Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
min rabbi-hî
Diyanet İşleri = İnanmayanlar, “Doğru söylediğine dair bize Rabbinden açık bir delil (bir mucize) getirse ya!” dediler. Önceki kitaplarda olanların apaçık delili (olan Kur’an) onlara gelmedi mi?
min rabbi-hî
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve dediler ki: Bize Rabbinden bir delille, bir mûcizeyle gelmeli değil miydin? Evvelki kitaplarda bulunan şeyler, onlara apaçık bildirilmedi mi?
min rabbi-hî
Abdullah Parlıyan = Yine de hakka karşı kör olanlar: “Muhammed Rabbinden bize bir mucize getirseydi ya!” deyip duruyorlar. Önceki kitaplarda bulunan belgeler, deliller onlara gelmedi mi?
min rabbi-hî
Adem Uğur = Onlar: (Muhammed) bize Rabbinden bir mucize getirmeli değil miydi? dediler. Önce gelen kitaplardakinin apaçık delili (Kur'an) onlara gelmedi mi?
min rabbi-hî
Ahmed Hulusi = Dediler ki: "Rabbinden bir mucize bize getirseydi ya!". . . İlk bilgilerdeki açık deliller onlara ulaşmadı mı?
min rabbi-hî
Ahmet Tekin = Onlar:'Muhammed bize hak peygamber olduğuna dair Rabbinden bir delil, bir mûcize getirmeli değil miydi?' dediler. Önceki kutsal kitapçıklarda Muhammed’in hak peygamber olduğu ile ilgili apaçık hak deliller kendilerine gelmemiş miydi?
min rabbi-hî
Ahmet Varol = 'O (Muhammed), bize Rabbinden bir ayet getirmeli değil miydi?' dediler. Onlara önceki kitaplarda bulunan açık delil(ler) gelmedi mi?
min rabbi-hî
Ali Bulaç = Dediler ki: "Bize kendi Rabbinden bir ayet (mucize) getirmesi gerekmez miydi?" Onlara önceki kitaplarda açık belgeler gelmedi mi?
min rabbi-hî
Ali Fikri Yavuz = Kafirler dediler ki: “- (o, hak Peygamber olduğuna delâlet edecek) Rabbinden bir mucize getirse ya!..” Onlara, evvelki kitablarda (Tevrat ve İncil’deki ahir zaman Peygamberi ile Kur’an’a dair) olan apaçık delil gelmedi mi?
min rabbi-hî
Ali Ünal = Müşrikler, “(Şu peygamberlik iddia eden zat, iddiasını ispat için) bize Rabbisinden bir mucize getirse ya!” diyorlar. Kendilerine, (hem de ümmî bir zat vasıtasıyla iman, ibadet ve makbul bir hayatla ilgili ancak) önceki semavî kitaplarda yer alan gerçekleri ihtiva eden ve (önceden gelip geçmiş ve peygamberlerinden mucize isteyen kavimlerin başlarına gelenleri de) açıklayan bir belgenin (Kur’ân) gelmiş olması, onlar için yeterli değil midir?
min rabbi-hî
Bayraktar Bayraklı = Onlar, “Muhammed bize Rabbinden bir mucize getirmeli değil miydi?” dediler. Onlara önceki kitaplarda bulunan belgeler gelmedi mi?
min rabbi-hî
Bekir Sadak = «ORabbinden bize bir mucize getirseydi ya» derler. Onlara, onceki Kitablarda bulunan belgeler gelmedi mi?
min rabbi-hî
Celal Yıldırım = (İnkarcı sapıklar) O (Muhammed), Rabbından bize bir mu'cize getirse ya, dediler. Önceki sahifelerde gecen belgeler, deliller onlara gelmedi mi ? (Kur'ân, o mu'cize ve belgeleri onlara açıklamadı mı ?)
min rabbi-hî
Cemal Külünkoğlu = (İnkâr edenler:) “Rabbinden bize bir mucize getirse ya” dediler. (Oysa) onlara önceki semavî kitaplarda bulunan (Kur'an'a ait) deliller gelmedi mi?
min rabbi-hî
Diyanet İşleri (eski) = 'Rabbinden bize bir mucize getirseydi ya' derler. Onlara, önceki Kitablarda bulunan belgeler gelmedi mi?
min rabbi-hî
Diyanet Vakfi = Onlar: (Muhammed) bize Rabbinden bir mucize getirmeli değil miydi? dediler. Önce gelen kitaplardakinin apaçık delili (Kur'an) onlara gelmedi mi?
min rabbi-hî
Edip Yüksel = 'Bize hiç olmazsa bir ayet (mucize) getirmeliydi!,' dediler. Daha önceki kitaplarda bulunan beyyine (delil) kendilerine gelmedi mi?
min rabbi-hî
Elmalılı Hamdi Yazır = Birde rabbından bir âyet getirse ya! Dediler, yâ kendilerine evvelki kitablardakinin beyyinesi gelmedimi ki?
min rabbi-hî
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Bir de onlar: «Rabbinden bir mucize getirse ya !» dediler. Onlara, daha önceki kitaplardakinin apaçık delili gelmedi mi ki?
min rabbi-hî
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = (İnkâr edenler): «Rabbinden bize bir mucize getirse ya» dediler. Onlara önceki kitablarda olan apaçık deliller gelmedi mi?
min rabbi-hî
Gültekin Onan = Dediler ki: "Bize kendi rabbinden bir ayet getirmesi gerekmez miydi?" Onlara önceki kitaplarda açık belgeler gelmedi mi?
min rabbi-hî
Harun Yıldırım = Onlar: (Muhammed) bize Rabbinden bir mucize getirmeli değil miydi? dediler. Önce gelen kitaplardakinin apaçık delili onlara gelmedi mi?
min rabbi-hî
Hasan Basri Çantay = Dediler ki: «Bize o Rabbinden bir mu'cize getirmeli değil miydi»? Evvelki kitablardakinden apaçık bürhan gelmedi mi onlara?
min rabbi-hî
Hayrat Neşriyat = (Kâfirler:) '(Muhammed) bize Rabbinden bir mu'cize getirmeli değil miydi?' dediler. Onlara (en büyük mu'cize olarak) önceki kitablarda olanların apaçık delîli (olanKur’ân) gelmedi mi?
min rabbi-hî
İbni Kesir = Rabbından bize bir ayet getirseydi ya derler. Onlara önceki kitablarda apaçık deliller gelmedi mi?
min rabbi-hî
Kadri Çelik = Dediler ki: “Neden bize kendi Rabbinden bir ayet (mucize) getirmiyor ki?” Onlara evvelki kitaplarda olanın açıklaması gelmiş değil midir?
min rabbi-hî
Muhammed Esed = Yine de (hakka karşı kör olanlar): "(Muhammed) Rabbinden bize bir mucize getirseydi ya!" deyip duruyorlar. (Fakat) zaten onlara, eski yazılı belgelerde bulunması gereken konularda (bu ilahi mesajın doğruluğunu gösteren) açık bir delil gelmedi mi?
min rabbi-hî
Mustafa İslamoğlu = Bir de dediler ki "O bize, Rabbinden bir mucize getirmeli değil miydi?" İyi de, daha önceki vahiylerin içeriğinde yer alan açık deliller kendilerine ulaşmadı mı?
min rabbi-hî
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve dediler ki: «Rabbinden bize bir âyet getirmeli değil mi idi?» Onlara evvelki sahifelerde olanın beyanı gelmiş değil midir?
min rabbi-hî
Ömer Öngüt = Onlar: “Bize Rabbinden bir âyet (mucize) getirmeli değil miydi?” dediler. Önceki suhuflardakinin apaçık delili (Kur'an) onlara gelmedi mi?
min rabbi-hî
Şaban Piriş = -Bize, Rabbin’den bir mucize getirmeli değil miydi? dediler. Onlara öncekilerin kitaplarındaki açık belgeler gelmedi mi?
min rabbi-hî
Sadık Türkmen = Yine de (ayetlere inanmayanlar) dediler ki: “Bize kendi Rabbinden bir gösterge/mucize getirmesi gerekmez miydi?” Önceki sahifelerde/kitaplarda bulunan açık belgeler/mucizeler, onlara gelmedi mi/haberleri olmadı mı?
min rabbi-hî
Seyyid Kutub = Müşrikler «Muhammed bize Rabb'inden bir mucize getirseydi ya» dediler. Onlara daha önce inen kutsal sayfalara ilişkin açıklamalar gelmedi mi?
min rabbi-hî
Suat Yıldırım = "O resul, gerçek peygamber olduğuna dair Rabbinden bizim istediğimiz bir mûcize getirse ya!" dediler. Onlara önceki semavî kitaplarda bulunan deliller gelmedi mi?
min rabbi-hî
Süleyman Ateş = Dediler ki: "Rabbinden bize bir âyet (mu'cize) getirmeli değil mi?" Onlara, önceki Kitap'larda bulunan kanıt gelmedi mi?
min rabbi-hî
Tefhim-ul Kuran = Dediler ki: «Bize kendi Rabbinden bir ayet (mucize) getirmesi gerekmez miydi?» Onlara önceki kitaplarda açık belgeler gelmedi mi?
min rabbi-hî
Ümit Şimşek = 'Rabbinden bir âyet getirse ya!' dediler. Daha önceki kitaplarda olan apaçık deliller onlara ulaşmamış mıydı?
min rabbi-hî
Yaşar Nuri Öztürk = Dediler ki: "Rabbinden bize bir mucize getirseydi ya!" Peki, önceki sayfalardaki açık kanıt onlara gelmedi mi?
min rabbi-hî
İskender Ali Mihr = “Bize Rabbinden bir âyet getirse olmaz mı?” dediler. Evvelki sahifelerde beyyineler (ispat vasıtaları, deliller) onlara gelmedi mi?
min rabbi-hî
İlyas Yorulmaz = Onlar “Elçi (bizi ikna etmesi için) Rabbinden mucizeler getirmesi gerekmez miydi?” dediler. Onlara daha önce indirilmiş olan sahifelerde açık ayetler gelmedi mi?
min rabbi-hî
Diyanet İşleri = Rabbinin katından açık bir belgesi olan kimse, kötü işleri kendisine güzel gösterilen ve nefislerinin arzularına uyan kimseler gibi midir?
min rabbi-hî
Abdulbaki Gölpınarlı = Rabbinden, kesin bir delîle sâhip olan, o kişiye benzer mi ki kötü işi, kendisine bezetilmiştir ve onlar, kendi hevalarına, dileklerine uymaktadır.
min rabbi-hî
Abdullah Parlıyan = Rabbinden kesin bir delile sahip olan kimse, yaptığı kötülükleri kendisine güzel görünen ve yalnızca keyfine göre hareket eden kimse ile bir olur mu?
min rabbi-hî
Adem Uğur = Rabbinden apaçık bir delil üzerinde bulunan kimse, kötü işi kendisine güzel görünen ve heveslerine uyan kimse gibi olur mu?
min rabbi-hî
Ahmed Hulusi = Rabbinden bir açık delil üzere olan; yaptığı yanlışlar kendisine süslendirilmiş (keyif verici algılatılmış) ve sonu boş heves ve arzularına tâbi olmuş kimseler gibi midir?
min rabbi-hî
Ahmet Tekin = Rabbinden gelen apaçık hak bir delile, Kur’ân’a, şeriata dayanarak amel eden kimseler, bilinçli olarak yaptığı kötü amelleri süslenip kendilerine güzel gösterilen, şahsî arzu ve ihtiraslarının peşine düşmüş kimseler gibi mi olur?
min rabbi-hî
Ahmet Varol = Rabbinin katından açık bir delil üzere bulunan, kötü işi kendine süslü gösterilen ve arzularına uyanlarla bir midir?
min rabbi-hî
Ali Bulaç = Şimdi Rabbinden apaçık bir belge üzerinde bulunan kimse, kötü ameli kendisine 'süslü ve çekici gösterilmiş' ve kendi heva (istek ve tutku)larına uyan kimseler gibi midir?
min rabbi-hî
Ali Fikri Yavuz = Şimdi Rabbi katından bir din üzerinde bulunan kimse, hiç o kötü ameli kendine güzel gösterilmiş de şehvet arzuları ardına düşmüş kimselere benzer mi?
min rabbi-hî
Ali Ünal = O halde düşünün: Rabbisinden gelen apaçık bir delile dayanan kimse, yaptığı kötü işler kendisine süslenip güzel gösterilen ve ancak heva ve heveslerinin peşinden giden kimseler gibi olur mu?