Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
munîbun
Abdulbaki Gölpınarlı = Çünkü İbrâhim, gerçekten de pek halîmdi, fazla duâ edip ağlardı, kendisini tamamıyla Tanrıya vermişti.
munîbun
Abdullah Parlıyan = Çünkü İbrahim çok yumuşak huylu, yufka, yanık yürekli ve kendini bütünüyle Rabbine yönelterek ona yakın olmak isteyen biriydi.
munîbun
Adem Uğur = İbrahim cidden yumuşak huylu, bağrı yanık, kendisini Allah'a vermiş biri idi.
munîbun
Ahmed Hulusi = Muhakkak ki İbrahim, yumuşak ve hassas kalpli, Rabbine dönük olan biriydi.
munîbun
Ahmet Tekin = İbrâhim ihtiraslarına hakim, güçlü, temkinli, makul, müsamahakâr, bağrı yanık, kendisini Allah yoluna adamış biri idi.
munîbun
Ahmet Varol = Doğrusu İbrahim çok yumuşak huylu, çok içli ve kendini Allah'a vermiş biriydi.
munîbun
Ali Bulaç = Doğrusu İbrahim, yumuşak huylu, duygulu ve gönülden (Allah'a) yönelen biriydi.
munîbun
Ali Fikri Yavuz = Çünkü İbrahîm, hakikaten yumuşak huylu, bağrı yanık ve kendisini tamamen Allah’a teslim etmiş bir kimse idi.
munîbun
Ali Ünal = Çünkü İbrahim, olabildiğince yumuşak ve sabırlı, son derece yufka yürekli, Allah’a çok yalvaran ve bütün kalbiyle O’na yönelmiş, O’na teslim olmuş bir kuldu.
munîbun
Bayraktar Bayraklı = İbrâhim cidden yumuşak huylu, duygusal, kendini Allah'a vermiş biri idi.
munîbun
Bekir Sadak = Dogrusu Ibrahim cok icli, yumusak huylu ve kendini Allah'a vermis bir kimse idi.
munîbun
Celal Yıldırım = Şüphesiz ki İbrahim çok yumuşak huylu, yufka yürekli ve kendini bütünüyle Allah'a veren bir kimse idi.
munîbun
Cemal Külünkoğlu = Çünkü İbrahim, hakikaten çok yumuşak huylu, çok bağrı yanık ve kendisini tamamen Allah'a teslim etmiş bir kimse idi.
munîbun
Diyanet İşleri (eski) = Doğrusu İbrahim çok içli, yumuşak huylu ve kendini Allah'a vermiş bir kimse idi.
munîbun
Diyanet Vakfi = İbrahim cidden yumuşak huylu, bağrı yanık, kendisini Allah'a vermiş biri idi.
munîbun
Edip Yüksel = Doğrusu, İbrahim çok yumuşak, çok duygulu ve sürekli (Tanrı'ya) yönelen biriydi.
munîbun
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Çünkü İbrahim, gerçekten çok yumuşak huylu, yanık kalpli ve sığınandı.
munîbun
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Çünkü İbrahim, çok yumuşak huylu ve çok yufka yürekli (yanık kalbli) idi.
munîbun
Gültekin Onan = Doğrusu İbrahim, yumuşak huylu, duygulu ve gönülden (Tanrı'ya) yönelen biriydi.
munîbun
Harun Yıldırım = Çünkü İbrahim gerçekten yumuşak huylu, duygulu ve gönülden yönelen biriydi.
munîbun
Hasan Basri Çantay = Çünkü İbrâhîm cidden yumuşak huylu, yüreği yanık, kendisini tamamen Allaha vermiş biri idi.
munîbun
Hayrat Neşriyat = Çünki İbrâhîm gerçekten yumuşak huylu, çok içli (çok âh eden, inleyen), kendisini tamâmen Allah’a vermiş bir kimse idi.
munîbun
İbni Kesir = Doğrusu İbrahim; yumuşak huylu, çok içli ve kendisini Allah'a vermiş bir kimseydi.
munîbun
Kadri Çelik = Doğrusu İbrahim uysal, yumuşak kalpli ve gönülden (Allah'a) yönelen biriydi.
munîbun
Muhammed Esed = çünkü, İbrahim ince ruhlu, yumuşak başlı, çok içli, merhametli ve dönüp dönüp Rabbine yönelmek, O'na yakın olmak isteyen biriydi.
munîbun
Mustafa İslamoğlu = çünkü İbrahim, hep yanık bir yürekle ah edip Allah'a iltica eden biriydi.
munîbun
Ömer Nasuhi Bilmen = Şüphe yok ki, İbrahim elbette pek hilm sahibidir, çok âh ü enîn edicidir, ve Hakk'a rücû edicidir.
munîbun
Ömer Öngüt = Çünkü İbrahim cidden yumuşak huylu, içli ve kendisini Allah'a vermiş bir kimse idi.
munîbun
Şaban Piriş = Çünkü İbrahim, çok yumuşak ve yufka yürekliydi, kendisini Allah’a vermişti.
munîbun
Seyyid Kutub = İbrahim, gerçekten hoşgörülü, yumuşak kalpli ve kendini Allah'a adamış bir kimse idi.
munîbun
Suat Yıldırım = (74-75) Vaktaki İbrâhim’in kalbinden korku geçip gitti ve ona müjde geldi, hemen tuttu Lût’un halkı hakkında bizimle mücadeleye başladı. Çünkü İbrâhim çok yumuşak huylu, yufka yürekli ve kendisini Allah’a teslim eden bir kuldu.
munîbun
Süleyman Ateş = Çünkü İbrâhim, gerçekten halimdir, içlidir, (Allah'a) yüz tutup yalvarandır.
munîbun
Tefhim-ul Kuran = Doğrusu İbrahim, yumuşak huylu, duygulu ve gönülden (Allah'a) yönelen biriydi.
munîbun
Ümit Şimşek = Gerçekten İbrahim yumuşak huylu, içli ve kendisini Allah'a vermiş biriydi.
munîbun
Yaşar Nuri Öztürk = İbrahim, gerçekten yufka yürekli bir insandı; herkes için ah eder, içini çekerdi, yalvarıp yakarırdı.
munîbun
İskender Ali Mihr = Muhakkak ki İbrâhîm (a.s), cidden çok halim (yumuşak huylu), çok acıyandır (yalvarandır), Allah’a yönelmiş bir kimsedir.
munîbun
İlyas Yorulmaz = İbrahim gerçekten çok halim (insanlara karşı yumuşak huylu) insanları düşünen (acıyan) ve Rabbine samimi bir şekilde yönelen birisiydi.
unîbu
Diyanet İşleri = Şu’ayb, şöyle dedi: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım, ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse!. Ben size yasakladığımı kendim yapmak istemiyorum. Ben sadece gücüm yettiğince (sizi) düzeltmek istiyorum. Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir. Ben sadece O’na tevekkül ettim ve sadece O’na yöneliyorum.”
unîbu
Abdulbaki Gölpınarlı = Ey kavmim dedi Şuayb, ya Rabbimden apaçık bir delille gelmişsem, ya kendi katından beni güzel bir rızıkla rızıklandırmışsa. Sizi nehyettiğim şeye kendim aykırı hareket edemem ki. Gücümün yettiği kadar ıslâh etmek istiyorum sizi ve başarım, ancak Allah'tandır, ona dayandım ve sonunda da dönüp onun tapısına varacağım.
unîbu
Abdullah Parlıyan = Şuayb: “Ey kavmim!” dedi. “Bakın ben, Rabbimden açık bir delil üzerinde isem ve kendi katından beni güzel bir rızıkla rızıklandırmışsa, ne dersiniz? Ben sizi menettiğim şeyleri kendim yaparak size aykırı davranmak istemiyorum. Sadece gücümün yettiğince, sizi düzeltmek istiyorum, başarım ancak Allah'ın yardımı iledir. Yalnız O'na dayandım ve yalnız O'na yönelirim.
unîbu
Adem Uğur = Dedi ki: «Ey kavmim! Haber veriniz, eğer ben Rabbim tarafından bir açık bürhan üzere isem ve beni kendi tarafından güzel bir rızk ile merzûk etmiş ise ve ben sizi nehyettiğim şey hususunda size muhalefet etmek istemem, ben ise başka değil, gücüm yettiği kadar ıslah isterim ve benim muvaffakiyetim ancak Allah Teâlâ iledir. Yalnız O'na tevekkül ettim ve ancak O'na dönerim.»
unîbu
Ahmed Hulusi = (Şuayb) dedi ki: "Ey halkım. . . Görmüyor musunuz? Ya Rabbimden kesin bir delil üstündeysem ve O bana kendinden güzel bir rızık verdiyse? Sizden yapmamanızı istediğim şeyde size ters düşmek istemiyorum. . . Gücüm yettiğince sizi düzeltmek istiyorum. . . Başarım ancak Allâh'ladır. . . O'na tevekkül (hakikatimdeki El Vekiyl isminin gereğini yerine getireceğine iman) ettim ve O'na yöneliyorum. "
unîbu
Ahmet Tekin = Şuayb:'Ey kavmim, hiç düşündünüz mü, eğer ben Rabbimden gelen apaçık hak bir delile, kitap ve şeriata dayanarak görevimi yapıyorsam, O bana, helâl ticaret-kazanç yolu göstererek tarafından güzel bir rızık vermişse, bunu haram ile şüpheli hale getirmek bana yakışır mı? Ben, sizi men ettiğim şeylerin aksini yapan kimse durumuna düşmek istemem. Ben sadece gücümün yettiği sürece sizi ıslah etmeye çalışacağım. Ancak Allah’ın yardımı ile başaracağım. O’na dayanıp güvendim, işlerimi O’na havale ettim. Sadece O’na sığınır, O’na boyun eğerim.' dedi.
unîbu
Ahmet Varol = Dedi ki: 'Ey kavmim! Ya ben Rabbimden gelen açık bir belge üzere isem ve O beni kendi katından güzel bir rızıkla rızıklandırmışsa? Sizi menettiğim şeylerde size karşı aykırılıkta bulunmak istemiyorum. [11] Gücümün yettiği ölçüde düzeltme yapmaktan başka bir şey istemiyorum. Başarım ancak Allah'ın yardımı iledir. Ben O'na güvendim ve O'na gönülden yönelirim.
unîbu
Ali Bulaç = Dedi ki: "Ey kavmim görüşünüz nedir söyler misiniz? Ya ben Rabbimden apaçık bir belge üzerinde isem ve O da beni kendisinden güzel bir rızık ile rızıklandırmışsa? Ben, size yasakladığım şeylere (kendim sahiplenmek suretiyle) size aykırı düşmek istemiyorum. Benim istediğim, gücüm oranında yalnızca ıslah etmektir. Benim başarım ancak Allah iledir; O'na tevekkül ettim ve O'na içten yönelip dönerim."
unîbu
Ali Fikri Yavuz = Şuayb şöyle dedi: “-Ey Kavmim! Söyleyin bakayım! Eğer ben, Rabbimden bir Peygamberlik üzerinde bulunuyorsam ve o, bana katından güzel bir rızık vermişse, ne yapmalıyım? Ben size aykırı hareket etmekle, sizi alıkoyduğum şeylere, kendim düşmek istemiyorum. Ben, ancak gücümün yettiği kadar islâh etmek istiyorum. Başarım da yalnız Allah’ın yardımı iledir. Sadece ona tevekkül ettim ve ona döneceğim.
unîbu
Ali Ünal = Şuayb, “Ey halkım!” dedi: “Ya ben, Rabbimden gelen apaçık ve kesin bir delile dayanıyorsam ve O bana katından peygamberlik vermiş, (lütuf ve kerem hazinesinden) beni (maddeten ve mânen) güzel bir şekilde rızıklandırmışsa..? Sonra, ben sizden vazgeçmenizi istediğim şeylerin aksini yapmak, (üzerinizde baskı kurarak bu ülkede bozgunculuk çıkarmak) istemiyorum ki! Tek gayem, gücüm yettiğince ıslahta bulunmaktır. Bunda başarılı olup olmamam da tamamen Allah’ın elindedir. Ben, yalnızca O’na dayanıp güvendim ve bütün kalbimle yalnızca O’na yönelirim.