Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Diyanet İşleri = “O, öldüğünüz, toprak ve kemik hâline geldiğiniz zaman sizin tekrar mutlaka (diriltilip) çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?”

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ölüp toprak ve kemik kesildikten sonra kabirden çıkacağınızı mı vaadediyor size?

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Abdullah Parlıyan = “Bu adam siz öldüğünüz, toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman, size mutlaka yeniden hayata çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?”

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Adem Uğur = Size, öldüğünüz, toprak ve kemik yığını haline geldiğinizde, mutlak surette sizin (kabirden) çıkarılacağınızı mı vâdediyor?

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Ahmed Hulusi = "(O Rasûl) size, öldüğünüz, toprak ve kemikler olduğunuzda, kesinlikle (yeni bir boyuta) çıkarılacağınızı mı vadediyor?"

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Ahmet Tekin = 'Size, öldüğünüz, toprak ve kemik yığını haline geldiğiniz zaman, kabirlerden çıkarılacağınızı mı va’dediyor?'

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Ahmet Varol = Siz öldükten ve toprak ve kemik olduktan sonra sizin mutlaka yeniden çıkarılacağınızı mı vaad ediyor!

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Ali Bulaç = "O, öldüğünüz, toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman, sizin mutlaka (yeniden diriltilip) çıkarılacağınızı mı va'dediyor?"

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Ali Fikri Yavuz = Siz öldüğünüzde, bir toprak ve bir yığın kemik olduğunuz zaman, muhakkak dirileceğinizi mi size va’adediyor?

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Ali Ünal = “Şu işe bakın: bu adam bir de size ölüp toprak ve kemik haline geldikten sonra diriltilip mezarınızdan çıkarılacağınızı mı va’ dediyor?

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Bayraktar Bayraklı = O size, ölüp de toprak ve kemik yığını haline gelmişken tekrar dirileceğinizi mi söylüyor?

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Bekir Sadak = «ldugunuz, toprak ve kemik yigini oldugunuz zaman tekrar dirilmenizle sizi tehdit mi ediyor?

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Celal Yıldırım = Siz öldüğünüz, toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman, elbette (topraktan yeniden) çıkarılacağınızı mı va'dediyor O ?

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Cemal Külünkoğlu = “Size, ölüp, toprak ve kemik olduktan sonra yeniden dirileceğinizi mi vaat ediyor?”

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Diyanet İşleri (eski) = 'Öldüğünüz, toprak ve kemik yığını olduğunuz zaman tekrar dirilmenizle sizi tehdit mi ediyor?'

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Diyanet Vakfi = «Size, öldüğünüz, toprak ve kemik yığını haline geldiğinizde, mutlak surette sizin (kabirden) çıkarılacağınızı mı vâdediyor?»

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Edip Yüksel = 'Siz öldükten, toprak ve kemik haline dönüştükten sonra, sizin geri çıkacağınızı mı söz veriyor?'

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Siz öldüğünüz ve bir toprak, bir yığın kemik olduğunuz vakıt muhakkak çıkarılacaksınız diye mi va'dediyor?

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Size, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldiğiniz zaman muhakkak çıkarılacağınızı mı va'dediyor?

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = «Size, öldüğünüz, toprak ve kemik yığını haline geldiğinizde, mutlak surette sizin (tekrar) meydana çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?»

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Gültekin Onan = "O, öldüğünüz, toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman, sizin mutlaka (yeniden diriltilip) çıkarılacağınızı mı vaadediyor?"

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Harun Yıldırım = "Size, öldüğünüz, toprak ve kemik yığını haline geldiğinizde, mutlak surette sizin çıkarılacağınızı mı vâdediyor?"

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Hasan Basri Çantay = «Öldüğünüz ve bir toprak, bir kemik olduğunuz vakit sizin her halde (diri olarak kabirlerinizden) çıkarılmış olacağınızı mı va'd (ve tehdîd) ediyor o»?

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Hayrat Neşriyat = '(O) muhakkak ki siz öldüğünüz ve bir toprak ve bir kemik yığını hâline geldiğiniz zaman, gerçekten sizin (kabirlerinizden) çıkarılan kimseler olacağınızı mı va'd ediyor?'

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 İbni Kesir = Öldüğünüz ve bir toprak, bir kemik olduğunuz zaman tekrar dirilmenizi mi vaad ediyor?

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Kadri Çelik = “O, siz öldüğünüz, toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman, sizin mutlaka (yeniden diriltilip) çıkarılacağınızı mı vaat ediyor ?”

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Muhammed Esed = Bu (adam) size ölüp de toza toprağa ve kemiğe dönüştükten sonra (yeni bir hayata) kavuşturulacağınızı mı vaad ediyor?

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Mustafa İslamoğlu = Bu kişi siz ölüp gittikten, toza toprağa karışmış bir iskelet halini aldıktan sonra, sizin (Allah'ın huzuruna) çıkartılacağınızı mı iddia ediyor?

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = «Size vaadediyor ki, siz öldüğünüz ve bir toprak ve birtakım kemikler kesildiğiniz vakit muhakkak ki, siz çıkarılmış olacaksınızdır.»

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Ömer Öngüt = “O size öldüğünüz, toprak ve kemik hâline geldiğiniz zaman tekrar hayata çıkarılacağınızı mı vâdediyor?”

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Şaban Piriş = Size, ölüp, toprak ve kemik olduktan sonra yeniden dirileceğinizi mi vaat ediyor?

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Sadık Türkmen = O size; öldüğünüz, toz toprak ve kemik yığını haline geldiğiniz zaman kesinlikle, yeniden dirileceğinizi/hayata çıkarılacağınızı mı vadediyor?

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Seyyid Kutub = O sizi, ölüp toprak ve kemik olduktan sonra yeniden diriltileceksiniz diye mi korkutuyor?

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Suat Yıldırım = «ldugunuz, toprak ve kemik yigini oldugunuz zaman tekrar dirilmenizle sizi tehdit mi ediyor?

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Süleyman Ateş = "O size, siz öldüğünüz, toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman yeniden hayâta çıkarılacağınızı mı va'dediyor?"

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Tefhim-ul Kuran = «O, siz öldüğünüz, toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman, sizin mutlaka (yeniden diriltilip) çıkarılacağınızı mı va'dediyor?»

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Ümit Şimşek = 'O size, ölüp de toprak olduktan ve kemik yığınına dönüştükten sonra kabirlerinizden çıkarılacaksınız diye vaadde mi bulunuyor?

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 Yaşar Nuri Öztürk = "Size, ölüp toprak ve kemik haline geldikten sonra tekrar meydana çıkarılacağınızı mı vaat ediyor?"

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 İskender Ali Mihr = Öldüğünüz ve toprak olduğunuz, kemik (haline) geldiğiniz zaman sizin, mutlaka (topraktan) çıkarılacağınızı mı size vaadediyor?

ve kuntum

  Mü’minûn / 35 -

 İlyas Yorulmaz = “Şimdi o, siz öldüğünüz, toprak ve kemik yığını haline geldiğinizde, çıkartılıp yeniden diriltileceğinizi mi vaat ediyor?”

ve kuntum

  En’âm / 93 -

 Diyanet İşleri = Allah’a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken, “Bana vahyolundu” diyen, ya da “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indireceğim” diye laf eden kimseden daha zalim kimdir? Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı; meleklerin, ellerini uzatmış, “Haydi canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı doğru olmayanı söylediğiniz, ve O’nun âyetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız” diyecekleri zaman hâllerini bir görsen!

ve kuntum

  En’âm / 93 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Allah'a boş yere iftirâ edenden, yahut, kendisine hiçbir şey vahyedilmediği halde bana da vahyedildi diyenden ve Allah'ın indirdiği hükümlere benzer hükümleri ben de yakında indireceğim diye söylenenden daha zâlim kimdir ki? Meleklerin, ellerini uzattıkları ve delillerine karşı ululuk satmak istediğinizden ve haksız olarak Allah hakkında söylediğiniz şeylerden dolayı horlukla cezalandırılacak, aşağılık bir azâba uğrayacaksınız, haydi, kurtarın bugün canlarınızı dedikleri zaman o zâlimlerin, ölümün şiddetiyle nasıl kıvrandıklarını bir görmelisin.

ve kuntum

  En’âm / 93 -

 Abdullah Parlıyan = Allah hakkında yalan uyduran yahut kendisine hiç birşey indirilmediği halde, “Bu bana indirilmiştir” diyenden daha çarpık zihniyetli veya yaratılış gayesine aykırı hareket eden kim olabilir? Ve Allah'ın indirdiğinin benzerini ben de indirebilirim diyenden? Keşke görseydin onların halini. Bu yaratılış gayesine aykırı hareket edenler, kendilerini ölüm sancıları içinde bulduklarında ve melekler ellerini uzatarak; “Ruhlarınızı teslim edin! Allah'a karşı gerçek olmayan şeyleri söylemenizden ve büyüklenerek O'nun mesajını inatla küçümsemenizden dolayı, bugün alçaklık cezası ile cezalandırılacaksınız” diye seslendiklerinde.

ve kuntum

  En’âm / 93 -

 Adem Uğur = Allah'a karşı yalan uydurandan yahut kendisine hiçbir şey vahyedilmemişken "Bana da vahyolundu" diyenden ve "Ben de Allah'ın indirdiği âyetlerin benzerini indireceğim" diyenden daha zalim kim vardır? O zalimler, ölümün (boğucu) dalgaları içinde, melekler de pençelerini uzatmış, onlara: "Haydi canlarınızı kurtarın! Allah'a karşı gerçek olmayanı söylemenizden ve O'nun âyetlerine karşı kibirlilik taslamış olmanızdan ötürü, bugün alçaklık azabı ile cezalandırılacaksınız!" derken onların halini bir görsen!

ve kuntum

  En’âm / 93 -

 Ahmed Hulusi = Allâh üzerine yalan uyduran yahut kendisine bir şey vahyolunmamışken "Bana da vahyolundu" diyen ve bir de "Allâh'ın inzâl ettiğinin misli ben de inzâl edeceğim" diyenden daha zâlim kimdir? Zâlimleri, ölümün şiddetini yaşarken bir görsen! Melekler (kuvveler) de ellerini bast etmiş (yaymış) "Bilinç olarak (dünyanızla) ayrılın bedenden şimdi (ölümü, bedensiz kalmayı tattınız, yaşam devam ediyor)! Allâh üzerine Hak olmayanı söylemeniz ve O'nun delillerine karşı benlik taslıyor olmanızdan dolayı, bugün aşağılanma azabı ile cezalandırılıyorsunuz. "

ve kuntum

  En’âm / 93 -

 Ahmet Tekin = Allah adına yalan uydurandan, yahut kendisine hiçbir şey vahyedilmemişken:'Bana da vahyolundu' diyenden ve, 'Ben Allah’ın indirdiği âyetlerin benzerini peşpeşe sıralayacağım' diyenden daha zâlim kim olabilir? O zâlimleri ölümün boğucu dalgaları içindeyken bir görsen. Melekler pençelerini uzatıp:'Kendinizi Allah’ın azâbından kurtarabilirseniz kurtarın. Allah adına, doğru olmayan şeyleri söylemenizden ve onun âyetlerine karşı büyüklenerek azgınlık edip zorbalığa başvurmanızdan dolayı, bu gün zillet cezası ile cezalandırılacaksınız' derler.

ve kuntum

  En’âm / 93 -

 Ahmet Varol = Allah hakkında yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmediği halde 'bana vahiy geldi' diyenden ve 'Allah'ın indirdiği gibisini ben de indireceğim' diyenden daha zalim kim olabilir? Zalimlerin, can çekişmekte oldukları ve meleklerin de karşılarında ellerini açıp: 'Canlarınızı çıkarın. Bugün, Allah hakkında doğru olmayanı konuşmanızdan ve ayetlerine karşı büyüklük taslamanızdan dolayı aşağılayıcı bir azapla cezalandırılacaksınız' dedikleri anda hallerini bir görsen!

ve kuntum

  En’âm / 93 -

 Ali Bulaç = Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya kendisine hiç bir şey vahyolunmamışken "Bana da vahy geldi" diyen ve "Allah'ın indirdiğinin bir benzerini de ben indireceğim" diyenden daha zalim kimdir? Sen bu zalimleri, ölümün 'şiddetli sarsıntıları' sırasında meleklerin ellerini uzatarak onlara: "Canlarınızı (bu kıskıvrak yakalanıştan) çıkarın, bugün Allah'a karşı haksız olanı söylediğiniz ve O'nun ayetlerinden büyüklenerek (yüz çevirmeniz) dolayısıyla alçaltıcı bir azabla karşılık göreceksiniz" (dediklerinde) bir görsen...

ve kuntum

  En’âm / 93 -

 Ali Fikri Yavuz = Koştuğu yalanı, Allah’a isnad eden veya kendine bir şey vahy olunmamışken, bana vahy olunuyor, diyenden ve Allah’ın indirdiği âyetler gibi ben de indireceğim, demekte olan kimseden daha zalim kim olabilir? Ölüm sarhoşluğu ve şiddetleri içinde, meleklerin de ellerini uzatarak kendilerine (zalimlere): “- Haydi, canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı hak olmıyanı söylemiş olduğunuz ve Allah’ın âyetlerinden büyüklenerek uzaklaşmış bulunduğunuz içindir ki, bugün hakaret azabıyla cezalandırılacaksınız.” dediklerinde sen, o zalimleri bir görsen!

ve kuntum

  En’âm / 93 -

 Ali Ünal = (“Allah kimseye bir şey indirmemiştir” diyerek ya da benzeri) yalanlarla Allah’a iftira atan veya kendisine hiçbir şey vahyedilmediği halde “Bana vahiy geliyor!” iddiasında bulunan kimseden, bir de, “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indiririm!” diyenden daha zalim kim olabilir? O zalimleri, (canlarını almakla vazifeli) melekler yakalarına yapışmış ve “Çıkarın canlarınızı!” diye bağırdıkları demde ölümün şiddetleri içinde kıvranırken bir görsen! Bugün, Allah’a karşı gerçekle asla alâkası bulunmayan şeyler söyleyip durduğunuz ve O’nun âyetlerine inanmayı hiçbir zaman kibirinize yediremediğiniz için alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız.