Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Diyanet İşleri = Bir kötülüğün karşılığı, onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır). Ama kim affeder ve arayı düzeltirse, onun mükâfatı Allah’a aittir. Şüphesiz O, zâlimleri sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve kötülüğün karşılığı, ona benzer bir kötü cezâdır. Gerçekten de kim bağışlar ve barışı sağlarsa mükâfâtı, Allah'a âittir; şüphe yok ki o, zulmedenleri sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Abdullah Parlıyan = Ve kötülüğün karşılığı, ona benzer kötü bir cezadır. Gerçekten de kim bağışlar ve barışı sağlarsa, mükafatı Allah'a aittir. Şüphe yok ki O, yaratılış gayesi dışında hayat sürenleri sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Adem Uğur = Bir kötülüğün cezası, ona denk bir kötülüktür. Kim bağışlar ve barışı sağlarsa, onun mükâfatı Allah'a aittir. Doğrusu O, zalimleri sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Ahmed Hulusi = Bir kötülüğün karşılığı, onun benzeri bir kötülüktür! Kim affeder ve barışırsa, onun ecri Allâh'ın üzerinedir. . . Muhakkak ki O, zâlimleri sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Ahmet Tekin = Bir kötülüğün cezası, o kötülüğe denk bir ceza olmalıdır.Kim sorgusuz sualsiz affeder ve sulha vesile olursa, onun mükâfatı Allah’a aittir. Allah zâlimleri, haksız davranışlarda bulunanları sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Ahmet Varol = Bir kötülüğün cezası onun benzeri bir kötülüktür. Kim affeder ve barışı sağlarsa onun ecri Allah'a aittir. Doğrusu O, zalimleri sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Ali Bulaç = Kötülüğün karşılığı, onun misli (benzeri) olan kötülüktür. Ama kim affeder ve ıslah ederse (dirliği kurup sağlarsa) artık onun ecri Allah'a aittir. Gerçekten O, zalimleri sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Ali Fikri Yavuz = Kötülüğün cezası da ona denk bir kötülüktür. Fakat kim bağışlar ve (kendisiyle düşmanı arasını) düzeltirse, onun mükâfatı Allah’a aiddir. Elbette O, zalimleri sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Ali Ünal = (Ama unutulmamalıdır ki,) maruz kalınan bir kötülüğün karşılığı, ancak yapılan o kötülük ölçüsündedir. Bununla birlikte, kim (kendisine yapılan bir kötülüğü) affeder ve (meseleyi düşmanlık boyutuna vardırmayıp,) kötülüğü yapanla sulh olma yoluna giderse, onun mükâfatını vermeyi Allah üzerine almıştır. Hiç şüphesiz ki O, haksızlık yapanları sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Bayraktar Bayraklı = Bir kötülüğün cezası, ona denk bir cezadır. Kim affeder ve barışı sağlarsa, onun ödülü Allah'a aittir. Doğrusu Allah zâlimleri sevmez.[523]

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Bekir Sadak = Bir kotulugun karsilgi, ayni sekilde bir kotuluktur. Ama kim affeder ve barisirsa, onun ecri Allah'a aittir. Dogrusu O, zulmedenleri sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Celal Yıldırım = Bir kötülüğün cezası, misliyle kötülüktür. Artık kim affeder de barıştan yana olursa, onun mükâfatı Allah'a aittir. Çünkü Allah elbette zâlimleri sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Cemal Külünkoğlu = Kötülüğün cezası, yine onun gibi bir kötülüktür. Kim affeder, barışırsa onun mükâfatı Allah'a aittir. Doğrusu Allah zalimleri sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Diyanet İşleri (eski) = Bir kötülüğün karşılığı, aynı şekilde bir kötülüktür. Ama kim affeder ve barışırsa, onun ecri Allah'a aittir. Doğrusu O, zulmedenleri sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Diyanet Vakfi = Bir kötülüğün cezası, ona denk bir kötülüktür. Kim bağışlar ve barışı sağlarsa, onun mükâfatı Allah'a aittir. Doğrusu O, zalimleri sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Edip Yüksel = Kötülüğün cezası, benzeri bir kötülüktür; ancak kim affeder ve erdemli davranırsa ALLAH tarafından ödüllendirilir. O, zalimleri sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Kötülüğün cezası da misli kötülüktür, fakat her kim afvedip ıslâh ederse onun da ecri Allahadır, her halde o zalimleri sevmez

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Kötülüğün cezası yine onun gibi bir kötülüktür. Ama kim affedip islah ederse onun mükafatı Allah'a aittir. Şüphesiz o zalimleri sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Bir kötülüğün cezası yine onun gibi bir kötülüktür, ama kim affeder, bağışlarsa onun mükafatı Allah'a aittir. Şüphesiz ki Allah, zalimleri sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Gültekin Onan = Kötülüğün karşılığı, onun misli (benzeri) olan kötülüktür. Ama kim affeder ve ıslah ederse (dirliği kurup sağlarsa) artık onun ecri Tanrı'ya aittir. Gerçekten O, zalimleri sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Harun Yıldırım = Bir kötülüğün cezası onun gibi bir kötülüktür. Ama kim affeder ve ıslah ederse, artık onun ecri Allah’a aittir. Şüphe yok ki O, zalimleri sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Hasan Basri Çantay = Kötülüğün karşılığı ona denk bir kötülük (bir misilleme) dir. Fakat kim afveder, barışı sağlarsa mükâfatı Allaha âiddir. Şübhe yok ki O, zaalimleri asla sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Hayrat Neşriyat = Bir kötülüğün cezâsı ise, onun misli olan bir kötülüktür. Artık kim affeder ve ıslâh eder (arayı düzeltir)se, işte onun mükâfâtı Allah’a âiddir. Muhakkak ki O, zâlimleri sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 İbni Kesir = Kötülüğün karşılığı; ona denk bir kötülüktür. Kim, affeder ve ıslah ederse; ecri Allah'a aittir. Muhakkak ki Allah; zalimleri sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Kadri Çelik = Kötülüğün karşılığı, onun misli (benzeri) olan kötülüktür. Ama kim affeder ve (bozuklukları) ıslah ederse artık onun ecri Allah'a aittir. Gerçekten O, zalimleri sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Muhammed Esed = Ama (unutma ki,) kötülüğü cezalandırma (teşebbüsü) de, bizatihi bir kötülük olabilir; o halde, kim (düşmanını) affeder ve barış yaparsa mükafatı Allah katındadır, çünkü O, zalimleri sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Mustafa İslamoğlu = Ama kötülüğün cezası, ancak ona denk bir karşılık olabilir; ne var ki kim affeder ve barış yaparsa, işte onun mükafatı Allah'a aittir: Şüphe yok ki O, zalimleri asla sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Bir kötülüğün cezası da onun misli bir kötülüktür. Fakat kim affeder ve ıslahta bulunursa artık onun mükâfaatı da Allah'a aittir. Şüphe yok ki O, zalimleri sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Ömer Öngüt = Kötülüğün cezası yine onun gibi kötülüktür. Amma kim affeder, barışırsa, onun mükâfatı Allah'a âittir. Doğrusu O, zulmedenleri sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Şaban Piriş = Bir kötülüğün cezası, onun benzeri bir kötülüktür. Kim de affeder ve düzeltirse, onun mükafatı Allah’a aittir. Allah, zalimleri sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Sadık Türkmen = Kötülük yapan bir kişiye/bir kötülüğün cezası, aynıyla karşılık vermektir (ki onu, o da tatsın ve bir daha yapmasın). Fakat kim affeder ve ıslahı/sulhu/barışı esas alırsa, onun mükâfatı Allah’a aittir. Şüphesiz O, zalimleri hiç sevmez!

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Seyyid Kutub = Kötülüğün cezası, yine onun gibi bir kötülüktür. Kim affeder, barışırsa onun mükafatı Allah'a aittir. Doğrusu Allah zalimleri sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Suat Yıldırım = Ama unutmayın ki haksızlığın karşılığı, yapılan haksızlık kadar olabilir, fazlası helâl olmaz. Bununla beraber kim affeder, haksızlık edenle arasını düzeltirse onun da mükâfatı artık Allah’a yaraşan tarzda olur.Şu kesindir ki Allah zalimleri sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Süleyman Ateş = Kötülüğün cezâsı, yine onun gibi bir kötülüktür. Kim affeder, barışırsa onun mükâfâtı Allah'a âittir. Doğrusu O, zâlimleri sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Tefhim-ul Kuran = Kötülüğün karşılığı, onun misli (benzeri) olan kötülüktür. Ama kim affeder ve ıslah ederse (dirliği kurup sağlarsa) artık onun ecri Allah'a aittir. Gerçekten O, zalimleri sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Ümit Şimşek = Kötülüğün karşılığı, ona denk bir kötülüktür. Fakat kim bağışlar ve barış yolunu seçerse, onun ödülü Allah'a aittir. O ise zalimleri hiç sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Bir kötülüğün cezası, tıpkısı bir kötülüktür. Fakat affedip barışmayı esas alanın ücretini bizzat Allah verir. O, zalimleri hiç sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 İskender Ali Mihr = Bir kötülüğün cezası onun misli kadar kötülüktür. Fakat kim affeder ve ıslâh ederse artık onun ecri (mükâfatı) Allah’a aittir. Muhakkak ki O (Allah), zalimleri sevmez.

mislu-hâ

  Şûrâ / 40 -

 İlyas Yorulmaz = Bir kötülüğün cezası, yapılan kötülüğün misli ile karşılık verilir. Bundan sonra kim kendisine yapılan o kötülüğü affederse ve doğru işler yaparsa, onun karşılığını vermek Allah’a aittir. Şüphesiz ki Allah haksızlık yapanları sevmez.

mislu-hâ

  Fecr / 8 -

 Diyanet İşleri = (6-10) (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd’un kavmi) Âd’e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem’e, vadide kayaları oyan (Salih’in kavmi) Semûd’a, kazıklar sahibi Firavun’a ne yaptığını görmedin mi?

mislu-hâ

  Fecr / 8 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Öylesine bir şehirdi ki yaratılmamıştı eşi şehirler arasında.

mislu-hâ

  Fecr / 8 -

 Abdullah Parlıyan = ki, insanlık tarihinde bir benzeri dahi o güne kadar inşa edilmemiştir.

mislu-hâ

  Fecr / 8 -

 Adem Uğur = Ki ülkeler içinde onun benzeri yaratılmamıştı,

mislu-hâ

  Fecr / 8 -

 Ahmed Hulusi = Ki beldeler içinde onun benzeri yaratılmamıştı!

mislu-hâ

  Fecr / 8 -

 Ahmet Tekin = Ülkeler içinde benzeri inşa edilmemiş olan İrem’e ne yaptı.

mislu-hâ

  Fecr / 8 -

 Ahmet Varol = Şehirler içinde onun benzeri yaratılmamıştı.

mislu-hâ

  Fecr / 8 -

 Ali Bulaç = Ki şehirler içinde onun bir benzeri yaratılmış değildi.

mislu-hâ

  Fecr / 8 -

 Ali Fikri Yavuz = Öyle bir kavim ki, memleketler içinde (boy ve kuvvetçe), onun gibisi yaratılmamıştı.

mislu-hâ

  Fecr / 8 -

 Ali Ünal = Ki, o diyarda onların bir benzeri yaratılmamıştı;