Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

reâ

  Hûd / 70 -

 Diyanet İşleri = Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu. Dediler ki: “Korkma, çünkü biz Lût kavmine gönderildik.”

reâ

  Hûd / 70 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Yemeğe el uzatmadıklarını görünce de halleri, hoşuna gitmedi ve onlardan, içine bir korku düştü. Dediler ki: Korkma, biz Lût kavmine gönderildik.

reâ

  Hûd / 70 -

 Abdullah Parlıyan = Fakat elçilerin ellerinin yemeğe uzanmadığını görünce, onların bu durumunu yadırgadı, onlardan yana içine bir korku düştü. Ama o melekler: “Korkma! Biz Lût kavmine gönderildik” dediler ve bir oğlu olacağını müjdelediler.

reâ

  Hûd / 70 -

 Adem Uğur = Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içine bir korku düştü. Dediler ki: Korkma! (biz melekleriz). Lût kavmine gönderildik.

reâ

  Hûd / 70 -

 Ahmed Hulusi = Ancak (Rasûllerin) ellerini sürmediklerini görünce onları yadırgadı ve onlardan (acaba düşman mı) korkusunu hissetti. . . "Korkma! Biz gerçekten Lût halkı için irsâl olunduk" dediler.

reâ

  Hûd / 70 -

 Ahmet Tekin = Ellerinin yemeğe uzanmadığını görünce, onları yadırgadı. Onlardan dolayı içinde korkulacak bir hal olduğunu hissetti. Onlar:'Korkma, biz görevli olarak, Lût kavmine gönderildik' dediler.

reâ

  Hûd / 70 -

 Ahmet Varol = Ellerinin ona uzanmadığını görünce durumlarından hoşlanmadı ve onlardan dolayı içine bir korku düştü. Onlar: 'Korkma. Biz Lut kavmine gönderildik' dediler.

reâ

  Hûd / 70 -

 Ali Bulaç = Ellerinin ona uzanmadığını görünce (İbrahim durumdan) hoşlanmadı ve içine bir tür korku düştü. Dediler ki: "Korkma. Biz Lut kavmine gönderildik."

reâ

  Hûd / 70 -

 Ali Fikri Yavuz = İbrahîm, ellerinin, getirilen bu yemeğe uzanmadığını görünce, onlardan ürktü ve içinde, kendilerinden bir nevi korku duydu. Onlar: “- Korkma, çünkü biz (yemez-içmez melekleriz. Azap için) lût kavmine gönderildik.” dediler.

reâ

  Hûd / 70 -

 Ali Ünal = Fakat ellerinin yemeğe uzanmadığını görünce, onların bu hali hoşuna gitmedi ve kalbine bir kuşku düştü. “Korkma!” dediler, “biz, Lût kavmi için gönderildik.”

reâ

  Hûd / 70 -

 Bayraktar Bayraklı = Yemeğe ellerini uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içine bir korku girdi. “Korkma! Biz melekleriz; Lût kavmine gönderildik” dediler.

reâ

  Hûd / 70 -

 Bekir Sadak = Ellerini ona uzatmadiklarini gorunce, durumlarini begenmedi ve icine korku dustu. Onlar, «Korkma, biz Lut milletine gonderildik» dediler.

reâ

  Hûd / 70 -

 Celal Yıldırım = (Gelen müsafirlerin) ellerinin (sofraya) uzanmadığını görünce, durumlarını yadırgadı, onlardan içine bir korku düştü, ibrahim'e: «Korkma, şüphesiz ki biz Lût kavmine gönderildik» dediler.

reâ

  Hûd / 70 -

 Cemal Külünkoğlu = (İbrahim) elçilerin kızartılmış buzağıya doğru el uzatmadıklarını görünce, konukları tuhafına gitti, içine onlardan kaynaklanan bir korku düştü. Bu sırada konukları: “Korkma (biz Allah'ın melekleriyiz)! Lut'un kavmine gönderildik” dediler.

reâ

  Hûd / 70 -

 Diyanet İşleri (eski) = Ellerini ona uzatmadıklarını görünce, durumlarını beğenmedi ve içine korku düştü. Onlar, 'Korkma, biz Lut milletine gönderildik' dediler.

reâ

  Hûd / 70 -

 Diyanet Vakfi = Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içine bir korku düştü. Dediler ki: Korkma! (biz melekleriz). Lût kavmine gönderildik.

reâ

  Hûd / 70 -

 Edip Yüksel = Ellerinin ona uzanmadığını görünce, durumlarını beğenmedi; içine bir korku düştü. 'Korkma,' dediler, 'Biz Lut'un halkına gönderilmiş bulunuyoruz.'

reâ

  Hûd / 70 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Baktı ki ona ellerini uzatmıyorlar o vakıt bunları acaib gördü ve içinde onlardan bir nevi' korku duydu. Dediler, «korkma çünkü biz Lut kavmine gönderildik»,

reâ

  Hûd / 70 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ona ellerini uzatmadıklarını görünce kendilerini yadırgadı ve içinde onlara karşı bir korku duydu. Onlar: «Korkma, zira biz Lut kavmine gönderildik!» dediler.

reâ

  Hûd / 70 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Fakat onların o buzağıya el sürmediklerini görünce, tuhafına gitti ve içinde onlara karşı bir korku uyandı. Onlar da «Korkma, biz Lut'un kavmine gönderildik.» dediler.

reâ

  Hûd / 70 -

 Gültekin Onan = Ellerinin ona uzanmadığını görünce (İbrahim durumdan) hoşlanmadı / yadırgadı (nekirehüm)ve içine bir tür korku düştü. Dediler ki: "Korkma. Biz Lut kavmine gönderildik."

reâ

  Hûd / 70 -

 Harun Yıldırım = Ellerinin buna uzanmadığını görünce, onlardan çekindi ve kalbine bir korku girdi. Dediler ki: “Korkma! Şüphesiz biz Lut kavmine gönderildik.”

reâ

  Hûd / 70 -

 Hasan Basri Çantay = (İbrâhîm), ellerinin buna uzanmadığını görünce onları (n durumundan) hoşlanmadı, onlardan kalbine bir nev'i korku gizledi. Onlar: «Korkma, dediler, çünkü biz Luut kavmine gönderildik».

reâ

  Hûd / 70 -

 Hayrat Neşriyat = Fakat ellerinin ona uzanmadığını görünce, onlar(ın durumların)ı yadırgadı ve onlardan dolayı içine bir çeşit korku düştü. (Onlar ise:) 'Korkma! Şübhesiz ki biz (Allah’ın melekleriyiz ve) Lût kavmine (azab vazîfesi ile) gönderildik!' dediler.

reâ

  Hûd / 70 -

 İbni Kesir = Ellerinin ona uzanmadığını görünce, durumlarını beğenmedi ve içine korku düştü. Korkma, biz Lut kavmine gönderildik, dediler.

reâ

  Hûd / 70 -

 Kadri Çelik = Ellerini ona uzatmadıklarını görünce, tavırları tuhafına gitti ve içinde onlara karşı bir korku uyandı. “Korkma, biz Lut kavmine gönderildik” dediler.

reâ

  Hûd / 70 -

 Muhammed Esed = Fakat ellerinin yemeğe gitmediğini görünce onların bu davranışı tuhafına gitti; onlardan yana içine bir korku düştü. (Ama) onlar: "Korkma! Biz Lut kavmine gönderildik" dediler.

reâ

  Hûd / 70 -

 Mustafa İslamoğlu = Fakat ellerinin ona uzanmadığını görünce onları yadırgadı ve onlardan yana içini bir korku ve endişe kapladı. Onlar dedi ki: "Endişeye mahal yok, çünkü biz Lut kavmi için gönderildik!"

reâ

  Hûd / 70 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Vaktâ ki, onların ellerini ona uzatmadıklarını gördü. Onları hoşlanmadı ve onlardan gizlice korkar oldu. Dediler ki: «Korkma, biz muhakkak Lût kavmine gönderildik.»

reâ

  Hûd / 70 -

 Ömer Öngüt = Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, durumlarını beğenmedi ve onlardan ötürü içine bir korku düştü. “Korkma! Biz Lut kavmine gönderildik. ” dediler.

reâ

  Hûd / 70 -

 Şaban Piriş = Ellerini ona uzatmadıklarını görünce durumları hoşuna gitmedi ve içine bir korku düştü. -Korkma, dediler. Biz, Lut halkına gönderildik.”

reâ

  Hûd / 70 -

 Sadık Türkmen = Buzağıya ellerinin uzanmadığını görünce; onların hallerini beğenmedi ve onlardan dolayı içine bir korku düştü. “Korkma! Biz Lût’un kavmine gönderildik” dediler.

reâ

  Hûd / 70 -

 Seyyid Kutub = İbrahim, elçilerin kızarmış buzağıya doğru el uzatmadıklarını görünce, konukları tuhafına gitti, içine onlardan kaynaklanan bir korku düştü. Bu sırada konukları «Korkma, biz Lût'un soydaşlarına gönderildik» dediler.

reâ

  Hûd / 70 -

 Suat Yıldırım = Ama misafirlerinin ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onların bu hali hoşuna gitmedi ve onlardan kuşkulandı, kalbine bir korku girdi. "Korkma!" dediler. "Çünkü biz aslında Lût kavmini imha etmek için gönderildik."

reâ

  Hûd / 70 -

 Süleyman Ateş = Ellerinin buzağıya uzanmadığını görünce durumlarını beğenmedi ve onlardan ötürü içinde bir korku duydu. "Korkma, dediler, biz Lût kavmine gönderildik."

reâ

  Hûd / 70 -

 Tefhim-ul Kuran = Ellerinin ona uzanmadığını görünce (İbrahim durumdan) hoşlanmadı ve içine bir tür korku düştü. Dediler ki: «Korkma. Biz Lut kavmine gönderildik.»

reâ

  Hûd / 70 -

 Ümit Şimşek = Ellerinin yemeğe uzanmadığını görünce bundan hoşlanmadı ve içine bir korku düştü. Onlar 'Korkma,' dediler. 'Biz Lût kavmine gönderildik.'

reâ

  Hûd / 70 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Ellerinin ona ulaşmadığını görünce onlardan işkillendi. Ve kendilerinden ürpermeye başladı. "Korkma, dediler, biz Lût kavmine gönderildik."

reâ

  Hûd / 70 -

 İskender Ali Mihr = Fakat onların ellerinin ona uzanmadığını görünce onları yadırgadı. Ve onlardan (dolayı) bir korku hissetti. (Onlar): “Korkma, muhakkak ki biz, Lut kavmine gönderildik.” dediler.

reâ

  Hûd / 70 -

 İlyas Yorulmaz = Ete ellerini uzatmadıklarını görünce, bu durum hoşuna gitmedi ve bundan dolayı İbrahim’in içini bir korku kapladı. Elçiler İbrahim’e “Korkma, biz Lut kavmi için gönderildik” dediler.

ve izâ reâ-ke

  Enbiyâ / 36 -

 Diyanet İşleri = İnkâr edenler seni gördükleri zaman ancak alaya alırlar. “Bu mu ilâhlarınızı diline dolayan?” derler. Hâlbuki kendileri Rahmân’ın kitabını inkâr ediyorlar.

ve izâ reâ-ke

  Enbiyâ / 36 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Kâfir olanlar, seni görünce ancak alaya alırlar, bu mudur derler, mâbutlarınızı anan, halbuki onlar rahmânı anmayı inkâr ederler.

ve izâ reâ-ke

  Enbiyâ / 36 -

 Abdullah Parlıyan = Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler seni görünce, ancak alaya alırlar ve “İlahlarınızı diline dolayan bu mu?” derler. Rahman'ın indirdiği Kur'ân'ı inkâr edip, kabul etmeyenler de işte bunlardır.

ve izâ reâ-ke

  Enbiyâ / 36 -

 Adem Uğur = (Resûlüm!) Kâfirler seni gördükleri zaman: "Sizin ilâhlarınızı diline dolayan bu mu?" diyerek seni hep alaya alırlar. Halbuki onlar, çok esirgeyici Allah'ın Kitabını inkâr edenlerin ta kendileridir.

ve izâ reâ-ke

  Enbiyâ / 36 -

 Ahmed Hulusi = Hakikat bilgisini inkâr edenler seni gördüklerinde, "Bu mu tanrılarınız hakkında konuşan!" diyerek seni küçümsemekten başka bir şey yapmazlar. . . Oysa Hakikatleri olan Rahmaniyet hatırlatılınca, onu inkâr etmekteler!

ve izâ reâ-ke

  Enbiyâ / 36 -

 Ahmet Tekin = Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kafirler, seni gördükleri zaman:'Sizin ilâhlarınızı, diline dolayan bu mu?' diyerek seni hep alay konusu yaparlar. Halbuki onlar, Rahmet sahibi Rahman olan Allah’ın kitabını inkâr edenlerin ta kendileridir.

ve izâ reâ-ke

  Enbiyâ / 36 -

 Ahmet Varol = İnkar edenler seni gördüklerinde seni ancak alay konusu edinmektedirler. 'Sizin ilahlarınızı diline dolayan bu mu?' Oysa Rahman'ın zikrini [6] inkar edenler işte onlardır.

ve izâ reâ-ke

  Enbiyâ / 36 -

 Ali Bulaç = İnkâr edenler seni gördüklerinde, seni yalnızca alay konusu ediyorlar (ve:) "Sizin ilahlarınızı diline dolayan bu mu?" (derler.) Oysa Rahman (olan Allah)ın sözünü (Kitabını) inkar edenler kendileridir.

ve izâ reâ-ke

  Enbiyâ / 36 -

 Ali Fikri Yavuz = (Ey Rasûlüm), O inkâr edenler, seni gördükleri zaman da seni alaya alıyorlar ve: “- Bu mu, ilâhlarınızı ayıblayıp duran?” diyorlar. Halbuki onlar, Rahmân’ın Kur’an’ını inkâr ediyorlar.

ve izâ reâ-ke

  Enbiyâ / 36 -

 Ali Ünal = O küfürde diretenler, seni gördükleri zaman seninle alay ediyor, “Bu mu ilâhlarınızı diline dolayan adam?” diyor (ve sahte ilâhlarına söz edilmesine tahammül gösteremiyorlar). Ama (kendilerini yaratıp besleyen, merhametle sarıp sarmalayan) Rahmân’ın anılmasına dayanamıyor, O’nun Kitabını inkâr ediyor (ve bunu bir suç olarak görmüyorlar).