Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Diyanet İşleri = Ey insanlar! Size Rabbinizden kesin bir delil (Hz. Muhammed) geldi ve size apaçık bir nur (Kur’an) indirdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ey insanlar, size Rabbinizden reddi mümkün olmayan bir delil gelmiştir ve size apaçık bir nur indirmişizdir.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Abdullah Parlıyan = Ey insanlar! Size Rabbinizden kesin bir delil geldi. Size apaçık bir nur olan Kur'ân'ı indirdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Adem Uğur = Ey insanlar! Şüphesiz size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apaçık bir nur indirdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Ahmed Hulusi = Ey insanlar! Hakikaten Rabbinizden size bir burhan (hakikatin dillenmişi Hz. Muhammed s. a. v. ) geldi. . . Size apaçık bir Nur (Kur'ân) inzâl ettik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Ahmet Tekin = Ey insanlar, şüphesiz size, Rabbinizden kesin bir delil geldi.Size, Allah, insan, kâinat ilişkilerini, ilâhî düzeni açıklayan apaçık bir nur, Kur’ân indirdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Ahmet Varol = Ey insanlar! Size Rabb'inizden burhan [29] gelmiştir ve size aydınlatıcı bir nur indirdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Ali Bulaç = Ey insanlar Rabbinizden size 'kesin bir kanıt (burhan)' geldi ve size apaçık bir nur (Kur'an) indirdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Ali Fikri Yavuz = Ey İnsanlar! Size Rabbinizden mucizelerle Peygamber geldi; ve size apaçık bir Nûr (Kur’an) indirdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Ali Ünal = Ey insanlar! Hiç şüphesiz Rabbinizden size kesin bir Delil geldi ve size her şeyi olduğu gibi apaydınlık gösteren ve yolunuzu aydınlatan parlak bir Nur indirdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Bayraktar Bayraklı = Ey insanlar! Rabbinizden size güçlü bir delil geldi ve size aydınlatıcı bir nur indirdik.[90]

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Bekir Sadak = Ey Insanlar! Rabbiniz'den size acik bir delil geldi, size apacik bir nur, Kuran indirdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Celal Yıldırım = Ey insanlar! Doğrusu Rabbinizden size bir burhan (kesinliği açık delil ve belge) geldi ve size çok açık bir nûr indirdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Cemal Külünkoğlu = Ey insanlar! Rabbinizden size hakikatin bir tezahürü (olarak Muhammed) geldi ve size aydınlatıcı bir ışık (olarak Kur'an) indirdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Diyanet İşleri (eski) = Ey İnsanlar! Rabbiniz'den size açık bir delil geldi, size apaçık bir nur, Kuran indirdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Diyanet Vakfi = Ey insanlar! Şüphesiz size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apaçık bir nur indirdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Edip Yüksel = İnsanlar! Rabbinizden size bir kanıt geldi ve üzerinize apaçık bir ışık indirdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ey insanlar! bâkın size rabbınızdan bürhan geldi, size açık bir nur indirdik

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ey insanlar, bakın size Rabbinizden kesin bir delil geldi; size açık bir nur indirdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ey insanlar! Size Rabbinizden bir delil (Muhammed) geldi ve size apaçık bir nur indirdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Gültekin Onan = Ey insanlar rabbinizden size 'kesin bir kanıt (burhan)' geldi ve size apaçık bir nur (Kuran) indirdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Harun Yıldırım = Ey insanlar, muhakkak ki size Rabbinizden bir burhan geldi ve biz size apaçık bir nur indirdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Hasan Basri Çantay = Ey insanlar, size Rabbinizden hakıykî bir bürhan gelmişdir. Size apaçık bir nur göndermişizdir.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Hayrat Neşriyat = Ey insanlar! Şübhesiz size Rabbinizden bir delil (peygamber) geldi ve size apaçık bir nûr (olan Kur’ân’ı) indirdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 İbni Kesir = Ey insanlar; Rabbınızdan size açık bir delil geldi ve size apaçık bir nur indirdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Kadri Çelik = Ey insanlar! Rabbinizden size açık bir delil geldi ve size apaçık bir nur indirdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Muhammed Esed = Ey insanlar! Rabbinizden size hakikatin bir tezahürü geldi ve size aydınlatıcı bir ışık gönderdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Mustafa İslamoğlu = Ey insanlık! Artık Rabbinizden size hakikatin belgesi geldi! Biz de size aydınlatıcı bir ışık gönderdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ey insanlar! Muhakkak size Rabbinizden bir bürhan geldi ve sizlere bir apaçık nûr indirdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Ömer Öngüt = Ey insanlar! Size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apaçık bir nur (Kur'an) indirdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Şaban Piriş = Ey İnsanlar, size Rabbinizden açık bir belge gelmiştir. Size apaçık bir aydınlatıcı (Kur’an) indirdik

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Sadık Türkmen = EY İNSANLAR! Size Rabbinizden kesin bir delil (Hz. Muhammed) geldi ve size apaçık bir nur (Kur’an) indirdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Seyyid Kutub = Ey insanlar size Rabbinizden kesin kanıt geldi ve size apaçık bir ışık indirdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Suat Yıldırım = Ey insanlar! İşte size Rabbinizden kesin bir delil geldi, size açık bir nûr indirdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Süleyman Ateş = Ey insanlar, size Rabbinizden delil geldi ve size apaçık bir nur indirdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Tefhim-ul Kuran = Ey insanlar, Rabbinizden size 'kesin bir kanıt (burhan) ' geldi ve size apaçık bir nur (Kur'an) indirdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Ümit Şimşek = Ey insanlar! Size Rabbinizden bir delil geldi; bir de size apaçık bir nur indirdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Ey insanlar! Size Rabbinizden apaçık, çok parlak ve güçlü bir kanıt gelmiştir. Biz size, herşeyi açık seçik gösteren bir ışık gönderdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 İskender Ali Mihr = Ey insanlar! Rabbinizden size bir burhan (kesin delil) gelmiştir. Ve size, apaçık bir nur indirdik.

ve enzelnâ

  Nisâ / 174 -

 İlyas Yorulmaz = Ey İnsanlar! Rabbinizden size apaçık deliller (burhan) gelmiş olup ve size yollarınızı aydınlatacak içeriği anlaşılır (bir kitap) indirmişizdir.

ve enzelnâ ileyke

  Mâide / 48 -

 Diyanet İşleri = (Ey Muhammed!) Sana da o Kitab’ı (Kur’an’ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp da onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.

ve enzelnâ ileyke

  Mâide / 48 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve sana da, önceki kitabı gerçekleyen ve ona, emin bir tanık olan kitabı, gerçek olarak indirdik. Artık aralarında, Allah'ın indirdiğine göre hüküm ver ve sana gelen gerçekten dönüp onların isteklerine uyma. Sizden her birerinize bir şeriat, bir yol tâyin ettik ve Allah dileseydi bir ümmet yapardı sizi, fakat size verdiği hükümler hususunda sizi sınamaktadır, siz de hayırlı işlerde yarışın artık ve hepinizin dönüp varacağı yer, Allah tapısıdır ve o, haklarında ayrılığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.

ve enzelnâ ileyke

  Mâide / 48 -

 Abdullah Parlıyan = Ve sana ey peygamber! Gerçekleri ortaya koyan bu kitabı; geçmiş vahiylerden geriye kalan doğruları tasdik edici ve önceki kitaplarda hangi doğruların bulunduğunu kontrol edip, gözetleyici olarak indirdik. Öyleyse ey peygamber! Geçmiş vahyin izleyicileri arasında, Allah'ın indirdiklerine uygun olarak hüküm ver ve sana gelmiş olan hakikatı terk ederek onların arzu ve heveslerine uyma. Biz, her bir toplum için farklı bir sistem ve farklı bir hayat tarzı belirledik. Eğer Allah dileseydi, hepinizi bir tek topluluk yapardı. Ama size verdikleri konusunda, sizi denemek için ayrı ayrı toplumlar olarak yaratmıştır. O halde, hayır işlerinde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Artık Allah, hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri size o kıyamette haber verecektir.

ve enzelnâ ileyke

  Mâide / 48 -

 Adem Uğur = Sana da, daha önceki kitabı doğrulamak ve onu korumak üzere hak olarak Kitab'ı (Kur'an'ı) gönderdik. Artık aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet; sana gelen gerçeği bırakıp da onların arzularına uyma. (Ey ümmetler!) Her birinize bir şerîat ve bir yol verdik. Allah dileseydi sizleri bir tek ümmet yapardı; fakat size verdiğinde (yol ve şerîatlerde) sizi denemek için (böyle yaptı). Öyleyse iyi işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Artık size, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri(n gerçek tarafını) O haber verecektir.

ve enzelnâ ileyke

  Mâide / 48 -

 Ahmed Hulusi = Sana da, kendinden önce inzâl olmuş hakikat bilgilerini tasdik eden ve onlar üzerine koruyucu, şahit, hâkim olan, Hakk'ı ihtiva eden hakikat (Sünnetullah bilgisini) inzâl ettik. . . O hâlde onların aralarında Allâh'ın inzâl ettiği ile hükmet. . . Hak'tan sana geleni bırakıp, onların boş heves ve arzularına tâbi olma. . . Sizden her biriniz için bir şir'at (yaşam ortam ve şartlarına göre kurallar) ve bir minhac (zamanla değişmesi mümkün olmayan realiteler üzerine kurulmuş sistem) oluşturduk. . . Eğer Allâh dileseydi, elbette sizi bir tek toplum yapardı! Fakat size verdiği ile sizi denemek istedi (tâ ki ne olduğunuz sizce bilinsin). . . O hâlde hayır yapmada yarışın! Hep birlikte dönüşünüz Allâh'adır. . . Hakkında ayrılığa düşüp tartıştığınız şeyleri size haber verecektir.

ve enzelnâ ileyke

  Mâide / 48 -

 Ahmet Tekin = Sana da, içinde önceki kitaplara ait olanları tasdik eden, doğrulayan, yürürlükte kalan hükümlerini içeriğine dahil edip koruyan, hakkı belirleyicilik vasfına sahip kitabı, Kur’ân’ı, gerekçeli, hikmete dayalı olarak, toplumda hakça düzeni gerçekleştirmen için indirdik. O halde ehl-i kitabın arasında Allah’ın indirdiği emir ve hükümleri esas alarak hüküm ver, icraat yap. Sana gelen hakça düzenin, İslâm’ın, şeriatın kurallarından, doğrudan, Kur’ân’dan ayrılarak ehl-i kitabın arzu ve ihtiraslarına, bâtıla uyma.Biz sizden her biriniz için, her bir İslâm milleti için aralarında cüz’i farklılıklar olan şerîatlar ve sizi Hakka götüren yollar, usuller, programlar ortaya koymuştuk.Allah’ın sünneti, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı, sizleri, İslâm milletlerini aynı uygulamayı paylaşan bir tek millet yapardı. Fakat lütfundan size verdiği maddi manevî nimetler, imkânlar içinde sizi denemek istedi.Artık hayırlı hedeflere doğru, her iki dünyada da sizin için hayırlı olanda, Kur’ân öğretmede, Kur’ân ilkelerini yaşamada, uygulamada, Allah’ın emirlerini yerine getirmede yarışın. Hepiniz hesap vermek üzere Allah’ın huzuruna getirileceksiniz. Allah ihtilâf çıkarmaya devam ettiğiniz konuları, birer birer ortaya koyarak sizi hesaba çekecektir.

ve enzelnâ ileyke

  Mâide / 48 -

 Ahmet Varol = Sana da Kitab'ı, hak ile, kendinden önceki kitapları doğrulayıcı ve onların üzerine şahit olarak indirdik. Sen de onların aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen hakkı bırakıp da onların arzularına uyma. Sizin her biriniz için [9] bir şeriat ve bir yol belirledik. Allah dileseydi hepinizi tek bir ümmet yapardı. Ancak (bu) size verdikleri üzerinde sizi imtihan etmek içindir. Artık iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri size bildirecektir.

ve enzelnâ ileyke

  Mâide / 48 -

 Ali Bulaç = Sana da (Ey Muhammed,) önündeki kitap(lar)ı doğrulayıcı ve ona 'bir şahid-gözetleyici' olarak Kitab'ı (Kur'an'ı) indirdik. Öyleyse aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen haktan sapıp onların heva (istek ve tutku)larına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol-yöntem kıldık. Eğer Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet kılardı; ancak (bu,) verdikleriyle sizi denemesi içindir. Artık hayırlarda yarışınız. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.

ve enzelnâ ileyke

  Mâide / 48 -

 Ali Fikri Yavuz = Ey Rasûlüm, sana da bu hak kitabı (Kur’an’ı), kendinden önceki kitabları hem tasdikçi, hem onlar üzerine bir şâhid olarak indirdik. O halde sen, ehl-i kitab arasında Allah’ın sana gönderdiği hükümlerle hüküm ver; sana gelen bu hakdan ayrılıp da onların arzuları arkasından gitme. Ey insanlar! Sizden her bir peygamber için, bir şeriat ve bir yol tayin ettik. Eğer Allah dileseydi, hepinizi tek şeriata bağlı bir ümmet yapardı. Fakat sizi, zamana göre size verdiği şeriat ölçüleri içinde imtihan edecek. O halde hayırlı işler yapmakta birbirinizle yarışın. Sonunda toptan dönüşünüz Allah’adır. O gün, din hakkında yaptığınız ihtilâfları Allah size haber verecektir.

ve enzelnâ ileyke

  Mâide / 48 -

 Ali Ünal = (Ey Rasûlüm!) Sana da, Kitap’tan kendinden önce indirilenleri (aslî halleri, halâ ihtiva ettikleri gerçekler ve İlâhî kaynakları itibariyle) tasdik edici ve onlar üzerinde gözetleyici, denetleyici ve onların gerçek niteliklerini ortaya koyucu, ayrıca gerçeğin ta kendisi olarak ve indirilişi esnasında kendisine hiçbir şüphe ve bâtıl karışmayacak şekilde (bu) Kitabı indirdik. O halde, mü’minler (ve müracaatlarını kabulle davalarına bakma yolunu seçtiğin Kitap Ehli’nden insanlar) arasında Allah’ın indirdiğiyle hükmet ve artık sana gerçeğin ta kendisi gelmiş olduğuna göre onların keyiflerine ve arzularına uyma. (Tarih sürecinde kendilerine ayrı rasûl gelen ve Kitap verilen) her bir ümmet için, günlük hayatlarında üzerinde yürüyecekleri ve saadete götüren apaçık bir yol (Şeriat) ve onun dayandığı değişmez temel esaslardan oluşan bir ana cadde (Minhac) tayin buyurduk. Eğer Allah dilemiş olsaydı, hepinizi (tarih boyu aynı Şeriat üzerinde) tek bir ümmet kılardı (ve aynı hayat şartlarında kalırdınız); fakat O (sizi, değişik ve gelişen şartlarda ilmî tekâmül kanununa tâbi tutarak,) her birinizi kendisine verdiği (Kitap’la) imtihan etmek için böyle ümmetlere ayırdı. Öyleyse (ey mü’minler), durmayın, hayırlı işlerde birbirinizle yarışın. Neticede Allah’adır hepinizin dönüşü ve O, (nefsaniyete kapılarak) ihtilâf edegeldiğiniz bütün hususları size tek tek bildirecek ve bu hususlarda aranızdaki hükmünü verecektir.