 9 -

 Diyanet İşleri = Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine’ye) yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar, hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

ve lâ yecidûne

  Haşr / 9 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve onların göçmesinden önce yurtlarını hazırlayıp orasını bir îman konağı haline getirenlere ve yurtlarına göçenleri sevenlere ve onlara verilen şeylere karşı gönüllerinde bir ihtiyaç, bir istek duymayanlara ve ihtiyaçları bile olsa onları kendilerinden üstün tutanlara gelince: Ve kim, nefsinin hırsından, kıskançlık ve nekesliğinden geçerse gerçekten de o çeşit kimselerdir kurtulanların, muratlarına erenlerin ta kendileri.

ve lâ yecidûne

  Haşr / 9 -

 Abdullah Parlıyan = Ve onlardan önce Medine'yi yurt ve iman evi edinmiş olanlar, kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilen ganimetlerden dolayı, gönüllerinde bir haset hissi taşımazlar, aksine kendileri ihtiyaç ve zaruret içinde bulunsalar bile, diğerlerini kendilerine tercih ederler. Kim aç gözlülükten sakınırsa, onlardır mutluluğa ulaşacak olanlar.

ve lâ yecidûne

  Haşr / 9 -

 Adem Uğur = Daha önceden Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler. Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

ve lâ yecidûne

  Haşr / 9 -

 Ahmed Hulusi = Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine'ye) ve imana yerleşmiş olan kimseler (Ensar), kendilerine hicret edenleri severler. Onlara (muhacirlere) verilenlerde gözleri yoktur, buna ihtiyaç duymazlar! Kendileri ihtiyaç içinde olsalar da, onları kendi nefslerine tercih ederler! Kim nefsinin (bilincinin) cimriliğinden - ihtirasından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir!

ve lâ yecidûne

  Haşr / 9 -

 Ahmet Tekin = Bu ganimet malları, daha önce Medine’yi Allah’ın dinine, İslâm’a, devletine yurt olarak hazırlamış ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimselerin, baskı zulüm ve işkencenin hakim olduğu memleketlerinden, özgürce Allah’a kulluk ve ibadet etmek, güç ve gönül birliği yapmak için hicret edip kendilerine gelenleri sevenlerin, onlara ilâveten verilen ganimet mallarından dolayı gönüllerinde bir rahatsızlık hissetmeyenlerindir. Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile, onları, kendilerine, birbirlerine tercih edenlerindir. Nefsinin cimriliğinden korunanlar, işte onlar kurtuluşa, ebedî nimetlerle mutluluğa erenlerdir.

ve lâ yecidûne

  Haşr / 9 -

 Ahmet Varol = Onlardan önce o yurda yerleşen ve imana sarılanlar kendilerine hicret edenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı gönüllerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendilerinin ihtiyaçları olsa bile (onları) kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

ve lâ yecidûne

  Haşr / 9 -

 Ali Bulaç = Kendilerinden önce o yurdu (Medine'yi) hazırlayıp imanı (gönüllerine) yerleştirenler ise, hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar. Kendilerinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin 'cimri ve bencil tutkularından' korunmuşsa, işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır.

ve lâ yecidûne

  Haşr / 9 -

 Ali Fikri Yavuz = Muhacirlerden önce, Medine’yi yurd ve iman evi edinenler, kendilerine hicret edib gelenlere sevgi beslerler. Onlara verilen şeylerden dolayı nefislerinde bir kaygı duymazlar; kendilerinde ihtiyaç bile olsa, (onları) nefisleri üzerine tercih ederler. Kim de nefsinin hırsından korunursa; işte bunlar (azabdan) kurtulanlardır.

ve lâ yecidûne

  Haşr / 9 -

 Ali Ünal = Onlardan önce Medine’yi yurt edinip, onu İslâm’a da yurt olarak hazırlayan ve imanı da kendilerine bir yurt kılmış olanlara gelince, onlar Allah yolunda muhacir olarak kendilerine gelenlere sevgi besler, onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir kıskançlık, bir ihtiyaç hissetmezler; bunun da ötesinde, kendi paylarına düşen yoksulluk da olsa onları kendilerine tercih ederler. (Elbette onların da o ganimet mallarında bir hissesi olacaktır.) Her kim nefsinin hırsından ve mala düşkünlüğünden kendini kurtarırsa, işte onlardır kurtuluşa eren ve gerçek mazhariyet sahipleri.