Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Diyanet İşleri = Allah, rüzgârları gönderendir. Onlar da bulutları harekete geçirir. Allah, onları dilediği gibi, (bazen) yayar ve (bazen) yoğunlaştırır. Nihayet yağmurun onların arasından çıktığını görürsün. Onu kullarından dilediklerine uğrattığı zaman bir de bakarsın sevinirler.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Öyle bir Allah'tır ki rüzgârları yollar da bulutları sürer onlar, gökyüzünde bulutu yayar dilediği gibi ve dağınık, parça parça bir hale de koyar onları, derken bakarsın ki bulutlardan yağmur yağmaya başlar da kullarından dilediğine nasîp eder o yağmuru ve onlar da müjdelerler birbirlerini, sevinirler.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Abdullah Parlıyan = Öyle bir Allah ki, rüzgarları gönderir ve bulutları kaldırıp nasıl dilerse, öylece yayar, dilediği gibi dağınık veya parça parça bir hale getirir, derken bir de bakarsın, onların arasından yağmur yağmaya başlamıştır. Bu yağmuru kullarından dilediğinin arazileri üzerine yağdırıp, onları sevince boğar.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Adem Uğur = Allah O'dur ki, rüzgârları gönderir, bunlar da bulutu kaldırır. Derken, Allah onu gökte dilediği gibi yayar ve parça parça eder; nihayet arasından yağmurun çıktığını görürsün. Allah dilediği kullarına yağmuru nasip edince, onlar seviniverirler.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Ahmed Hulusi = Allâh'tır ki, rüzgârları (ilham yollu fikirleri) irsâl eder de bulutları (veri tabanındaki düşünceleri) sürer; onu (o düşünceleri) nasıl isterse öylece semâda (bilinçte) yayar ve onu parça parça kılar (analizler yaptırır); böylece yağmurun (keşfedilen ilmin) onun aralarından çıktığını görürsün. . . Onu kullarından dilediğine isâbet ettirince, bir de bakarsın ki onlar müjde edilen ile neşelenip seviniyorlar.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Ahmet Tekin = Allah rüzgârları estirendir. Rüzgârlar bulutları sürükler. Bulutları gökte sünneti, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun şekilde yayar, parçalı bulutlu hale getirir. Nihayet, arasından yağmurun çıktığını görürsün. Allah sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kullarından bazılarına yağmuru nasip edince, hemen onların yüzleri güler, sevinirler.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Ahmet Varol = Allah O'dur ki rüzgarları gönderir, onlar bir bulutu kaldırırlar, ardından onu gökte dilediği gibi yayar ve onu parça parça eder. Böylece yağmurun onların arasından çıktığını görürsün. Sonunda onu kullarından dilediğine uğrattığında onlar hemen sevinirler.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Ali Bulaç = Allah, rüzgarları gönderir, böylece bir bulut kaldırır da onu nasıl dilerse gökte yayıp dağıtır ve onu parça parça kılar; nihayet onun arasından yağmurun akıp çıktığını görürsün. Sonunda kendi kullarından dilediğine verince, hemen sevince kapılıverirler.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Ali Fikri Yavuz = Allah O’dur ki, rüzgârları gönderir de (yağmurla yüklü) bir bulut kaldırır. Sonra onu gökte dilediği gibi yayar ve onu parça parça yapar. Derken yağmuru görürsün, (bulutların) aralarından çıkar. Nihayet onu, kullarından dilediği kimselere döküverdi mi, hemen (yağmur sebebiyle yüzleri güler) sevinirler.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Ali Ünal = Allah O’dur ki, rüzgârları salar ve o rüzgârlar bulutları harekete geçirir ve sürer. Allah, o bulutları gökte dilediği şekilde yayar ve kümeler halinde yığar. Nihayet aralarından yağmurun çıktığını görürsün. Allah, o yağmuru kullarından dilediklerine ulaştırınca, işte o zaman onların yüzü gülüverir.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Bayraktar Bayraklı = Allah, rüzgârları gönderip bulutları harekete geçirir. Onları gökyüzünde dilediği gibi yayıp kütleler haline getirir. Sen yağmuru bulutlardan yağarken görürsün. Bu yağmuru kullarından dilediklerine yağdırınca, hemen sevinirler.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Bekir Sadak = (48-49) Ruzgarlari gonderip bulutlari yuruten, onlari gokte diledigi gibi yayan ve kisim kisim yigan Allah'tir. Artik sen de aralarindan yagmurun ciktigini gorursun. Allah'in kullarindan diledigine verdigi yagmurla, daha onceden kendilerine yagmur inidirilmesinden umidlerini kesmis olduklari icin onlar seviniverirler.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Celal Yıldırım = Öyle Allah ki rüzgârları gönderir de bir bulut kaldırır. Böylece onu nasıl dilerse öyle yayar ve parça parça eder, katlayıp üstüste getirir, derken yağmurun, onun arasından çıktığını görürsün. Kullarından onu dilediğine verince, bir de bakarsın ki seviniverirler.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Cemal Külünkoğlu = Rüzgârları gönderip, bulutları yürüten, onları gökte dilediği gibi yayan ve yığan Allah'tır. Sen de aralarından yağmurun çıktığını görürsün. Derken onu kullarından dilediğine ulaştırınca hemen sevinirler.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Diyanet İşleri (eski) = (48-49) Rüzgarları gönderip bulutları yürüten, onları gökte dilediği gibi yayan ve küme küme yığan Allah'tır. Artık sen de aralarından yağmurun çıktığını görürsün. Allah'ın kullarından dilediğine verdiği yağmurla, daha önceden kendilerine yağmur indirilmesinden ümidlerini kesmiş oldukları için onlar seviniverirler.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Diyanet Vakfi = Allah O'dur ki, rüzgârları gönderir, bunlar da bulutu kaldırır. Derken, Allah onu gökte dilediği gibi yayar ve parça parça eder; nihayet arasından yağmurun çıktığını görürsün. Allah dilediği kullarına yağmuru nasip edince, onlar seviniverirler.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Edip Yüksel = ALLAH rüzgarları göndererek bulutları sürer, onları dilediği gibi gökte yayıp üstüste yığar ve sen de onların arasından yağmurun çıktığını görürsün. Kullarından dilediğinin üzerine onu yağdırınca hemen sevinirler.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Allah odur ki rüzgârları gönderir de bir bulut savururlar, derken onu Semâda nasıl dilerse öyle serer, parça parça da eder, derken yağmuru görürsün aralarından çıkar, derken onu kullarından kimlere dileyorsa döküverdi mi derhal yüzleri gülüverir

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Allah O'dur ki, rüzgarları gönderir de bir bulut savururlar. Derken onu gökyüzünde nasıl dilerse öyle serer, parça parça da eder. Derken aralarından yağmurun çıktığını görürsün. Derken onu kullarından kimlere diliyorsa döküverdi mi derhal yüzleri gülüverir,

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Allah O'dur ki, rüzgarları gönderir de bir bulut savururlar. Derken onu gökyüzünde nasıl dilerse öyle serer, parça parça da eder. Derken yağmuru görürsün, aralarından çıkar. Derken onu kullarından kimlere diliyorsa döküverdi mi derhal yüzleri güler.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Gültekin Onan = Tanrı, rüzgarları gönderir, böylece bir bulut kaldırır da onu nasıl dilerse gökte yayıp dağıtır ve onu parça parça kılar; nihayet onun arasından yağmurun akıp çıktığını görürsün. Sonunda kendi kullarından dilediğine verince, hemen sevince kapılıverirler.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Harun Yıldırım = Allah O'dur ki, rüzgârları gönderir, bunlar da bulutu kaldırır. Derken, Allah onu gökte dilediği gibi yayar ve parça parça eder; nihayet arasından yağmurun çıktığını görürsün. Allah dilediği kullarına yağmuru nasip edince, onlar seviniverirler.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Hasan Basri Çantay = Allah Odur ki rüzgârları gönderir de onlar bir bulut kaldırırlar), derken (Allah) bunu gökde nasıl dilerse öylece serer. Onu parça parça da eder. Nihayet görürsün ki aralarından yağmur çıkıb durmakdadır. Artık onu kullarından kimi dilerse onlara nasıyb eder de onlar da hemen sevinirler.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Hayrat Neşriyat = Allah, bulut(lar)ı hemen harekete geçiren, rüzgârları gönderen; sonra onu (o bulutları) gökte dilediği gibi yayan ve onu parça parça edendir. Derken aralarından yağmurun çıktığını görürsün! Nihâyet onu kullarından dilediğine isâbet ettirince, onlar hemen sevinirler.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 İbni Kesir = Allah, O'dur ki; rüzgarları gönderip bulutları yürütür ve onları dilediği gibi gökte yayar ve kısım kısım yığar. Nihayet sen de aralarından yağmurun çıktığını görürsün. Allah'ın kullarından dilediğine verdiği yağmurla onlar hemen seviniverirler.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Kadri Çelik = O Allah rüzgârları gönderir, rüzgârlar da bulutu harekete geçirir. Derken, Allah onu gökte dilediği gibi yayar ve parça parça eder de nihayet arasından yağmurun çıktığını görürsün. Allah dilediği kullarına yağmuru nasip edince, onlar hemen seviniverirler.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Muhammed Esed = Bulutları yükseğe kaldırsın diye (umut) rüzgarlarını estiren O'dur! O, bulutları göklerin üzerine dilediği gibi yayar ve onları yarıp parçalar, böylece bulutların içinden yağmurların boşaldığını görürsün ve kullarından dilediğinin üzerine yağdırıp onları sevince boğar,

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Mustafa İslamoğlu = Allah O'dur ki, rüzgarları elçi (gibi) göndererek bulutları tetikler; artık onları semada nasıl isterse öyle yayacak, dahası parça parça edecektir. Derken sen (ey insan), bulutların bağrından yağmurun boşaldığını görürsün: bir de onu kullarından dilediği kimselerin üzerine yağdırmaya görsün; işte o an değme onların sevincine!

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Allah, o (Hâlık-ı kerîm) dir ki, rüzgârları gönderir de bir bulut kaldırır, sonra onu gökte dilediği gibi yayar ve onu parça parça da eder. Artık görürsün ki, aralarından yağmur çıkıyor, nihâyet onu kullarından dilediğine kavuşturunca onlar hemen seviniverirler.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Ömer Öngüt = Allah O'dur ki rüzgârları gönderip bulutları yürütür, onları dilediği gibi gökte yayar ve parça parça eder. Sonra da bulutların arasından yağmurun çıktığını görürsün. Kullarından dilediğine yağmuru verdiğinde, onlar hemen sevinirler.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Şaban Piriş = Rüzgarları gönderip, bulutları hareket ettiren, onu gökte istediği gibi yayan ve küme küme eden Allah’tır. Sonunda sen aralarından yağmurun çıktığını görürsün; kullarından dilediğine yağmuru indirdiği zaman onlar hemen sevinirler.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Sadık Türkmen = Allah o’dur ki; rüzgârları gönderir de bulutu kaldırır, sonra onu gökyüzünde dilediği şekilde yayar ve yoğunlaştırır/parça parça eder. Derken, arasından çıkan yağmuru görürsün. Nihayet onu kullarından dilediği kimseye uğratınca, hemen sevinçle yüzleri gülüverir!

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Seyyid Kutub = Rüzgârları gönderip, bulutları yürüten, onları gökte dilediği gibi yayan ve kısım kısım yığan Allah'dır. Sen de aralarından yağmurun çıktığını görürsün. Derken onu kullarından dilediğine verince hemen sevinirler.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Suat Yıldırım = Allah o azamet sahibidir ki rüzgârları gönderir, rüzgârlar bulutları kaldırır. Sonra o bulutları gökte dilediği gibi yayar ve parça parça dağıtır. Bir de bakarsın ki aralarından yağmur akıp duruyor! Derken onu kullarından dilediklerine ulaştırınca, derhal yüzleri gülüverir.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Süleyman Ateş = Allâh, rüzgârları gönderir, bulutu kaldırır; sonra onu gökte dilediği gibi yayar ve parça parça eder; arasından yağmurun çıktığını görürsün. Derken, onu kullarından dilediğine uğratınca hemen sevinirler.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Tefhim-ul Kuran = Allah, rüzgârları gönderir, böylece bir bulut kaldırır da onu nasıl dilerse gökte yayıp dağıtır ve onu parça parça kılar; nihayet onun arasından yağmurun akıp çıktığını görürsün. Sonunda kendi kullarından dilediğine verince, hemen sevince kapılıverirler.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Ümit Şimşek = O Allah ki, bulutları kaldırsın diye rüzgârları gönderir; sonra o bulutları gökte dilediği gibi yayar ve parçalara ayırır. Derken aralarından yağmur tanelerinin çıktığını görürsün. O yağmuru dilediği kuluna gönderdiğinde, birden seviniverirler.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 Yaşar Nuri Öztürk = O Allah'tır ki, rüzgârları gönderir de onlar, bulutu savurur. Sonra Allah o bulutu gökte dilediği gibi yayıp döşer, onu parça parça eder. Nihayet sen onun arasından yağmurun çıktığını görürsün. Sonra onu kullarından dilediğine ulaştırdığında onlar, müjde almış gibi sevinirler.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 İskender Ali Mihr = O Allah’tır ki, rüzgârları gönderir, böylece bulutları hareket ettirir. Sonra semada onu dilediği gibi yayar. Ve onu kısımlara ayırır, bundan sonra onun arasından yağmurun çıktığını görürsün. Böylece kullarından dilediğine onu (yağmuru) isabet ettirdiği zaman onlar sevinirler.

min ibâdi-hî

  Rûm / 48 -

 İlyas Yorulmaz = Rüzgarları gönderen Allah dır. Bulutları ortaya çıkarıp, gökte onları nasıl dilerse o şekilde yayar. O, bulutları yağmur haline getirir ve bulutların arasından yağmur damlalarının düştüğünü görürsün. Allah, kullarından dilediğinin üzerine o yağmur damlalarını isabet ettirdiği zaman, o kul sevinir, mutlu olur.

min ibâdi-hî

  Sebe’ / 39 -

 Diyanet İşleri = De ki: “Şüphesiz, Rabbim rızkı kullarından dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Allah yolunda her ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.”

min ibâdi-hî

  Sebe’ / 39 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = De ki: Şüphe yok ki Rabbim, kullarından dilediğinin rızkını bollaştırır, dilediğininse daraltır ve hayır için herhangi bir şey harcarsanız derhal onun karşılığını verir ve odur rızık verenlerin en hayırlısı.

min ibâdi-hî

  Sebe’ / 39 -

 Abdullah Parlıyan = De ki: Rabbim kullarından dilediğine rızkı bolca verir ve gerekirse kısar daraltır. Siz Allah rızası için, başkalarına ne harcarsanız, onun yerini daima doldurur, yani bu dünyada servet veya kalp huzuru vererek. Çünkü O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

min ibâdi-hî

  Sebe’ / 39 -

 Adem Uğur = De ki: Rabbim, kullarından dilediğine bol rızık verir ve (dilediğinden de) kısar. Siz hayıra ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

min ibâdi-hî

  Sebe’ / 39 -

 Ahmed Hulusi = De ki: "Muhakkak ki Rabbim yaşam gıdasını (maddi - manevî rızkı), kullarından dilediğine genişletir ve (dilediğine de) daraltır! Bir şey infak ederseniz (Allâh için karşılıksız bağışlarsanız), O, onun yerine başkasını verir. . . "HÛ", yaşam gıdasıyla besleyen mükemmel Rezzak'tır. "

min ibâdi-hî

  Sebe’ / 39 -

 Ahmet Tekin = 'Rabbim, sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kullarından bazılarına bol bol rızık ve servet veriyor, bazılarına da kısarak ölçüyle veriyor. Sizin, Allah yolunda karşılık beklemeden, gönüllü harcadığınız değerli malların yerine Allah yenisini verir. O rızık verenlerin en hayırlısıdır.' de.

min ibâdi-hî

  Sebe’ / 39 -

 Ahmet Varol = De ki: 'Rabbim kullarından dilediğine rızkı genişletir ve onu (dilediğinde) kısar. Hayır yolunda her ne harcarsanız O (Allah) onun yerine başkasını verir. O rızık verenlerin en hayırlısıdır.

min ibâdi-hî

  Sebe’ / 39 -

 Ali Bulaç = De ki: "Şüphesiz benim Rabbim, kullarından rızkı dilediğine genişletip yayar ve ona kısar da. Her neyi infak ederseniz, O (Allah), yerine bir başkasını verir; O, rızık verenlerin en hayırlısıdır."

min ibâdi-hî

  Sebe’ / 39 -

 Ali Fikri Yavuz = (Ey Rasûlüm) de ki: “-Gerçekten Rabbim kullarından dilediği kimseye rızkı genişletir ve ona daraltır. Her neyi hayra harcarsanız, Allah, onun arkasından (dünya ve âhirette) karşılığını verir. O rızık verenlerin en hayırlısıdır.”

min ibâdi-hî

  Sebe’ / 39 -

 Ali Ünal = De ki: “Rabbim rızkı kimi dilerse ona bol verir, kimi de dilerse ona kısar ve ölçülü verir. Siz hayır yolunda ne harcarsanız, Allah onun yerini doldurur. O, her zaman en hayırlı rızk veren ve rızk vermede nihaî mertebede hayır sahibi olandır.”