Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
min es semâvâti
Diyanet İşleri = Allah’ı bırakıp da, kendilerine göklerden ve yerden hiçbir rızık sağlayamayan ve buna gücü de yetmeyen şeylere tapıyorlar.
min es semâvâti
Abdulbaki Gölpınarlı = Allah'ı bırakırlar da ne göklerde, ne yeryüzünde hiçbir şeye sâhip olmayan ve hiçbir şeye gücü yetmeyen putlara kulluk ederler.
min es semâvâti
Abdullah Parlıyan = Onlar hâlâ, Allah'ı bırakıp ne göklerde, ne de yerde herhangi bir rızık sağlayamayan ve hiç birşeye gücü yetmeyen putlara mı tapınıp duracaklar?
min es semâvâti
Adem Uğur = (Müşrikler) Allah'ı bırakıp da kendilerine göklerde ve yerde olan rızıktan hiçbir şey veremeyen ve buna asla güçleri yetmeyen şeylere (putlara) tapıyorlar.
min es semâvâti
Ahmed Hulusi = Semâlardan ve arzdan Allâh dûnundaki, kendileri için bir şeye mâlik olmayan ve kudreti olmayan şeylere tapınıyorlar!
min es semâvâti
Ahmet Tekin = Onlar, müşrikler Allah’ı bırakıp, kulları durumundakilerden, kendilerine göklerden ve yerden bir parçacık da olsa hiçbir rızık sağlamayanlara, buna asla güçleri de yetmeyenlere tapıyorlar.
min es semâvâti
Ahmet Varol = Allah'tan başka kendilerine göklerden ve yerden rızık olarak bir şey vermeye güç yetiremeyen ve bunu yapamayacak olan şeylere taparlar.
min es semâvâti
Ali Bulaç = Allah'ın dışında, kendileri için göklerden ve yerden hiç bir rızka, hiç bir şeye malik olmayan ve buna güçleri yetmeyen şeylere mi tapıyorlar?
min es semâvâti
Ali Fikri Yavuz = Müşrikler, kendilerine, ne göklerden, ne de yerden hiç bir rızık vermeye sahip olmayan ve buna güçleri yetmiyen Allah’dan başka şeylere (putlara) tapıyorlar.
min es semâvâti
Ali Ünal = Ve (kendileri dahil herhangi bir varlığı) rızıklandırma adına göklerden ve yerden hiçbir şeyin mülkiyetine sahip bulunmayan, esasen böyle bir şeyi yapabilecek güçte de olmayan birtakım varlıklara mı ibadet ediyorlar?
min es semâvâti
Bayraktar Bayraklı = Müşrikler, Allah'ı bırakıp da kendilerine göklerde ve yerde olan rızıktan hiçbir şey veremeyen ve buna asla güçleri yetmeyen şeylere tapıyorlar.
min es semâvâti
Bekir Sadak = Allah'i birakip, goklerden ve yerden kendilerine verecek riziklari olmayan ve vermeye guc yetiremiyen seylere mi tapiyorlar?
min es semâvâti
Celal Yıldırım = Allah'ı bırakıp da kendilerine göklerden ve yerden hiçbir rızık (çıkarıp vermeye) sahip olamıyanlara, buna güc getiremiyenlere mi tapıyorlar ?!
min es semâvâti
Cemal Külünkoğlu = (Onlar) Allah'ı bırakıp, onlar için göklerden ve yerden herhangi bir rızık sağlayamayan ve buna gücü de yetmeyen şeylere mi tapıyorlar?
min es semâvâti
Diyanet İşleri (eski) = Allah'ı bırakıp, göklerden ve yerden kendilerine verecek rızıkları olmayan ve vermeye güç yetiremeyen şeylere mi tapıyorlar?
min es semâvâti
Diyanet Vakfi = (Müşrikler) Allah'ı bırakıp da kendilerine göklerde ve yerde olan rızıktan hiçbir şey veremeyen ve buna asla güçleri yetmeyen şeylere (putlara) tapıyorlar.
min es semâvâti
Edip Yüksel = ALLAH'ı bırakıp, kendilerine göklerden ve yerden rızık sağlamıyan aciz kişilere kulluk ediyorlar.
min es semâvâti
Elmalılı Hamdi Yazır = Allahı bırakıp da kendilerine Göklerden ve Yerden zerrece bir rızka malik olmıyan ve olmak ıhtimali bulunmıyan şeylere tapıyorlar
min es semâvâti
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Allah'ı bırakıp da göklerden ve yerden kendilerine verecek hiçbir rızka sahip olmayan ve olma ihtimali bulunmayan şeylere tapıyorlar.
min es semâvâti
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Müşrikler, Allah'ı bırakıp, göklerden ve yerden kendileri için hiçbir rızka sahip olmayan ve sahip olmaya da güçleri yetmeyen şeylere taparlar.
min es semâvâti
Gültekin Onan = Tanrı'nın dışında, kendileri için göklerden ve yerden hiç bir rızka, hiç bir şeye malik olmayan ve buna güçleri yetmeyen şeylere mi tapıyorlar?
min es semâvâti
Harun Yıldırım = (Müşrikler) Allah'ı bırakıp da kendilerine göklerde ve yerde olan rızıktan hiçbir şey veremeyen ve buna asla güçleri yetmeyen şeylere (putlara) tapıyorlar.
min es semâvâti
Hasan Basri Çantay = (Müşrikler) Allâhı bırakıb da kendileri için ne göklerden, ne yerden hiç bir rızka, hiç bir şey'e mâlik olmayan ve buna güçleri dahi yetmeyen şeylere (putlara) taparlar.
min es semâvâti
Hayrat Neşriyat = (Müşrikler) Allah’ı bırakıp da, kendileri için göklerden ve yerden hiçbir rızka mâlik olmayan ve (buna) güçleri de yetmeyen şeylere (putlara) tapıyorlar.
min es semâvâti
İbni Kesir = Onlar; Allah'ı bırakarak, göklerden ve yerden kendilerine verecek rızıkları olmayan, olsa bile veremeyen şeylere mi tapınıyorlar?
min es semâvâti
Kadri Çelik = Allah'ın dışında, kendileri için göklerden ve yerden rızıktan hiçbir şeye malik olmayan ve buna güçleri yetmeyen şeylere mi tapıyorlar?
min es semâvâti
Muhammed Esed = Allah'ı bırakıp, onlar için göklerden veya yerden herhangi bir rızık sağlayamayan ve zaten buna gücü de olmayan şeylere mi tapınıp duracaklar?
min es semâvâti
Mustafa İslamoğlu = Üstelik Allah'ı bırakıp, kendileri için göklerden ve yerden rızkın hiçbir türünü sağlayamayan ve buna gücü de yetmeyen şeylere kulluk edecekler!?
min es semâvâti
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve Allah'ın gayrı olup kendileri için ne göklerden ve ne de yerden birer rızka mâlik olmayan ve güçleri dahi yetmeyen şeylere ibadet ederler.
min es semâvâti
Ömer Öngüt = Onlar Allah'ı bırakarak kendilerine göklerden ve yerden hiçbir şeyi rızık olarak vermeye sahip olmayan ve buna güçleri de yetmeyen şeylere mi tapıyorlar?
min es semâvâti
Şaban Piriş = Allah’ı bırakıp onlara göklerden ve yerden verecek hiç rızka sahip olmayan ve vermeye de gücü yetmeyenlere kulluk ediyorlar.
min es semâvâti
Sadık Türkmen = Allah’ı bırakıp da göklerden ve yeryüzünden kendileri için, hiçbir şeyi rızık olarak vermeye sahip olmayan ve buna da asla güç yetiremeyecek şeylere tapıyorlar!
min es semâvâti
Seyyid Kutub = Onlar Allah'ı bırakıp kendilerine göklerden ya da yerden hiçbir rızık veremeyen buna asla gücü yetmeyen düzmece ilahlara taparlar.
min es semâvâti
Suat Yıldırım = Allah’tan başka, kendilerine, ne göklerden, ne yerden zerre miktar rızık verme gücü olmayan ve bunu yapma ihtimali de bulunmayan birtakım nesnelere tapıyorlar.
min es semâvâti
Süleyman Ateş = Allah'tan başka, göklerden ve yerden kendileri için hiçbir rızık veremeyecek ve bunu asla yapamayacak olan şeylere mi tapıyorlar?
min es semâvâti
Tefhim-ul Kuran = Allah'ın dışında, kendileri için göklerden ve yerden hiç bir rızıka, hiç bir şeye malik olmayan ve buna güçleri yetmeyen şeylere mi tapıyorlar?
min es semâvâti
Ümit Şimşek = Onlar, Allah'tan başka öyle şeylere kulluk ediyorlar ki, ne göklerden ve ne de yerden kendilerine rızık olarak verebilecekleri birşeye sahip değillerdir, sahip olmalarına imkân da yoktur.
min es semâvâti
Yaşar Nuri Öztürk = Allah'ı bırakıp da kendilerine, göklerden ve yerden bir parçacık rızık veremeyen, buna güç yetiremeyen şeylere mi tapıyorlar?
min es semâvâti
İskender Ali Mihr = Ve onlar (müşrikler), semalardan ve yeryüzünden onlara rızık olarak bir şey vermeye malik olmayan, Allah’tan başka şeylere (putlara) tapıyorlar. Ve (onlar, o putlar ki; hiçbir şeye) muktedir değildirler (güçleri yetmez).
min es semâvâti
İlyas Yorulmaz = 73. Göklerde ve yerde hiçbir şeyi rızık olarak elde edemeyen ve asla güç yetiremeyecek olan, Allah’dan başkalarına kulluk ediyorlar.
min es semâvâti
Diyanet İşleri = De ki: “Size göklerden ve yerden kim rızık verir?” De ki: “Allah. O hâlde, ya biz hidayet veya apaçık bir sapıklık üzereyiz, ya da siz!”
min es semâvâti
Abdulbaki Gölpınarlı = De ki: Kimdir sizi rızıklandıran göklerden ve yeryüzünden? De ki: Allah ve şüphe yok ki biz, yahut siz elbette doğru yoldayız, yahut da apaçık sapıklık içinde.
min es semâvâti
Abdullah Parlıyan = De ki: “Sizi göklerden ve yerden rızıklandıran kimdir? De ki: Allah'tır. Öyleyse putlardan ve ölümlü insanlardan medet bekleyenler, iyi düşünün! Bizden veya sizden iki guruptan biri, mutlaka ya hidayet veya apaçık bir sapıklık içindedir.
min es semâvâti
Adem Uğur = (Resûlüm!) De ki: Göklerden ve yerden size rızık veren kimdir? De ki: Allah! O halde biz veya siz, ikimizden biri, ya doğru yol üzerinde veya açık bir sapıklık içindedir.
min es semâvâti
Ahmed Hulusi = De ki: "Semâlardan ve arzdan (bilinç katlarınız ve bedeniniz itibarıyla) yaşam gıdanızı veren kimdir?". . . De ki: "Allâh! Muhakkak ki biz ya da siz (birimiz) hakikat üzereyiz; (diğerimiz de) apaçık bir sapkınlık içindedir!"
min es semâvâti
Ahmet Tekin = 'Göklerden yağdırarak, yerden mahsuller, meyvalar verdirerek, madenler çıkarttırarak size rızık ve servet veren kimdir?' de.'Allah’tır. Ya biz mutlaka hak yoldayız, veya başımıza buyruk hareket ederek, açıkça hak yoldan uzak bir yanılgı içindeyiz, ya da siz' de.
min es semâvâti
Ahmet Varol = De ki: 'Sizi göklerden ve yerden rızıklandıran kimdir?' De ki: 'Allah'tır. Artık ya biz veya siz ya doğru yol üzereyiz veya apaçık bir sapıklıkta.'
min es semâvâti
Ali Bulaç = De ki: "Sizi göklerden ve yerden rızıklandıran kim?" De ki: " Allah, gerçekten ya biz, ya da siz her halde bir hidayet üzerindeyiz veya apaçık bir sapıklıkta."
min es semâvâti
Ali Fikri Yavuz = (Ey Rasûlüm, o kâfirlere) de ki: “- Göklerden ve yerden size rızık veren kim?” (onlar duraklar, cevap veremezler) de ki: “- Allah size rızık veriyor. Her halde siz (ey Mekke halkı) veya biz mutlak bir hidayet üzerindeyiz, yahut açık bir dalâlet içindeyiz; açık olan hale göre, elbette biz hidayetteyiz).”
min es semâvâti
Ali Ünal = Onlara, “Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor?” diye sor. Sen “Allah!” de (ve ekle): “O halde, ya (O’nun mutlak birliğine inanan ve yalnızca O’na ibadet eden) biz, ya da (O’na ortaklar koşan) siz, evet hangimiz doğru yönde yol alıyoruz veya apaçık bir sapıklığın içine saplanıp kalmışız?”