Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
le nerâ-ke
Diyanet İşleri = Kavminin ileri gelenleri, “Biz seni açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler.
le nerâ-ke
Abdulbaki Gölpınarlı = Kavminden ileri gelenler, şüphe yok ki dediler, biz seni apaçık bir sapıklık içine dalmış görmedeyiz.
le nerâ-ke
Abdullah Parlıyan = Kavmi içinden önde gelenler: “Doğrusu biz senin, apaçık bir sapıklık içinde olduğunu görüyoruz” diye karşılık verdiler.
le nerâ-ke
Adem Uğur = Kavminden ileri gelenler dediler ki: Biz seni gerçekten apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz!
le nerâ-ke
Ahmed Hulusi = Halkından geleneksel görüşün ileri gelenleri dedi ki: "Doğrusu biz seni apaçık sapıklık içinde görüyoruz. "
le nerâ-ke
Ahmet Tekin = Kavminin ileri gelenleri ise:'Biz de seni, kesinkes apaçık bir cehalet ve yanılgı içinde görüyoruz' dediler.
le nerâ-ke
Ahmet Varol = Kavminin ileri gelenleri: 'Biz seni açık bir sapıklık içinde görüyoruz' dediler.
le nerâ-ke
Ali Bulaç = Kavmimin önde gelenleri: "Gerçekte biz seni açıkça bir 'şaşırmışlık ve sapmışlık' içinde görüyoruz" dediler.
le nerâ-ke
Ali Fikri Yavuz = Kavminin büyükleri, ona şöyle cevap verdiler: “- Biz, seni cidden apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz.”
le nerâ-ke
Ali Ünal = Halkı içinde söz sahibi önde gelenler, “Doğrusu biz seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz!” mukabelesinde bulundular.
le nerâ-ke
Bayraktar Bayraklı = Kavminden ileri gelenler dediler ki: “Biz seni açık bir sapıklık içinde görüyoruz.”[137]
le nerâ-ke
Bekir Sadak = Milletinin ileri gelenleri: «Biz senin apacik sapiklikta oldugunu goruyoruz» dediler.
le nerâ-ke
Celal Yıldırım = Kavminden ileri gelenler Ona : Doğrusu biz seni açık bir sapıklık içinde görüyoruz, dediler.
le nerâ-ke
Cemal Külünkoğlu = Kavmi içinden önde gelenler: “Doğrusu, biz senin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu görüyoruz!” diye karşılık verdiler.
le nerâ-ke
Diyanet İşleri (eski) = Milletinin ileri gelenleri: 'Biz senin apaçık sapıklıkta olduğunu görüyoruz' dediler.
le nerâ-ke
Diyanet Vakfi = Kavminden ileri gelenler dediler ki: Biz seni gerçekten apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz!
le nerâ-ke
Edip Yüksel = Halkının ileri gelenleri, 'Seni apaçık bir sapıklık içinde gürüyoruz,' dediler.
le nerâ-ke
Elmalılı Hamdi Yazır = Kavminden cumhur cemaat her halde biz, dediler: Seni açık bir dalâl içinde görüyoruz.
le nerâ-ke
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Kavminden cumhur cemaat =ileri gelenler: «Şüphesiz ki, biz seni açık bir sapıklık içinde görüyoruz.» dediler.
le nerâ-ke
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Kavminden ileri gelenler dediler ki: «Biz seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz».
le nerâ-ke
Gültekin Onan = Kavminin önde gelenleri: "Gerçekte biz seni açıkça bir 'şaşırmışlık ve sapmışlık' içinde görüyoruz" dediler.
le nerâ-ke
Harun Yıldırım = Kavminin ileri gelenleri: “Gerçekten de biz seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz.” dediler.
le nerâ-ke
Hasan Basri Çantay = Kavminden ileri gelenler de şöyle dedi: «Biz seni hiç şübhesiz apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz».
le nerâ-ke
Hayrat Neşriyat = Kavminden ileri gelenler: 'Doğrusu biz, gerçekten seni apaçık bir dalâlet içindegörüyoruz' dedi(ler).
le nerâ-ke
İbni Kesir = Kavminden ileri gelen bir cemaat dedi ki: «Şüphe yok biz seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz.»
le nerâ-ke
Kadri Çelik = Kavminin ileri gelenleri, “Biz senin apaçık bir sapıklıkta olduğunu görüyoruz” dediler.
le nerâ-ke
Muhammed Esed = Kavmi içinden önde gelenler: "Doğrusu, biz senin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu görüyoruz!" diye karşılık verdiler.
le nerâ-ke
Mustafa İslamoğlu = Toplumun seçkinleri: "Şu kesin ki, biz seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz" diye cevap verdiler.
le nerâ-ke
Ömer Nasuhi Bilmen = Kavminden ileri gelen bir cemaat dedi ki: «Şüphe yok biz seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz.»
le nerâ-ke
Ömer Öngüt = Kavminin ileri gelenleri dediler ki: “Biz seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz. ”
le nerâ-ke
Şaban Piriş = Kavminin ileri gelenleri: -Biz, seni açıkça bir dalalet içinde görüyoruz, dediler.
le nerâ-ke
Sadık Türkmen = Kavminden ileri gelenler dediler ki: “Gerçekten biz seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz.”
le nerâ-ke
Seyyid Kutub = Soydaşlarının ileri gelenleri ona 'senin açık bir sapıklık içinde olduğunu görüyoruz' dediler.
le nerâ-ke
Suat Yıldırım = Halkının söz sahibi yetkilileri: "Biz seni besbelli bir sapıklık içinde görüyoruz!" dediler.
le nerâ-ke
Süleyman Ateş = Kavminden ileri gelenler dediler ki: "Biz seni açık bir sapıklık içinde görüyoruz!"
le nerâ-ke
Tefhim-ul Kuran = Kavminin önde gelenleri: «Gerçekte biz seni açıkça bir 'şaşırmışlık ve sapmışlık' içinde görmekteyiz» dediler.
le nerâ-ke
Ümit Şimşek = Kavminin ileri gelenleri 'Biz seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz' dediler.
le nerâ-ke
Yaşar Nuri Öztürk = Toplumunun kodamanları dediler ki: "Vallahi biz seni açık bir sapıklık içinde görüyoruz."
le nerâ-ke
İskender Ali Mihr = Kavminin ileri gelenleri: “Muhakkak ki; biz seni apaçık bir dalâlet içinde görüyoruz.” dediler.
le nerâ-ke
İlyas Yorulmaz = Kavminin önde gelenleri “Biz seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz. ” dediler.
le nerâ-ke
Diyanet İşleri = Kavminin ileri gelenlerinden inkâr edenler dediler ki: “Şüphesiz, biz seni akıl kıtlığı içinde görüyoruz. Biz senin mutlaka yalancılardan biri olduğuna inanıyoruz.”
le nerâ-ke
Abdulbaki Gölpınarlı = Kavminin kâfir olanlarından ileri gelenler, şüphe yok ki dediler, biz seni sapıklık, bilgisizlik içine dalmış görmedeyiz ve sanıyoruz ki yalancılardansın sen.
le nerâ-ke
Abdullah Parlıyan = Kavmi arasından, Allah'tan gelen gerçeği tanımaya yanaşmayanların önde gelenleri: “Doğrusu biz seni, aklı kıt biri olarak görüyoruz ve üstelik yalancının biri olduğunu sanıyoruz.”
le nerâ-ke
Adem Uğur = Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: Biz seni kesinlikle bir beyinsizlik içinde görüyoruz ve gerçekten seni yalancılardan sanıyoruz.
le nerâ-ke
Ahmed Hulusi = Halkından, hakikat bilgisini inkâr etmekte olan o toplumun ileri gelenleri dedi ki: "Seni çılgınlık içinde görüyoruz. . . Biz senin yalancı olduğunu zannediyoruz. "
le nerâ-ke
Ahmet Tekin = Kavminden kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar ile küfre saplanan kodamanlar:'Biz seni bir aptallık bir çılgınlık içinde görüyoruz. Senin, kesinlikle yalancılardan olduğunu zannediyoruz.' dediler.
le nerâ-ke
Ahmet Varol = Kavminden inkar eden ileri gelenler: 'Biz seni akli yetersizlik içinde görüyor ve senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz' dediler.
le nerâ-ke
Ali Bulaç = Kavminin önde gelenlerinden inkâr edenler dediler ki: "Gerçekte biz seni 'aklî bir yetersizlik' içinde görüyoruz ve doğrusu biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz."
le nerâ-ke
Ali Fikri Yavuz = Hûd’un kavminden küfre varan seçkin bir topluluk şöyle cevap verdi: “-Gerçekten biz, seni, bir çılgınlık içinde görüyoruz ve seni, hakikaten yalancılardan sanıyoruz.”
le nerâ-ke
Ali Ünal = Halkı içinde söz sahibi ve küfürde kökleşmiş önde gelenler, “Seni bir çılgınlık, bir beyinsizlik içinde bocalar görüyor ve senin gerçekten yalancılardan biri olduğuna inanıyoruz!” mukabelesinde bulundular.