Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Diyanet İşleri = (Fakat hıristiyan) gruplar, aralarında ayrılığa düştüler. Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kâfirlerin hâline!

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Aralarından bölükler ayrıldı, ayrılığa / aykırılığa düştüler. Ulaşıp görecekleri büyük günün şiddetli azâbı kâfirlere.

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Abdullah Parlıyan = Gerçekler bu şekilde ortada iken, Hıristiyan olduklarını iddia eden guruplar, yine de kendi aralarında, İsa'nın yaratılışıyla alakalı meselede çekişip duruyorlar. Öyleyse son yargı günü olan ahiretin gerçekleşeceği an, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas eden kâfirlerin vay haline...

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Adem Uğur = Sonra guruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler. Büyük güne şahit olunduğu zamanda vay o kâfirlerin haline!

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Ahmed Hulusi = Çeşitli anlayıştakiler (Ulûhiyetin TEK'liğinden perdeliler) aralarında ayrılığa düştüler (Allâh'a iftira attılar). . . Yaşanacak azametli sürecin dehşetinde yazık olacak o hakikat bilgisini inkâr edenlere!

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Ahmet Tekin = Ne var ki, ehl-i kitaptan, yahudiler ve hıristiyanlar Îsâ konusunda kendi aralarında farklı iddialar ileri sürdüler. Bu yüzden, büyük günde, kıyamette, herkesin delillerle, şâhitlerle hesaba çekilmesi sebebiyle, vay inkârda ısrar edenlerin, küfre saplanan ehl-i kitabın başına geleceklere!

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Ahmet Varol = Aralarından birtakım gruplar ayrılığa düştüler. Artık büyük bir günü görmekten dolayı inkâr edenlerin vay haline!

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Ali Bulaç = İçlerinden (birtakım) gruplar ayrılığa düştüler. Artık büyük bir günü görmekten dolayı, vay inkâr edenlere.

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Ali Fikri Yavuz = Sonra fırkalar (Hristiyanlarla Yahudiler) kendi aralarında ihtilafa düştüler. Artık görülecek bir büyük günün (kıyametin) azabı, o küfredenlere olsun.

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Ali Ünal = Ne var ki, bilâhare gruplar (Yahudiler ve Hıristiyanlar) O’nun hakkında ihtilâfa düştüler. Bütün gerçeklerin meydana çıkıp, hesapların görüleceği büyük bir günün duruşmasından dolayı vay küfredenlerin başlarına geleceklere!

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Bayraktar Bayraklı = Sonra gruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler. Büyük günü görecek olduğu zaman da vay o kâfirlerin haline!

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Bekir Sadak = Firkalar, kendi aralarinda anlasmazliga dustuler. Vay o buyuk gunu gorecek kafirlerin haline!

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Celal Yıldırım = (İsâ hakkında) kendi aralarında gruplaşanlar görüş ayrılığına düştüler. Artık o büyük güne şahit olacak o inkarcıların vay hâline !

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Cemal Külünkoğlu = Çeşitli gruplara ayrılan insanlar, aralarında görüş ayrılığına düştüler. Artık gerçeğin meydana çıkacağı o mühim günün duruşmasında vay o inkârcıların başına geleceklere!

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Diyanet İşleri (eski) = Fırkalar, kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler. Vay o büyük günü görecek kafirlerin haline!

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Diyanet Vakfi = Sonra guruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler. Büyük güne şahit olunduğu zamanda vay o kâfirlerin haline!

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Edip Yüksel = Mezhepler, (İsa'nın kimliği üzerinde) aralarında anlaşmazlığa düştüler. Büyük bir güne tanık olacak kafirlerin vay haline!

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Sonra hizibler kendi aralarında ıhtilâfa düştüler, artık büyük bir günün görülecek hâilesinden veyl o küfredenlere

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Sonra gruplar kendi aralarında görüş ayrılığına düştüler. Artık büyük bir günün görülecek dehşetinden vay kafirlerin haline!

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ne var ki, fırkalar (yahudi ve hıristiyanlar) kendi aralarında ihtilafa düştüler. O büyük (dehşetli) günü görecek kâfirlerin vay haline!

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Gültekin Onan = İçlerinden (birtakım) gruplar ayrılığa düştüler. Artık büyük bir günü görmekten dolayı, vay küfredenlere.

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Harun Yıldırım = Sonra guruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler. Büyük güne şahit olunduğu zamanda vay o kâfirlerin haline!

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Hasan Basri Çantay = Sonra fıkralar kendi aralarında ihtilâf etdi. Artık görecekleri büyük bir günün çetin azâbı o kâfirlerindir.

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Hayrat Neşriyat = Sonra (yahudi ve hristiyan) topluluklar kendi aralarında ihtilâfa düştü. Artık büyük gün(ün dehşeti) görüldüğü vakit o inkâr edenlerin vay hâline!

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 İbni Kesir = Fırkalar kendi aralarında ihtilafa düştüler. Vay o büyük günü görecek kafirlerin haline.

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Kadri Çelik = İçlerinden (bir takım) gruplar ayrılığa düştüler. Artık büyük bir günü (kıyameti) görmekten dolayı, vay küfre sapanlara!

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Muhammed Esed = Hal böyleyken (Kitab-ı Mukaddes'e bağlı olduklarını iddia eden) hizipler yine de aralarında (İsa'nın doğası hakkında) çekişip duruyorlar! Öyleyse, o büyük Gün bütün açıklığıyla gelip çattığı zaman vay hallerine hakkı inkar edenlerin!

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Mustafa İslamoğlu = Buna rağmen mezhepler kendi aralarında ayrılığa düştüler. O halde, büyük bir günün sorgusunda (yaşayacaklarından) dolayı, inkarda direnen o kimselerin vay hallerine!

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = (37-38) Sonra fırkalar kendi aralarında ihtilâfa düştüler. Artık görülecek günün en şiddetli azabı, kâfir olan kimseler içindir. Bize gelecekleri gün neler işitecekler ve neler göreceklerdir. Fakat o zalimler bugün pek zahir bir sapıklık içindedirler.

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Ömer Öngüt = Fırkalar kendi aralarında ihtilâfa düştüler. O büyük güne şâhit olunduğu zamanda vay o kâfirlerin hâline!

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Şaban Piriş = Gruplar aralarında ayrılığa düştüler. Vay o büyük günü görecek kafirlerin haline!..

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Sadık Türkmen = Daha sonra gruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler. Artık o inkâr eden kimselerin vay haline! Büyük bir günü görmekten dolayı...

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Seyyid Kutub = Çeşitli gruplara ayrılan insanlar, aralarında görüş ayrılığına düştüler. Vaygele kâfirlerin başına! O «büyük gün» de gözleri neler görecek.

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Suat Yıldırım = Sonra onun hakkında birtakım gruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler. Artık gerçeğin meydana çıkacağı o mühim günün duruşmasında vay o kâfirlerin başına geleceklere!

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Süleyman Ateş = Kendi aralarından hizipler, ayrılığa düştüler. Artık büyük bir günü görmekten ötürü vay kâfirlerin haline!

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Tefhim-ul Kuran = İçlerinden (birtakım) gruplar ayrılığa düştüler. Artık büyük bir günü görmekten dolayı, vay küfre sapanlara.

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Ümit Şimşek = Fakat çeşitli topluluklar onun hakkında anlaşmazlığa düştüler. O büyük gün görüldüğünde, kâfirlerin başına gelecek var!

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Kendi aralarından çıkan hizipler ihtilafa düştüler. Büyük bir günün tanıklığından ötürü vay o inkârcıların haline!

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 İskender Ali Mihr = Bundan sonra hizipler (gruplar) kendi aralarında ihtilâf ettiler. Büyük gün müşahede edildiği (şahit olunduğu) zaman vay o kâfirlerin haline!

min beyni-him

  Meryem / 37 -

 İlyas Yorulmaz = Aralarında ki bir topluluk (Meryem oğlu İsa nın doğumuyla ilgili) ihtilafa düştüler. O büyük günün şahitliğini inkar edenlerin vay haline.

min beyni-him

  Zuhruf / 65 -

 Diyanet İşleri = Ama aralarından çıkan gruplar ayrılığa düştüler. Elem dolu bir günün azâbından vay o zulmedenlerin hâline!

min beyni-him

  Zuhruf / 65 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Aralarından bölükler, ayrılığa düştü; yazıklar olsun zulmedenlere elemli günün azâbından.

min beyni-him

  Zuhruf / 65 -

 Abdullah Parlıyan = Fakat İsa'dan sonra gelenler arasında çıkan guruplar, farklı görüşler savunmaya başladılar. Yaradılış maksadı dışında yaşamaya devam edenlere, acı bir günün azabından vay hallerine…

min beyni-him

  Zuhruf / 65 -

 Adem Uğur = Ama aralarından çıkan guruplar, bir ihtilâfa düştüler. Acı bir günün azabı karşısında vay o zulmedenlerin haline!

min beyni-him

  Zuhruf / 65 -

 Ahmed Hulusi = Anlayışta ayrılığa düşenler kendi aralarında zıtlaştılar! Feci bir sürecin azabından dolayı yazıklar olsun o (nefslerine) zulmedenlere!

min beyni-him

  Zuhruf / 65 -

 Ahmet Tekin = Yahudilerden ve hıristiyanlardan oluşan gruplar, Îsâ hakkında ihtilâfa düştüler. Can yakıp inleten müthiş bir günün azâbı dolayısıyle, vay Allah’ı inkâr ederek, O’na şirk koşarak haksızlık edenlerin, zulmedenlerin haline!

min beyni-him

  Zuhruf / 65 -

 Ahmet Varol = Aralarından birtakım gruplar ayrılığa düştüler. Artık acıklı bir günün azabından dolayı zalimlerin vay haline!

min beyni-him

  Zuhruf / 65 -

 Ali Bulaç = Sonra, içlerinden birtakım fırkalar ihtilafa düştü. Artık, acı bir günün azabından vay o zulmetmiş olanlara.

min beyni-him

  Zuhruf / 65 -

 Ali Fikri Yavuz = Sonra o (hristiyanlardan ibaret) hizibler aralarında ayrılığa düştüler. Onun için, acıklı bir günün azabından vay o zulüm edenlerin haline!...

min beyni-him

  Zuhruf / 65 -

 Ali Ünal = Ne var ki, (İsa’dan sonra farklı) gruplar ortaya çıktı ve bunlar, (İsa ve öğretileri hakkında) anlaşmazlıklara düştüler. Acı bir günün azabından dolayı vay (O’nun öğretilerini değiştiren, çarpıtan) zalimlere!