Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
ve es semâvâtu
Diyanet İşleri = O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar bir ve kahhar (her şeyin üzerinde yegâne hâkim) olan Allah’ın huzuruna çıkarlar.
ve es semâvâtu
Abdulbaki Gölpınarlı = O gün, bir gündür ki yeryüzü de başka bir yeryüzüne döner, gökler de. Herkes, bir ve kahhâr Allah'ın tapısında toplanır.
ve es semâvâtu
Abdullah Parlıyan = Yerin başka bir yere, göğün başka bir göğe dönüştürüleceği ve bütün insanların var olan, tek olan ve herşeyin üzerinde hükümran olan Allah'ın huzuruna çıkacakları gün, Allah'ın önceden verdiği sözü yerine gelecektir.
ve es semâvâtu
Adem Uğur = Yer başka bir yer, gökler de (başka gökler) haline getirildiği, (insanlar) bir ve gücüne karşı durulamaz olan Allah'ın huzuruna çıktıkları gün (Allah bütün zalimlerin cezasını verecektir).
ve es semâvâtu
Ahmed Hulusi = O süreçte arz (beden), başka arza (bedene) dönüştürülür, semâlar da (bilinçler de başka bir algılayışa)! (Hepsi) Vahid, Kahhar olan Allâh'a bârizdirler (içyüzleriyle apaçık ortadadırlar).
ve es semâvâtu
Ahmet Tekin = Yerin başka bir yer, göklerin de başka gökler haline getirileceği, insanların, kabirlerinden fırlayarak mahşere, bir ve gücüne karşı konulmaz olan Allah’ın huzuruna çıkacakları gün ne dehşetli bir gündür.
ve es semâvâtu
Ahmet Varol = O günde ki yer başka bir yere gökler de (başka göklere) dönüştürülür ve tek ve mutlak üstünlük sahibi (kahhar) Allah'ın huzuruna çıkarlar.
ve es semâvâtu
Ali Bulaç = Yerin başka bir yere, göklerin de (başka göklere) dönüştürüldüğü gün, onlar tek olan, kahhar olan Allah'ın huzuruna çıka(rıla)caklardır.
ve es semâvâtu
Ali Fikri Yavuz = O gün ki, Arz başka Arza, gökler de başka göklere çevrilecek, insanlar kabirlerinden, (zatında ve sıfatında eşi olmayan ve) her şeye hâkim bulunan Allah’ın huzuruna çıkacaklar;
ve es semâvâtu
Ali Ünal = Gün gelir, yer başka bir yere, gökler de başka göklere çevrilir ve bütün varlıklar, Tek ve Kahhar (bütün kâinat üzerinde mutlak hakim) olan Allah’ın huzuruna çıkarlar.
ve es semâvâtu
Bayraktar Bayraklı = (48-49) Yerin başka bir yere, göklerin başka göklere dönüştürüleceği ve insanların bir olan ve gücüne karşı durulamaz olan Allah'ın huzuruna çıktıkları gün, işte o gün, günahkârların zincirlere vurulmuş olduğunu görürsün.[246]
ve es semâvâtu
Bekir Sadak = (47-48) Yerin baska bir yerle, goklerin de baska goklerle degistirildigi, her seye ustun gelen tek Allah'in huzuruna ciktiklari gunde, sakin Allah'in peygamberlerine verdigi sozden cayacagini sanma; dogrusu Allah gucludur, oc alandir.
ve es semâvâtu
Celal Yıldırım = O günde ki, yer başka bir yere, gökler de başka göklere çevrilir ve (hepsi de) O bir olan, her şeyi kahr-u saltanatı altında tutan Allah'ın huzuruna koşarlar.
ve es semâvâtu
Cemal Külünkoğlu = O gün, yer başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve (insanlar) her şeyin üzerinde yegâne hakim olan Allah'ın huzuruna çıkarlar.
ve es semâvâtu
Diyanet İşleri (eski) = (47-48) Yerin başka bir yerle, göklerin de başka göklerle değiştirildiği, her şeye üstün gelen tek Allah'ın huzuruna çıktıkları günde, sakın Allah'ın peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma; doğrusu Allah güçlüdür, öç alandır.
ve es semâvâtu
Diyanet Vakfi = Yer başka bir yer, gökler de (başka gökler) haline getirildiği, (insanlar) bir ve gücüne karşı durulamaz olan Allah'ın huzuruna çıktıkları gün (Allah bütün zalimlerin cezasını verecektir).
ve es semâvâtu
Edip Yüksel = Yerin başka bir yer ile göklerin de başka göklerle değiştirildiği, herkesin Tek ve En yüce olan ALLAH'ın huzuruna getirildiği gün...
ve es semâvâtu
Elmalılı Hamdi Yazır = O gün ki Arz başka tebdil olunur, Semavat da ve hep o vâhid, kahhâr olan Allah için fırlarlar
ve es semâvâtu
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = O gün yeryüzü başka bir yere dönüştürülür, gökler de... Ve hepsi o tek ve kahredici Allah için fırlarlar;
ve es semâvâtu
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = O gün yeryüzü bir başka yere, gökler, başka göklere çevirilecek ve bütün varlıklar, kabirlerinden çıkıp bir ve gücüne karşı durulmaz olan Allah'ın huzuruna toplanacaklardır.
ve es semâvâtu
Gültekin Onan = Yerin başka bir yere, göklerin de (başka göklere) dönüştüğü gün onlar tek olan, kahhar olan Tanrı'nın huzuruna çıka(rıla)caklardır.
ve es semâvâtu
Harun Yıldırım = Yer başka bir yer, gökler de (başka gökler) haline getirildiği, (insanlar) bir ve gücüne karşı durulamaz olan Allah'ın huzuruna çıktıkları gün (Allah bütün zalimlerin cezasını verecektir).
ve es semâvâtu
Hasan Basri Çantay = O gün ki yer başka bir yere, gökler de (başka göklere) tebdil olunacakdır. (İnsanlar kabirlerinden kalkıb) bir olan, kahhâr olan Allahın huzurunda toplanacaklardır.
ve es semâvâtu
Hayrat Neşriyat = O gün, yer başka yere çevrilir, gökler de (başka göklere)! Ve (herkes) Vâhid (bir olan), Kahhâr (kahredici üstünlük sâhibi) olan Allah’ın huzûruna çıkarlar!
ve es semâvâtu
İbni Kesir = O gün; yer başka bir yerle değiştirilir. Gökler de başka göklerle. Ve onlar; Vahid ve Kahhar olan Allah'ın huzuruna çıkarlar.
ve es semâvâtu
Kadri Çelik = Yerin başka bir yere, göklerin de (başka göklere) dönüştürüldüğü gün; onlar tek ve kahhar olan Allah'ın huzuruna çıkacaklardır.
ve es semâvâtu
Muhammed Esed = Yerin başka bir yere, göğün başka bir göğe dönüştürüleceği ve (bütün insanların) var olan her şeyin üstünde hükümran olan O Tek İlah'ın, Allah'ın huzuruna çıkacakları Gün (O'nun sözü gerçekleşecektir).
ve es semâvâtu
Mustafa İslamoğlu = O gün yer başka bir yere, gökler ise (başka göklere) dönüştürülür; ve her şeye egemen biricik güç olan Allah'ın huzuruna çıkarlar;
ve es semâvâtu
Ömer Nasuhi Bilmen = O günde ki, bu yer başka bir yere tebeddül eder, gökler de. Ve vâhid, kahhar olan Allah Teâlâ'nın huzuruna çıkmış olurlar.
ve es semâvâtu
Ömer Öngüt = O gün yer başka bir yerle, gökler de başka göklerle değiştirilir. Bütün insanlar tek ve Kahhar olan Allah'ın huzuruna çıkarlar.
ve es semâvâtu
Şaban Piriş = Yerin başka bir yerle, göklerin de başka göklerle değiştirildiği gün, her şeye üstün gelen tek Allah’ın huzuruna çıkarılırlar.
ve es semâvâtu
Sadık Türkmen = O gün yeryüzü, başkasıyla değiştirilir. Ve gökler de... Bütün insanlar; O tek, hâkim Allah’ın huzurunda dururlar.
ve es semâvâtu
Seyyid Kutub = O gün, bir gündür ki yeryüzü de başka bir yeryüzüne döner, gökler de. Herkes, bir ve kahhâr Allah'ın tapısında toplanır.
ve es semâvâtu
Suat Yıldırım = Gün gelir, yer başka bir yere, gökler de başka göklere çevrilir. Bütün insanlar kabirlerinden kalkıp tek hâkim olan Allah’ın huzuruna çıkarlar.
ve es semâvâtu
Süleyman Ateş = O gün yer başka yere, gökler de (başka göklere) değiştirilir. (Bütün) insanlar tek ve kahredici Allâh'ın huzûrunda görünürler.
ve es semâvâtu
Tefhim-ul Kuran = Yerin başka bir yere, göklerin de (başka göklere) dönüştürüldüğü gün, onlar tek olan, kahhar olan Allah'ın huzuruna çıka(rıla)caklardır.
ve es semâvâtu
Ümit Şimşek = O gün yer başka bir yerle değişir; gökler de değişir; herkes, bir ve mutlak kudret sahibi Allah'ın huzuruna çıkar.
ve es semâvâtu
Yaşar Nuri Öztürk = O gün yerküre başka bir yerküreye dönüştürülür. Gökler de öyle. Hepsi o Vâhid ve Kahhâr olan Allah'ın huzurunda dikilir.
ve es semâvâtu
İskender Ali Mihr = O gün arz (yeryüzü) ve semalar, başka bir hale döndürülür (döndürülmüş olur). Ve onlar, Vahid (bir) ve Kahhar olan Allah’ın huzuruna çıkmış olurlar.
ve es semâvâtu
İlyas Yorulmaz = O gün (kıyamet günü) yer, başka bir yerle değiştirilecek ve gökler her şeye gücü yeten ve bir olan Allah için toplanacaklar.
ve es semâvâtu
Diyanet İşleri = Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. Yeryüzü kıyamet gününde bütünüyle O’nun elindedir. Gökler de O’nun kudretiyle dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından uzaktır, yücedir.
ve es semâvâtu
Abdulbaki Gölpınarlı = Allah'ı, gereği gibi ululamadılar ve yeryüzü, kıyâmet gününde, tamâmıyla kudret avucundadır onun ve gökler de, kudretiyle dürülmüştür; münezzehtir ve yücedir o, şirk koşanların şirk koştukları şeylerden.
ve es semâvâtu
Abdullah Parlıyan = Allah'tan başkasına kulluk edenler, Allah'ı gerçek bir şekilde tanıyamadılar. Yeryüzü bunca genişliğine ve büyüklüğüne rağmen, kıyamet günü O'nun eli altında olacaktır, gökler de O'nun sağ eliyle toplanıp, dürülecektir. O her türlü eksikliğin üstünde ve ötesindedir. O'na koştukları bütün eş ve ortaklardan da üstündür ve herşeyin kat kat üstündedir.
ve es semâvâtu
Adem Uğur = Onlar Allah'ı hakkıyla tanıyıp bilemediler. Kıyamet günü bütün yeryüzü O'nun tasarrufundadır. Gökler O'nun kudret eliyle dürülmüş olacaktır. O, müşriklerin ortak koşmalarından yüce ve münezzehtir.
ve es semâvâtu
Ahmed Hulusi = Allâh'ı hakkıyla değerlendiremediler! Kıyamet sürecinde arz bütünüyle O'nun kabzasındadır (avucunun içindedir); semâlar O'nun sağ eliyle dürülmüşlerdir. . . O, onların şirk koştuklarından münezzehtir, Âli'dir.
ve es semâvâtu
Ahmet Tekin = Onlar, Allah’ın, yüceliğini, kudretini, kadrini, zâtını vasfının, sıfatlarının tecellisinin ifade ettiği şekilde künhüyle kavrayamadılar, Allah’ı hakkıyla tanıyıp saygıyla hafsalalarına yerleştiremediler. Kıyamet günü bütün yerküre O’nun tasarrufundadır. Gökler O’nun kudret eliyle dürülmüş olacaktır. O, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında ortak koşanların kendisine koştukları ortaklardan münezzehtir, yüceler yücesidir.
ve es semâvâtu
Ahmet Varol = Onlar Allah'ı gereği gibi bilemediler. Oysa kıyamet günü yer tamamen O'nun avucundadır ve gökler sağ elinde dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından münezzeh ve yücedir.
ve es semâvâtu
Ali Bulaç = Onlar, Allah'ın kadrini hakkıyla takdir edemediler. Oysa kıyamet günü yer, bütünüyle O'nun avucu (kabzası)ndadır; gökler de sağ eliyle dürülüp bükülmüştür. O, şirk koştuklarından münezzeh ve yücedir.
ve es semâvâtu
Ali Fikri Yavuz = O kâfirler, Allah’ı gerektiği gibi takdir edemediler (büyüklüğünü anlıyamadılar). Halbuki kıyamet günü, yer küresi tamamen O’nun tasarrufundadır. Gökler de, kudret elinde dürülmüşlerdir. Allah, onların ortak koştuklarından münezzehtir ve çok yücedir.
ve es semâvâtu
Ali Ünal = Allah’ı Allah oluşunun gerektirdiği şekilde tanıyıp takdir etmediler. Oysa Kıyamet Günü bütün bir yeryüzü O’nun Avucu’nda, gökler de dürülmüş olarak Sağ Eli’nde olacaktır. Allah, onların her türlü şirk koşmalarından mutlak manâda uzak ve münezzeh, mutlak manâda aşkın ve yücedir.