Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Diyanet İşleri = Artık orada yenilmişler ve küçük düşmüşlerdi.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Oracıkta yenildiler ve hor, hakir bir halde yaptıklarından ferâgat ettiler.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Abdullah Parlıyan = Ve böylece Firavun ve yandaşları yenilmiş ve adamakıllı küçük düşmüş oldular.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Adem Uğur = İşte Firavun ve kavmi, orada yenildi ve küçük düşerek geri döndüler.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Ahmed Hulusi = Orada yenildiler. . . Küçük düştüler!

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Ahmet Tekin = İşte Firavun ve kavmi orada yenildi. Küçük düşerek geri döndüler.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Ahmet Varol = Onlar burada yenildiler ve zelil oldular.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Ali Bulaç = Orada yenilmiş oldular ve küçük düşmüşler olarak tersyüz çevrildiler.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Ali Fikri Yavuz = İşte orada yenilmişler ve küçülerek geri dönmüşlerdi.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Ali Ünal = Oracıkta, (herkesin gözü önünde) Firavun ve takımı yenilip küçük düştüler.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Bayraktar Bayraklı = İşte Firavun ve kavmi, orada yenildi ve küçük düşerek geri döndüler.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Bekir Sadak = Iste orada yenildiler, kucuk dustuler.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Celal Yıldırım = Artık sihirbazlar orada yenilgiye uğradılar ve alçalmış, küçülmüş olarak gerisingeri döndüler.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Cemal Külünkoğlu = Artık (böylece) orada onlar yenilmiş ve küçük düşmüşlerdi.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Diyanet İşleri (eski) = İşte orada yenildiler, küçük düştüler.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Diyanet Vakfi = İşte Firavun ve kavmi, orada yenildi ve küçük düşerek geri döndüler.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Edip Yüksel = İşte orada yenildiler ve küçük düşürüldüler.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Artık orada mağlûb olmuşlardı, küçük düşmüşlerdi

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Artık orada yenilmişlerdi ve küçük düşmüşlerdi.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Orada mağlup olmuş ve küçük düşmüşlerdi.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Gültekin Onan = Orada yenilmiş oldular ve küçük düşmüşler olarak tersyüz çevrildiler (kalebu).

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Harun Yıldırım = Artık orada yenilmiş oldular ve küçülerek döndüler.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Hasan Basri Çantay = Artık orada yenildiler, zelîl ve makhur geri döndüler.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Hayrat Neşriyat = Artık orada mağlûb oldular ve (kendilerini üstün görüyorlar iken) küçük düşen kimselere döndüler.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 İbni Kesir = İşte orada yenildiler, hor ve hakir geri döndüler.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Kadri Çelik = İşte orada yenildiler ve küçük düşenler olarak geri döndüler.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Muhammed Esed = Ve (yine) böylece onlar yenilmiş, adamakıllı küçük düşmüş oldular.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Mustafa İslamoğlu = Sonunda (Firavun ve avanesi) yenik düştüler. İşte orada ve o anda, onların küstahça gururunu yerle bir eden bir inkılab gerçekleşti;

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Artık orada mağlup oldular ve zelil kimseler olarak geri dönüverdiler.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Ömer Öngüt = İşte orada yenildiler, küçük düştüler.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Şaban Piriş = Orada yenildiler ve küçük düştüler.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Sadık Türkmen = Orada mağlup oldular ve küçük düştüler.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Seyyid Kutub = Orada yenilgiye uğradılar ve burunları (onurları) kırılıverdi.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Suat Yıldırım = İşte o Firavun ve takımı yenilip küçük düştüler.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Süleyman Ateş = Orada yenildiler, küçük düştüler.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Tefhim-ul Kuran = Orada yenilmiş oldular ve küçük düşmüşler olarak tersyüz çevrildiler.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Ümit Şimşek = Oracıkta mağlûp oldular ve küçük düştüler.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Orada mağlup oldular, küçük düştüler.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 İskender Ali Mihr = Böylece orada yenildiler ve zelil olarak geri döndüler.

sâgırîne

  A’râf / 119 -

 İlyas Yorulmaz = Sihirbazlar yenilince, küçük düştüler ve.

min es sâgırîne

  Yûsuf / 32 -

 Diyanet İşleri = Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: “İşte bu, beni hakkında kınadığınız kimsedir. Andolsun, ben ondan murad almak istedim. Fakat o, iffetinden dolayı bundan kaçındı. Andolsun, eğer emrettiğimi yapmazsa, mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak.”

min es sâgırîne

  Yûsuf / 32 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = O da, işte dedi, hakkında beni kınayıp durduğunuz bu zat. Ondan murât almak istedim de o namusunu korudu, kötülük etmedi. Fakat yemîn ederim ki emredileni yapmazsa zindana attıracağım onu ve herhalde horluğa uğrayanlara katılacak.

min es sâgırîne

  Yûsuf / 32 -

 Abdullah Parlıyan = Kadın onlara: “İşte hakkında beni kınadığınız delikanlı bu! Yemin ederim ki, ben kendisinden murad almak istedim de, o iffetinden ötürü beni reddetti. Ama benim kendisine emrettiğimi yapmayacak olursa, hangi konumda olursa olsun zindana atılacak, aşağılanıp perişanlığa sürüklenenlerden olacak” dedi.

min es sâgırîne

  Yûsuf / 32 -

 Adem Uğur = Kadın dedi ki: İşte hakkında beni kınadığınız şahıs budur. Ben onun nefsinden murat almak istedim. Fakat o, (bundan) şiddetle sakındı. Andolsun, eğer o kendisine emredeceğimi yapmazsa mutlaka zindana atılacak ve elbette sürünenlerden olacaktır!

min es sâgırîne

  Yûsuf / 32 -

 Ahmed Hulusi = (Aziyz'in karısı) dedi ki: "Kendisi yüzünden beni hor görüp yerdiğiniz işte bu! Andolsun ki Onu ayartmak istedim de, O, temiz kalmak istedi (sakındı)! Yemin ederim, eğer Ona emrettiğimi yapmazsa kesinlikle zindana atılacak ve aşağılanmışlar arasında olacak. "

min es sâgırîne

  Yûsuf / 32 -

 Ahmet Tekin = Devletlü vezirin karısı:'İşte bu gördüğünüz, kendisine ilgi duyduğum, beni kınadığınız şahıs. Ben ona yakınlık göstererek hile ile sahip olmaya kalkıştım. O namuslu davrandı, kendisini korudu. Yemin ederim ki, emirlerimi yerine getirmezse, kesinlikle zindana atılacak ve sürünenlerden olacaktır.' dedi.

min es sâgırîne

  Yûsuf / 32 -

 Ahmet Varol = Kadın dedi ki: 'İşte hakkında beni kınadığınız kişi budur. Andolsun ben onun nefsine yaklaşmak istedim ancak o iffetlilik gösterip sakındı. Ama eğer kendisine emrettiğimi yapmazsa mutlaka zindana atılacak ve mutlaka küçük düşürülenlerden olacak.'

min es sâgırîne

  Yûsuf / 32 -

 Ali Bulaç = Kadın dedi ki: "Beni kendisiyle kınadığınız işte budur. Andolsun onun nefsinden ben murad istedim, o ise (kendini) korudu. Ve andolsun, eğer o kendisine emrettiğimi yapmayacak olursa, mutlaka zindana atılacak ve elbette küçük düşürülenlerden olacak."

min es sâgırîne

  Yûsuf / 32 -

 Ali Fikri Yavuz = Hanım, onlara şöyle dedi: “- İşte, kendisi hakkında beni ayıplamış olduğunuz adam budur. Yemin ederim ki, ben onun nefsine yaklaşmak istedim de, o iffet göstererek sakındı. Yine yemin ederim ki, eğer emrimi yerine getirmezse, muhakkak zindana atılacak ve elbette zelillerden olacaktır.”

min es sâgırîne

  Yûsuf / 32 -

 Ali Ünal = Evin hanımı, “İşte,” dedi: “kendisine gönlümü kaptırdım diye beni kınadığınız genç! O’nun nefsinden murat almak istediğim doğrudur; fakat O, sımsıkı ismetine sarıldı (günaha tek adım olsun meyletmedi). Ama andolsun, eğer kendisine emrettiğim şeyi yapmazsa, başka yolu yok, kesinlikle zindana atılacak ve kesinlikle aşağılanacak, perişan olacaktır.”