Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Diyanet İşleri = Bir sadaka vermeyi, yahut iyilik yapmayı, yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç, onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur. Kim bunları sırf Allah’ın rızasını kazanmak için yaparsa, biz ona büyük bir mükâfat vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Onların toplanıp gizlice konuşmalarının çoğunda hayır yoktur; ancak kim sadakayı, iyiliği ve insanların arasını bulmayı emrederse onun sözünde hayır var. Allah'ın razılığını kazanmak için bunları yapana pek büyük bir mükâfat vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Abdullah Parlıyan = Yardımlaşmayı, iyi ve yararlı davranışları ve insanların arasını düzeltmeyi öngören, bunları gerçekleştirmeye çalışan kimselerin yaptığı toplantılar dışında, gizli toplanmaların pek çoğunda hayır yoktur. Ve bütün bu güzel eylemleri Allah'ın rızasını kazanmak için yapan kimseye zamanı geldiğinde, büyük bir mükafat vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Adem Uğur = Onların fısıldaşmalarının birçoğunda hayır yoktur. Ancak bir sadaka yahut bir iyilik yahut da insanların arasını düzeltmeyi isteyen (in fısıldaşması) müstesna. Kim Allah'ın rızasını elde etmek için bunu yaparsa, biz ona yakında büyük bir mükâfat vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Ahmed Hulusi = Onların gizli toplanma ve görüşmelerinin çoğunda hayır yoktur! Ancak bir yardımlaşma veya hayır gereği veya ara düzeltmeyi öngören (bu tür hayırlı bir aradalıklar) müstesna. Kim Allâh rızasını isteyerek bunları yaparsa, biz ona büyük mükâfat vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Ahmet Tekin = İnsanların, kamu görevlilerinin şeffaflığı terkederek, kapalı kapılar ardında gizli konuşmalarının, fısıldaşmalarının çoğunda hayır yoktur. Ancak, sadakayı devlet gelirini veya meşrû bir işi tedvir eden; malî veya meşrû bir meseleyi çözen, çözecek soruşturmayı yapan görevlilerin veya insanlar arasındaki ihtilâfları halleden, düzelten kimselerin gizli konuşmalarında hayır vardır. Kim bunları sırf Allah’ın rızasını kazanmak için yaparsa, ona büyük mükâfatlar vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Ahmet Varol = Sadaka, iyilik veya insanların arasının uzlaştırılmasını önerenin yaptığı dışında onların gizli konuşmalarının çoğunda bir hayır yoktur. Kim bunu Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için yaparsa ona büyük bir karşılık vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Ali Bulaç = Onların 'gizlice söyleşmelerinin' çoğunda hayır yok. Ancak bir sadaka vermeyi veya iyilikte bulunmayı ya da insanların arasını düzeltmeyi emredenlerinki başka. Kim Allah'ın rızasını isteyerek böyle yaparsa, artık ona büyük bir ecir vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Ali Fikri Yavuz = Onların (hâinlerin) fısıldaşmalarının çoğunda hayır yoktur. Ancak sadaka vermeyi veya bir iyilik etmeyi, yahud insanların arasını düzeltmeyi emreden başka ( o müstesnâdır). Her kim de bu işleri, Allah’ın rızâsını arayarak yaparsa, biz ona ahirette büyük bir mükâfat vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Ali Ünal = Onların fısıldaşmalarının, bir araya gelip de kendi aralarında yaptıkları gizli toplantı ve görüşmelerin çoğunda hayır yoktur; ancak muhtaçlara yardımı veya iyilik, güzellik ve doğruluğu ya da insanların arasını ıslah etmeyi emir ve tavsiye edenlerin yaptıkları gizli görüşme ve fısıldaşmalar bundan müstesnadır. Kim içten bir taleple Allah’ın rızası peşinde olur ve O’nun rızasının nerede yattığını araştırarak hayırlı toplantı ve görüşmelerde bulunursa, bir gün gelir, Biz ona (hiç ümit etmediği) çok büyük bir mükâfat veririz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Bayraktar Bayraklı = Onların fısıldaşmalarının birçoğunda hayır yoktur. Ancak bir sadaka, bir iyilik ya da insanların arasını düzeltmeyi isteyenin fısıldaşması müstesnadır. Kim Allah'ın rızâsını elde etmek için bunu yaparsa, biz ona yakında büyük bir ödül vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Bekir Sadak = Ancak sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayi ve insanlarin arasini duzeltmeyi gozeten kimseler mustesna, onlarin gizli toplantilarinin cogunda hayir yoktur. Bunlari, Allah'in rizasini kazanmak icin yapana buyuk ecir verecegiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Celal Yıldırım = Onların toplanıp gizli görüşme yaparak fısıldaşmalarının çoğunda hayır yoktur. Ancak bir sadaka vermeyi, (din ve sağduyu çerçevesinde) iyi bir iş yapmayı, insanların arasını düzeltmeyi emredenler müstesna.. Kim bunları Allah'ın hoşnutluğunu arzulayarak işlerse, ona büyük bir mükâfat vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Cemal Külünkoğlu = Yardımlaşmayı, iyi ve yararlı davranışları ve insanların arasını düzeltmeyi öngören, bunları gerçekleştirmeye çalışan kimselerin yaptığı toplantılar dışında gizli toplanmaların çoğunda hayır yoktur ve bütün bu güzel eylemleri, Allah'ın rızasını kazanmak için yapana zamanı geldiğinde büyük bir mükâfat vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Diyanet İşleri (eski) = Ancak sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı ve insanların arasını düzeltmeyi gözeten kimseler müstesna, onların gizli toplantılarının çoğunda hayır yoktur. Bunları, Allah'ın rızasını kazanmak için yapana büyük ecir vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Diyanet Vakfi = Onların fısıldaşmalarının birçoğunda hayır yoktur. Ancak bir sadaka yahut bir iyilik yahut da insanların arasını düzeltmeyi isteyen (in fısıldaşması) müstesna. Kim Allah'ın rızasını elde etmek için bunu yaparsa, biz ona yakında büyük bir mükâfat vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Edip Yüksel = Onların gizli görüşmelerinin çoğunda hayır yoktur; sadakayı, iyiliği veya halkın arasını düzeltmeyi savunmaları başka. Kim ALLAH'ın rızasını arayarak bunları yaparsa ona büyük bir ödül vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Onların fısıldaşmalarının çoğunda hayır yoktur, ancak sadaka vermeyi veya bir ma'ruf işlemeyi veya insanların arasını düzeltmeyi emreden başka, ve her kim bunu Allahın rızasını arayarak yaparsa yarın biz ona büyük bir ecir vereceğiz

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Onların fısıldaşmalarının çoğunda hayır yoktur. Ancak sadaka vermeyi veya iyilik yapmayı veya insanların arasını düzeltmeyi isteyenler hariç. Ve her kim bunu Allah'ın rızasını arayarak yaparsa, yarın Biz ona büyük bir mükafat vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Bir sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı veyahut da insanlar arasını düzeltmeyi emreden(ler)inki hariç, onların aralarındaki gizli gizli konuşmalarının çoğunda hiçbir hayır yoktur. Kim bunları sırf Allah'ın rızasını kazanmak için yaparsa, yakında ona büyük bir mükafat vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Gültekin Onan = Onların 'gizlice söyleşmelerinin' çoğunda hayır yok. Ancak bir sadaka vermeyi veya iyilikte bulunmayı ya da insanların arasını düzeltmeyi buyuranlarınki başka. Kim Tanrı'nın rızasını isteyerek böyle yaparsa, artık ona büyük bir karşılık vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Harun Yıldırım = Bir sadaka veya bir iyilik yahut insanlar arasını düzeltmeyi emreden kimse müstesna onların fısıldaşmalarının bir çoğunda hayır yoktur. Her kim bunu Allah’ın rızasını gözeterek yaparsa biz yakında ona çok büyük bir ecir vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Hasan Basri Çantay = Onların fısıldaşmalarının bir çoğunda hayır yokdur. Meğer ki bir sadaka vermeyi, ya bir iyilik yapmayı veya insanların arasını düzeltmeyi emredenler (inki) ola. Kim Allahın rızasını arayarak böyle yaparsa biz ona çok büyük bir mükâfat vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Hayrat Neşriyat = Onların fısıldaşmalarının çoğunda hayır yoktur; ancak bir sadaka vermeyi veya bir iyilik yapmayı veya insanların arasını düzeltmeyi emreden(lerin fısıldaşmaları)müstesnâdır. Artık kim Allah’ın rızâsını arayarak böyle yaparsa, bunun üzerine ileride ona büyük bir mükâfât vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 İbni Kesir = Onların fısıldaşmalarının bir çoğunda hayır yoktur. Ancak sadaka vermeyi, yahut ma'rufu emretmeyi ve insanların arasını düzeltmeyi emreden başka. Kim Allah'ın rızasını arayarak böyle yaparsa; Biz, ona çok büyük bir ecir vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Kadri Çelik = Ancak bir sadaka vermeyi veya iyilikte bulunmayı ya da insanların arasını düzeltmeyi emredenler dışında, onların gizli toplantılarının çoğunda hayır yoktur. Kim bunları sırf Allah'ın rızasını kazanmak için yaparsa, yakında ona büyük bir mükâfat vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Muhammed Esed = Yardımlaşmayı, iyi ve yararlı davranışları ve insanların arasını düzeltmeyi öngören, bunları gerçekleştirmeye çalışan kimselerin yaptığı toplantılar dışında gizli toplanmaların çoğunda hayır yoktur; ve bütün bu güzel eylemleri, Allahın rızasını kazanmak için yapana zamanı geldiğinde büyük bir mükafat vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Mustafa İslamoğlu = Gizli toplantıların çoğunda hayır yoktur; ancak yardımlaşmayı, iyilik yapmayı ve insanların arasını düzeltmeyi amaçlayan kimselerin yaptığı toplantılar müstesna; bütün bu güzellikleri Allah rızasını kazanmak için yapan kimseye, zamanı geldiğinde muhteşem bir ödül vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Onların gizlice konuşmalarının birçoğunda bir hayır yoktur. Bir sadaka verilmesiyle veya iyi bir iş yapılmasıyla veya nâsın arasını ıslah etmek ile emreden kimsenin böyle konuşması müstesna. Ve her kim Allah Teâlâ'nın rızasını taleb ederek bunu yaparsa Biz ona elbette çok büyük bir mükâfaat vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Ömer Öngüt = Onların fısıldaşmalarının çoğunda hayır yoktur. Ancak sadaka vermeyi, iyilik yapmayı veya insanların arasını düzeltmeyi emredenlerin sözünde hayır vardır. Kim Allah'ın rızâsını kazanmak için bunları yaparsa biz ona çok büyük bir mükâfat vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Şaban Piriş = Onların gizli gizli konuşmalarının çoğunda hayır yoktur. Sadece sadakayı veya iyiliği ya da insanlar arasını düzeltmeyi emredenlerin ki hariçtir. Kim bunu Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için yaparsa ona büyük bir mükafat vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Sadık Türkmen = Bir sadaka vermeyi,yahut iyilik yapmayı, yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç, onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur. Kim bunları sırf Allah’ın rızasını kazanmak için yaparsa, Biz ona büyük bir ödül vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Seyyid Kutub = Onların aralarında yaptıkları çoğu gizli konuşmalarda hayır yoktur. Meğer ki, bu fısıltılı toplantılarının amacı sadaka vermeyi, iyiliği ve insanlar arasında dirliği emretmek olsun. Kim bunları Allah'ın rızasını kazanmak amacıyla yaparsa ilerde kendisine büyük bir mükafat vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Suat Yıldırım = Onların kendi aralarında yaptıkları gizli görüşmelerin, fısıldaşmaların çoğunda hayır yoktur. Bu görüşmelerde hayır olması için onların muhtaçlara yardımı, güzel bir davranışı yahut dargın insanların arasını bulmayı gözetmeleri gerekir. Kim Allah’ın rızasını arzulayarak bunu yaparsa, Biz de ona çok büyük mükâfat veririz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Süleyman Ateş = Onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hayır yoktur. Yalnız sadaka, yahut iyilik, ya da insanların arasını düzeltmeyi emreden(in konuşması) hariç. Kim Allâh'ın rızâsını kazanmak amacıyle bunu yaparsa, yakında ona büyük bir mükâfât vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Tefhim-ul Kuran = Onların 'gizlice söyleşmelerinin' çoğunda hayır yok. Ancak bir sadaka vermeyi veya iyilikte bulunmayı ya da insanların arasını düzeltmeyi emredenlerinki başka. Kim Allah'ın rızasını isteyerek böyle yaparsa, artık ona büyük bir ecir vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Ümit Şimşek = Onların gizlice toplanıp fısıldaşmalarının çoğunda bir hayır yoktur-ancak bir sadakayı, bir iyiliği veya insanların arasını bulmayı teşvik eden kimse bundan müstesnadır. Bunu Allah rızası için yapana Biz pek büyük bir ödül vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Onların fısıldaşmalarının çoğunda hayır yoktur. Ancak, bir sadakaya, bir iyiliğe ve insanlar arasında bir barıştırmaya özendiren başka. Kim böyle bir şeyi Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak niyetiyle yaparsa biz ona yakında çok büyük bir ödül vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 İskender Ali Mihr = Onların gizli konuşmalarının çoğunda hayır yoktur. Ancak “sadaka vermeyi veya iyilik yapmayı veya insanların arasını düzeltmeyi” emreden kimsenin konuşması hariç. Ve kim Allah rızasını istemek için bunları yaparsa, o taktirde ona “büyük mükâfat” vereceğiz.

min necvâ-hum

  Nisâ / 114 -

 İlyas Yorulmaz = İnsanlara maddi yardım yapmak, uygun olan ihtiyaçlarını karşılamak ve insanların arasını düzeltmek için yapılan gizli görüşmelerin dışında, yapılan gizli toplantıların pek çoğunda hayır yoktur. Kim Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla, insanlara yararlı özel toplantılar yaparsa, Allah onlara büyük bir karşılık verecektir.

min necvâ

  Mücâdele / 7 -

 Diyanet İşleri = Göklerdeki ve yerdeki her şeyi Allah’ın bildiğini görmüyor musun? Üç kişi gizlice konuşmaz ki, dördüncüleri O olmasın. Beş kişi gizlice konuşmaz ki altıncıları O olmasın. Bundan daha az, yahut daha çok da olsalar, nerede olurlarsa olsunlar, O mutlaka onlarla beraberdir. Sonra onlara yaptıklarını Kıyamet günü haber verecektir. Allah, her şeyi hakkıyla bilir.

min necvâ

  Mücâdele / 7 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Görmez misin ki Allah, şüphe yok ki bilir ne varsa göklerde ve ne varsa yeryüzünde; üç kişi gizli konuşmaz ki o, dördüncüleri olmasın ve beş kişi yoktur ki altıncıları, o olmasın ve bundan daha az ve daha çok olsalar da o, onlarla berâberdir nerede olurlarsa, sonra da kıyâmet günü, ne yaptılarsa onlara haber verir; şüphe yok ki Allah, her şeyi bilir.

min necvâ

  Mücâdele / 7 -

 Abdullah Parlıyan = Ey insanoğlu! Göklerde ve yerde olan herşeyi, Allah'ın bildiğinden haberin yok mu? Aralarında gizli gizli konuşan her üç kişinin, dördüncüsü mutlaka O'dur ve her beş kişinin altıncısı, ister daha az, ister daha çok olsunlar ve nerede bulunurlarsa bulunsunlar Allah mutlaka onlarla beraberdir. Ama sonunda kıyamet günü, Allah yaptıklarını onlara gösterecektir. Çünkü Allah, herşeyi hakkıyla bilendir.

min necvâ

  Mücâdele / 7 -

 Adem Uğur = Göklerde ve yerde olanları Allah'ın bildiğini görmüyor musun? Üç kişinin gizli konuştuğu yerde dördüncüsü mutlaka O'dur. Beş kişinin gizli konuştuğu yerde altıncısı mutlaka O'dur. Bunlardan az veya çok olsunlar ve nerede bulunurlarsa bulunsunlar mutlaka O, onlarla beraberdir. Sonra kıyamet günü onlara yaptıklarını haber verecektir. Doğrusu Allah, her şeyi bilendir.

min necvâ

  Mücâdele / 7 -

 Ahmed Hulusi = Anlamaz mısın Allâh, semâlarda ne var ve arzda ne varsa bilir! Üç (kişi aralarında) fısıldaşmaya görsün, onlarda dördüncü O'dur. . . Beş (kişi fısıldaşacak) olsalar, onlarda altıncı O'dur. . . Bundan daha az da olsalar, daha çok da olsalar; nerede olursa olsunlar mutlaka O, onlarla beraberdir (Esmâ'sıyla, "yok"ken var kıldığı için - Mâiyet sırrı)! Sonra kıyamet sürecinde yaptıklarını (açığa çıkaran olarak) kendilerinde haber verir! Muhakkak ki Allâh Bi-küllî şey'in (şey'in Esmâ'sıyla hakikati olarak) Bilen'idir.

min necvâ

  Mücâdele / 7 -

 Ahmet Tekin = Göklerdeki, yerdeki varlıkları, imkânları ve olayları Allah’ın bildiğini görmüyor musun? Üç kişinin gizli konuştuğu yerde, dördüncüsü mutlaka Allah’tır. Beş kişinin gizli konuştuğu yerde, altıncısı mutlaka O’dur. Bunlar az veya çok olsunlar, nerede bulunurlarsa bulunsunlar, mutlaka Allah onlarla beraberdir. Sonra Kıyamet günü, işledikleri amelleri birer birer ortaya koyarak onları hesaba çekecektir. Her şey, Allah’ın ilmi, planı, iradesi dâhilinde gerçekleşmektedir.

min necvâ

  Mücâdele / 7 -

 Ahmet Varol = Allah'ın göklerde ve yerde ne varsa bildiğini görmedin mi? Üç kişi aralarında gizli konuşsa mutlaka dördüncüleri O'dur; beş kişi olsalar altıncıları O'dur. Bundan az da olsalar, çok da olsalar her nerede bulunsalar O kendileriyle beraberdir. Sonra kıyamet günü yaptıklarını kendilerine haber verir. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir.

min necvâ

  Mücâdele / 7 -

 Ali Bulaç = Allah'ın göklerde ve yerde olanların tümünü gerçekten bilmekte olduğunu görmüyor musun? (Kendi aralarında gizli toplantılar düzenleyip) Fısıldaşmakta olan üç kişiden dördüncüleri mutlaka O'dur; beşin altıncısı da mutlaka O'dur. Bundan az veya çok olsun, her nerede olsalar mutlaka O, kendileriyle beraberdir. Sonra yaptıklarını kıyamet günü kendilerine haber verecektir. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir.

min necvâ

  Mücâdele / 7 -

 Ali Fikri Yavuz = Görmez misin? Allah hem göklerdekini, hem yerdekini hep bilir. Herhangi bir üç sırdaşın, bir fısıltısı oluyor mu, mutlak O (Allah) dördüncüleridir. (Bütün fısıltılarını bilir); beş kişinin oluyor mu, mutlak O, altıncılarıdır; bunlardan (şu sayılanlardan sayıca) daha az, daha çok oluyor mu, muhakkak O, her nerede olsalar, onlarla beraberdir (her şeylerini bilir). Sonra bütün yaptıklarını, kıyamet günü, kendilerine haber verir. Haberiniz olsun ki, Allah, her şeyi (noksansız) bilir.

min necvâ

  Mücâdele / 7 -

 Ali Ünal = Farkında değil misin ki, Allah göklerde ne var, yerde ne varsa hepsini bilir. Üç kişi gizli bir görüşme için bir araya gelecek olsa veya fısıldaşsa mutlaka dördüncüleri Allah’tır, beş kişi bir araya gelecek olsa veya fısıldaşsa altıncıları Allah’tır. Bundan daha az veya daha çok sayıda kişi her nerede bir araya gelirse gelsin, ne fısıldaşırsa fısıldaşsın, Allah mutlaka yanlarındadır. Sonra, işledikleri her şeyi Kıyamet Günü onlara tek tek bildirir ve bunlardan dolayı onları sorguya çeker. Muhakkak ki Allah, her şeyi hakkıyla bilir.