Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Diyanet İşleri = Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. Onlara sürekli bir azap vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ateşten çıkmak isterlerse de çıkamaz onlar ve onlar içindir sürüp giden bir azap.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Abdullah Parlıyan = Onlar, ateşten kurtulmak isterler, ama kurtulamazlar. Devamlı bir azap onları bekler.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Adem Uğur = Ateşten çıkmak isterler, fakat onlar oradan çıkacak değillerdir. Onlar için devamlı bir azap vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Ahmed Hulusi = Ateşten çıkmak isterler ama oradan dışarı çıkamazlar. . . Onlar için daimî bir azap vardır!

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Ahmet Tekin = Onlar Cehennem ateşinden çıkmak isterler. Fakat oradan çıkamazlar. Onlara özel, kurtuluşu mümkün olmayan, kesintisiz, sürekli bir azap vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Ahmet Varol = Onlar ateşten çıkmak isterler ama oradan çıkacak değillerdir. Onlar için kalıcı bir azap vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Ali Bulaç = (Orda) Ateşten çıkmak isterler, ama ondan çıkacak değiller. Onlar için sürekli bir azab vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Ali Fikri Yavuz = Onlar, ateşten çıkmak isterler. Fakat onlar, bundan çıkacak değillerdir. Onlar için devamlı bulunan bir azab vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Ali Ünal = O Ateş’ten çıkmak dilerler, fakat asla oradan çıkacak değillerdir. Onlar için kalıcı bir azap vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Bayraktar Bayraklı = Ateşten çıkmak isterler, fakat onlar oradan çıkamazlar. Onlar için devamlı bir azap vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Bekir Sadak = Atesten cikmak isterler, cikamazlar. Onlara surekli azab vardir.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Celal Yıldırım = Ateşten çıkmak isterler, ne çare ki oradan çıkıcı değillerdir; (onları oradan Allah'tan başka çıkaracak bir kuvvet yoktur), onlar için devam edecek bir azâb vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Cemal Külünkoğlu = Onlar orada ateşten çıkmak/kurtulmak isterler fakat çıkamaz/kurtulamazlar. Onlar için devamlı bir azap vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Diyanet İşleri (eski) = Ateşten çıkmak isterler, çıkamazlar. Onlara sürekli azab vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Diyanet Vakfi = Ateşten çıkmak isterler, fakat onlar oradan çıkacak değillerdir. Onlar için devamlı bir azap vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Edip Yüksel = Ateşten çıkmak isterler; ama çıkamazlar. Onlar sürekli bir cezaya mahkum olmuşlardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ateşten çıkmak istiyecekler, fakat ondan çıkacak değillerdir, onlara boyuna gidecek bir azab vardır

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Onlar, ateşten çıkmak isteyecekler, fakat ondan çıkacak değillerdir. Onlara boyuna sürüp gidecek bir azap vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Cehennem ateşinden çıkmak isterler. Ama oradan çıkacak değillerdir. Onlar için devamlı bir azap vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Gültekin Onan = (Orada) Ateşten çıkmak isterler ama oradan çıkacak değiller. Onlar için sürekli bir azab vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Harun Yıldırım = Ateşten çıkmak isterler ama onlar oradan çıkacak değillerdir. Onlar için sürekli bir azap vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Hasan Basri Çantay = Onlar ateşden çıkmalarını dilerler. Halbuki onlar bundan çıkıcılar değildir. Onlar için kendilerini tutub durduracak (salıvermeyecek) bir azâb vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Hayrat Neşriyat = Ateşten çıkmak isterler; fakat onlar ondan çıkacak kimseler değildirler. Çünki onlar için dâimî bir azab vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 İbni Kesir = Ateşten çıkmak isterler, ama oradan çıkacak değillerdir. Ve onlar için sürekli bir azab vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Kadri Çelik = Ateşten çıkmak isterler, çıkamazlar. Onlara tepelerinden hiç inmeyecek sürekli bir azap vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Muhammed Esed = Onlar ateşten kurtulmak isterler, ama kurtulamazlar; uzun sürecek bir azap bekler onları.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Mustafa İslamoğlu = Ateşten çıkmak isterler; fakat asla oradan çıkacak değiller; ve sürekli bir azaba mahkum edilirler.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ateşten çıkmak isteyeceklerdir. Halbuki, onlar ondan çıkacak kimseler değildirler. Ve onlar için daimi bir azap vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Ömer Öngüt = Ateşten çıkmak isterler, fakat çıkamazlar. Onlar için sürekli bir azap vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Şaban Piriş = Ateşten çıkmak isterler, çıkamazlar. Onlara sürekli azap vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Sadık Türkmen = Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. Onlara sonsuz bir azap vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Seyyid Kutub = Onlar cehennemden çıkmak isteyecekler, fakat kesinlikle dışarı çıkamayacaklardır. Onlar için sürekli azap vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Suat Yıldırım = Onlar ateşten çıkmak isterler ama oradan çıkacak değiller. Onlara devamlı bir azap vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Süleyman Ateş = Ateşten çıkmak isterler ama oradan çıkacak değillerdir. Onlar için sürekli bir azâb vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Tefhim-ul Kuran = (Orda) Ateşten çıkmak isterler, ama ondan çıkacak değiller. Onlar için sürekli bir azab vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Ümit Şimşek = Onlar ateşten çıkmak isterler, fakat çıkamazlar. Onlar için kalıcı bir azap vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkamayacaklardır. Onlar için tepelerinden hiç inmeyecek bir azap vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 İskender Ali Mihr = Ateşten çıkmak isterler ve onlar oradan çıkacak değillerdir. Ve, onlar için "daimî azap" vardır.

azâbun mukîmun

  Mâide / 37 -

 İlyas Yorulmaz = Onlar ateşten çıkarılmayı isterler, fakat onlar oradan çıkarılacak değiller ve sürekli bir azabın içinde kalacaklardır.

mukîmun

  Tevbe / 21 -

 Diyanet İşleri = Rableri onlara, kendi katından bir rahmet, bir hoşnutluk ve kendilerine içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdelemektedir.

mukîmun

  Tevbe / 21 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Rableri, onları öz rahmetiyle, râzılığıyla ve tükenmez nîmetleri bulunan cennetlerle müjdeler.

mukîmun

  Tevbe / 21 -

 Abdullah Parlıyan = Rableri onları, kendi katından bir rahmet ve ebedi hoşnutluğuyla sonsuz ve devamlı nimet bulunan cennetlerle müjdeler.

mukîmun

  Tevbe / 21 -

 Adem Uğur = Rableri onlara, tarafından bir rahmet ve hoşnutluk ile, kendileri için, içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdeler.

mukîmun

  Tevbe / 21 -

 Ahmed Hulusi = Rableri onları "HÛ"dan (zâtlarından) bir rahmet, rıdvan ve içlerinde kendileri için kalıcı nimetler olan cennetler (mertebeler) ile müjdeler.

mukîmun

  Tevbe / 21 -

 Ahmet Tekin = Rableri onları, tarafından lütfettiği rahmetiyle, rızasına ulaşma mertebesi ve cennetleriyle müjdeler. Cennetlerde, sadece mü’minlere has, ebediyyen sahip olacakları bitmez tükenmez nimetler vardır.

mukîmun

  Tevbe / 21 -

 Ahmet Varol = Rableri onları kendi katından bir rahmet, hoşnutluk ve kendileri için içerisinde tükenmeyen nimetler bulunan cennetlerle müjdelemektedir.

mukîmun

  Tevbe / 21 -

 Ali Bulaç = Rableri onlara katından bir rahmeti, bir hoşnutluğu ve onlar için, kendisine sürekli bir nimet bulunan cennetleri müjdeler.

mukîmun

  Tevbe / 21 -

 Ali Fikri Yavuz = Rableri, onlara, kendinden bir rahmet ve rıza ile, içinde tükenmez nimet bulunan cennetleri müjdeler.

mukîmun

  Tevbe / 21 -

 Ali Ünal = Rabbileri onları, Kendi katından (sürpriz mükâfatlarla yüklü) bir rahmetle, onlardan razı olmak ve onları da Kendisinden razı etmekle, ayrıca içlerinde onlar için hazırlanmış daimî ve hiç eksilmeyen nimetler bulunan cennetlerle müjdeliyor.