Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

sûen

  Nisâ / 110 -

 Diyanet İşleri = Kim bir kötülük yapar, yahut kendine zulmeder, sonra da Allah’tan bağışlama dilerse, Allah’ı çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici bulur.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Kim bir kötülük eder, yahut nefsine karşı zulümde bulunur da sonra Allah'tan yarlıganmak dilerse Allah'ı, suçları örtücü ve rahîm olarak bulur.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Abdullah Parlıyan = Ama kim kötülük yapar yahut başka şekillerde varlık sebebine aykırı davranır, daha sonra affetmesi için Allah'a yalvarırsa, Allah'ı çok bağışlayıcı ve merhametli olarak bulacaktır.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Adem Uğur = Kim bir kötülük yapar yahut nefsine zulmeder de sonra Allah'tan mağfiret dilerse, Allah'ı çok yarlığayıcı ve esirgeyici bulacaktır.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Ahmed Hulusi = Kim bir suç işler ya da nefsine zulmederse (benliği yüzünden - benliğini Allâh'a şirk koşarsa); sonra (suçunu idrak edip) Allâh'a istiğfar ederse, Allâh Ğafûr'dur, Rahıym'dir (bağışlayıcıdır ve rahmetinden kaynaklanan güzellikleri yaşatandır). . .

sûen

  Nisâ / 110 -

 Ahmet Tekin = Kim bilinçli olarak bir kusur işler, yahut kendine haksızlık eder, sonra Allah’tan bağışlanma dilerse, Allah’ı, çok bağışlayıcı, çok merhametli bulur.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Ahmet Varol = Kim bir fenalık işler yahut kendine zulüm eder de sonra Allah'tan kendisini bağışlamasını dilerse Allah'ı çok bağışlayıcı, çok merhamet edici olarak bulur.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Ali Bulaç = Kim kötülük işler veya nefsine zulmedip sonra Allah'tan bağışlanma dilerse Allah'ı bağışlayıcı ve merhamet edici olarak bulur.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Ali Fikri Yavuz = Kim bir fenâlık yapar yahut nefsine zulmeder de Allah’dan mağfiret dilerse, Allah’ı çok bağışlayıcı, çok merhametli bulur.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Ali Ünal = Buna mukabil, kim bir kötülük işler veya (bir günahla) bizzat kendisine zulmeder de sonra Allah’tan bağışlanma dilerse, Allah’ı (günahları) pek çok bağışlayan, (bilhassa tevbe ve istiğfar ile Kendisine yönelen mü’min kullarına karşı) pek bol rahmet ve merhamet sahibi olarak bulur.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Bayraktar Bayraklı = Kim bir kötülük yapar veya kendine zulmeder de sonra Allah'tan af dilerse, Allah'ı çok bağışlayıcı ve merhamet edici bulacaktır.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Bekir Sadak = Kim kotuluk isler veya kendine yazik eder de sonra Allah'tan bagislanma dilerse, Allah'i magfiret ve merhamet sahibi olarak bulur.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Celal Yıldırım = Kim bir kötülük işler veya kendine haksızlıkta bulunur, sonra da Allah'a yönelip istiğfar ederse, Allah'ı çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici bulur.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Cemal Külünkoğlu = Kim bir kötülük yapar yahut (günah işleyerek) nefsine hainlik eder, sonra da Allah'tan mağfiret dilerse, Allah'ı çok affedici ve çok bağışlayıcı olarak bulacaktır.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Diyanet İşleri (eski) = Kim kötülük işler veya kendine yazık eder de sonra Allah'tan bağışlanma dilerse, Allah'ı mağfiret ve merhamet sahibi olarak bulur.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Diyanet Vakfi = Kim bir kötülük yapar yahut nefsine zulmeder de sonra Allah'tan mağfiret dilerse, Allah'ı çok yarlığayıcı ve esirgeyici bulacaktır.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Edip Yüksel = Kim bir kötülük işler veya özüne zulmeder de sonra ALLAH'tan bağışlanma dilerse ALLAH'ı Bağışlayıcı ve Rahim bulur.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Halbuki kim bir kötülük yapar veya nefsine zulm eder de sonra Allahın mağfiretine sığınırsa Allahı bir gafur, rahîm bulur

sûen

  Nisâ / 110 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Oysa ki, kim bir kötülük yapar veya kendine zulmeder de sonra Allah'tan mağfiret dilerse, Allah'ı çok bağışlayıcı ve merhametli bulur.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Kim bir kötülük işler, yahut nefsine zulmeder, sonra da Allah'tan bağışlanmasını dilerse, Allah'ı bağışlayıcı ve esirgeyici bulur.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Gültekin Onan = Kim kötülük işler veya nefsine zulmedip sonra Tanrı'dan bağışlanma dilerse Tanrı'yı bağışlayıcı ve merhamet edici olarak bulur.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Harun Yıldırım = Her kim bir kötülük işler veya nefsine zulmeder de sonra Allah’tan bağışlanma dilerse Allah’ı Ğafur ve Rahim bulur.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Hasan Basri Çantay = Kim bir kötülük yapar, yahud nefsine zulmeder de sonra Allahdan mağfiret isterse o, Allahı çok yarlığayıcı, çok esirgeyici bulur.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Hayrat Neşriyat = Hem kim bir kötülük yapar veya nefsine zulmeder de sonra Allah’dan mağfiret dilerse, Allah’ı Gafûr (çok bağışlayıcı), Rahîm (çok merhamet edici) olarak bulur.

sûen

  Nisâ / 110 -

 İbni Kesir = Kim, bir kötülük yapar veya nefsine zulmeder de sonra Allah'dan mağfiret dilerse; Allah'ın Gafur ve Rahim olduğunu görür.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Kadri Çelik = Kim kötülük işler veya kendine zulüm eder de sonra Allah'tan bağışlanma dilerse, Allah'ı çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici olarak bulur.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Muhammed Esed = Ama kim kötülük yapar yahut (başka şekilde) kendisine zulmeder de daha sonra affetmesi için Allaha yalvarırsa, Allahı çok bağışlayıcı ve rahmet kaynağı olarak bulacaktır.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Mustafa İslamoğlu = Fakat kim kötülük yapar ya da kendine zulmeder ama Allah'tan af dilerse, Allah'ı hem tarifsiz bir bağışlayıcı, hem de eşsiz merhamet sahibi bulacaktır.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve her kim bir kötülük yapar veya nefsine zulmeder de sonra Allah Teâlâ'dan mağfiret dilerse Allah Teâlâ'yı gafûr, rahîm bulur.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Ömer Öngüt = Kim bir kötülük yapar veya nefsine zulmeder de sonra Allah'tan mağfiret dilerse, Allah'ı çok bağışlayıcı ve merhamet sahibi olarak bulur.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Şaban Piriş = Kim bir kötülük işler veya nefsine zulmeder de sonra Allah’tan bağışlanma dilerse, Allah’ı bağışlayıcı ve merhametli olarak bulur.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Sadık Türkmen = Kim bir kötülük yapar, yahut kendine zulmeder, sonra da Allah’tan bağışlama dilerse, Allah’ı çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici bulur.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Seyyid Kutub = Kim bir kötülük işler ya da kendine zulmeder de Allah'tan af dilerse Allah'ı bağışlayıcı ve esirgeyici olarak karşısında bulur.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Suat Yıldırım = Kim kötülük eder veya günah işleyerek nefsine zulmeder de sonra Allah’tan af dilerse, Allah’ı gafur ve rahim (affı ve merhameti bol) bulur.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Süleyman Ateş = Kim bir kötülük yapar, yahut nefsine zulmeder de sonra Allah'tan mağfiret dilerse, Allâh'ı bağışlayıcı ve esirgeyici bulur.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Tefhim-ul Kuran = Kim kötülük işler veya nefsine zulmedip sonra Allah'tan bağışlanma dilerse Allah'ı bağışlayıcı ve merhamet edici olarak bulur.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Ümit Şimşek = Bununla beraber, kim bir kötülük işler yahut nefsine zulmeder de sonra Allah'tan bağışlanma dilerse, Allah'ı çok bağışlayıcı, çok merhamet edici bulur.

sûen

  Nisâ / 110 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Kim bir kötülük yapar yahut öz benliğine zulmeder de sonra Allah'tan af dilerse Allah'ı çok affedici, çok merhametli bulur.

sûen

  Nisâ / 110 -

 İskender Ali Mihr = Ve kim kötülük yapar veya nefsine zulmeder, sonra da Allah’tan mağfiret dilerse, Allah’ı mağfiret edici ve rahmet edici olarak bulur.

sûen

  Nisâ / 110 -

 İlyas Yorulmaz = Kim bir kötülük yapar veya kendi nefsine zulmederse, sonra hataları için Allah dan bağışlanma dilerse, şüphesiz Allah’ı bağışlayıcı ve merhametli bulur.

sûen

  Nisâ / 123 -

 Diyanet İşleri = İş, ne sizin kuruntunuza, ne de kitap ehlinin kuruntusuna göredir. Kim kötü bir iş yaparsa, onunla cezalandırılır. O, kendisine Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilir.

sûen

  Nisâ / 123 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ne sizin boşuna kuruntularınızın aslı var, ne kitap ehlinin kuruntularının aslı. Kim kötülük ederse cezasını görür ve Allah'tan başka ne bir dost bulur, ne bir yardımcı.

sûen

  Nisâ / 123 -

 Abdullah Parlıyan = Öteki alemdeki kurtuluş; ne sizin vahye dayanmayan kuruntularınızla, ne de bize de kitap verildi diyen, önceki toplumların kuruntularıyla gerçekleşecek değildir. Kim bir kötülük yaparsa, onunla cezalanır, kendisi için Allah'tan başka dost da, yardımcı da bulamaz.

sûen

  Nisâ / 123 -

 Adem Uğur = Ne sizin kuruntularınız ne de ehl-i kitabın kuruntuları (gerçektir); kim bir kötülük yaparsa onun cezasını görür ve kendisi için Allah'tan başka dost da, yardımcı da bulamaz.

sûen

  Nisâ / 123 -

 Ahmed Hulusi = (Sünnetullah - Allâh sistem ve düzeni) ne sizin kuruntularınıza ne de kendilerine daha önce hakikat bilgisi verilmiş (de onu değerlendirememiş) olanların kuruntularına göre değildir! Kim bir kötülük yaparsa onun sonuçlarını yaşar! (Artık bundan sonra da) Allâh dûnunda olan ne bir hâmi ne de bir yardımcı bulabilir!

sûen

  Nisâ / 123 -

 Ahmet Tekin = Ne sizin hayalleriniz, kuruntularınız, ne de ehl-i kitabın hayalleri, kuruntuları gerçekleşecektir. İnsanları Allah’ın azabından kurtaracak olan imanları, amel-i sâlihleridir. Kim bilinçli olarak bir kötülük yaparsa, dünyada da âhirette de onun cezasını görür. Kendisi için Allah’ın dışında kulu durumundakilerden veli, koruyucu ve yardım eden de bulamaz.

sûen

  Nisâ / 123 -

 Ahmet Varol = Bu ne sizin kuruntularınıza ne de kitap ehlinin kuruntularına göredir. [22] Kim bir kötülük işlerse ona karşılık cazalandırılır ve kendisi için Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı bulabilir.

sûen

  Nisâ / 123 -

 Ali Bulaç = Ne sizin kuruntularınızla, ne de Kitap Ehlinin kuruntularıyla değil. Kim kötülük yaparsa, onunla ceza görür; o, Allah'tan başka bir veli (dost) ve bir yardımcı bulamaz.

sûen

  Nisâ / 123 -

 Ali Fikri Yavuz = Ey müşrikler, ne sizin putlardan yardım görme kuruntularınızla, ne de ehl-i kitabın (Yahudi ve Hristiyanların) kendilerini selâmette görmeleri kuruntularıyla Allah’ın bu vaad ve sevabına kavuşulmaz. Kim bir kötü iş yaparsa, onunla cezalanır ve kendisine Allah’dan başka ne bir dost bulabilir, ne de bir yardımcı...

sûen

  Nisâ / 123 -

 Ali Ünal = Mesele, ne sizin kuruntularınız, ne de Ehli Kitabın kuruntuları gibidir. (Hiçbir kimse veya kavmin Allah katında bir ayrıcalığı yoktur. Gerçek, sadece şudur:) Kim bir fenalık işlerse onun karşılığını görür ve kendisi için Allah’tan başka, (onu cezadan kurtaracak) ne bir koruyucu, sahiplenici, ne de bir yardımcı bulabilir.