Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Diyanet İşleri = Rabblerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri ürpererek verenler,

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Öyle kişilerdir onlar ki verecekleri neyse verirler ve yürekleri, şüphesiz olarak dönüp Rablerinin tapısına varacaklarını bildikleri için korkuyla dolar.

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Abdullah Parlıyan = Sonunda, Rablerine dönecekleri düşüncesi içinde kalpleri titreyerek, vermeleri gerekeni verenler.

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Adem Uğur = Ve Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri çarparak yapanlar;

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Ahmed Hulusi = Onlar ki verdiklerini, Rablerine rücu edecekleri düşüncesiyle verirler.

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Ahmet Tekin = Müslüman nesillerin tevdi ettikleri emanetleri, sorumlulukları, lâyıkı veçhile yerine getirememe endişesiyle kalpleri ürpererek gelecek nesillere aktarmaya, verdikleri zekâtı, sadakayı, vergiyi kabul edilmeme endişesiyle kalpleri ürpererek vermeye devam edenlerdir. Onlar da kesinlikle rablerinin huzuruna vararak hesap verecekler.

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Ahmet Varol = Ve verdiklerini Rabblerine döndürülecekleri için kalpleri ürpererek verenler.

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Ali Bulaç = Ve gerçekten Rablerine dönecekler diye, vermekte olduklarını kalpleri ürpererek verenler;

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Ali Fikri Yavuz = Rablerinin huzuruna varacaklarından kalbleri korkarak verdiklerini (zekâtlarını) verenler,

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Ali Ünal = (İşledikleri her işte, ortaya koydukları her davranışta, söyledikleri her sözde ve Allah yolunda) yaptıkları her harcamada, Rabbilerine dönüş yolunda olduklarının şuuru (ve O’nu razı edip edemedikleri endişesi) içinde kalbleri tir tir titreyenler;

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Bayraktar Bayraklı = Onlar ki Rablerinin huzuruna çıkacakları korkusuyla kalpleri titreyerek verirler.

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Bekir Sadak = (57-61) Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine es kosmayanlar, Rablerine donecekleri icin kalbleri urpererek vermeleri gerekeni verenler, iste onlar iyi islerde yaris ederler, o ugurda ileri gecerler.

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Celal Yıldırım = Onlar ki kendilerine verilen (nîmetler)den (Allah yolunda muhtaçlara) verirler ve Rablarına mutlaka döneceklerini (bildikleri) için kalbleri ürperir;

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Cemal Külünkoğlu = (60-61) Rablerine döneceklerini bildikleri için, verdiklerini kalpleri ürpererek verenler, işte onlardır iyilikte yarışanlar ve bu yarışı önde götürenler.

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Diyanet İşleri (eski) = (57-61) Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Diyanet Vakfi = Ve Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri çarparak yapanlar;

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Edip Yüksel = Rab'lerine döneceklerinin bilincinde olarak verenler,

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ve rablarının huzuruna varacaklarından yürekleri çarparak vergilerini verenler

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ve Rablerinin huzuruna varacaklarından yürekleri çarparak vergilerini verenler,

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ve, Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri titreyerek yapanlar;

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Gültekin Onan = Ve gerçekten rablerine dönecekler diye vermekte olduklarını kalpleri ürpererek verenler;

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Harun Yıldırım = Ve Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri çarparak yapanlar;

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Hasan Basri Çantay = (57-58-59-60-61) Hakıykaten Rablerini büyük tanıyıb (Onun korkusuyle) rikkate gelenler, Rablerinin âyetlerine îman etmekde sebat gösterenler, Rablerine eş tutmaz olanlar, Rablerinin huzuruna döneceklerinden yürekleri kork (u ile çarp) arak vergilerini verenler (yok mu?) İşte bunlardır ki hayırlarda sür'at yarışı yaparlar ve bunlar onun için tâ önde gidenlerdir.

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Hayrat Neşriyat = Ve o kimseler ki, şübhesiz onlar Rablerine dönecek kimseler oldukları(nı bildikleri)için, verdikleri şeyleri kalbleri ürpererek verirler.

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 İbni Kesir = Ve Rabblarına döneceklerinden kalbleri ürpererek vermeleri gerekenleri verenler,

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Kadri Çelik = Ve gerçekten Rablerine dönecekler diye vermekte olduklarını kalpleri ürpererek verenler.

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Muhammed Esed = sonunda Rablerine dönecekleri düşüncesi içinde kalpleri titreyerek vermeleri gerekeni verenler:

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Mustafa İslamoğlu = en sonunda yine Rablerine döneceklerine inandıklarından, yüreklerinde tarifsiz bir ürperti duyarak vermeleri gerekeni verenler:

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve o kimseler ki, onlar Rablerinin huzuruna muhakkak varacaklarından dolayı kalpleri şiddetli korkarak verdiklerini (sadakaları vesâireyi) verirler.

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Ömer Öngüt = Verdiklerini, Rablerinin huzuruna dönecekleri düşüncesi ile kalpleri ürpererek verirler.

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Şaban Piriş = Rab’lerine dönecek oldukları için kalpleri çarparak vereceklerini verenler..

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Sadık Türkmen = Gerçekten verdiklerini, Rablerinin huzuruna dönecekleri düşüncesi ile, kalpleri ürpererek verenler,

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Seyyid Kutub = Ve onlar ki, Rabb'lerine dönecekler diye kalpleri ürpererek verdikleri şeyi verirler.

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Suat Yıldırım = Rab’lerine dönüp hesaba çekileceklerinden, yaptıkları hayırları kalpleri titreyerek yapanlar.

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Süleyman Ateş = Verdiklerini, Rablerinin huzûruna dönecekleri düşüncesiyle kalbleri korkudan ürpererek verirler.

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Tefhim-ul Kuran = Ve onlar gerçekten Rablerine dönecekler diye, vermekte olduklarını kalpleri ürpererek verenler;

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Ümit Şimşek = Verdiklerini de, Rablerinin huzuruna varacaklarının bilinci içinde, kalpleri ürpererek verirler.

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Onlar ki, verdiklerini, Rablerine dönecekleri için kalpleri ürpererek verirler;

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 İskender Ali Mihr = Ve onlar vereceklerini verirler. Onlar, Rab’lerine geri dönenler (ulaşanlar) olduğundan onların kalpleri titrer.

ve kulûbu-hum

  Mü’minûn / 60 -

 İlyas Yorulmaz = Onlar, vermeleri gerekenleri (zekatlarını ve sadakalarını) verirler ve dönüşlerinin bize olduğuna kesinlikle inandıklarından, kalpleri heyecan içinde titrer.

ve kulûbu-hum

  Zümer / 23 -

 Diyanet İşleri = Allah, sözün en güzelini; âyetleri, (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri, öğütleri, kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların derileri (vücutları) ondan dolayı gerginleşir. Sonra derileri de (vücutları da) kalpleri de Allah’ın zikrine karşı yumuşar. İşte bu Kur’an Allah’ın hidayet rehberidir. Onunla dilediğini doğru yola iletir. Allah, kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur.

ve kulûbu-hum

  Zümer / 23 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Bir Allah'tır ki sözün en güzelini indirmiştir bir kitap halinde, bir kısmı, bir kısmına benzer, bir kısmı, bir kısmını gerçekleştirir, her şeyi tekrar tekrar bildirir; Rablerinden korkanların tüyleri diken diken olur onu dinlerken, sonra da bedenleri ve gönülleri, Allah'ı anmak için yumuşar; işte bu, Allah'ın bir hidâyetidir ki dilediğini, onunla doğru yola sevk eder ve Allah, kimi doğru yoldan saptırırsa ona yol gösterecek yoktur.

ve kulûbu-hum

  Zümer / 23 -

 Abdullah Parlıyan = Allah, sözün en güzelini bir kitap halinde indirmiştir. Bir kısmı bir kısmına benzer. Çelişkisiz, bıktırıp usandırmayan tekrarlarla doludur ki, Rablerine derin saygı göstermekte olanlar, tehdid ve korkutucu ayetlerini okuduklarında, derileri ürperir. Rahmet ayetlerini okuduklarında ise, tenleri ve kalpleri Allah'ın zikrine yatışıp, yumuşar, sakinleşir. İşte Allah'ın rehberliği böyledir, doğruya yönelmek isteyeni bu kitapla doğru yola istediği şekilde eriştirir. Kim de şaşkınlık ve sapıklık içinde kalmayı isterse, ona da doğru yol gösterecek yoktur.

ve kulûbu-hum

  Zümer / 23 -

 Adem Uğur = Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bıkılmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların, bu Kitab'ın etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah'ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu Kitap, Allah'ın, dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren olmaz.

ve kulûbu-hum

  Zümer / 23 -

 Ahmed Hulusi = Allâh, sözün en güzelini; müteşabih (benzetme yollu), mesanî (aynı cümlede veya kelimede iki ayrı işareti vererek ikili anlatımla) bir bilgiyi (tafsilâtlı) indirdi. . . Rablerinden haşyet eden kimselerin Ondan derileri (tüyleri) ürperir. . . Sonra bedeni ve şuuru Allâh zikrine yumuşar (kabule müsait hâle gelir). . . İşte bu Allâh'ın hidâyetidir ki onunla dilediğini hakikate erdirir! Allâh kimi saptırırsa ona hidâyet edecek yoktur.

ve kulûbu-hum

  Zümer / 23 -

 Ahmet Tekin = Allah sözün en güzelini, birbirine benzeyen, biri diğerini te’yit eden, tefsir eden, coşkunluk içinde tekrar tekrar okunan, uyumlu, âhenkli bir kitap olarak Kur’ân’ı bölüm bölüm indirdi. Rablerinden korkanların, Rablerine saygılı olanların, Kur’ân okunurken tüyleri ürperir. Sonra nefisleri, kalpleri, gönülleri, akılları Allah’ı zikre, Allah’a şükre yatkın hale gelir, zikretmeye, şükretmeye dalar. İşte bu kitap, Allah’ın peygamberiyle size ulaştırdığı hidayet rehberidir. Sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu varlıkları bununla doğru yola iletme lütfunda bulunur. Kimin de hak yoldan uzaklaşmasına, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihine özgürlük tanırsa onu kimse doğru yola iletemez.

ve kulûbu-hum

  Zümer / 23 -

 Ahmet Varol = Allah sözün en güzelini (ifadeleri) birbirine benzeyen ikişerli [1] bir Kitap halinde indirdi. Rablerinden korkanların ondan derileri ürperir. Sonra derileri ve kalpleri Allah'ın zikrine karşı yumuşar. Bu Allah'ın hidayetidir. Dilediğini bununla hidayete eriştirir. Allah kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur.

ve kulûbu-hum

  Zümer / 23 -

 Ali Bulaç = Allah, müteşabih (benzeşmeli), ikişerli bir kitap olarak sözün en güzelini indirdi. Rablerine karşı içleri titreyerek korkanların O'ndan derileri ürperir. Sonra onların derileri ve kalpleri Allah'ın zikrine (karşı) yumuşar yatışır. İşte bu, Allah'ın yol göstermesidir, onunla dilediğini hidayete erdirir. Allah, kimi saptırırsa, artık onun için de bir yol gösterici yoktur.

ve kulûbu-hum

  Zümer / 23 -

 Ali Fikri Yavuz = Allah, kelâmın en güzeli olan Kur’an’ı, (icaz, hikmet ve belâğatda) ayetleri birbirine benzer, mükerrer (kıssa ve öğütlerle dolu) bir kitab halinde indirdi. Öyle ki, Rablerinden (iç duygusu ile) korkanların derileri, ondan ürperir. Sonra derileri de, kalbleri de Allah’ın zikrine (dönerek rahmet ayetleriyle) yumuşar. İşte bu Kitab, Allah’ın (insanlar için gönderdiği) rehberidir. Allah onunla dilediğine hidayet verir. Kimi de Allah saptırırsa, artık ona hidayet edecek yoktur.

ve kulûbu-hum

  Zümer / 23 -

 Ali Ünal = Allah, sözün en güzelini, ifadeleri birbirine benzer, birbiriyle uyum içinde ve birbirini destekleyip birbirine referans olan bir Kitap halinde indirmektedir. Rabbilerine karşı derin bir saygı ve tazim besleyenlerin onu okur veya dinlerken vücutları titrer, derileri ürperir. Bununla kalmaz, vücutları ve kalbleri Allah’ı anmakla, O’nun Kitabıyla sükûnet bulur. İşte bu, Allah’ın hidayetidir ki, onunla dilediğini her konuda doğruya iletir. Buna karşılık, Allah kimi şaşırtırsa, artık onu doğruya yöneltecek kimse yoktur.