Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Diyanet İşleri = “(Böyle iken) sen o yaptığın işi yaptın (adam öldürdün). Sen nankörlerdensin.”

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve o yaptığın işi de yaptın ve sen, nankörlerdensin.

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Abdullah Parlıyan = Ama sonunda yapacağını yaptın ve nankör biri olduğunu gösterdin.”

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Adem Uğur = Sonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin!

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Ahmed Hulusi = "Bir de o fiili işledin! (Firavun'un halkından birini öldürmek). . . Sen nankörlerdensin!"

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Ahmet Tekin = 'Sonunda yapacağını da yaptın. Sen nankör birisisin.'

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Ahmet Varol = Sonuçta o yaptığın işi de yaptın. Sen nankörlerdensin.'

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Ali Bulaç = "Ve sen, yapacağın işi (cinayeti) de işledin; sen nankörlerdensin."

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Ali Fikri Yavuz = O yaptığın işi (Kıptî’yi öldürmeyi) de sen işledin; sen nankörlerdensin.”

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Ali Ünal = “Sonra da bildiğin o fena işi yaptın ve artık ispat ettin ki, sen gerçekten bir nankörsün.”

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Bayraktar Bayraklı = (18-19) Firavun dedi ki: “Seni küçükken elimizde büyütmedik mi? Yanımızda yıllarca kalmadın mı? Oysa sen sonunda yapacağını yaptın. Sen nankörlerdensin.”

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Bekir Sadak = (18-19) Firavun Musa'ya: «Biz seni cocukken yanimiza alip buyutmedik mi? Hayatinin bircok yillarini aramizda gecirmedin mi? Sonunda yapacagni da yaptin. Sen nankorun birisin» dedi.

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Celal Yıldırım = Yapmak istediğini yaptın ve sen (cidden) nankörlerdensin,» dedi.

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Cemal Külünkoğlu = (18-19) (Firavun:) “Biz seni çocukken yanımızda yetiştirmemiş miydik? Ve sen ömrünün pek çok yılını bizim aramızda geçirmemiş miydin? Sonunda yapacağını yaptın (adam öldürdün) ve nankör biri olduğunu gösterdin!” dedi.

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Diyanet İşleri (eski) = (18-19) Firavun Musa'ya: 'Biz seni çocukken yanımıza alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi? Sonunda yapacağını da yaptın. Sen nankörün birisin' dedi.

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Diyanet Vakfi = Sonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin!

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Edip Yüksel = 'Sonunda yapacağını yaptın. Sen nankör birisin.'

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Hem de o yaptığın fi'li yaptın, o halde sen o nankör kâfirlerdensin

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = hem de o yaptığın (kötü) işi yaptın; o halde sen o nankör kafirlerdensin!»

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = «Sonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin!»

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Gültekin Onan = "Ve sen, yapacağın işi (cinayeti) de işledin; sen kafirlerdensin."

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Harun Yıldırım = Sonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin!

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Hasan Basri Çantay = «O yapdığın fi'li de sen işledin. Sen nankörlerdensin».

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Hayrat Neşriyat = 'Sonunda o yaptığın işi de yaptın; o hâlde sen nankörlerdensin!'

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 İbni Kesir = Ve yapacağın işi de yaptın. Sen nankörlerdensin.

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Kadri Çelik = “Ve sen, yapacağın işi (cinayeti) de işledin; sen nankörlerdensin.”

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Muhammed Esed = Ama sonunda yapacağını yaptın ve nankör biri oldu(ğunu gösterdi)n!"

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Mustafa İslamoğlu = Ama en sonunda sen yine yapacağını yaptın ve nankörlerden biri olup çıktın!"

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = «Ve o yaptığın fiilini yapıverdin. O halde sen nankörlerdensin.»

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Ömer Öngüt = “Sonunda yapacağını yaptın. Sen nankörün birisin!”

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Şaban Piriş = Sonunda yapacağını yaptın, Sen nankörün birisin!

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Sadık Türkmen = Sonunda, yaptığın işi de yaptın. Nankörlerden birisin sen.”

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Seyyid Kutub = Sonunda o ağır suçu işledin. Sen o sırada bir kafirdin.

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Suat Yıldırım = "Sonunda da bildiğin o işi yapmıştın. Sen doğrusu nankörün tekisin!"

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Süleyman Ateş = "Ve sonunda o yaptığını da yaptın, sen nankörlerden birisin."

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Tefhim-ul Kuran = «Ve sen, yapacağın işi (cinayeti) de işledin; sen nankörlerdensin.»

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Ümit Şimşek = 'Ondan sonra da yapacağını yaptın. Sen nankörün birisin.'

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 Yaşar Nuri Öztürk = "Ve sonunda o yaptığını da yaptın. Nankörlerden birisin sen."

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 İskender Ali Mihr = Ve sen, yapacağın işi yaptın (cinayet işledin). Ve sen, kâfirlerdensin.

min el kâfirîne

  Şu’arâ / 19 -

 İlyas Yorulmaz = “Buna rağmen yapacağını yine yaptın. Sen gerçekten yaptığımız iyiliklere nankörlük edenlerdensin“ dedi.

min el kâfirîne

  Nûh / 26 -

 Diyanet İşleri = Nûh, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!”

min el kâfirîne

  Nûh / 26 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve Nûh, demişti ki: Rabbim, yeryüzünde kâfirlerden bir tek kişi bile bırakma.

min el kâfirîne

  Nûh / 26 -

 Abdullah Parlıyan = Ve Nuh: “Ey Rabbim!” diye yakardı. “Yeryüzünde senden gelen gerçekleri örtbas edenlerden bir tek kişi bile bırakma.

min el kâfirîne

  Nûh / 26 -

 Adem Uğur = Nuh: "Rabbim! dedi, yeryüzünde kâfirlerden hiç kimseyi bırakma!"

min el kâfirîne

  Nûh / 26 -

 Ahmed Hulusi = Nuh dedi ki: "Rabbim. . . Hakikat bilgisini inkâr edenlerden arz üzerinde hiç kimseyi bırakma!"

min el kâfirîne

  Nûh / 26 -

 Ahmet Tekin = Nuh:'Rabbim, yeryüzünde kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuuraltına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden, yer yurt sahibi hiçbir kâfir bırakma!' dedi.

min el kâfirîne

  Nûh / 26 -

 Ahmet Varol = Nuh dedi ki: 'Rabbim! Yeryüzünde inkârcılardan, hareket eden bir tek kişi bırakma.

min el kâfirîne

  Nûh / 26 -

 Ali Bulaç = Nuh "Rabbim, yeryüzünde kafirlerden yurt edinen hiç kimseyi bırakma." dedi.

min el kâfirîne

  Nûh / 26 -

 Ali Fikri Yavuz = Nuh, şöyle demişti: “- Ey Rabbim! kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma;

min el kâfirîne

  Nûh / 26 -

 Ali Ünal = Nuh, (Tufan’ın arkasından) duasını şöyle bağladı: “Rabbim, kâfirlerden yeryüzünde orada mesken tutacak kimseyi bırakma.