Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
ve allâhu a’lemu
Diyanet İşleri = (Yanınıza) küfürle girip yine (yanınızdan) küfürle çıktıkları hâlde, size geldiklerinde “İnandık” dediler. Allah, onların saklamakta oldukları şeyi daha iyi bilir.
ve allâhu a’lemu
Abdulbaki Gölpınarlı = Sizin yanınıza geldiler mi, inandık derler, halbuki onlar, bulunduğunuz yere kâfirlikle girdikleri gibi gene kâfirlikle çıkmışlardır ve Allah, onların gizlediğini, onlardan daha iyi bilir.
ve allâhu a’lemu
Abdullah Parlıyan = Size geldiklerinde, “İman ettik” derler. Oysa onlar gerçekleri örtbas ederek yanınıza girmişler, yine aynen yanınızdan çıkmışlardır. Ama Allah onların gizlediği herşeyin farkındadır.
ve allâhu a’lemu
Adem Uğur = Yanınıza inkârla girip yine inkârla çıktıkları halde size geldiklerinde "inandık" derler. Allah gizlediklerini daha iyi bilmektedir.
ve allâhu a’lemu
Ahmed Hulusi = Size geldiklerinde "İman ettik" dediler. . . Gerçekte ise (yanınıza) inkârla girip, yine onunla çıkmışlardır. . . Allâh gizlemekte olduklarını, yaptıklarını yaratan olarak daha iyi bilir.
ve allâhu a’lemu
Ahmet Tekin = Size geldikleri zaman, sözde:'İman ettik' dediler. Halbuki yanınıza kâfir olarak girip, kâfir olarak çıkmışlardır. Allah onların gizlemeyi alışkanlık haline getirdikleri şeyi, hilelerini, tuzaklarını, kinlerini ve düşmanlıklarını çok iyi bilir.
ve allâhu a’lemu
Ahmet Varol = Size geldiklerinde: 'İman ettik' derler. Oysa onlar inkarla girmişler ve yine o hal üzere çıkmışlardır. Allah onların gizlemekte olduklarını daha iyi bilir.
ve allâhu a’lemu
Ali Bulaç = Size geldiklerinde: "İnandık" derler. Oysa onlar inkârla girmişlerdir ve yine onunla çıkmışlardır. Allah, gizli tutmakta olduklarını daha iyi bilir.
ve allâhu a’lemu
Ali Fikri Yavuz = O münâfıklar size geldikleri zaman: “- Biz iman ettik” derler. Halbuki onlar, senin yanına gizledikleri küfürle girdiler ve yine onunla çıkıp gittiler. Allah onların neler gizlemiş bulunduklarını kendilerinden çok iyi bilendir.
ve allâhu a’lemu
Ali Ünal = (Bunların aynı karakterdeki dostları olan münafıklar) size geldiklerinde “İnandık!” derler; halbuki huzurunuza (kalblerinde) küfürle girdikleri gibi, huzurunuzdan yine (kalblerindeki) küfürle çıkarlar. İçlerinde gizledikleri (küfrü) Allah çok iyi bilmektedir.
ve allâhu a’lemu
Bayraktar Bayraklı = Yanınıza inkârla girip inkârla çıktıkları halde, size geldiklerinde, “inandık” derler. Allah, gizlediklerini daha iyi bilmektedir.
ve allâhu a’lemu
Bekir Sadak = Size geldiklerinde «Inandik» derler, oysa yaniniza inkarci olarak girmis ve yine inkarci olarak cikmislardir. Gizlemekte olduklarini Allah daha iyi bilir.
ve allâhu a’lemu
Celal Yıldırım = Size geldikleri zaman, «inandık» derler. Halbuki (yanınıza) küfür ile girip yine küfür ile çıktılar. Allah onların gizlediklerini çok iyi bilir.
ve allâhu a’lemu
Cemal Külünkoğlu = (Münafıklar) size geldiklerinde “inandık” derler. Oysa onlar (yanınıza) inkarcı olarak girmişler ve yine inkarcı olarak çıkmışlardır. Allah, onların neleri gizlediklerini çok iyi bilendir.
ve allâhu a’lemu
Diyanet İşleri (eski) = Size geldiklerinde 'İnandık' derler, oysa yanınıza inkarcı olarak girmiş ve yine inkarcı olarak çıkmışlardır. Gizlemekte olduklarını Allah daha iyi bilir.
ve allâhu a’lemu
Diyanet Vakfi = Yanınıza inkârla girip yine inkârla çıktıkları halde size geldiklerinde «inandık» derler. Allah gizlediklerini daha iyi bilmektedir.
ve allâhu a’lemu
Edip Yüksel = Size geldiklerinde, 'İnandık,' dediler. Oysa yanınıza inkarlarıyla girip inkarlarıyla çıkmışlardı. Onların gizlediklerini ALLAH daha iyi biliyor.
ve allâhu a’lemu
Elmalılı Hamdi Yazır = Size geldiklerinde de «amennâ» derler, halbuki kâfir girmişler kâfir çıkmışlardır, neler ketmediyor idiklerini ise Allah kendilerinden daha iyi bilir
ve allâhu a’lemu
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Size geldiklerinde: «Biz inandık.» derler. Oysa yanınıza kafir girmiş kafir çıkmışlardır. Allah ise onların neler sakladıklarını kendilerinden daha iyi bilir.
ve allâhu a’lemu
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Onlar, size geldikleri zaman, «iman ettik» dediler. Oysa yanınıza kâfir olarak girip, kâfir olarak çıkmışlardır. Allah, onların gizlediklerini çok iyi bilir.
ve allâhu a’lemu
Gültekin Onan = Size geldiklerinde "inandık" derler. Oysa onlar küfürle girmişlerdir ve yine onunla çıkmışlardır. Tanrı, gizli tutmakta olduklarını daha iyi bilir.
ve allâhu a’lemu
Harun Yıldırım = Size geldikleri zaman: “İman ettik!” derler. Oysa onlar muhakkak ki küfür ile girmişlerdir ve muhakkak onunla çıkmışlardır. Şüphesiz Allah gizlemekte oldukları şeyi hakkıyla bilendir.
ve allâhu a’lemu
Hasan Basri Çantay = Size geldikleri zaman «îman etdik» derler. Halbuki onlar muhakkak küfr ile girmişler, yine muhakkak onunla çıkmışlardır. Allah onların neler gizlemekde olduklarını çok iyi bilendir.
ve allâhu a’lemu
Hayrat Neşriyat = Ve (yahudi münâfıkları) size geldikleri zaman: 'Îmân ettik' derler; hâlbuki şübhesiz (yanınıza) küfürle girmişler yine onlar şübhesiz onunla çıkmışlardır. Hâlbuki Allah onların gizlemekte olduklarını en iyi bilendir.
ve allâhu a’lemu
İbni Kesir = Size geldiklerinde; iman ettik, derler. Halbuki onlar, küfür ile girmişler ve onlar yine onunla çıkmışlardır. Ve Allah; gizlemekte olduklarını çok daha iyi bilir.
ve allâhu a’lemu
Kadri Çelik = Size geldiklerinde “iman ettik” derler. Oysa hiç şüphesiz onlar (yanınıza) küfürle girmişlerdir ve yine onunla çıkmışlardır. Allah gizlemekte oldukları şeyi daha iyi bilir.
ve allâhu a’lemu
Muhammed Esed = Onlar, sana geldiklerinde, "İnanıyoruz!" derler: Oysa, aslında hakikati inkar niyeti ile gelirler ve aynı şekilde ayrılırlar. Ama Allah, onların gizlediği her şeyin farkındadır.
ve allâhu a’lemu
Mustafa İslamoğlu = Onlar sana geldiklerinde "inandık" derler; oysa ki onlar gerçekte inkarla gelirler ve yine onunla ayrılırlar. Fakat Allah onların gizlediklerini çok iyi bilmektedir.
ve allâhu a’lemu
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve size geldikleri zaman, «İmân ettik» derler. Halbuki, onlar muhakkak münkir olarak girmişler ve muhakkak münkir olarak çıkmışlardır. Allah Teâlâ da onların gizlediklerini çok iyi bilendir.
ve allâhu a’lemu
Ömer Öngüt = Size geldikleri zaman: “İnandık!” derler. Halbuki yanınıza kâfir olarak girip kâfir olarak çıkmışlardır. Allah onların gizlediklerini daha iyi bilir.
ve allâhu a’lemu
Şaban Piriş = Size geldiklerinde: -İman ettik, derler, oysa yanınıza kafir olarak girmiş ve yine kafir olarak çıkmışlardır. Gizlemekte olduklarını Allah daha iyi bilir.
ve allâhu a’lemu
Sadık Türkmen = (yanınıza) küfürle girip, yine (yanınızdan) küfürle çıktıkları halde, size geldiklerinde: “İnandık” dediler. Allah onların saklamakta oldukları şeyi daha iyi bilir.
ve allâhu a’lemu
Seyyid Kutub = Bunlar yanınıza geldiklerinde, «inandık» dediler. Oysa yanınıza, kafir olarak girmiş ve yine kafir olarak çıkmışlardır. Allah onların gizli tuttukları duyguları herkesten iyi bilir.
ve allâhu a’lemu
Suat Yıldırım = Sizin yanınıza geldikleri zaman: "Biz müminiz" derler. Halbuki gerçekte onlar kâfir olarak girmişler, yine kâfir olarak çıkmışlardır. Onların içlerinde gizledikleri nifakı Allah pek iyi bilir.
ve allâhu a’lemu
Süleyman Ateş = (Onlar) size geldiklerinde "inandık" derler. Oysa küfürle (yanınıza) girmişler, yine onunla (yanınızdan) çıkmışlardır. Allâh onların (içlerinde) gizlediklerini daha iyi bilir.
ve allâhu a’lemu
Tefhim-ul Kuran = Size geldiklerinde: «İnandık» derler. Oysa onlar küfürle girmişlerdir ve yine onunla çıkmışlardır. Allah, gizli tutmakta olduklarını daha iyi bilir.
ve allâhu a’lemu
Ümit Şimşek = Sana geldikleri zaman 'İnandık' derler; oysa yanına kâfir girmiş, oradan kâfir çıkmışlardır. Allah ise onların saklamakta olduklarını pek iyi bilir.
ve allâhu a’lemu
Yaşar Nuri Öztürk = Size geldiklerinde "İnandık!" derler. Gerçekte ise küfürle girmiş, yine onunla çıkmışlardır. Neler saklıyor olduklarını Allah daha iyi bilir.
ve allâhu a’lemu
İskender Ali Mihr = Ve (onlar) size geldikleri zaman: “Îmân ettik.” dediler. Oysa onlar, küfürle girip, küfürle çıkmışlardır. Ve Allah, onların gizlediklerini çok iyi bilir.
ve allâhu a’lemu
İlyas Yorulmaz = Onlar size inkarcı olarak gelmişler ve “İman ettik” dedikleri halde, sizin yanınızdan çıktıklarında da, inkarcı olarak çıkmışlardır. Halbuki Allah onların içlerinde gizlediklerini en iyi bilendir.
ve allâhu a’lemu
Diyanet İşleri = Onu doğurunca, “Rabbim!” dedi, “Onu kız doğurdum.” -Oysa Allah, onun ne doğurduğunu daha iyi bilir- “Erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytandan senin korumana bırakıyorum.”
ve allâhu a’lemu
Abdulbaki Gölpınarlı = Doğurunca da yâ Rabbi demişti kız doğurdum; zâten Tanrı, onun ne doğurduğunu biliyordu; erkek kıza benzemez, ona Meryem adını verdim, onu da, soyunu da sana ısmarladım, taşlanmış Şeytan'dan sen koru demişti.
ve allâhu a’lemu
Abdullah Parlıyan = Fakat çocuğu kız olarak doğurunca, Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilmekte iken: “Rabbim O'nu kız doğurdum, Beyti Makdis'e hizmet bakımından erkek kız gibi değildir. O'na Meryem adını verdim. O'nu ve soyunu lanetlenmiş şeytana karşı korumanı diliyorum” dedi.
ve allâhu a’lemu
Adem Uğur = Onu doğurunca, Allah, ne doğurduğunu bilip dururken: Rabbim! Ben onu kız doğurdum. Oysa erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Kovulmuş şeytana karşı onu ve soyunu senin korumanı diliyorum, dedi.
ve allâhu a’lemu
Ahmed Hulusi = Vadesi gelip (erkek olur umuduyla mabede adadığını) doğurduğunda, "Rabbim, kız çocuk doğurdum"; Allâh biliyordu kızın erkek gibi olmadığını (dişinin erkek işini göremeyeceğini). "Onu Meryem diye adlandırdım. Onu ve neslini, taşlanmış şeytandan korumana bırakıyorum. "
ve allâhu a’lemu
Ahmet Tekin = Onu doğurduğu zaman, -Allah onun ne doğurduğunu, istediği erkek çocuğun bu kız gibi eşsiz biri olmayacağını iyi bildiği halde-:'Rabbim, ben bir kız doğurdum. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş, itaat dışına çıkmış, şeytanın, şeytanî güçlerin şerrinden senin himayene tevdi ediyorum.' dedi.
ve allâhu a’lemu
Ahmet Varol = Doğurduğu zaman, Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilmekle birlikte, 'Ey Rabbim! Onu kız doğurdum. Kız oğlan gibi değildir. [5] Ben ona Meryem adını koydum. Onu ve onun soyunu kovulmuş olan şeytanın şerrinden sana ısmarlıyorum' dedi.
ve allâhu a’lemu
Ali Bulaç = Fakat onu doğurduğunda -Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilirken- dedi ki: "Rabbim, doğrusu bir kız (çocuğu) doğurdum. Erkek ise, kız gibi değildir. Ona Meryem adını koydum. Ben onu ve soyunu o taşa tutulmuş (kovulmuş) şeytandan Sana sığındırırım."
ve allâhu a’lemu
Ali Fikri Yavuz = İmran’ın zevcesi (Hanne) çocuk doğurunca, Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bildiği halde:”- Ey Rabbim, onu kız doğurdum. (Mâbede hizmet için) erkek, kız gibi değildir. Bununla beraber, ben onun adını (Allah’ın kulu mânasına) Meryem koydum. İşte ben onu ve zürriyetini koğulmuş şeytanın şerrinden sana ısmarlıyorum” dedi.
ve allâhu a’lemu
Ali Ünal = Derken, vakti gelip de onu dünyaya getirince, (adağından dolayı erkek beklerken kız gelmesi karşısında,) “Rabbim, ben bir kız dünyaya getirdim!” deyiverdi. –Allah, dünyaya ne getirdiğini elbette daha iyi biliyordu! (Bu sebeple üzülmesine gerek yoktu, çünkü O’nun beklediği) erkek çocuğu, (O’na bahşettiğimiz ve nasıl bir nimete mazhar kılınacağını bilmediği) bu kız gibi olamazdı.– “Ben, O’nun adını Meryem koydum; O’nu ve O’ndan gelecek nesli, rahmetten kovulmuş şeytanın şerrinden Sana ısmarlıyorum.”