Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

sev’in

  Meryem / 28 -

 Diyanet İşleri = “Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi.”

sev’in

  Meryem / 28 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ey Hârûn'un kız kardeşi, baban, fena bir adam değildi, anan da kötü bir kadın değildi.

sev’in

  Meryem / 28 -

 Abdullah Parlıyan = Ey Harun'un kız kardeşi! Senin baban, kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz, hayasız bir kadın değildi.”

sev’in

  Meryem / 28 -

 Adem Uğur = Ey Harun'un kız kardeşi! Senin baban kötü bir insan değildi; annen de iffetsiz değildi.

sev’in

  Meryem / 28 -

 Ahmed Hulusi = "Ey Harun'un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kişi değildi. . . Senin anan da iffetsiz bir kadın değildi. "

sev’in

  Meryem / 28 -

 Ahmet Tekin = 'Ey Hârûn’un kız kardeşi, senin baban kötü bir adam değildi. Annen de iffetsiz bir kadın değildi.' dediler.

sev’in

  Meryem / 28 -

 Ahmet Varol = Ey Harun'un kızkardeşi! Senin baban kötü biri değildi, annen de iffetsiz değildi.'

sev’in

  Meryem / 28 -

 Ali Bulaç = "Ey Harun'un kız kardeşi, senin baban kötü bir kişi değildi ve annen de azgın, utanmaz (bir kadın) değildi."

sev’in

  Meryem / 28 -

 Ali Fikri Yavuz = Ey Harûn’un (soy itibariyle neslinden gelen) kız kardeşi! Senin baban kötü bir adam değildi, anan da iffetsiz bir kadın değildi.”

sev’in

  Meryem / 28 -

 Ali Ünal = “Ey Harun’un kız kardeşi, baban kötü bir adam değildi, annen de iffetsiz değildi.”

sev’in

  Meryem / 28 -

 Bayraktar Bayraklı = “Ey Hârûn'un kız kardeşi! Senin baban kötü bir insan değildi; annen de iffetsiz değildi.”

sev’in

  Meryem / 28 -

 Bekir Sadak = (27-28) Cocugu alip kavmine getirdi, onlar: «Meryem! Utanilacak bir sey yaptin. Ey Harun'un kizkardesi! Baban kotu bir kimse degildi, annen de iffetsiz degildi» dediler.

sev’in

  Meryem / 28 -

 Celal Yıldırım = Ey Harun'un kız kardeşi! Senin baban fena bir kişi değildi, anan da iffetsiz ve hayâsız bir kadın değildi.

sev’in

  Meryem / 28 -

 Cemal Külünkoğlu = “Ey Harun'un kız kardeşi! Senin baban fena bir kişi değildi, anan da iffetsiz ve hayâsız bir kadın değildi.”

sev’in

  Meryem / 28 -

 Diyanet İşleri (eski) = (27-28) Çocuğu alıp kavmine getirdi, onlar: 'Meryem! Utanılacak bir şey yaptın. Ey Harun'un kızkardeşi! Baban kötü bir kimse değildi, annen de iffetsiz değildi' dediler.

sev’in

  Meryem / 28 -

 Diyanet Vakfi = Ey Harun'un kız kardeşi! Senin baban kötü bir insan değildi; annen de iffetsiz değildi.

sev’in

  Meryem / 28 -

 Edip Yüksel = 'Ey Harun'un kız kardeşi, baban kötü bir adam değildi. Annen de iffetsiz değildi.'

sev’in

  Meryem / 28 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ey Harûnun hemşiresi, baban bir kötülük adamı değil idi, anan da bir kahbe değil idi

sev’in

  Meryem / 28 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ey Harun'nun kız kardeşi, baban bir kötülük adamı değildi, annen de kahpe değildi»

sev’in

  Meryem / 28 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = «Ey Harun'un kızkardeşi! Senin baban kötü bir adam değildi, annen de iffetsiz bir kadın değildi.»

sev’in

  Meryem / 28 -

 Gültekin Onan = "Ey Harun'un kız kardeşi, senin baban kötü bir kişi değildi ve annen de azgın, utanmaz (bir kadın) değildi."

sev’in

  Meryem / 28 -

 Harun Yıldırım = “Ey Harun'un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kişi değildi; annen de iffetsiz değildi.”

sev’in

  Meryem / 28 -

 Hasan Basri Çantay = «Ey Hâruunun kız kardeşi, senin baban kötü bir adam değildi. Anan da iffetsiz bir kadın değildi».

sev’in

  Meryem / 28 -

 Hayrat Neşriyat = 'Ey Hârûn’un kız kardeşi! Baban kötü bir adam değildi, annen de iffetsiz değildi!'

sev’in

  Meryem / 28 -

 İbni Kesir = Ey Harun'un kızkardeşi; baban kötü birisi değildi, annen de iffetsiz değildi, dediler.

sev’in

  Meryem / 28 -

 Kadri Çelik = “Ey Harun'un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kişi değildi ve annen de azgın (bir kadın) değildi.”

sev’in

  Meryem / 28 -

 Muhammed Esed = Ey Harun'un kız kardeşi! Senin baban kötü bir adam değildi; ne de annen iffetsiz bir kadındı!"

sev’in

  Meryem / 28 -

 Mustafa İslamoğlu = Ey Harun (soyu)nun kız kardeşi! Senin baban kötü bir adam değildi, annen de iffetsiz bir kadın değildi!"

sev’in

  Meryem / 28 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = «Ey Harun'un kızkardeşi! Senin baban kötü bir şahıs değildi ve anan da iffetten mahrum bulunmuş değildi.»

sev’in

  Meryem / 28 -

 Ömer Öngüt = “Ey Harun'un kız kardeşi! Senin baban kötü bir adam değildi, annen de iffetsiz değildi. ”

sev’in

  Meryem / 28 -

 Şaban Piriş = Ey Harun’un kızkardeşi, baban kötü birisi değildi, annen de iffetsiz değildi dediler.

sev’in

  Meryem / 28 -

 Sadık Türkmen = Ey harun’un kızkardeşi! Baban kötü bir kişi değildi ve annen de iffetsiz biri değildi.”

sev’in

  Meryem / 28 -

 Seyyid Kutub = Ey Harun'un kız kardeşi, senin ne baban kötü bir adamdı ve ne de annen iffetsiz bir kadındı.

sev’in

  Meryem / 28 -

 Suat Yıldırım = "Ey Harun’un kardeşi! Baban kötü bir insan değildi. Annen de iffetsiz bir kadın değildi!"

sev’in

  Meryem / 28 -

 Süleyman Ateş = "Ey Hârûn'un kızkardeşi, baban kötü bir adam değildi, annen de fâhişe değildi (sen ne yaptın böyle)?"

sev’in

  Meryem / 28 -

 Tefhim-ul Kuran = «Ey Harun'un kız kardeşi, senin baban kötü bir kişi değildi ve annen de azgın utanmaz (bir kadın) değildi.»

sev’in

  Meryem / 28 -

 Ümit Şimşek = 'Ey Harun'un kızkardeşi, senin baban kötü biri değildi; annen de iffetsiz değildi.

sev’in

  Meryem / 28 -

 Yaşar Nuri Öztürk = "Ey Harun'un kızkardeşi! Baban kötü bir adam değildi. Annen de bir kahpe değildi."

sev’in

  Meryem / 28 -

 İskender Ali Mihr = Ey Harun’un (kız)kardeşi! Senin baban kötü bir adam değildi. Ve senin annen de azgın (iffetsiz) değildi.

sev’in

  Meryem / 28 -

 İlyas Yorulmaz = “Ey Harun’un kız kardeşi! Senin baban asla kötü birisi değildi. Annen de kötü bir kadın değildi” dediler.

sev’in

  Enbiyâ / 74 -

 Diyanet İşleri = Biz, Lût’a da bir hikmet ve bir ilim verdik ve onu çirkin işler yapan memleketten kurtardık. Gerçekten onlar kötü bir toplum idiler, fasık (Allah’ın emrinden çıkan kimseler) idiler.

sev’in

  Enbiyâ / 74 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve Lût'a da peygamberlik ve bilgi verdik ve halkı, kötü işlerde bulunan şehirden kurtardık onu; gerçekten de onlar, kötü ve buyruktan çıkmış bir topluluktu.

sev’in

  Enbiyâ / 74 -

 Abdullah Parlıyan = Ve Lût'a da doğru ile eğrinin seçiminde, sağlam bir muhâkeme yetisi ve ilim verdik ve O'nu çirkin davranışlar ortaya koyan bir toplumun elinden kurtardık. Şüphesiz ki onlar kötü, doğru yoldan çıkmış, ahlaksız bir toplum idi.

sev’in

  Enbiyâ / 74 -

 Adem Uğur = Lût'a gelince, ona da hüküm (hakimlik, peygamberlik, hükümdarlık) ve ilim verdik; onu, çirkin işler yapmakta olan memleketten kurtardık. Zira onlar (o memleketin halkı), gerçekten fena işler yapan kötü bir kavimdi.

sev’in

  Enbiyâ / 74 -

 Ahmed Hulusi = Lût'a (gelince), Ona bir hüküm ve bir ilim verdik. . . Onu çirkin şeylerleri işleyen o kentten kurtardık. . . Muhakkak ki onlar bozuk inançlı, kötü bir kavim idi.

sev’in

  Enbiyâ / 74 -

 Ahmet Tekin = Lût’u da hatırlayarak insanlara anlat. Biz ona hikmete dayalı hükümranlık yargı ve icra yetkesi, şeriat ve ilim verdik. Onu çirkin işler yapmakta olan memleketten, Sodom’dan kurtardık. Onlar, bilinçli olarak tepelerinden tırnaklarına kadar kötülüğe batmış, doğru ve mantıklı düşünmenin, hakça bir düzenin dışına çıkan fâsık, âsi, bozguncu bir kavim idi.

sev’in

  Enbiyâ / 74 -

 Ahmet Varol = Lut'a da hüküm ve ilim verdik ve onu çirkin işler yapmakta olan şehirden kurtardık. Doğrusu onlar yoldan çıkmış kötü bir kavimdiler.

sev’in

  Enbiyâ / 74 -

 Ali Bulaç = Lut'a da bir hüküm ve ilim verdik ve onu çirkin işler yapmakta olan şehirden kurtardık. Şüphesiz onlar, bozulmaya uğrayan kötü bir kavimdi.

sev’in

  Enbiyâ / 74 -

 Ali Fikri Yavuz = Lût’a da bir hikmet (peygamberlik) ve bir ilim verdik. Onu kötülükler yapmakta olan memleketten (Sedûm halkından) kurtardık. Gerçekten onlar, fâsık olan kötü bir kavim idiler.

sev’in

  Enbiyâ / 74 -

 Ali Ünal = Lût’u da, (aynı şekilde bu önderlerden kıldık ve) kendisine her meselede doğru ve yerinde karar verebilme, doğru ile yanlışı ayırt edebilme kabiliyeti, hikmet ve ilim verdik. Onu iğrenç işler yapan memleket halkından kurtardık. Gerçekten o halk, kötülüğe batmış ve bütünüyle yoldan çıkmış bir güruhtu.