Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
mustekbirûne
Diyanet İşleri = Sizin ilâhınız tek bir ilâhtır. Ahirete inanmayanların kalpleri bunu inkâr etmekte, kendileri de büyüklük taslamaktadırlar.
mustekbirûne
Abdulbaki Gölpınarlı = Mabudunuz, tek mabuttur, âhirete inanmayanlarınsa gönülleri inkâr eder bunu ve onlar, ululanmayı dileyen kişilerdir.
mustekbirûne
Abdullah Parlıyan = Sizin ilahınız tek ve gerçek ilahtır. Ne var ki, ahirete inanmayanların kalpleri, bu gerçeği boş bir kibir yüzünden kabule yanaşmıyor.
mustekbirûne
Adem Uğur = İlâhınız bir tek Tanrıdır. Fakat ahirete inanmayanlar var ya, onların kalpleri inkârcı, kendileri de böbürlenen kimselerdir.
mustekbirûne
Ahmed Hulusi = İlâh olarak düşündüğünüz, Ulûhiyet sahibi BİR'dir! Sonsuz gelecek yaşamlarına iman etmeyenlere gelince, onların şuurlarını inkâr kaplamıştır ve güçlü bir benlikle yaşamaktadırlar (benliklerini şirk koşanlar)!
mustekbirûne
Ahmet Tekin = İlâhınız bir tek tanrıdır. Âhirete, ebedî yurda iman etmeyecek olanların akılları, kalpleri inkârcı, kendileri de gururlu, kibirli, serkeş ve zorba kimselerdir.
mustekbirûne
Ahmet Varol = Sizin ilâhınız tek ilâhtır. O ahirete inanmayanların kalpleri inkâr içindedir ve onlar büyüklenmektedirler.
mustekbirûne
Ali Bulaç = Sizin ilahınız tek bir ilahtır. Ahirete inanmayanların kalpleri ise inkarcıdır ve onlar müstekbir (büyüklenmekte) olanlardır.
mustekbirûne
Ali Fikri Yavuz = İlâhınız tek bir İlâh’dır. Ahirete iman etmiyenlerin kalbleri bu gerçeği inkâr edicidir. Onlar, Allah’ın birliğine iman etmeyi kibirlerine yediremiyenlerdir.
mustekbirûne
Ali Ünal = Oysa ilâhınız, tek bir ilâhtır; fakat Âhiret’e inanmayanlar –işte onların kalbleri, (bu en büyük gerçeği ve ona dayanan daha pek çok gerçekleri) inkâra da şartlanmıştır. Onlar, boş bir büyüklenme içindedirler.
mustekbirûne
Bayraktar Bayraklı = Tanrınız tek bir tanrıdır. Ama, âhirete inanmayanların kalpleri inkâr etmektedir. Onlar büyüklük taslarlar.
mustekbirûne
Bekir Sadak = Tanriniz tek bir Tanridir. Ahirete inanmayanlarin kalbleri bunu inkar eder; onlar buyukluk taslarlar.
mustekbirûne
Celal Yıldırım = Sizin Tanrı'nız tek bir Tanrı'dır. Âhiret'e imân etmeyenler ise, kalbleri inkâr içindedir ve onlar (Allah'a ve Âhiret'e imânı) gururlarına yediremezler.
mustekbirûne
Cemal Külünkoğlu = Sizin ilâhınız tek bir ilâhtır. Fakat ahirete inanmayanların kalpleri bu gerçeği inkâr eder. Onlar, büyüklük taslayan (Allah'ın birliğini ve ahirete imanı gururlarına yediremeyen)lerdir.
mustekbirûne
Diyanet İşleri (eski) = Tanrınız tek bir Tanrıdır. Ahirete inanmayanların kalbleri bunu inkar eder; onlar büyüklük taslarlar.
mustekbirûne
Diyanet Vakfi = İlâhınız bir tek Tanrı'dır. Fakat ahirete inanmayanlar var ya, onların kalpleri inkârcı, kendileri de böbürlenen kimselerdir.
mustekbirûne
Edip Yüksel = Tanrınız bir tek tanrıdır. Ahirete inanmıyanların kalpleri inkarcıdır ve onlar büyüklük taslarlar.
mustekbirûne
Elmalılı Hamdi Yazır = İlâhınız bir tek ilâhtır, öyle iken Âhırete inanmıyanlar kendilerini büyüksündüklerinden dolayı kalbleri münkirdir
mustekbirûne
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = İlahınız bir tek ilahtır; öyle iken ahirete inanmayanlar, kendilerini büyük gördüklerinden, onların kalpleri inkarcıdır.
mustekbirûne
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = İlâhınız bir tek ilâhtır. Bununla beraber ahirete inanmayanların kalbleri inkârcı, kendileri de böbürlenen kimselerdir.
mustekbirûne
Gültekin Onan = Sizin tanrınız tek bir tanrıdır. Ahirete inanmayanların kalpleri ise inkarcıdır ve onlar müstekbir (büyüklenmekte) olanlardır.
mustekbirûne
Harun Yıldırım = İlâhınız bir tek Tanrıdır. Fakat ahirete inanmayanlar var ya, onların kalpleri inkârcı, kendileri de böbürlenen kimselerdir.
mustekbirûne
Hasan Basri Çantay = Sizin Tanrınız bir tek Tanrıdır. Âhirete inanmazların kalbleri (bunu) inkâr edicidir. Onlar büyüksenen (kimse) lerdir.
mustekbirûne
Hayrat Neşriyat = İlâhınız (olan Allah) tek bir İlâhdır. Fakat âhirete îmân etmeyenlerin kalbleri inkârcıdır ve onlar büyüklük taslayan kimselerdir.
mustekbirûne
İbni Kesir = İlahınız; tek bir ilahtır. Ahirete inanmayanların kalbleri inkar edicidir ve onlar büyüklük taslayanlardır.
mustekbirûne
Kadri Çelik = Sizin ilahınız tek bir ilahtır. Ahirete inanmayanların kalpleri ise inkârcıdır ve onlar büyüklenmekte olanlardır.
mustekbirûne
Muhammed Esed = Sizin tanrınız Tek Tanrıdır; ne var ki, ahirete inanmayanların kalpleri bu (gerçeği), boş bir kibir yüzünden, kabule yanaşmıyor.
mustekbirûne
Mustafa İslamoğlu = Sizin ilahınız bir tek ilahtır; fakat ahirete inanmayan kimselerin yürekleri, büyüklük taslamaları yüzünden (bu hakikati) inkara meyletmiştir.
mustekbirûne
Ömer Nasuhi Bilmen = Sizin mabûdunuz, bir tek mabûddur. Ahirete imân etmeyenler ise onların kalpleri inkâr edicidir ve onlar kibirlenen kimselerdir.
mustekbirûne
Ömer Öngüt = İlâhınız bir tek ilâhtır. Ahirete inanmayanların kalpleri inkârcıdır, onlar büyüklük taslarlar.
mustekbirûne
Şaban Piriş = İlahınız tek ilahtır. Ahirete inanmayanlar ise, onların kalpleri inkarcıdır. Aslında onlar, büyüklük taslayanlardır.
mustekbirûne
Sadık Türkmen = Ilahiniz bir TEK İLAH’TIR! Ahirete inanmayan kimselerin kalpleri inkârcıdır. Onlar büyüklük taslarlar.
mustekbirûne
Seyyid Kutub = İlahınız tek ilahtır. Ahirete inanmayanların kalpleri inkârcıdır, onlar gerçeğe set çevirmiş, kendini beğenmişlerdir.
mustekbirûne
Suat Yıldırım = Sizin ilâhınız bir tek İlâhtır. Öyle iken âhireti inkâr edenlerin kalpleri bu gerçeği de inkâr eder. Hep kibirlenip dururlar.
mustekbirûne
Süleyman Ateş = Tanrınız bir tek Tanrıdır. Ama âhirete inanmayanların kalbleri inkârcıdır, onlar büyüklük taslarlar.
mustekbirûne
Tefhim-ul Kuran = Sizin ilahınız tek bir ilahtır. Ahirete inanmayanların kalpleri ise inkârcıdır ve onlar müstekbir (büyüklenmekte) olanlardır.
mustekbirûne
Ümit Şimşek = Tanrınız tek bir Tanrıdır. Âhirete inanmayanların kalpleri bunu kabul etmek istemez; çünkü kibirlerine yediremezler.
mustekbirûne
Yaşar Nuri Öztürk = Tanrınız bir tek tanrıdır. Böyle iken, âhirete inanmayanlar, kibre saplandıkları için kalpleri inkârcı olmuştur.
mustekbirûne
İskender Ali Mihr = Sizin ilâhınız, bir tek ilâhtır. Hâlâ ahirete (ruhu ölmeden evvel Allah’a ulaştırmaya) inanmayan kimselerin kalpleri, inkâr edicidir ve onlar, kibirlenen kimselerdir.
mustekbirûne
İlyas Yorulmaz = İlahınız tek bir ilah dır. Ahiret gününe inanmayanlar, kendilerini büyük gördükleri için, kalpleri hep inkar içerisindedir.
mustekbirûne
Diyanet İşleri = O münafıklara, “Gelin, Allah’ın Resûlü sizin için bağışlama dilesin” denildiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların büyüklük taslayarak uzaklaştıklarını görürsün.
mustekbirûne
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve onlara, gelin de Allah'ın Peygamberi size yarlıganma dilesin denirse başlarını sallarlar alay ederek ve görürsün ki ululuk satarak dönüp gitmedeler.
mustekbirûne
Abdullah Parlıyan = Onlara “Gelin de, Allah'ın peygamberi sizin için bağışlanma dilesin!” denilince, başlarını çevirirler ve sen onların büyük bir kibirle nasıl çekip gittiklerini görürsün.
mustekbirûne
Adem Uğur = Onlara: Gelin, Allah'ın Peygamberi sizin için mağfiret dilesin, denildiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların, büyüklük taslayarak uzaklaştıklarını görürsün.
mustekbirûne
Ahmed Hulusi = Onlara: "Gelin, Rasûlullâh sizin için mağfiret dilesin" denildiği vakit, başlarını çevirdiler; sen onların kendini beğenmiş benlik sahipleri olarak yüz çevirdiklerini görürsün.
mustekbirûne
Ahmet Tekin = Onlara:'Gelin, Allah’ın Rasulü işlediğiniz günahlardan dolayı sizin için bağışlanma, koruma kalkanına alınma dilesin.' denildiği zaman, başlarını çevirirler. Büyüklük taslayarak çekip gittiklerini görürsün.
mustekbirûne
Ahmet Varol = Onlara: 'Gelin, Allah'ın Peygamberi sizin için bağışlanma dilesin' dendiğinde başlarını çevirirler ve onların büyüklük taslayarak yüz çevirdiklerini görürsün.
mustekbirûne
Ali Bulaç = Onlara: "Gelin Allah'ın Resûlü sizin için mağfiret (bağışlanma) dilesin," denildiği zaman başlarını yana çevirdiler. Sen, onların büyüklük taslamışlar olarak yüz çevirmekte olduklarını görürsün.
mustekbirûne
Ali Fikri Yavuz = O münafıklara: “-Gelin, Allah’ın Rasûlü sizin için mağfiret dileyiversin.” denildiği zaman, başlarını bükerler ve görürsün ki, kibir taslayarak, (tevbeye ve özür dilemeye yanaşmıyarak) yüz çevirirler.
mustekbirûne
Ali Ünal = Onlara, “Gelin, Rasûlüllah’ın huzuruna varın, sizin için Allah’tan bağışlanma dilesin.” dendiğinde, “olmaz” manâsında başlarını çevirirler ve kibirlene kibirlene yan çizdiklerini görürsün.