KuranMeali / Ayet Ara
Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Diyanet İşleri = “Onların yerlerini dümdüz, boş bir alan hâlinde bırakacaktır.”
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Abdulbaki Gölpınarlı = Yeryüzünü dümdüz bir hâle getirir.
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Abdullah Parlıyan = Yeryüzünü dümdüz bir hale getirecek.
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Adem Uğur = Böylece yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır.
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Ahmed Hulusi = "Onların yerlerini boş, dümdüz hâlde bırakır. "
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Ahmet Tekin = 'Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacak.'
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Ahmet Varol = Yerlerini dümdüz, çırılçıplak halde [6] bırakacaktır.'
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Ali Bulaç = "Yerlerini bomboş, çırçıplak bırakacaktır."
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Ali Fikri Yavuz = Böylece yerlerini dümdüz boş bir halde bırakacak.
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Ali Ünal = “Neticede yeryüzünü terkedilmiş bir düzlüğe çevirecek.”
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Bayraktar Bayraklı = “Böylece yerini dümdüz, bomboş bırakacaktır.”
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Bekir Sadak = (105-10) 8 Sana daglari sorarlar; de ki: «Rabbim onlari ufalayap savuracak, yerlerini duz, kuru bir toprak haline getirecek; orada ne cukur, ne tumsek goreceksin. O gun, hicbir tarafa sapmadan bir davetciye uyarlar. Sesler Rahman'in heybetinden kisilmistir; ancak bir fisilti isitirsin.»
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Celal Yıldırım = (105-106-107) (Kıyametin meydana geldiği vakit) dağların (nasıl olacağını) sana soruyorlar. De ki: Rabbim onları darmadağın edecek, ufalayıp savuracak; yerlerini dümdüz pürüzsüz boş olarak bırakacak; artık onda ne bir eğrilik, ne de bir tümseklik göreceksin.
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Cemal Külünkoğlu = (105-107) (Ey Muhammed!) Sana dağların durumunu soruyorlar. De ki: “Rabbim onları (kıyamet günü) toz edip savuracak. Yerlerini dümdüz ve çırılçıplak bir alana dönüştürecek. Orada ne bir iniş, ne de bir yokuş görebileceksin.
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Diyanet İşleri (eski) = (105-108) Sana dağları sorarlar; de ki: 'Rabbim onları ufalayıp savuracak, yerlerini düz, kuru bir toprak haline getirecek; orada ne çukur, ne tümsek göreceksin. O gün, hiçbir tarafa sapmadan bir davetçiye uyarlar. Sesler Rahman'ın heybetinden kısılmıştır; ancak bir fısıltı işitirsin.'
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Diyanet Vakfi = Böylece yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır.
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Edip Yüksel = 'Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır.'
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Elmalılı Hamdi Yazır = Yerlerini düpedüz bomboş bırakacak
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Yerlerini dümdüz bomboş bir halde bırakacak:
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = «Böylece yerlerini dümdüz boş bir halde bırakacak.»
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Gültekin Onan = "Yerlerini bomboş, çırçıplak bırakacaktır."
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Harun Yıldırım = Böylece yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır.
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Hasan Basri Çantay = «(Savuracak) da yerlerini dümdüz bir toprak haalinde bırakacak».
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Hayrat Neşriyat = 'Onları(n yerlerini) dümdüz, bomboş bir hâlde bırakacak!'
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
İbni Kesir = Yerlerini düz, kuru bir toprak haline getirecek.
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Kadri Çelik = “Yerlerini bomboş, çırçıplak bırakacaktır.”
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Muhammed Esed = yeri dümdüz ve çıplak bir hale getirecek,
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Mustafa İslamoğlu = ve arzı çırılçıplak, kupkuru bir düzlük olarak bırakacak;
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Ömer Nasuhi Bilmen = «Artık onları dümdüz, bomboş bir halde bırakacaktır.»
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Ömer Öngüt = “Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır. ”
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Şaban Piriş = Yerlerini de dümdüz, kuru bir toprak haline getirecektir.
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Sadık Türkmen = Yerlerini dümdüz (edip) boş bırakacaktır.
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Seyyid Kutub = Yerlerini dümdüz ve çırılçıplak bir alana dönüştürür.
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Suat Yıldırım = (105-106) Bir de sana o gün, dağların durumunu sorarlar. De ki: "Rabbim onları darmadağın edecek, ufalayıp savuracak, yerlerini dümdüz, boş vaziyette bırakacak."
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Süleyman Ateş = Yerlerini boş, dümdüz bırakacaktır.
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Tefhim-ul Kuran = «Yerlerini bomboş, çırçıplak bırakacaktır.»
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Ümit Şimşek = Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacak.
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
Yaşar Nuri Öztürk = "Yerlerini bomboş, dümdüz bırakacaktır."
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
İskender Ali Mihr = Böylece onu (dağların yerini) boş bir düzlük olarak bırakacaktır.
safsafen
Tâ-Hâ / 106 -
boş, dümdüz, düzlük
İlyas Yorulmaz = Yeryüzünü kuru ve çıplak bıraktığında.