Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
uhızû
Diyanet İşleri = (60-61) Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine’de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. Onlar da (bundan sonra) orada lânete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. Nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler.
uhızû
Abdulbaki Gölpınarlı = Lânet edilmişler; nerede bulunurlarsa yakalanırlar ve boyuna öldürülüp dururlar.
uhızû
Abdullah Parlıyan = Bu tip kimseler Allah'ın rahmetinden yoksun olduklarından, görüldükleri yerde yakalanacaklar ve mutlak bir ölümle öldürüleceklerdir.
uhızû
Adem Uğur = Hepsi de lânetlenmiş olarak nerede ele geçirilirlerse, yakalanır ve mutlaka öldürülürler.
uhızû
Ahmed Hulusi = Lânete uğramışlar olarak. . . Nerede bulunup ele geçirilirlerse, tutulurlar ve öldürülür de öldürülürler.
uhızû
Ahmet Tekin = Hepsi lânete uğramıştır. Nerede ele geçirilirlerse, yakalanırlar ve mutlaka öldürülürler.
uhızû
Ahmet Varol = Lanetlenmiş olurlar. Nerede ele geçirilseler yakalanır ve kıyasıya öldürülürler.
uhızû
Ali Bulaç = Lanete uğratılmışlar olarak; nerede ele geçirilseler yakalanırlar ve öldürüldükçe (sürekli) öldürülürler.
uhızû
Ali Fikri Yavuz = Koğulmuş olarak nerede ele geçirilirlerse tutulurlar kıyasıya öldürülürler.
uhızû
Ali Ünal = Öyleleri, Allah’ın rahmetinden kovulmuşlardır. Nerede kendilerine rastlanırsa derdest edilir ve hak ettikleri şekilde öldürülürler.
uhızû
Bayraktar Bayraklı = Nerede bulunurlarsa, lanetlenmiş olarak yakalanır ve öldürülürler.
uhızû
Bekir Sadak = Lanetlenmis olarak, nerede bulunurlarsa yakalanir ve hem de oldurulurler.
uhızû
Celal Yıldırım = Lanete uğramışlardır. Nerede bulunurlarsa yakalanıp öldürülürler de öldürülürler.
uhızû
Cemal Külünkoğlu = (60-61) Andolsun ki, eğer münafıklar, kalplerinde (ahlaksızlıktan) bir hastalık olanlar ve şehirde dedikodu yapanlar, (bu tutumlarına) bir son vermeyecek olurlarsa, gerçekten seni onlara saldırtırız, sonra orada seninle pek az (bir süre) komşu kalabilirler. Onlar lanete uğramışlardır. Nerede ele geçirilirlerse yakalanırlar ve hemen öldürülürler.
uhızû
Diyanet İşleri (eski) = Lanetlenmiş olarak, nerede bulunurlarsa yakalanır ve hem de öldürülürler.
uhızû
Diyanet Vakfi = Hepsi de lânetlenmiş olarak nerede ele geçirilirlerse, yakalanır ve mutlaka öldürülürler.
uhızû
Edip Yüksel = Lanetlenirler; nerede rastlansalar, (saldırıdan vazgeçmezlerse) yakalanıp öldürülebilirler.
uhızû
Elmalılı Hamdi Yazır = Mel'un mel'un: nerede ele geçirilirlerse tutulurlar ve öldürülürler de öldürülürler
uhızû
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Mel'un olarak nerede ele geçirilirlerse, yakalanıp öldürülürler de öldürülürler.
uhızû
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Melun olarak nerede bulunurlarsa yakalanırlar ve öldürülürler.
uhızû
Gültekin Onan = Lanete uğratılmışlar olarak; nerede ele geçirilseler yakalanırlar ve öldürüldükçe (sürekli) öldürülürler.
uhızû
Harun Yıldırım = Hepsi de lânetlenmiş olarak nerede ele geçirilirlerse, yakalanır ve mutlaka öldürülürler.
uhızû
Hasan Basri Çantay = Hepsi de Allahın rahmetinden koğulmuş olarak. Nerede ele geçirilirlerse yakalanırlar onlar ve öldürülürler de öldürülürler.
uhızû
Hayrat Neşriyat = Lâ'netlenmiş kimseler olarak, nerede bulunurlarsa yakalanır ve mutlaka öldürülürler.
uhızû
İbni Kesir = La'netlenmişlerdir. Nerede bulunurlarsa yakalanırlar ve hemen öldürülürler.
uhızû
Kadri Çelik = Lanete uğratılmışlar olarak nerede ele geçirilirlerse tutulurlar ve kökleri kurutasıya öldürülürler!
uhızû
Muhammed Esed = ve onlar, Allah'ın rahmetinden yoksun olduklarından görüldükleri yerde yakalanacaklar ve teker teker ortadan kaldırılacaklardır.
uhızû
Mustafa İslamoğlu = Allah'ın rahmetinden dışlanmış olarak göze kestirilen her yerde enselenip kesinkes öldürülürler:
uhızû
Ömer Nasuhi Bilmen = Nerede bulunurlarsa mel'unlar olarak tutulurlar ve öldürülmekle öldürülürler.
uhızû
Ömer Öngüt = Hepsi de lânetlenmiş olarak, nerede ele geçirilirlerse yakalanırlar ve öldürülürler.
uhızû
Şaban Piriş = Lanete uğrarlar ve nerede bulunurlarsa yakalanırlar ve oracıkta öldürülürler.
uhızû
Sadık Türkmen = Lânetlenmiş (rahmetimizden kovulmuş) olarak! Nerede bulunurlarsa yakalanır yargılanırlar ve (vazgeçmezlerse) yaman bir şekilde ölürler.
uhızû
Seyyid Kutub = Lanetlenmiş olarak, nerede bulunurlarsa yakalanır ve öldürülürler.
uhızû
Suat Yıldırım = (60-61) Münafıklar, kalplerinde bir hastalık (iman zayıflığı) bulunanlar ve şehirde müminlerin kusurlarını arayarak kötü haber yayanlar, bu hallerinden vazgeçmezlerse, Biz onlara karşı sana emir ve hakimiyet veririz de sonra orada ancak az bir zaman sana komşuluk edebilirler. Lânetlenirler, nerede rastlanırlarsa yakalanıp öldürülürler.
uhızû
Tefhim-ul Kuran = Lanete uğratılmışlar olarak; nerede ele geçirilseler yakalanırlar ve öldürüldükçe (sürekli) öldürülürler.
uhızû
Yaşar Nuri Öztürk = Lanetlenmiş hale gelirler. Rastlandıkları yerde enselenirler, öldürülür de öldürülürler.
uhızû
İskender Ali Mihr = Melunlar (lânete uğramış olanlar) nerede bulunursa yakalanırlar. Ve şiddetle (öldürüldükçe) öldürülürler.
uhızû
İlyas Yorulmaz = Onlar (Allah tarafından) lanetlenmiş olanlardır. Onlar her nerede bulunulurlarsa, yakalanılır (tutuklanır) ve kesinlikle öldürülürler.
ve uhızû
Diyanet İşleri = Sen onları, dehşetli bir korkuya kapılıp da kaçıp kurtulamayacakları ve yakın bir yerden yakalanacakları zaman bir görsen!
ve uhızû
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve dehşetli bir korkuya kapıldıkları ve hiçbirinin kurtulamayıp en yakın bir yerde azâba uğratıldıkları gün, bir görsen onları.
ve uhızû
Abdullah Parlıyan = Ey Muhammed! Gerçekleri inkâr edenleri, kabirlerinden kalkıp telaşa düştükleri zaman bir görsen, kaçacak bir yer bulamazlar ve yakın bir yerde yani can damarlarından veya kendi kişiliklerinden kıskıvrak yakalanmışlardır.
ve uhızû
Adem Uğur = (Resûlüm!) Telaşa düştükleri zaman, bir görsen! Artık kurtuluş yoktur, yakın bir yerden yakalanmışlardır.
ve uhızû
Ahmed Hulusi = Sen onları korkuya kapıldıklarında bir görsen. Artık hiçbir kaçış yoktur ve yakın bir yerden yakalanıvermişlerdir.
ve uhızû
Ahmet Tekin = Telaşa düştükleri zaman, bir görsen! Artık kurtuluş yoktur, yakın bir yerden yakalanmışlardır.
ve uhızû
Ahmet Varol = Sen onları korkuya kapıldıklarında bir görsen. Artık hiçbir kaçış yeri yoktur ve yakın bir yerden yakalanmışlardır.
ve uhızû
Ali Bulaç = (Ey Resûlüm!) Hâlbuki (onları mahşer günü) dehşete düştükleri zaman bir görsen; artık (onlar için) kaçış yoktur, çünki (onlar) yakın bir yerden yakalanmışlardır.
ve uhızû
Ali Fikri Yavuz = (Ey Rasûlüm, kıyamet günü o kâfirleri) dehşete düştükleri vakit görsen!... Artık kaçacak yerleri yoktur ve (cehenneme) yakın bir yerde yakalanmışlardır.
ve uhızû
Ali Ünal = Sen onları korkuya kapıldıklarında bir görsen! Artık hiç bir kaçış yoktur ve yakın bir yerden yakalanıvermişlerdir.