Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Diyanet İşleri = Rabbinizden size indirilene uyun. Onu bırakıp başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Rabbinizden size ne indirildiyse ona uyun, ondan başkalarını dost edinip onlara uymayın, fakat ne kadar da azınız öğüt tutmada.

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Abdullah Parlıyan = Rabbinizden size indirilen Kur'ân'a uyun, O'ndan başka lider ve önderlerin ardında gitmeyin. Bu öğüdü ne kadar da az tutuyorsunuz aklınızda.

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Adem Uğur = Rabbinizden size indirilene (Kur'an'a) uyun. O'nu bırakıp da başka dostların peşlerinden gitmeyin. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Ahmed Hulusi = Rabbinizden size inzâl olunana tâbi olun. . . Rabbinizin dûnunda velîlere (dışsal {rabbanî hakikatinizden ayrı düşürecek bilgi verenler} veya içsel {nefsanî - şehevî}) tâbi olmayın. . . Bunu ne kadar az hatırlayıp, üzerinde derin düşünmüyorsunuz!

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Ahmet Tekin = Rabbinizden size indirilene, Kur’ân’a tâbi olun, Kur’ân’ı uygulayın. Kur’ân’ı olmayan dostlara, otoritelere tâbi olmayın, uymayın. Ne kadar kıt düşünüyor, az öğüt tutuyorsunuz.

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Ahmet Varol = Size Rabbinizden indirilene uyun ve O'ndan ayrı dostlar edinip onlara uymayın. Pek az öğüt alıyorsunuz!

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Ali Bulaç = Rabbinizden size indirilene uyun, O'ndan başka velilere uymayın. Ne az öğüt alıyorsunuz?

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Ali Fikri Yavuz = Rabbinizden size indirilen Kur’an’a uyun (emirlerine ve hükümlerine bağlanın). Allah’dan başka dostlar edinip onlara uymayın. Siz ne az düşünüyorsunuz!

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Ali Ünal = (Ey insanlar!) Rabbinizden size indirilen (Kur’ân’a) tâbi olun ve Allah’tan başka işlerinizi kendilerine havale edeceğiniz birtakım dost, koruyucu ve sahipler edinip de onlara tâbi olmayın. Uyarılara ne kadar az kulak veriyor ve ne de az düşünüp, az ders alıyorsunuz!

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Bayraktar Bayraklı = Rabbinizden size indirilene uyunuz! O'nu bırakıp da başka dostların peşlerinden gitmeyiniz! Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Bekir Sadak = Rabbinizden size indirilen Kitap'a uyun, O'ndan baska dostlar edinerek onlara uymayin. Pek az ogut dinliyorsunuz.

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Celal Yıldırım = Size Rabbınızdan indirilene uyun ; O'ndan başka dostlar (edinip) uymayın. Ne de az öğüt tutuyorsunuz!

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Cemal Külünkoğlu = (Ey insanlar!) Rabbinizden size indirilen Kitap'a uyun! O'ndan başka dostlar edinerek onlara uymayın! Ne kadar az düşünüyorsunuz!

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Diyanet İşleri (eski) = Rabbinizden size indirilen Kitap'a uyun, O'ndan başka dostlar edinerek onlara uymayın. Pek az öğüt dinliyorsunuz.

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Diyanet Vakfi = Rabbinizden size indirilene (Kur'an'a) uyun. O'nu bırakıp da başka dostların peşlerinden gitmeyin. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Edip Yüksel = Rabbinizden size indirileni izleyin, O'ndan başkalarını dost edinerek izlemeyin. Ne kadar az öğüt alıyorsunuz!

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Rabbınızdan size indirilene ittiba' edin, onsuz bir takım veliylere ittiba' etmeyin, siz pek az düşünüyorsunuz

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Rabbinizden size indirilene uyun, O'nsuz başka velilere uymayın! Sizler pek az düşünüyorsunuz!

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = (Ey insanlar) Rabbinizden, size indirilene uyun ve O'ndan başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Gültekin Onan = rabbinizden size indirilene uyun, O'ndan başka velilere uymayın. Ne kadar az öğüt alıyorsunuz!

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Harun Yıldırım = Rabbinizden size indrilene uyun. O’ndan başka velilere uymayın! Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz.

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Hasan Basri Çantay = Rabbinizden size indirilen (Kur'an-ı kerîm) e uyun, ondan başka (larını) velîler (edinib de kendilerin) e uymayın. Ne kadar az öğüd tutuyorsunuz!

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Hayrat Neşriyat = Rabbinizden size indirilene tâbi' olun ve O’ndan başka birtakım dostlara tâbi' olmayın! (Siz) ne kadar az ibret alıyorsunuz!

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 İbni Kesir = Rabbınızdan size indirilene uyun. O'ndan başka dostlara uymayın. Ne de az öğüt dinliyorsunuz.

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Kadri Çelik = Rabbinizden size indirilene uyun, O'ndan başka velilere uymayın. Pek de az hatırlayıp kendinize geliyorsunuz!

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Muhammed Esed = Rabbinizin katından size indirilene uyun; Ondan başka önderlerin ardından gitmeyin. Ne kadar az tutuyorsunuz aklınızda bunu.

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Mustafa İslamoğlu = "Uyun Rabbinizin katından size indirilene! O'nun dışında birtakım otoritelere de asla uymayın!" Ne kadar da kıt hafızalısınız!

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Size Rabbinizden indirilmiş olana tâbi olunuz, ve O'nun gayrı dostlara tâbi olmayınız, siz pek az öğüt tutuyorsunuz.

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Ömer Öngüt = Rabbinizden size indirilene uyun! O'ndan başka dostlara tâbi olmayın. Ne de az öğüt alıyorsunuz!

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Şaban Piriş = Rabbinizden size indirilene uyun; ondan başka velilere uymayın. Ne kadar az öğüt dinliyorsunuz!

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Sadık Türkmen = Rabbinizden size indirilene uyun. O’ndan başka velilere uymayın! Ne kadar az öğüt alıyorsunuz!

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Seyyid Kutub = Rabbiniz tarafından size indirilen mesaja uyunuz, O'nun dışında başka dostlar edinip peşlerinden gitmeyiniz. Ne kadar kıt düşüncelisiniz!

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Suat Yıldırım = Ey insanlar! Siz, Rabbiniz tarafından size indirilen vahye tâbi olun, O’ndan başka birtakım hâmîler edinip de onlara uymayın. Ne kadar da az düşünüyorsunuz!

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Süleyman Ateş = (Ey insanlar), Rabbinizden size indirilene uyun ve O'ndan başka velilere uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Tefhim-ul Kuran = Rabbinizden size indirilene uyun, O'ndan başka velilere uymayın. Ne az da öğüt alıyorsunuz?

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Ümit Şimşek = Siz de Rabbinizden size indirilene uyun; kendinize Ondan başka dostlar edinip de onlara uymayın. Ne kadar az öğüt tutuyorsunuz!

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Rabbinizden size indirilene uyun; O'nun berisinden bir takım velilerin ardına düşmeyin! Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 İskender Ali Mihr = Rabbinizden size indirilene tâbî olun. Ve ondan başka dostlar edinmeyin. Ne kadar az tezekkür ediyorsunuz.

min dûni-hi

  A’râf / 3 -

 İlyas Yorulmaz = Rabbinizden size indirilen bu kitaba uyun ve O indirilen kitaptan başka koruyuculara (evliya’ya) uymayın. Ne kadar az düşünüyorsunuz.

min dûni-hi

  Nahl / 35 -

 Diyanet İşleri = Allah’a ortak koşanlar, dediler ki: “Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir.

min dûni-hi

  Nahl / 35 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Şirk koşanlar, Allah dileseydi dediler, ne biz ondan başka birşeye tapardık, ne atalarımız taparlardı; ne de emri olmadan birşeyi haram sayardık. İşte onlardan öncekiler de tıpkı böyle hareket ettiler. Peygamberlere apaçık tebliğden başka ne vazîfe var ki?

min dûni-hi

  Nahl / 35 -

 Abdullah Parlıyan = Allah'tan başkalarına tanrısal nitelik yakıştıranlar: “Allah dileseydi” dediler, “Ne biz O'ndan başka birşeye kulluk ederdik, ne de atalarımız, ne de O'ndan başkasının buyruğuyla birşeyi haram sayardık.” İşte onlardan öncekiler de, tıpkı böyle hareket ettiler. Peki bu durumda peygamberlere, apaçık mesajları iletmekten başka ne düşer.

min dûni-hi

  Nahl / 35 -

 Adem Uğur = Ortak koşanlar dediler ki: "Allah dileseydi ne biz ne de babalarımız ondan başkasına tapardık. Onun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Peygamberlerin üzerine açık seçik tebliğden başka bir şey düşer mi!

min dûni-hi

  Nahl / 35 -

 Ahmed Hulusi = Şirk koşanlar dediler ki: "Eğer Allâh dileseydi biz de atalarımız da O'ndan başka bir şeye tapınmaz ve O'nun dediğinden başka bir şeyi haram etmezdik". . . Kendilerinden öncekiler de işte böyle yapmıştı. . . Rasûllerin görevi, apaçık tebliğden başka ne olabilir?

min dûni-hi

  Nahl / 35 -

 Ahmet Tekin = İlâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah’a ortak koşanlar:'Allah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı, biz de, babalarımız da onun dışında, kulları durumundakilerden hiçbir şeye tapmazdık. Onun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık' dediler. Onlardan öncekiler de böyle sözler söyleyerek bildiklerini okumuşlardı. Rasullere apaçık tebliğden başka bir sorumluluk mu var?

min dûni-hi

  Nahl / 35 -

 Ahmet Varol = Ortak koşanlar dediler ki: 'Allah dileseydi ne biz ve ne de atalarımız O'ndan başkasına kulluk ederdik. O'nun (emri) dışında bir şeyi haram kılmazdık.' Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Peygamberlere düşen apaçık bir tebliğden başka bir şey midir?

min dûni-hi

  Nahl / 35 -

 Ali Bulaç = Şirk koşmakta olanlar dediler ki: "Eğer Allah dileseydi, O'nun dışında hiç bir şeye kulluk etmezdik, biz de, atalarımız da; ve O'nsuz hiç bir şeyi haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Şu halde elçilere düşen apaçık bir tebliğden başkası mı?

min dûni-hi

  Nahl / 35 -

 Ali Fikri Yavuz = Bir de Allah’a ortak koşanlar, (müşrikler) şöyle dediler: “- Allah dileseydi, ne biz, ne de Atalarımız kendisinden başka hiç bir şeye tapmazdık; onun emri dışında hiç bir şeyi haram kılmazdık.” Kendilerinden evvelkiler de böyle yaptılar (peygamberlerinin getirdiklerini inkâr ettiler). Buna karşı Peygamberlerin vazifesi, ancak açık bir tebliğdir.

min dûni-hi

  Nahl / 35 -

 Ali Ünal = Şirk koşanlar, bir de “Eğer Allah öyle dilemiş olsaydı, biz de, atalarımız da Allah’tan başka hiçbir şeye ibadet etmez, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi haram kılmazdık!” diyorlar. Onlardan önceki (müşrik)ler de böyle davranmıştı. Yoksa rasûllere düşen, (Allah’ın kendilerine tevdî buyurduğu Mesaj’ı) hiçbir kapalılık bırakmadan tebliğ etmekten başka bir şey midir?