Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
muşfikûne
Abdulbaki Gölpınarlı = Şüphe yok, öyle kişilerdir onlar ki Rablerinin büyüklüğünden korkarlar.
muşfikûne
Abdullah Parlıyan = Ama Rablerinden derin bir saygı ile korkup titreyenler,
muşfikûne
Ahmed Hulusi = Onlar ki Rablerinin haşyetinden titreyenlerdir (hakikati müşahede sonucu).
muşfikûne
Ahmet Tekin = Rablerine korkuyla karışık saygı gösterenler, korkarak Allah’ın emirlerine itina ederler.
muşfikûne
Ali Bulaç = Gerçekten, Rablerine olan haşyetlerinden dolayı saygıyla korkanlar,
muşfikûne
Ali Ünal = Buna karşılık, Rabbilerine olan derin saygıları sebebiyle sürekli O’nun huzurundaymışçasına hep bir ürperti içinde yaşayanlar;
muşfikûne
Bayraktar Bayraklı = (57-59) Rablerine olan saygıdan dolayı kötülükten sakınanlar, Rablerinin âyetlerine inananlar, Rablerine ortak koşmayanlar,
muşfikûne
Bekir Sadak = (57-61) Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine es kosmayanlar, Rablerine donecekleri icin kalbleri urpererek vermeleri gerekeni verenler, iste onlar iyi islerde yaris ederler, o ugurda ileri gecerler.
muşfikûne
Celal Yıldırım = Doğrusu onlar ki Rablarından derin bir saygı ile korkup titrerler;
muşfikûne
Cemal Külünkoğlu = (57-59) Rablerine olan saygıdan dolayı kötülükten sakınanlar, Rablerinin ayetlerine inananlar. Rablerine ortak koşmazlar.
muşfikûne
Diyanet İşleri (eski) = (57-61) Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.
muşfikûne
Edip Yüksel = Rab'lerine olan saygıdan ötürü alabildiğine dikkatli olanlar,
muşfikûne
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Rablerine olan saygıdan dolayı titreyenler,
muşfikûne
Gültekin Onan = Gerçekten, rablerine olan haşyetlerinden dolayı saygıyla korkanlar;
muşfikûne
Hasan Basri Çantay = (57-58-59-60-61) Hakıykaten Rablerini büyük tanıyıb (Onun korkusuyle) rikkate gelenler, Rablerinin âyetlerine îman etmekde sebat gösterenler, Rablerine eş tutmaz olanlar, Rablerinin huzuruna döneceklerinden yürekleri kork (u ile çarp) arak vergilerini verenler (yok mu?) İşte bunlardır ki hayırlarda sür'at yarışı yaparlar ve bunlar onun için tâ önde gidenlerdir.
muşfikûne
Hayrat Neşriyat = Şübhesiz (bir de hayırda gayret gösteren) o kimseler (de var) ki, onlar Rablerinin azâbından korkarak titreyenlerdir.
muşfikûne
Muhammed Esed = Ama, Rablerinden korkarak kendilerini saygı ve duyarlık içinde tutanlar,
muşfikûne
Mustafa İslamoğlu = Şüphesiz Rablerine karşı duydukları derin bir saygıdan dolayı tir tir titreyenler,
muşfikûne
Ömer Nasuhi Bilmen = Muhakkak o kimseler ki, onlar Rablerinin korkusundan dolayı daima havf üzere bulunur kimselerdir.
muşfikûne
Suat Yıldırım = Ama asıl Rab’lerine duydukları saygıdan dolayı çekinenler.
muşfikûne
Tefhim-ul Kuran = Gerçekten, Rablerine olan haşyetlerinden dolayı saygıyla korkanlar.
muşfikûne
İskender Ali Mihr = Muhakkak ki onlar, Rab’lerinin haşyetinden korkanlardır.
muşfikûne
İlyas Yorulmaz = Onlar, Rablerine olan saygılarından, her zaman alçak gönüllülük içerisindedirler.
muşfikûne
Diyanet İşleri = Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O’nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi O’nun korkusuyla titrerler.
muşfikûne
Abdulbaki Gölpınarlı = O bilir, onların önlerinde ve artlarında ne varsa ve Tanrı rızâsına mazhar olandan başkasına şefâat de edemezler ve onlar, onun korkusundan ürkerler.
muşfikûne
Abdullah Parlıyan = Allah onların yaptıklarını da, yapacaklarını da bilir ve onlar Allah'ın hoşnut olacağı kimselere, şefaat edebilirler ve hepsi de, Allah korkusundan dolayı titrerler.
muşfikûne
Adem Uğur = Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını da, yapacaklarını da) bilir. Allah rızasına ulaşmış olanlardan başkasına şefaat etmezler. Onlar, Allah korkusundan titrerler!
muşfikûne
Ahmed Hulusi = Onların önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. . . Onlar, ancak rızasını kazanmış kişilere şefaat ederler. . . Onlar, O'nun haşyetinden titrerler.
muşfikûne
Ahmet Tekin = Allah onların aşikâre, saklı, gizli yaptıklarını, yapacaklarını bilir. Allah’ın rızasına mazhar olmuş kullarından başkasına şefaat etmezler. Onlar korku içinde, Allah’ın emirlerine itina göstererek, saygıdan titrerler.
muşfikûne
Ahmet Varol = O (Allah) onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. O'nun hoşnut olduğu kimseden başkasına şefaat etmezler. O'nun korkusuyla titremektedirler.
muşfikûne
Ali Bulaç = O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir; onlar şefaat etmezler (kendisinden) hoşnut olunandan başka. Ve onlar, O'nun haşmetinden içleri titremekte olanlardır.
muşfikûne
Ali Fikri Yavuz = Allah, onların önlerindekinide, arkalarındakini de (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir ve onlar, O’nun rıza verdiği kimselerden başkasına şefaat edemezler. Hepsi O’nun korkusundan titrerler.
muşfikûne
Ali Ünal = O, onların yaptıklarını da, yapmakta olduklarını ve yapacaklarını da bilir; onlar, ancak O’nun razı olduğu mü’min kulları hakkında şefaatte bulunabilir, (onlar için bağışlanma diler ve dua eder)ler; (yoksa müşriklerin iddia ettikleri gibi, Allah katında onlar hakkında şefaatte bulunacak değillerdir). Hepsi de, O’na duydukları derin saygı ve tazim sebebiyle kalbleri tir tir titrer.