Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Diyanet İşleri = Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah, bununla ancak onlara dünya hayatında azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını istiyor.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Artık onların malları ve evlâtları, seni şaşırtıp imrendirmesin. Şüphe yok ki Allah, onları o malla, o evlâtla dünya hayâtında azaplandırmayı diler ve kâfir olarak da güçlükle can vermelerini murâd eder.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Abdullah Parlıyan = Öyleyse onların geçici ekonomik ve sayısal çokluğu, seni imrendirmesin. Allah bütün bunlarla dünya hayatında, onlara sadece azap etmek ve Allah'tan gelen gerçekleri örtbas etmiş oldukları halde iken canlarının çıkmasını istemektedir.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Adem Uğur = (Ey Muhammed!) Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Çünkü Allah bunlarla, ancak dünya hayatında onların azaplarını çoğaltmayı ve onların kâfir olarak canlarının çıkmasını istiyor.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Ahmed Hulusi = Onların ne zenginlikleri ve ne de evlatları seni imrendirmesin. . . Allâh bunlarla ancak dünya hayatında onlara azap etmeyi (bunlara yönelmenin getirisi olan Allâh'tan uzak düşmenin oluşturacağı azabı) ve hakikat bilgisini inkâr edenler olarak canlarının çıkmasını irade ediyor (mekr yoluyla).

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Ahmet Tekin = Onların paraları, malları ve evlatları seni imrendirmesin. Allah bunlarla, sadece dünya hayatında onları cezalandırmak istiyor. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkâr edenlerin canlarının çıkmasını murâd ediyor.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Ahmet Varol = Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah bunlarla onlara dünya hayatında azab etmeyi ve kâfir oldukları halde canlarının çıkmasını diliyor.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Ali Bulaç = Şu halde onların malları ve çocukları seni imrendirmesin; Allah bunlarla ancak onları dünya hayatında azablandırmak ve canlarının inkâr içindeyken zorlukla çıkmasını ister.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Ali Fikri Yavuz = Ey Rasûlüm, sakın onların ne malları, ne de evlâdları seni imrendirmesin. Allah, ancak onlar kâfir oldukları halde canlarının çıkmasını ve dünya hayatında bunlar sebebiyle kendilerine (münafıklara) azap etmesini diliyor.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Ali Ünal = Onların malları da, çocukları da seni imrendirmesin. Allah, (kalblerinde imana yer olmadığı ve öyle hak ettikleri için) bunlar sebebiyle dünya hayatında onları keder ve sıkıntılara giriftar etmeyi ve neticede kâfir olarak can vermelerini dilemektedir.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Bayraktar Bayraklı = Artık, onların malları ve çocukları da seni imrendirmesin! Allah bunlarla, onlara dünya hayatında azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını ister.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Bekir Sadak = Artik onlarin mallari ve cocuklari seni imrendirmesin. Allah bunlarla onlara dunya hayatinda azabetmek ve canlarinin inkarci olarak cikmasini ister.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Celal Yıldırım = Onların mallarının ve çocuklarının (bolluğu) seni imrendirmesin. Allah bunlarla dünya hayatında onlara azâb etmek ve kâfir oldukları halde canlarının çıkmasını istiyor.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Cemal Külünkoğlu = (Resulüm!) Artık onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah bunlarla dünya hayatında (yaptıklarından dolayı) onlara azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını ister.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Diyanet İşleri (eski) = Artık onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah bunlarla onlara dünya hayatında azabetmek ve canlarının inkarcı olarak çıkmasını ister.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Diyanet Vakfi = (Ey Muhammed!) Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Çünkü Allah bunlarla, ancak dünya hayatında onların azaplarını çoğaltmayı ve onların kâfir olarak canlarının çıkmasını istiyor.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Edip Yüksel = Onların paraları ve çocukları seni etkilemesin. ALLAH bunlarla, onları dünya hayatında cezalandırmayı ve canlarının inkarcı olarak çıkmasını istiyor.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Sakın onların ne malları ne evlâdları seni imrendirmesin, o hiç bir şey değil ancak Allah onları Dünya hayatta bunlarla ta'zib etmesini ve canlarının kâfir oldukları halde çıkmasını murad ediyor

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Sakın onların malları da çocukları da seni imrendirmesin! Allah yalnızca dünya hayatında onlara bunlarla azap etmeyi ve canlarının kafir olarak çıkmasını istiyor.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Onların malları da, evlatları da sakın seni imrendirmesin. Bu olsa olsa, Allah'ın onları dünya hayatında bu gibi şeylerle azaba uğratmasından ve canlarının kâfir olarak çıkmasını murat etmiş olmasından başka birşey değildir.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Gültekin Onan = Şu halde onların malları ve çocukları seni imrendirmesin; Tanrı bunlarla ancak onları dünya hayatında azablandırmak ve canlarının küfür içindeyken zorlukla çıkmasını ister.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Harun Yıldırım = Şu halde onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Doğrusu Allah, bunlar yüzünden dünya hayatında onları azaba uğratmayı ve canlarının, kâfirler olarak, güçlükle çıkmasını ister.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Hasan Basri Çantay = Artık (Habîbim) onların ne malları, ne evlâdları seni imrendirmesin. Allah bunlar sebebiyle ancak kendilerini dünyâ hayâtında azaba çarpdırmayı ve canlarının, kendileri kâfir olarak, güçlükle çıkmasını irâde eder.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Hayrat Neşriyat = (Habîbim, yâ Muhammed!) Artık onların ne malları, ne de evlâdları seni imrendirmesin! Allah bunlarla ancak, onlara dünya hayâtında azâb etmeyi ve onların kâfir kimseler olarak canlarının çıkmasını istiyor.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 İbni Kesir = Artık onların malları da çocukları da seni imrendirmesin. Doğrusu Allah, ancak bununla onlara dünya hayatında azab etmeyi ve kafirler olarak canlarının çıkmasını ister.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Kadri Çelik = Artık onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah bunlarla onlara dünya hayatında azap etmek ve canlarının kâfir olarak çıkmasını ister.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Muhammed Esed = Öyleyse, onların geçici servetleri yahut çocukları(nın çokluğundan duydukları doyum) sakın seni imrendirmesin: Allah bütün bunlarla dünya hayatında onlara sadece azap vermek ve canlarının hakkı (hala) inkar edip dururlarken çıkmasını istemektedir.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Mustafa İslamoğlu = Artık onları, (sınamak için verdiğimiz) mallarının ve çocuklarının (çokluğuna) şaşırma; Allah bütün bunlar nedeniyle onlara dünyada bela vermek ve canlarını kendileri inkara saplanmışken almak istiyor.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Artık seni taaccübe düşürmesin, onların ne malları ve ne de evlatları. Allah Teâlâ ancak diler ki, onları bununla dünya hayatında muazzep kılsın ve onların kâfir oldukları halde canları çıkıversin.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Ömer Öngüt = Onların malları da çocukları da seni imrendirmesin. Çünkü Allah bunlarla dünya hayatında onların azaplarını artırmayı ve canlarının kâfirler olarak güçlükle çıkmasını istiyor.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Şaban Piriş = Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin, Allah bunlarla onları dünya hayatında cezalandırmak istiyor. Ve onların canları kafir olarak çıkar.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Sadık Türkmen = Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin! Allah bunlarla, ancak dünya hayatında yaptıklarının karşılığını verir ve canları kâfir olarak çıkıncaya kadar oyalanıp dururlar.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Seyyid Kutub = Artık onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah bunlarla onlara dünya hayatında azâp etmek ve canlarının kâfir olarak çıkmasını ister.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Suat Yıldırım = Onların ne mallarının ne de çocuklarının çokluğu seni imrendirmesin. O hiç de önemli değil! Çünkü Allah bunlar sebebiyle dünya hayatında onlara sıkıntı çektirmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını dilemektedir.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Süleyman Ateş = Onların ne malları, ne de evlâdları seni imrendirmesin. Allâh bunlarla onlara dünyâ hayâtında azâbetmeyi ve kâfir olarak canlarının çıkmasını istiyor.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Tefhim-ul Kuran = Şu halde onların malları ve çocukları seni imrendirmesin; Allah bunlarla ancak onları dünya hayatında azablandırmak ve canlarının onlar küfür içindeyken zorlukla çıkmasını ister.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Ümit Şimşek = Onların ne malları seni imrendirsin, ne de evlâtları. Allah onlara daha dünyada iken bunlarla sıkıntı vermeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını istiyor.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Onların malları da evlatları da seni imrendirmesin. İş sadece şudur: Allah onlara şu iğreti hayatta azap etmeyi ve canlarının küfre sapmış bir halde çıkmasını istiyor.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 İskender Ali Mihr = Artık onların malları ve evlâtları (da) senin hoşuna gitmesin. Allah dünya hayatında onları, onunla (onlarla) azaplandırmayı ve onların nefslerinin (canlarının), kâfir olarak çıkmasını ister.

ve lâ evlâdu-hum

  Tevbe / 55 -

 İlyas Yorulmaz = Sakın ola ki onların malları ve evlatları seni imrendirmesin. Allah istiyor ki, bu dünya hayatında onlara, kendi malları ve evlatları ile azap etsin ve inkarları ile birlikte yok olup gitsinler.

ve lâ evlâdu-hum

  Âl-iİmrân / 116 -

 Diyanet İşleri = İnkâr edenlerin ne malları ne evlatları, onlara Allah’a karşı bir yarar sağlar. İşte onlar cehennemliktirler. Onlar orada ebedî kalacaklardır.

ve lâ evlâdu-hum

  Âl-iİmrân / 116 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Gerçekten de o kâfirlerin ne malları Allah azâbından onları koruyabilir, ne evlâtları ve onlardır ateş ehli olanlar, orada ebedî kalırlar.

ve lâ evlâdu-hum

  Âl-iİmrân / 116 -

 Abdullah Parlıyan = Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler yok mu? Onların ne dünyadaki malları, ne de evlatları, Allah'a karşı hiçbir fayda sağlamayacaktır. İşte onlar ateşin halkıdırlar, orada temelli olarak kalacaklardır.

ve lâ evlâdu-hum

  Âl-iİmrân / 116 -

 Adem Uğur = İnkâr edenler var ya, onların malları da evlâtları da Allah'a karşı kendilerine hiçbir fayda sağlamayacaktır. İşte onlar, cehennemliklerdir; onlar orada ebedî kalacaklardır.

ve lâ evlâdu-hum

  Âl-iİmrân / 116 -

 Ahmed Hulusi = Hakikati inkâr edenlere gelince; onların ne malları ne de evlatları Allâh'a karşı hiçbir koruma sağlamayacaktır. Onlar yanmaya mahkûmdurlar, sonsuza dek!

ve lâ evlâdu-hum

  Âl-iİmrân / 116 -

 Ahmet Tekin = Allah’ı, peygamberlerini, Allah’a imanın gerektirdiği esasları inkârda ısrar edenlerin, kâfirlerin, ne malları ne evlâtları, Allah’tan gelecek bir şeyi, hiçbir cezayı asla engelleyemeyecektir. Onlar cehennemliktirler. Orada ebedî kalırlar.

ve lâ evlâdu-hum

  Âl-iİmrân / 116 -

 Ahmet Varol = İnkar edenlerin malları ve çocukları Allah katında onlara bir şey kazandırmayacaktır. Onlar ateşe atılacak olanlardırlar. Orada sonsuza kadar kalacaklardır.

ve lâ evlâdu-hum

  Âl-iİmrân / 116 -

 Ali Bulaç = Gerçekten inkâr edenlerin ise, ne malları, ne çocukları, onlara Allah'tan yana bir şey sağlayamaz. İşte onlar, ateşin halkıdırlar, onda temelli olarak kalacaklardır.

ve lâ evlâdu-hum

  Âl-iİmrân / 116 -

 Ali Fikri Yavuz = Kâfir olanlar (var ya!) onların ne malları, ne evlâdları kendilerini Allah’ın azâbından asla kurtaracak değildir. Onlar cehennemliktir ve orada ebedî olarak kalıcıdırlar.

ve lâ evlâdu-hum

  Âl-iİmrân / 116 -

 Ali Ünal = O küfredenlere gelince: sahip oldukları mallar da, evlâtları da Allah karşısında onlara hiçbir fayda sağlamayacaktır. Ateş’in yârânı ve yoldaşlarıdır onlar, hem de orada sonsuzca kalacaklardır.