Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

sehırû

  En’âm / 10 -

 Diyanet İşleri = (Ey Muhammed!) Andolsun, senden önce de birçok peygamber alaya alınmıştı da onlarla alay edenleri, alay ettikleri şey kuşatıp mahvetmişti.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Senden önceki peygamberlerle de alay edildi de alay edenler, alaylarının cezasına uğradılar.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Abdullah Parlıyan = Andolsun, senden önceki peygamberlerle de alay edilmişti. Ama alaya aldıkları şey, peygamberleri küçümseyenleri perişan etti.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Adem Uğur = Senden önceki peygamberlerle de alay edilmiş, bu yüzden onlarla alay edenleri alay ettikleri şey (azap) kuşatıvermişti.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Ahmed Hulusi = Andolsun ki (Rasûlüm), senden önce de Rasûllerimizle alay edildi! Fakat alay ettikleri şey, onlardan alay edenleri kuşatıverdi!

sehırû

  En’âm / 10 -

 Ahmet Tekin = Senden önceki Rasullerle de alay edilmişti. Bu yüzden onlarla alay edenleri, alay ettikleri şeyin gücü, azap kuşattı, işlerini bitirdi.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Ahmet Varol = Senden önce de peygamberlerle alay edilmişti. Ancak onlardan alay edenleri alaya almış oldukları şey çepeçevre kuşattı.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Ali Bulaç = Andolsun, senden önceki elçiler de alaya alındı da alaya aldıkları şey, onlardan maskaralık yapanları çepeçevre kuşatıverdi.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Ali Fikri Yavuz = Andolsun ki, (ey Rasûlüm) senden önce gönderilen peygamberlerle de eğlenildi. Fakat eğlendikleri o hak, içlerinden maskaralık edenleri kuşatıverdi (de helâk oldular).

sehırû

  En’âm / 10 -

 Ali Ünal = (Ey Rasûlüm!) Şurası bir gerçek ki, senden önce de nice rasûllerle alay edildi. Fakat alay konusu yaptıkları hakikatler, istihza ile karşıladıkları azap, maskaralıkla Rasûlleri küçük düşürmeye çalışanların üzerine çöküp onları mahvetti.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Bayraktar Bayraklı = Andolsun ki, senden önceki peygamberlerle de alay edilmişti; bu yüzden, onlarla alay edenleri, alay ettikleri şey kuşatıvermişti.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Bekir Sadak = And olsun ki, senden once bircok peygamberler alaya alinmisti, onlarla eglenenleri, alaya aldiklari sey mahvetti. *

sehırû

  En’âm / 10 -

 Celal Yıldırım = And olsun ki, senden önceki peygamberlerle de alay edildi, o alaya aldıkları şey onların üzerine inip her taraflarından sararak mahvetti.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Cemal Külünkoğlu = Andolsun ki, senden önceki peygamberlerle de alay edilmişti ama ne var ki, onları küçümseyen kimseleri, (sonunda) alay edip durdukları şeyin kendisi mahvetti.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Diyanet İşleri (eski) = And olsun ki, senden önce birçok peygamberler alaya alınmıştı, onlarla eğlenenleri, alaya aldıkları şey mahvetti.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Diyanet Vakfi = Senden önceki peygamberlerle de alay edilmiş, bu yüzden onlarla alay edenleri alay ettikleri şey (azap) kuşatıvermişti.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Edip Yüksel = Senden önceki elçiler de eğlence konusu yapılmıştı. Ne var ki, alay edenleri eğlendikleri gerçek kuşatıverdi.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Kasem olsun ki (ya Muhammed) senden evvel gönderilen Peygamberlerle de eğlenildi, fakat o eğlenildikleri hak, o maskaralığı edenleri çebçevre kuşatıverdi

sehırû

  En’âm / 10 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Andolsun ki, senden önce gönderilen peygamberlerle de eğlenildi, ancak o eğlendikleri hak, o maskaralığı yapanları çepeçevre kuşatıverdi.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Senden önce de peygamberlerle alay edilmişti. Fakat onlardan alay edenleri, alay ettikleri şey kuşatıverdi.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Gültekin Onan = Andolsun, senden önceki elçiler de alaya alındı da alaya aldıkları şey, onlardan maskaralık yapanları çepeçevre kuşattı.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Harun Yıldırım = Andolsun elbette ki senden önceki rasullerle de alay ederlerdi de alaya aldıkları şey onlardan alay edenleri çepeçevre kuşatıverirdi.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Hasan Basri Çantay = (Habîbim) andolsun, senden evvelki peygamberlerle de istihza (alay) edildi de eğlenmekde oldukları şey (ler, ya'ni hak), içlerinden o maskaralık edenleri çepeçevre kuşatıverdi.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Hayrat Neşriyat = (Habîbim, yâ Muhammed!) And olsun ki, senden önceki peygamberlerle de alay edilmişti; fakat onlarla maskaralık edenleri, o alay etmekte oldukları şey (azab)kuşatıvermişti.

sehırû

  En’âm / 10 -

 İbni Kesir = Andolsun ki; senden önce de peygamberlerle alay edilmişti. Onlarla eğlenenleri, alaya aldıkları şey çepeçevre kuşatıverdi.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Kadri Çelik = Hiç şüphesiz senden önceki bazı peygamberler de alaya alınmıştı. Fakat bu alaycılar, alay konusu yaptıkları şey (ilahi azap) tarafından kıskıvrak kuşatılıverdiler.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Muhammed Esed = Gerçekte, senden önceki elçilerle (de) alay edilmişti ama ne var ki, onları küçümseyen kimseleri, (sonunda,) alay edip durdukları şeyin kendisi tepeleyiverdi.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Mustafa İslamoğlu = Doğrusu senden önceki elçilerle de alay edildi. Ama onlarla alay edenler, alay ettikleri gerçek tarafından kuşatılıp yok edildiler.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Andolsun ki, senden evvelki peygamberler ile de elbette istihzâda bulunulmustur. Artık o kendisiyle istihzâda bulundukları şey, onlardan istihzâda bulunanları her taraftan kuşatıverdi.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Ömer Öngüt = Andolsun ki senden önceki peygamberler ile de alay edilmişti. Fakat alay ettikleri şey, onlarla alay edenleri çepeçevre kuşatıverdi.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Şaban Piriş = Zaten, senden önceki Resullerle de alay edilmişti de alay ettikleri şey, onlardan alay edenleri çepeçevre kuşatmıştı.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Sadık Türkmen = Senden önce de elçilerle alay edilmişti. Onlardan alay eden kimseleri, alay ediyor oldukları şey kuşatıverdi!

sehırû

  En’âm / 10 -

 Seyyid Kutub = Senden önceki birçok peygamberler de alaya alınmıştı. Fakat bu alaycılar, alay konusu yaptıkları gerçek tarafından kıskıvrak kuşatılıverdiler.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Suat Yıldırım = Senden önce de nice peygamberlerle alay edilmişti. Fakat alay ettikleri gerçek, o maskaralık edenlerin üzerine inip her taraflarından sararak mahvetti.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Süleyman Ateş = Senden önce de peygamberlerle alay edilmişti. Fakat onlarla alay edenleri, alay ettikleri gerçek kuşatıverdi.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Tefhim-ul Kuran = Andolsun, senden önceki peygamberler de alaya alındı da kendisini alaya aldıkları şey, onlardan maskaralık yapanları çepeçevre kuşatıverdi.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Ümit Şimşek = Senden önceki peygamberlerle de alay edilmişti. Sonra o alay edenleri, alaya alıp durdukları şey kuşatıverdi.

sehırû

  En’âm / 10 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Yemin olsun ki, senden önceki resullerle de alay edildi; fakat eğlence konusu yaptıkları şey, o maskaralığı sergileyenleri kıskıvrak sarıverdi.

sehırû

  En’âm / 10 -

 İskender Ali Mihr = Ve andolsun ki; senden önceki resûllerle de alay edilmişti. Böylece alay etmiş oldukları şey, onlardan alay edenleri kuşattı.

sehırû

  En’âm / 10 -

 İlyas Yorulmaz = Senden önce gönderdiğimiz elçilerle alay edildi. Sonra alay ettikleri (azap) onların üzerine gerçekleşti.

sehırû

  Hûd / 38 -

 Diyanet İşleri = (Nûh) gemiyi yapıyordu. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar, onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: “Bizimle alay ediyorsanız, sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.”

sehırû

  Hûd / 38 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Gemiyi yapmaya koyulmuştu ve kavminin ileri gelenleri, yanından geçerken alay ediyorlardı onunla, o da, alay ediyorsunuz bizimle ama diyordu, siz nasıl alay ediyorsanız biz de sizinle öyle alay edeceğiz.

sehırû

  Hûd / 38 -

 Abdullah Parlıyan = Ve böylece Nuh, gemiyi yapmaya başladı. O bu işle uğraşırken, kavminin ileri gelenleri, her ne zaman yanından geçseler onunla alay eder, eğlenirlerdi. O da onlara: “Siz bizimle alay ediyorsanız bilin ki, sizin alay ettiğiniz gibi biz de, yaklaşan azapla sizinle eğlenip alay edeceğiz” derdi.

sehırû

  Hûd / 38 -

 Adem Uğur = Nuh gemiyi yapıyor, kavminden ileri gelenler ise, yanına her uğradıkça onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: "Eğer bizimle alay ediyorsanız, iyi bilin ki siz nasıl alay ediyorsanız biz de sizinle alay edeceğiz!

sehırû

  Hûd / 38 -

 Ahmed Hulusi = Gemiyi yapıyor(du). . . Halkının ileri gelenleri Ona her uğradıklarında, alay ediyorlardı. . . (Nuh) dedi ki: "Eğer bizimle alay ederseniz, sizin alay ettiğiniz gibi (gün gelir) biz de sizinle alay ederiz. "

sehırû

  Hûd / 38 -

 Ahmet Tekin = Nuh gemileri inşa ediyor; kavminden ileri gelen kodamanlar ise, yanına uğradıkça, her defasında, onunla alay ederek cehâletine hükmediyorlardı. Nuh:'Bizimle alay ederek cehaletimize hükmediyorsanız eğer, bir gün gelecek ki, kesinlikle biz de yaklaşan azaptan yana bilgisizliğinizden dolayı sizinle alay ederek cehâletinize hükmedeceğiz. Tıpkı sizin bizimle alay ederek cehâletimize hükmettiğiniz gibi.' dedi.

sehırû

  Hûd / 38 -

 Ahmet Varol = O gemiyi yapıyor ve ne zaman kavminin ileri gelenlerinden bir grup yanından geçse kendisiyle alay ediyorlardı. Nuh dedi ki: 'Eğer siz bizimle alay ediyorsanız, biz de sizin alay ettiğiniz gibi sizinle alay edeceğiz.

sehırû

  Hûd / 38 -

 Ali Bulaç = Gemiyi yapıyordu. Kavminin ileri gelenleri kendisine her uğradığında O'nunla alay ediyordu. O: "Eğer bizimle alay ederseniz, alay ettiğiniz gibi biz de sizlerle alay edeceğiz" dedi.

sehırû

  Hûd / 38 -

 Ali Fikri Yavuz = Nûh gemiyi yapıyordu. Kavminden her hangi bir topluluk yanından her geçtikçe, kendisiyle alay ediyordu. Nûh onlara: “- Eğer şimdi bizimle alay edip eğleniyorsanız, biz de (Allah’ın azabı size geldiği zaman), bizimle alay ettiğiniz gibi, sizinle alay edeceğiz.

sehırû

  Hûd / 38 -

 Ali Ünal = Nuh gemiyi yapıyor, halkından ileri gelenler de ne zaman yanından geçseler onunla alay ediyorlardı. Nuh da, şöyle karşılık veriyordu: “Şimdi siz bizimle alay ediyorsunuz; ama nasıl şimdi siz bizimle alay ediyorsanız, bir gün gelecek, alay etmenin ne demek olduğunu elbette size göstereceğiz.