Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Diyanet İşleri = Andolsun, biz Mûsâ ile Hârûn’a, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için o Furkân’ı (Tevrat’ı) bir ışık ve öğüt olarak verdik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve andolsun ki Mûsâ'ya ve Hârûn'a, hakkı bâtıldan ayıran ve çekinenlere ışık ve öğüt olan kitabı verdik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Abdullah Parlıyan = Ve gerçek şu ki biz, Musa ile Harun'a Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyan kimseler için, doğruyu eğriden ayırmaya yarayan bir ölçü, ışık saçan bir kaynak ve bir uyarıcı, hatırlatıcı olarak kitabı verdik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Adem Uğur = Andolsun biz, Musa ve Harun'a, takvâ sahipleri için bir ışık, bir öğüt ve Furkan'ı verdik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Ahmed Hulusi = Andolsun ki biz Musa ve Harun'a Furkan'ı (Hak ile bâtılı ayırt edeni), korunmak isteyenler için bir ışık ve bir hatırlatıcı olarak verdik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Ahmet Tekin = Biz Mûsâ’ya ve Hârûn’a hakkı bâtıldan, helâli haramdan, imanı küfürden ayıran bilgileri içeren şeriat, mûcizeler vermiş, düşmanlarına karşı zafer ihsan etmiş, Tevrat’ı lütfetmiştik. O, takvâ sahipleri için, Allah’a sığınıp, emirlerine yapışarak günahlardan arınıp, azaptan korunanlar, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan mü’minler için bir ışık ve bir öğüt idi.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Ahmet Varol = Andolsun biz Musa ile Harun'a takva sahipleri için bir ışık ve bir öğüt olarak hakkı batıldan ayıran kitabı (furkanı) verdik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Ali Bulaç = Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a, takva sahipleri için bir aydınlık ve bir öğüt (zikir) olarak, hak ile batılı birbirinden ayıran (furkan)ı verdik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Ali Fikri Yavuz = Yemin olsun ki, biz Mûsa ile Hârûn’a, takva sahipleri için bir nasihat ve bir nur olarak, hak ile bâtılı ayıran Tevrat’ı vermiştik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Ali Ünal = Doğrusu Biz, Musa ve Harun’a Furkan’ı (hakkı bâtıldan ayıran Kitabı) verdik ve onu, kalbleri Allah’a karşı saygıyla dopdolu olan, O’na itaatsizlikten, dolayısıyla O’nun azabından sakınanlar için baştan sona bir ışık ve öğüt kaynağı kıldık.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Bayraktar Bayraklı = Andolsun, Mûsâ ve Hârûn'a eğriyi doğrudan ayıran kitabı, takvâ sahipleri için ışık ve hatırlatıcı bilgi kaynağı olarak verdik.[326]

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Bekir Sadak = And olsun ki, Musa ve Harun'a egriyi dogrudan ayiran Kitap'i sakinanlar icin isik ve ogut olarak verdik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Celal Yıldırım = And olsun ki biz Musâ ile Harun'a hak ile bâtılı ayıran, Allah'tan korkup fenalıklardan sakınanlar için bir ışık, bir öğüt olan kitap verdik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Cemal Külünkoğlu = Andolsun ki biz, Musa ve Harun'a, Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlar için doğruyu eğriden ayırmaya yarayan bir ışık ve öğüt olan Tevrat'ı verdik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Diyanet İşleri (eski) = And olsun ki, Musa ve Harun'a eğriyi doğrudan ayıran Kitap'ı sakınanlar için ışık ve öğüt olarak verdik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Diyanet Vakfi = Andolsun biz, Musa ve Harun'a, takvâ sahipleri için bir ışık, bir öğüt ve Furkan'ı verdik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Edip Yüksel = Musa'ya ve Harun'a Yasalar Kitabını, erdemliler için bir ışığı, bir mesajı verdik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Celâlim hakkı için biz Musâ ile Harûna fürkan ve bir zıya ve bir zikir vermiştik, müttekıler için

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Andolsun ki: «Musa ile Harun'a Furkan'ı (Tevrat'ı) bir de ışık ve Allah'tan korkanlar için de bir öğüt vermiştik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Yemin olsun ki, Musa ve Harun'a eğriyi doğrudan ayıran kitabı, takva sahibleri için bir ışık ve öğüt olarak verdik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Gültekin Onan = Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a, takva sahipleri için bir aydınlık ve bir öğüt (zikir) olarak, hak ile batılı birbirinden ayıran (furkan)ı verdik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Harun Yıldırım = Andolsun biz, Musa ve Harun'a, takvâ sahipleri için bir ışık, bir öğüt ve Furkan'ı verdik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Hasan Basri Çantay = Andolsun ki biz Musa ile Hâruunu bir zıyaa, takvaa saahibleri için de bir şeref olan fürkaanı verdik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Hayrat Neşriyat = Celâlim hakkı için, Mûsâ ve Hârûn’a (hak ile bâtılı ayıran) Furkan’ı ve takvâ sâhibleri için bir ışık ve bir nasîhat olan (Tevrât)ı verdik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 İbni Kesir = Andolsun ki; Biz Musa ile Harun'a Furkan ışık, takva sahibleri için de bir zikir verdik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Kadri Çelik = Şüphesiz biz Musa ve Harun'a, takva sahipleri için bir ışık, bir hatırlatma ve hakla batılı ayıranı (Tevrat'ı) verdik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Muhammed Esed = Ve gerçek şu ki, Biz Musa ile Harun'a, Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyan kimseler için doğruyu eğriden ayırmaya yarayan bir ölçü, ışık saçan bir kaynak ve bir uyarıcı, hatırlatıcı (olarak vahyimizi) bahşettik;

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Mustafa İslamoğlu = Doğrusu Biz, Musa ve Harun'a, hakkı batıldan ayıran, karanlıkları aydınlatan ve sorumluluk bilincine sahip olanlara (yabancılaştıkları özlerini) hatırlatan bir mesaj vermiştik;

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Kasem olsun ki, Biz Mûsa'ya ve Harun'a Furkan ve bir ziya ve muttakîler için bir öğüt vermiştik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Ömer Öngüt = Andolsun ki biz Musa'ya ve Harun'a takvâ sahipleri için bir ışık ve öğüt olan Furkan'ı verdik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Şaban Piriş = Musa ve Harun’a Sakınanlar için aydınlık zikir (öğüt) ve furkanı verdik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Sadık Türkmen = Ve gerçek ŞU Kİ Biz Musa’ya ve Harun’a, Furkan’ı (gerçekle yalanı ayırdedici özelliği olanı) verdik; korunup sakınanlar için bir ışık ve bir öğüt olarak...

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Seyyid Kutub = Andolsun ki, biz Musa ile Harun'a doğru ile eğriyi ayırdeden ve takvalılar için ışık ve öğüt olan kitab'ı verdik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Suat Yıldırım = Biz, Mûsâ ile Harun’a, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için bir ışık ve öğüt olan Furkan’ı (hakkı batıldan ayıran kitabı) verdik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Süleyman Ateş = Andolsun biz, Mûsâ'ya ve Hârûn'a hak ve bâtılı ayırdeden ve korunanlar için bir ışık ve öğüt olan Kitabı verdik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Tefhim-ul Kuran = Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a, takva sahipleri için bir aydınlık ve bir öğüt (zikir) olarak, hak ile batılı birbirinden ayıran (furkan)ı verdik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Ümit Şimşek = Biz Musa ile Harun'a, takvâ sahipleri için bir ışık ve öğüt olarak, hakkı bâtıldan ayırt eden Tevrat'ı vermiştik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Yemin olsun, biz, Mûsa'ya ve Hârun'a hak ile bâtılı ayıran, korunanlar için bir ışık ve öğüt olan furkanı verdik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 İskender Ali Mihr = Ve andolsun ki Biz, Musa (A.S)’a ve Harun (A.S)’a, takva sahipleri için Furkan’ı (Tevrat’ı), bir Işık (Nur) ve Zikir olarak verdik.

ve dıyâen

  Enbiyâ / 48 -

 İlyas Yorulmaz = Muhakkak ki, Musa’ya ve Harun’a, Allah dan sakınıp korunanlar için, doğru ile yanlışı birbirinden ayırt edici, geleceğe ışık tutan ve bir öğüt olan (Tevrat)’ı verdik.