Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Diyanet İşleri = Onlara dünya hayatında bir azap vardır. Ahiret azabı ise daha ağırdır ve onları Allah’ın azabından koruyacak kimse de yoktur.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Onlara dünyâ hayâtında azap var, âhiret azâbıysa daha da ağırdır ve onları Allah'tan koruyacak kimse de yoktur.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Abdullah Parlıyan = Böyleleri için, dünya hayatında zaten bir azap vardır. Ahiretteki azap ise, daha çetin olacaktır. Ve onlar Allah'a karşı, kendilerini koruyacak kimse de bulamayacaklardır.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Adem Uğur = Dünya hayatında onlara sadece bir azap vardır. Ahiret azabı ise daha şiddetlidir. Onları Allah'tan (onun azabından) koruyacak kimse de yoktur.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Ahmed Hulusi = Onlara dünya yaşamında bir azap vardır. . . Gelecek (yaşam) azabı ise elbette daha çilelidir! Onları Allâh'tan koruyucu da yoktur.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Ahmet Tekin = Dünya hayatında onların bir cezaları var. Âhiret, ebedî yurt azâbı ise daha şiddetlidir. Onları Allah’tan koruyacak kimse de yoktur.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Ahmet Varol = Dünya hayatında onlar için azap vardır. Ahiret azabı ise elbette daha zorludur. Allah'a karşı onlar için bir koruyucu da yoktur.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Ali Bulaç = Dünya hayatında onlar için bir azab vardır, ahiretin azabı ise daha zorludur. Onları Allah'tan (kurtaracak) hiç bir koruyucu da yoktur.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Ali Fikri Yavuz = Onlara dünya hayatında bir azap vardır. Ahiret azabı ise elbet daha çetindir, onları Allah’dan koruyacak (azabından kurturacak) da yoktur.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Ali Ünal = Dünya hayatında, niteliğini tahmin edemeyecekleri cezalar beklemektedir onları; Âhiret azabı ise, şüphesiz çok daha ağırdır. Onları Allah’a karşı koruyacak bir kimse de yoktur.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Bayraktar Bayraklı = Onlara dünya hayatında azap vardır. Ama, âhiret azabı daha şiddetlidir. Onları Allah'tan koruyacak kimse de yoktur.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Bekir Sadak = Onlara, dunya hayatinda azap vardir, ahiret azabi ise daha cetindir. Allah'a karsi onlari bir koruyan da yoktur.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Celal Yıldırım = Onlara Dünya hayatında azâb vardır. Âhiret azabı ise daha ağır ve daha üzücüdür. Onları Allah'ın (adaletinden) koruyacak bir kimse de yoktur.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Cemal Külünkoğlu = Onlara dünya hayatında bir azap vardır. Fakat ahiret azabı ise daha ağırdır. Onları Allah'ın elinden (azabından) hiç kimse kurtaramaz.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Diyanet İşleri (eski) = Onlara, dünya hayatında azap vardır, ahiret azabı ise daha çetindir. Allah'a karşı onları bir koruyan da yoktur.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Diyanet Vakfi = Dünya hayatında onlara sadece bir azap vardır. Ahiret azabı ise daha şiddetlidir. Onları Allah'tan (onun azabından) koruyacak kimse de yoktur.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Edip Yüksel = Onlar dünya hayatında azap hakketmişlerdir. Ahiret azabı ise daha kötüdür. Onları ALLAH'tan kimse kurtaramaz.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Onlara Dünya hayatta bir azâb vardır, Âhıret azâbı ise elbette daha zorlu, onları Allahdan vikaye edecek de yoktur

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Onlara dünya hayatında bir azap vardır. Ahiret azabı ise elbette daha zorlu. Onları Allah'tan koruyacak da yoktur!

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Onlara dünya hayatında bir azap vardır. Ahiret azabı ise elbette daha çetindir. Onları Allah'dan koruyacak da yoktur.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Gültekin Onan = Dünya hayatında onlar için bir azab vardır, ahiretin azabı ise daha zorludur. Onları Tanrı'dan (kurtaracak) hiç bir koruyucu da yoktur.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Harun Yıldırım = Dünya hayatında onlara sadece bir azap vardır. Ahiret azabı ise daha şiddetlidir. Onları Allah'tan (onun azabından) koruyacak kimse de yoktur.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Hasan Basri Çantay = (Bu) dünyâ hayaatında onların hakkı azâbdır. Âhiret azabı ise daha zorludur. Onlar için Allahdan (Allahın azabından kurtaracak) hiç bir koruyucu da yokdur.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Hayrat Neşriyat = Onlar için dünya hayâtında bir azab vardır; âhiret azâbı ise elbette daha şiddetlidir. Onları Allah(ın azâbın)dan koruyacak olan hiç kimse de yoktur!

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 İbni Kesir = Onlara; dünya hayatında azab vardır. Ahiret azabı ise daha zorludur. Allah'a karşı onları koruyacak kimse de yoktur.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Kadri Çelik = Dünya hayatında onlar için bir azap vardır, ahiretin azabı ise daha zorludur. Onları Allah'tan (kurtaracak) hiç bir koruyucu da yoktur.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Muhammed Esed = Böyleleri için dünya hayatında zaten bir azap vardır; ahiretteki azapsa daha da çetin olacak. Ve onlar Allah'a karşı kendilerini koruyacak kimse de bulamayacaklar.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Mustafa İslamoğlu = Dünya hayatında onlar için bir ceza vardır, fakat ahiretin cezası çok daha elem verici olacaktır: Allah'a karşı onları savunacak birileri de olmayacaktır.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Onlar için dünya hayatında bir azap vardır. Ahiret azabı ise elbette daha meşakkatlidir ve onlar için Allah'tan hiçbir koruyucu da yoktur.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Ömer Öngüt = Onlar için dünya hayatında azap vardır, ahiret azabı ise elbette daha şiddetlidir. Onları Allah'a karşı koruyacak kimse de yoktur.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Şaban Piriş = Onlara, dünya hayatında azap vardır, ahiret azabı ise daha çetindir. Allah’a karşı onların bir koruyucusu da yoktur.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Sadık Türkmen = Onlara dünya hayatında bir azap vardır. Ahiret azabı ise daha ağırdır ve onları Allah’ın azabından koruyacak kimse de yoktur.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Seyyid Kutub = Onlara dünya hayatında azap vardır. Fakat ahiret azabı daha ağırdır. Onları Allah'ın elinden hiç kimse kurtaramaz.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Suat Yıldırım = Onlara dünya hayatında bir azap vardır âhiret azabı ise daha çok çetindir. Onları Allah’ın elinden kurtaracak kimse de yoktur.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Süleyman Ateş = Dünyâ hayâtında onlar için azâb vardır, âhiret azâbı ise daha zordur. Onları Allâh(ın azâbın)dan koruyacak kimse de yoktur.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Tefhim-ul Kuran = Dünya hayatında onlar için bir azab vardır, ahiretin azabı ise daha zorludur. Onları Allah'tan (kurtaracak) hiç bir koruyucu da yoktur.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Ümit Şimşek = Dünya hayatında onlar için bir rezillik vardır. Âhiret azabı ise daha da çetindir; onları Allah'ın elinden kurtaracak kimse de yoktur.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Dünya hayatında bir azap var onlar için; âhiret azabı ise çok daha şiddetlidir. Onları Allah'a karşı koruyacak kimse de yoktur.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 İskender Ali Mihr = Onlar için dünya hayatında bir azap vardır ve ahiretin azabı daha da meşakkatlidir. Ve onların Allah’tan (Allah’ın azabından) koruyan bir koruyucusu yoktur.

min vâkın

  Ra’d / 34 -

 İlyas Yorulmaz = Böyleleri için dünyada bir azap olduğu gibi, ahirette ise, daha çok parça parça edecek azaplar var. Onları Allah dan koruyacak hiçbir kimse de yoktur.

ve lâ vâkın

  Ra’d / 37 -

 Diyanet İşleri = Böylece biz onu (Kur’an’ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Sana gelen bu ilimden sonra eğer sen onların heva ve heveslerine uyarsan, Allah tarafından senin için ne bir dost vardır, ne de bir koruyucu.

ve lâ vâkın

  Ra’d / 37 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = İşte böylece onu -Arapça bir hükümdür- indirdik. Sence bilindikten sonra tutar da onların dileklerine uyarsan Allah'a karşı ne bir dost bulunur sana, ne de seni ondan koruyacak biri.

ve lâ vâkın

  Ra’d / 37 -

 Abdullah Parlıyan = İşte biz bu Kur'ân'ı Arap diliyle hükümler ve hikmetler yığını bir kitap olarak indirdik. Ey peygamber! Sana gelen bunca vahiy bilgisinden sonra, onların gelip geçici istek ve arzularına uyarsan bil ki, Allah'a karşı ne bir yardımcı ve ne de bir koruyucu bulamazsın.

ve lâ vâkın

  Ra’d / 37 -

 Adem Uğur = Ve böylece biz onu Arapça bir hüküm (hikmetli bir söz) olarak indirdik. Eğer sana gelen bu ilimden sonra, onların arzularına uyarsan, (işte o zaman) Allah tarafından senin ne bir dostun ne de koruyucun vardır.

ve lâ vâkın

  Ra’d / 37 -

 Ahmed Hulusi = İşte biz Onu Arapça bir hüküm olarak inzâl ettik. . . Yemin olsun ki, sana gelen ilimden sonra onların kuruntularına tâbi olursan, senin Allâh'tan ne bir Veliyy'in ve ne de bir koruyanın olur.

ve lâ vâkın

  Ra’d / 37 -

 Ahmet Tekin = Dinî, sosyal, siyasî esasları içeren birbirine benzer kitaplar vahyettiğimiz gibi, bunların en mükemmeli ve sonuncusu Kurân’ı açık edebî bir Arapça ile, hükümranlık sağlayan bir kitap, uygulamalı bir anayasa, bütün anlaşmazlıkları çözen hâkim bir kanun, hikmetli bir söz, muhkem bir şeriat olarak indirdik. Eğer sana gelen bu kadar bilgiden sonra, onların şahsî arzu ve ihtiraslarına uyarsan seni Allah’ın azabından koruyacak ne bir dostun, ne bir koruyanın bulunur.

ve lâ vâkın

  Ra’d / 37 -

 Ahmet Varol = İşte böylece biz onu Arapça bir hüküm olarak indirdik. Sana gelen bu ilimden sonra onların arzularına uyarsan senin için Allah'tan ne bir yardımcı ne de bir koruyucu olur.

ve lâ vâkın

  Ra’d / 37 -

 Ali Bulaç = İşte böylece biz onu (Kur'an'ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Andolsun, sana gelen bu ilimden sonra, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olursan, senin için Allah'tan ne bir yardımcı, dost, ne bir koruyucu vardır.

ve lâ vâkın

  Ra’d / 37 -

 Ali Fikri Yavuz = İşte biz, o Kur’ân’ı böyle Arapça bir hikmet olarak indirdik. Andolsun ki, eğer sana vahy ile gelen bu ilimden sonra, kâfirlerin arzularına uyacak olursan, senin için, Allah’ın azabından kurtaracak ne bir yardımcı, ne de bir koruyucu vardır.

ve lâ vâkın

  Ra’d / 37 -

 Ali Ünal = Görüldüğü gibi, (Bir Allah’a iman ve ibadete çağıran ve Kitap Ehli’nin de tasdik etmesi gereken) bu Kur’ân’ı, Arapça dilinde nihaî hüküm ve hikmet kaynağı olarak indirdik. Eğer farzı muhal, sana İlim’den gelen bu kadar açık gerçekten sonra, (Kitap Ehli’nden olup da, Kur’ân kendi dillerinde ve istedikleri tarzda gelmedi diye ona inanmayı reddedenlerin) heva ve heveslerine kulak verecek olursan, bu takdirde Allah karşısında ne bir dost, sahip ve yardımcı, ne de bir koruyucu bulabilirsin.