Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
ni’metun
Diyanet İşleri = “Senin başıma kaktığın bu nimet (gerçekte) İsrailoğullarını köleleştirmen(in neticesi)dir.”
ni’metun
Abdulbaki Gölpınarlı = Verdiğin nîmeti başıma kakıyorsun ama bu da, İsrâiloğullarını kendine kul edindiğinden meydana gelen bir şeydi.
ni’metun
Abdullah Parlıyan = Ve o başıma kaktığın iyiliğe gelince, bu İsrailoğullarını köleleştirmenin bir sonucu değil miydi?”
ni’metun
Adem Uğur = O nimet diye başıma kaktığın ise, (aslında) İsrailoğullarını kendine kul köle etmendir.
ni’metun
Ahmed Hulusi = "Nimetim diye başıma kaktığın şey, İsrailoğullarını köleleştirmen yüzünden oluşan bir olaydır!"
ni’metun
Ahmet Tekin = 'Şu, nimet sayarak başıma kaktığın şeylere bak, İsrâiloğulları’nı köle olarak hizmetinde kullanmanın, oğullarını boğazlamanın, ilâhî bir tecelli ile boğazlanmaktan kurtarılmamın neresi senin tarafından bahşedilen nimet?'
ni’metun
Ahmet Varol = Başıma kaktığın o nimet ise İsariloğullarını kendine köle edinmenden dolayıdır.'
ni’metun
Ali Bulaç = "Bana karşı lütuf dediğin nimet de, İsrailoğullarını köle kılmandan dolayıdır."
ni’metun
Ali Fikri Yavuz = Zahiren başıma kaktığın o nimet de, gerçekte İsrail oğullarını kendine köle edinmiş olman içindi.”
ni’metun
Ali Ünal = “Başıma kaktığın o iyilik (bebekken beni yetiştirmiş olmanız) ise, bir iyilik değil, İsrail Oğulları’nı köleleştirmiş olmandan dolayıydı.”
ni’metun
Bayraktar Bayraklı = (20-22) Mûsâ, “O işi, daha ne yaptığımı bilmez biriyken işledim. Bu yüzden sizden korkup kaçtım; sonra, Rabbim bana ilim ve hikmet verip beni peygamberlerden kıldı. Başıma kaktığın bu nimet, İsrâiloğulları'nı kendine köle yapmandan dolayıdır” dedi.
ni’metun
Bekir Sadak = (20-22) Musa: «O isi kasden yaptimsa sapiklardan biri sayilirim. Bu yuzden sizden korkunca aranizdan kactim. Sonra, Rabbim bana hikmet verip, beni peygamber yapti. Basima kaktigin bu nimet, Israilogullarini kendine kole ettiginden oturudur» dedi.
ni’metun
Celal Yıldırım = Sizde büyütülmemi başıma kakılan bir nîmet (görüyorsan bu), israil oğulları'nı kulköle edinmendendir.»
ni’metun
Cemal Külünkoğlu = (20-22) (Musa) dedi ki: “Ben onu, o vakit kendimi kaybetmiş bir hâlde (bir yumruk vurmakla adamın ölebileceğini bilemeden) yaptım. Sizden korktuğum için de hemen aranızdan kaçtım. Derken, Rabbim bana hüküm ve hikmet bahşetti de beni peygamberlerden biri yaptı. Başıma kaktığın o iyilik, İsrailoğullarını kendine köle yaptığın içindi.”
ni’metun
Diyanet İşleri (eski) = (20-22) Musa: 'O işi kasden yaptımsa sapıklardan biri sayılırım. Bu yüzden sizden korkunca aranızdan kaçtım. Sonra, Rabbim bana hikmet verip, beni peygamber yaptı. Başıma kaktığın bu nimet, İsrailoğullarını kendine köle ettiğinden ötürüdür' dedi.
ni’metun
Diyanet Vakfi = O nimet diye başıma kaktığın ise, (aslında) İsrailoğullarını kendine kul köle etmendir.
ni’metun
Edip Yüksel = 'Başıma kaktığın bu iyilik de, İsrail oğullarını köleleştirmen yüzündendir!'
ni’metun
Elmalılı Hamdi Yazır = O başıma kakdığın bir ni'met de Beni İsraili kul, köle edinmiş olmandır.
ni’metun
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = O başıma kaktığın nimet de İsrail oğullarını kul köle edinmiş olmandır!»
ni’metun
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = «O başıma kaktığın nimet de (aslında) İsrail oğullarını kendine köle edinmiş olmandır.»
ni’metun
Gültekin Onan = "Bana karşı lütuf dediğin nimet de, İsrailoğullarını köle kılmandan dolayıdır."
ni’metun
Harun Yıldırım = O nimet diye başıma kaktığın ise, (aslında) İsrailoğullarını kendine kul köle etmendir.
ni’metun
Hasan Basri Çantay = «Bana karşı imtinân etdiğin (başıma kakdığın) o ni'met, Isrâîl oğullarını kendine kul (köle) edindiğin içindi».
ni’metun
Hayrat Neşriyat = '(Sarayında yetişmekle) başıma kaktığın bu ni'met de, İsrâiloğullarını kendine köle edindiğin içindir.'
ni’metun
İbni Kesir = İşte, başıma kaktığın o nimet, İsrailoğullarını köle ettiğin içindir.
ni’metun
Kadri Çelik = “Bana karşı lütuf dediğin nimet de İsrail oğullarını köle kılmandan dolayıdır.”
ni’metun
Muhammed Esed = Ve o başıma kaktığın iyiliğe gelince, bu İsrailoğulları'nı köleleştirmenin bir sonucu (değil mi)ydi?"
ni’metun
Mustafa İslamoğlu = Ve şu başıma kaktığın iyilik, İsrailoğullarını köleleştirmenin bir sonucuydu, (öyle değil mi)?"
ni’metun
Ömer Nasuhi Bilmen = «Ve o da bir nîmettir ki, benim üzerime minnet ediyorsun, İsrailoğullarından köle edinmiş olduğundan dolayıdır.»
ni’metun
Ömer Öngüt = “Başıma kaktığın o nimet, İsrailoğullarını köle ettiğinden ötürüdür. ”
ni’metun
Şaban Piriş = Başıma kaktığın bu nimet, İsrailoğulları’nı kendine köle edinmenin bedelidir.
ni’metun
Sadık Türkmen = Başıma kaktığın iyilik bu mu? Oysa sen, İsrailoğulları’nı (esir alarak) köleleştirdin!”
ni’metun
Seyyid Kutub = O nimet diye başıma kaktığın şey israiloğullarını köleleştirmenin sonucudur.»
ni’metun
Suat Yıldırım = "O başıma kaktığın iyilik ise, İsrailoğullarını köleleştirmenin bir sonucu değil miydi?"
ni’metun
Süleyman Ateş = "O başıma kaktığın ni'met de İsrâil oğullarını köle yapman(yüzünden)dir. (Onları köle diye kullanıp erkek çocuklarını kesmeseydin, senin eline düşmezdim)"
ni’metun
Tefhim-ul Kuran = «Bana karşı lütuf dediğin nimet de, İsrailoğullarını köle kılmandan dolayıdır.»
ni’metun
Ümit Şimşek = 'Başıma kaktığın iyiliğin sebebi de İsrailoğullarını kendine köle yapmış olmandı.'
ni’metun
Yaşar Nuri Öztürk = "O başıma kaktığın nimet, İsrailoğullarını köle yapmana karşılıktı."
ni’metun
İskender Ali Mihr = Ve bu bana lütufta bulunduğun ni’met, Benî İsrail’i (İsrailoğulları’nı) senin köle yapmandır.
ni’metun
İlyas Yorulmaz = “Bunca bana yaptığın iyilikler, senin İsrail oğullarına kölelik yaptırmanın karşılığında yapılmış iyiliklerdir” dedi.
ni’metun
Diyanet İşleri = Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, o mutlaka kınanmış bir hâlde ıssız bir yere atılacaktı.
ni’metun
Abdulbaki Gölpınarlı = Rabbinden bir nîmet erişmeseydi ona elbette bir yere, fenâ bir halde bırakılır giderdi.
ni’metun
Abdullah Parlıyan = Allah tarafından O'na bir nimet erişmeseydi mutlaka aşağılanmış bir şekilde boş bir yere atılacaktı.
ni’metun
Adem Uğur = Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı o, mutlaka, kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı.
ni’metun
Ahmed Hulusi = Eğer Ona Rabbinden bir nimet erişmemiş olsaydı, aşağılanmış hâlde çıplak araziye atılırdı!
ni’metun
Ahmet Tekin = Rabbinden bir nimet yetişmiş olmasaydı, tevbesini kabul etmeseydi, kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı.
ni’metun
Ahmet Varol = Eğer Rabbinden ona bir nimet erişmemiş olsaydı mutlaka çırılçıplak bir alana kınanmış bir halde bırakılırdı.
ni’metun
Ali Bulaç = Eğer Rabbinden bir nimet ona ulaşmasaydı, mutlaka yerilmiş ve çıplak bir durumda (karaya) atılmış olacaktı.
ni’metun
Ali Fikri Yavuz = Eğer Rabbinden, ona, bir rahmet yetişmiş olmasaydı, kötü bir şekilde (balığın karnından) yeryüzüne atılacaktı.
ni’metun
Ali Ünal = Eğer (münacatının kabulünün tecellisi olarak) Rabbisinden bir lütuf imdadına yetişmeseydi, çöl bir araziye bırakılır ve artık yüzüne bakılmazdı.