Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
ve in kunnâ
Diyanet İşleri = Şüphesiz bu olayda ibretler vardır. Biz gerçekten (kullarımızı) imtihan ederiz.
ve in kunnâ
Abdulbaki Gölpınarlı = Şüphe yok ki bundan deliller var elbet ve şüphesiz ki biz, insanları deneriz.
ve in kunnâ
Abdullah Parlıyan = Bu kıssada muhakkak ki, düşünen insanlar için çıkarılacak dersler vardır. Şüphesiz biz, insanları sınavdan geçirmekteyiz.
ve in kunnâ
Adem Uğur = Şüphesiz bunda (Nuh ve kavminin başından geçenlerde) birtakım ibretler vardır. Hakikaten biz (kullarımızı böyle) deneriz.
ve in kunnâ
Ahmed Hulusi = Muhakkak ki bunda işaretler vardır. . . Biz elbette sınarız (ki kişi kendi kapasitesini görsün).
ve in kunnâ
Ahmet Tekin = Bu Nuh kıssasında birçok ibretler, öğütler, Allahın sınırsız kudretini gösteren deliller vardır. İtaatkâr olanlarla âsi olanların ortaya çıkması için biz kullarımızı böyle deneriz.
ve in kunnâ
Ahmet Varol = Şüphesiz bunda âyetler vardır ve biz muhakkak denemeden geçiririz.
ve in kunnâ
Ali Bulaç = Hiç şüphesiz bunda ayetler vardır ve biz gerçekten denemeden geçiririz.
ve in kunnâ
Ali Fikri Yavuz = Şüphesiz bunda (Nûh kıssasında) ibret alıncak çok alâmetler var. Doğrusu biz (bu şekilde insanları) imtihana çekenleriz.
ve in kunnâ
Ali Ünal = (Nuh ile kavmi arasında) bu olup bitenlerde hiç şüphesiz pek çok ibretler ve mesajlar vardır; ve Biz ancak, insanları (pek çok hikmete binaen) imtihanlardan geçirmekteyiz.
ve in kunnâ
Bayraktar Bayraklı = Şüphesiz bu olguda dersler vardır. Biz, kesinlikle denemekteyiz.
ve in kunnâ
Bekir Sadak = Dogrusu bunlarda dersler vardir. Biz suphesiz insanlari denemekteyiz.
ve in kunnâ
Celal Yıldırım = Şüphesiz ki (bu önemli ve ibretli olayda) birçok öğütler ve dersler vardır. Doğrusu biz hep (böyle) sınava çekeriz.
ve in kunnâ
Cemal Külünkoğlu = Şüphesiz bu olayda ibretler vardır. Biz gerçekten (kullarımızı) imtihan etmekteyiz.
ve in kunnâ
Diyanet İşleri (eski) = Şüphe yok ki bundan deliller var elbet ve şüphesiz ki biz, insanları deneriz.
ve in kunnâ
Diyanet Vakfi = Şüphesiz bunda (Nuh ve kavminin başından geçenlerde) birtakım ibretler vardır. Hakikaten biz (kullarımızı böyle) deneriz.
ve in kunnâ
Edip Yüksel = Bunda işaretler ve dersler vardır. Biz elbette sizleri denemekteyiz.
ve in kunnâ
Elmalılı Hamdi Yazır = İşte bunda çok âyetler vardır ve hakıkat biz pek imtihancıyızdır
ve in kunnâ
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = İşte bunda birçok ibretler vardır ve gerçekten Biz, pek sınavcıyızdır.
ve in kunnâ
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Şüphesiz bunda sizin için birtakım ibretler vardır. Çünkü biz, kullarımızı böyle denemişizdir.
ve in kunnâ
Gültekin Onan = Hiç şüphesiz bunda ayetler vardır ve biz gerçekten denemeden geçiririz.
ve in kunnâ
Harun Yıldırım = Şüphesiz bunda birtakım ibretler vardır. Hakikaten biz deneriz.
ve in kunnâ
Hasan Basri Çantay = (Nuh ile kavmi arasında) bu olup bitenlerde hiç şüphesiz pek çok ibretler ve mesajlar vardır; ve Biz ancak, insanları (pek çok hikmete binaen) imtihanlardan geçirmekteyiz.
ve in kunnâ
Hayrat Neşriyat = Şübhesiz ki bunda, gerçekten ibretler vardır ve doğrusu (biz, onları) elbette imtihân edicileriz.
ve in kunnâ
İbni Kesir = Şüphesiz ki bunda ayetler vardır. Biz, elbette deneyenleriz.
ve in kunnâ
Kadri Çelik = Hiç şüphesiz bunda ayetler vardır ve biz gerçekten deneyenleriz.
ve in kunnâ
Muhammed Esed = Bu (kıssa)da, muhakkak ki, (düşünen insanlar için çıkarılacak) dersler vardır; ve şüphesiz, Biz (insanı) sınavdan geçirmekteyiz.
ve in kunnâ
Mustafa İslamoğlu = Elbet bunda, (akleden kimseler için) işaretler vardır; ve elbet Biz (öncekileri) de sınavdan geçirmişizdir.
ve in kunnâ
Ömer Nasuhi Bilmen = Şüphe yok ki, bunda elbette bir nice ibretler vardır ve hakikaten Biz elbette pek imtihan edicileriz.
ve in kunnâ
Ömer Öngüt = Şüphesiz ki bunda âyetler (ibretler) vardır. Çünkü biz, insanları imtihan etmekteyiz.
ve in kunnâ
Şaban Piriş = Şüphesiz bunda ayetler/belgeler vardır ve elbette biz imtihan ediyoruz.
ve in kunnâ
Sadık Türkmen = Şüphesiz bunda, bir çok ibretler/dersler vardır. Gerçekten Biz, yaptıklarınızın karşılığını verip sizleri açığa çıkaranlarız.
ve in kunnâ
Seyyid Kutub = Bu olayda alınacak birçok dersler vardır. Biz Nuh'u ve soydaşlarını bu yolla sınavdan geçirmiş olduk.
ve in kunnâ
Suat Yıldırım = Bunda elbette alınacak çok ibretler var. Gerçekten Biz insanları imtihan etmekteyiz.
ve in kunnâ
Süleyman Ateş = Gerçi biz, (onları) sınıyorduk ama, bu olayda (sizler için de) nice ibretler vardır.
ve in kunnâ
Tefhim-ul Kuran = Hiç şüphesiz bunda ayetler vardır ve biz gerçekten denemeden geçiririz.
ve in kunnâ
Ümit Şimşek = İşte bunda nice âyetler vardır. Biz böylece kullarımızı imtihan etmekteyiz.
ve in kunnâ
Yaşar Nuri Öztürk = Biz onları imtihan ediyor idiysek de bunda elbette ibretler vardır!
ve in kunnâ
İskender Ali Mihr = Elbette bunda âyetler vardır. Ve muhakkak ki Biz, imtihan edenleriz.
ve in kunnâ
İlyas Yorulmaz = Bunlarda alınacak ibretler var ve biz (insanları) bunlarla deniyoruz.
ve in kunnâ
Diyanet İşleri = (156-157) “Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (yahudilere ve hıristiyanlara) indirildi. Biz onların okumalarından habersiz idik” demeyesiniz, yahut, “Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk” demeyesiniz, diye bu Kur’an’ı indirdik. İşte size Rabbinizden açıkça bir delil, bir hidayet ve bir rahmet geldi. Artık Allah’ın âyetlerini yalanlayan ve (insanları) onlardan çeviren kimseden daha zalim kimdir? İnsanları âyetlerimizden alıkoymaya kalkışanları, yapmakta oldukları engellemeden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız.
ve in kunnâ
Abdulbaki Gölpınarlı = Hiç şüphe yok ki bizden önce ancak iki tâifeye kitap indirildi ve bizse onu okumaktan âcizdik, bir şey anlamıyorduk demeyesiniz.
ve in kunnâ
Abdullah Parlıyan = O'nu size indirdik ki, “Kitap yalnız bizden önceki iki topluluğa, yani Yahudi ve Hıristiyanlara indirilmişti de, biz onların eğitim ve öğretimlerinden habersizdik” demeyesiniz diye,
ve in kunnâ
Adem Uğur = Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (hıristiyanlara ve yahudilere) indirildi, biz ise onların okumasından gerçekten habersizdik demeyesiniz diye;
ve in kunnâ
Ahmed Hulusi = "BİLGİ, sadece bizden önceki iki taife (Yahudi ve Nasara) üzerine inzâl edildi; biz, onların kendilerine geleni okuyup değerlendirmesinden gâfildik" demeyesiniz. . .
ve in kunnâ
Ahmet Tekin = 'Kitaplar, bizden önceki iki topluluğa indirildi; biz, onlara öğretilenlerden, o kitabın içindeki hükümlerden habersizdik' diyerek itiraz edememeniz için bu Kur’ân’ı indirdik.
ve in kunnâ
Ahmet Varol = 'Kitap yalnızca bizden önceki iki topluluğa indirildi ve biz onların okumalarından habersizdik' demeyesiniz.
ve in kunnâ
Ali Bulaç = "Bizden önce kitap yalnız iki topluluğa indirildi, biz ise onların ders gördüklerinden habersizlerdik" dememeniz;
ve in kunnâ
Ali Fikri Yavuz = (Ey Mekke’liler! Siz): “- Bizden önce Yahudî’lerle Hristiyanlara indirilen kitap, konuştuğumuz dilde olmadığından onu okumaktan gafilleriz” derdiniz. Bunu dememeniz (için lisanınız üzere KUR’AN’ı gönderdik.)
ve in kunnâ
Ali Ünal = Ayrıca, “Kitap, yalnızca bizden önceki iki topluluğa (Yahudilere ve Hıristiyanlara) indirildi; biz ise, onların okuyup üzerinde çalıştıkları gerçeklerden habersizdik.” demeyesiniz.