Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
tahzenî
Diyanet İşleri = Bunun üzerine (Cebrail) ağacın altından ona şöyle seslendi: “Üzülme, Rabbin senin alt tarafında bir dere akıttı.”
tahzenî
Abdulbaki Gölpınarlı = Uzaktan bir ses geldi ona: Mahzûn olma, Rabbin, ayağının altından bir ırmak akıttı.
tahzenî
Abdullah Parlıyan = Bunun üzerine hurma ağacının alt tarafından Meryem'e şöyle seslenildi: Üzülme, Rabbin senin altında bir ırmak akıttı.
tahzenî
Adem Uğur = Aşağısından (İsa yahut melek) ona şöyle seslendi: "Tasalanma! Rabbin senin alt yanında bir su arkı vücuda getirmiştir."
tahzenî
Ahmed Hulusi = Onun altından bir ses: "Mahzun olma, Rabbin senin alt tarafında bir dere oluşturdu" diye nida etti.
tahzenî
Ahmet Tekin = İçinden bir ses Meryem’e:'Sakın bir çocuk doğuracağım diye üzülme, Rabbin rahmindekini en itibarlı bir şahsiyet olarak görevlendirecek, alt tarafından da bir su kanalı, bir çay akıtacak.' diye seslendi.
tahzenî
Ahmet Varol = Altından (bir ses) ona şöyle seslendi: 'Üzülme. Rabbin altında bir su arkı [2] varetti.
tahzenî
Ali Bulaç = Altından (bir ses) ona seslendi: "Hüzne kapılma, Rabbin senin alt (yan)ında bir ark kılmıştır."
tahzenî
Ali Fikri Yavuz = (Cebrail, yüksek bir yerde bulunan) Meryem’e aşağı tarafından şöyle çağırdı: “- Sakın üzülme, Rabbin senin alt yanında bir su arkı yarattı.
tahzenî
Ali Ünal = (Bir ses,) alt tarafından ona seslendi: “Üzülme; bak Rabbin senin alt tarafında akar bir su meydana getirdi.
tahzenî
Bayraktar Bayraklı = Aşağısından ona şöyle seslendi: “Tasalanma! Rabbin senin alt yanında bir su arkı vücuda getirmiştir.”
tahzenî
Bekir Sadak = (24-25) Onun altindan bir ses kendisine soyle seslendi: «Sakin uzulme, Rabbin icinde bulunani serefli kilmistir. Hurma agacini kendine dogru silkele, ustune taze hurma dokulsun.
tahzenî
Celal Yıldırım = (24-25) Altından bir ses şöyle dedi ona : «Üzülme, Rabbin senin altında bir su arkı meydana getirdi, hurma dalını kendine doğru çekip silkele, üzerine taze hurma dökülsün.»
tahzenî
Cemal Külünkoğlu = Bunun üzerine (Cebrail) ağacın altından ona şöyle seslendi: “Sakın üzülme! Rabbin senin alt yanında bir su arkı yarattı.”
tahzenî
Diyanet İşleri (eski) = (24-25) Onun altından bir ses kendisine şöyle seslendi: 'Sakın üzülme, Rabbin içinde bulunanı şerefli kılmıştır. Hurma ağacını kendine doğru silkele, üstüne taze hurma dökülsün.
tahzenî
Diyanet Vakfi = Aşağısından (İsa yahut melek) ona şöyle seslendi: «Tasalanma! Rabbin senin alt yanında bir su arkı vücuda getirmiştir.»
tahzenî
Edip Yüksel = 'Üzülme, Rabbin senin altında bir su arkı hazırlamıştır,' diye (ağacın) altından kendisine seslendi.
tahzenî
Elmalılı Hamdi Yazır = Derken ona altından nida etti: sakın mahzun olma, rabbın senin altında bir su arkı vücûde getirdi
tahzenî
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Derken aşağı tarafından ona şöyle seslendi: «Sakın üzülme, Rabbin senin altında bir su arkı yarattı.
tahzenî
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Melek, Meryem'e, aşağı tarafından şöyle seslendi. «Sakın üzülme, Rabbin alt tarafında bir ırmak akıttı.»
tahzenî
Gültekin Onan = Altından (bir ses) ona seslendi: "Hüzne kapılma, rabbin senin alt (yan)ında bir ark kılmıştır."
tahzenî
Harun Yıldırım = Aşağısından ona şöyle seslendi: "Tasalanma! Rabbin senin altında bir ark kılmıştır."
tahzenî
Hasan Basri Çantay = (24-25-26) Aşağısından ona şu nida geldi: «Tasalanma, Rabbin senin alt (yan) ında bir su arkı vücûda getirmişdir. Hurma ağacını kendine doğru silk, üstüne derilmiş taze hurma dökülecekdir. Artık ye, iç. Göz (ün) aydın olsun. Eğer beşerden her hangi birini görürsen «ben, de, o çok esirgeyici (Allaha) oruç adadım. Onun için bu gün hiç bir kimseye kat'iyyen söz söylemeyeceğim.»
tahzenî
Hayrat Neşriyat = Derken (Cebrâîl) ona (hurma ağacının) aşağısından şöyle seslendi: 'Üzülme! Şübhesiz ki Rabbin, alt tarafında (ondan yararlanacağın) bir su arkı meydana getirdi.'
tahzenî
İbni Kesir = Altından ona şu nida geldi: Üzülme sakın, Rabbın senin ayağının altında bir ırmak akıttı.
tahzenî
Kadri Çelik = Alt tarafından (İsa) ona seslendi: “Hüzne kapılma, Rabbin senin altında bir nehir karar kılmıştır.”
tahzenî
Muhammed Esed = Bunun üzerine, hurma ağacının alt yanından (bir ses) ona şöyle seslendi: "Üzülme! Rabbin senin alt yanında ufak bir dere akıttı;
tahzenî
Mustafa İslamoğlu = Bunun ardından o (hurma ağacının) alt tarafından ona hitaben bir ses geldi: "Sakın üzülme! İşte, Rabbin senin (rahminde) olanı şerefli kılmıştır;
tahzenî
Ömer Nasuhi Bilmen = Derken ona aşağısından nidâ etti ki: «Sakın mahzun olma. Muhakkak ki, Rabbin senin alt yanından bir su cetveli vücuda getirdi.»
tahzenî
Ömer Öngüt = Onun altından bir ses kendisine şöyle seslendi: “Sakın tasalanma! Rabbin senin alt yanında bir su arkı vücuda getirmiştir. ”
tahzenî
Şaban Piriş = Altından ona şu nida geldi. -Üzülme sakın, Rabbin senin ayağının altından bir ırmak akıttı.
tahzenî
Sadık Türkmen = (ağacın) alt tarafından (bir sesle) kendisine seslenildi: “Üzülme! Rabbin (içmen için) alt yanında bir su arkı var etti.
tahzenî
Seyyid Kutub = Bu arada, ayakları altından şöyle bir ses duydu; «Sakın üzülme, Rabb'in senin için ayaklarının altından akan bir dere açtı.»
tahzenî
Suat Yıldırım = Derken, Ruh, ona aşağıdan şöyle seslendi: "Sakın üzülme!" dedi, "Rabbin senin alt yanında bir su arkı meydana getirdi.
tahzenî
Süleyman Ateş = Altından (Ruh) ona şöyle seslendi: "Üzülme Rabbin alt tarafında bir su arkı var etti."
tahzenî
Tefhim-ul Kuran = Altından (bir ses) ona seslendi: «Hüzne kapılma, Rabbin senin alt (yan)ında bir ark kılmıştır.»
tahzenî
Ümit Şimşek = 'Üzülme,' diye seslendi melek ona aşağıdan. 'Ayağının dibinde Rabbin bir dere yarattı.
tahzenî
Yaşar Nuri Öztürk = Altından ona şöyle seslendi: "Tasalanma, Rabbin senin alt yanında bir su arkı vücuda getirdi."
tahzenî
İskender Ali Mihr = O zaman onun (Hz. Meryem’in) alt yanından, ona “mahzun olma (üzülme)” diye bir nida (geldi): “Rabbin, senin alt yanından bir su yolu kıldı (oluşturdu).”
tahzenî
İlyas Yorulmaz = Hurma ağacının altından bir ses “Üzülme, Rabbin senin altında akıp giden bir su meydana getirdi”
ve lâ tahzenî
Diyanet İşleri = Mûsâ’nın annesine, “Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil’e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız” diye ilham ettik.
ve lâ tahzenî
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve Mûsâ'nın anasına, onu emzir, bir tehlikeye uğramasından ürkersen at onu nehre ve korkma, tasalanma, şüphe yok ki biz, onu sana tekrar veririz ve onu peygamberlere katar, peygamber yaparız diye vahyettik.
ve lâ tahzenî
Abdullah Parlıyan = Ve bunun içindir ki, Musa doğduğu zaman annesine, O'nu bir süre emzir diye ilham ettik, ama O'nun başına birşey gelmesinden korktuğun zaman, O'nu nehre bırak ve O'nun için korkma üzülme; çünkü biz O'nu, sana geri döndüreceğiz ve O'nu peygamberlerden kılacağız diye ilhamda bulunduk.
ve lâ tahzenî
Adem Uğur = Musa'nın anasına: Onu emzir, kendisine zarar geleceğinden endişelendiğinde onu denize (Nil nehrine) bırakıver, hiç korkup kaygılanma, çünkü biz onu sana geri vereceğiz ve onu peygamberlerden biri yapacağız, diye bildirdik.
ve lâ tahzenî
Ahmed Hulusi = Musa'nın anasına şöyle vahyettik: "Onu emzir. . . Onun hakkında korktuğunda da Onu nehre (Nil'e) bırak. . . Korkma, mahzun olma! Muhakkak ki biz Onu sana geri döndüreceğiz ve Onu Rasûllerden kılacağız. "
ve lâ tahzenî
Ahmet Tekin = Biz Mûsâ’nın annesine:'Onu emzir. Kendisine zarar geleceğinden kaygılandığında, onu ırmağa, Nil’e bırak. Korkma, hüzünlenme. Biz onu tekrar sana vereceğiz. Onu özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere peygamberlerden biri olarak görevlendireceğiz.' diye ilham ettik.
ve lâ tahzenî
Ahmet Varol = Musa'nın annesine: 'Onu emzir. Başına bir şey gelmesinden korkacak olursan onu denize [2] bırak. Korkma ve üzülme. Çünkü biz onu sana geri döndüreceğiz ve onu peygamberlerden yapacağız' diye vahyettik (ilham ettik).
ve lâ tahzenî
Ali Bulaç = Musa'nın annesine: "Onu emzir, şayet onun için korkacak olursan, onu suya bırak, korkma ve üzülme; çünkü onu biz sana tekrar geri vereceğiz ve onu gönderilen (elçilerden) kılacağız" diye vahyettik (bildirdik).
ve lâ tahzenî
Ali Fikri Yavuz = Mûsa’nın anasına şöyle ilham ettik: “- Bu çocuğu (Mûsa’yı) emzir; sonra öldürülmesinden korktuğun zaman, onu denize (Nil nehrine) bırakıver, boğulmasından korkma, ayrılığından kederlenme. Çünkü biz, muhakkak onu sana geri vereceğiz; ve kendisini peygamberlerden yapacağız.
ve lâ tahzenî
Ali Ünal = (Musa dünyaya gelince) annesine, “(Çocuğun hayatı hakkında herhangi bir endişeye kapılmadan) onu emzir!” diye ilham ettik: “Ne zaman ki hayatından endişe etmeye başladın, o zaman O’nu ırmağa bırak ve hiç korkma, üzülme de. Biz mutlaka O’nu seninle tekrar buluşturacak ve O’nu (Mesajımızı tebliğ için) gönderilenlerden kılacağız.