Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Diyanet İşleri = Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bu (giysiler), Allah’ın rahmetinin alametlerindendir. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik).

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ey Âdemoğulları, avret yerlerinizi örtecek libas ve giyip süsleneceğiniz elbise indirdik size. Tanrıdan çekinme elbisesine gelince: O, daha da hayırlıdır ve bunlar, insanların anıp öğüt almaları için indirilen Allah âyetlerindendir.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Abdullah Parlıyan = Ey ademoğulları! Size şeytanın açmak istediği, çirkin yerlerinizi örtecek bir elbise ve süs kıyafetleri yarattık veya size giyim kuşam yapma bilgisini öğrettik. Ama Allah'a karşı sorumluluk bilincinin sağladığı örtü, herşeyin üstündedir. İşte bu nimetler, Allah'ın yüce kudretine delalet eden belgelerdendir. Ola ki, düşünür de öğüt alırlar.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Adem Uğur = Ey Adem oğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattık. Takvâ elbisesi... İşte o daha hayırlıdır. Bunlar Allah'ın âyetlerindendir. Belki düşünüp öğüt alırlar (diye onları indirdi).

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Ahmed Hulusi = Ey Ademoğulları. . . Hakikaten size bedenselliğinizi örtecek giysi (hakikat bilgisi) ve süs-zinet olan giysi (fazlından gelen ikramlar) İNZÂL ettik. . . Korunma libası elbette en hayırlısıdır. . . İşte bu Allâh işaretlerindendir ki; belki düşünüp ders çıkarırlar.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Ahmet Tekin = Ey Âdemoğulları, size edep yerlerinizi örtecek elbiseleri; süslenecek ve övünecek kıyafetleri ve refahınızı sağlıyacak imkânları bildirdik. Takva esaslarının-Kur’ân esaslarının hayata geçirildiği korunma, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranma, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olma elbisesi, farz olan örtünmeyi sağlayan sade elbise, işte bu huzur ve mutluluk her şeyden hayırlıdır. Bunlar, bu ilâhî lütuflar Allah’ın kudretine, izzet ve ikramına, yardımına delâlet eden âyetlerinden, delillerdendir. Umulur ki insanlar, vücutlarını, edep yerlerini örtecek elbise ihsan buyurulmasındaki ilâhî hikmeti düşünüp öğüt alırlar.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Ahmet Varol = Ey Adem oğulları! Size avret yerlerinizi örten giysi ve giyinip süsleneceğiniz elbise indirdik. Takva elbisesi ise en hayırlı olandır. İşte bunlar Allah'ın ayetlerindendir. Umulur ki öğüt alırlar.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Ali Bulaç = Ey Ademoğulları, biz sizin çirkin yerlerinizi örtecek bir elbise ve size 'süs kazandıracak bir giyim' indirdik (varettik). Takva ile kuşanıp donanmak ise, bu daha hayırlıdır. Bu, Allah'ın ayetlerindendir. Umulur ki öğüt alıp düşünürler.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Ali Fikri Yavuz = Ey Âdem oğulları! Size çirkin (avret) yerlerinizi örtecek bir elbise ve bir de süs elbisesi indirdik. Fakat takva elbisesi, işte o, hepsinden daha hayırlıdır. Bu giyim eşyasını göndermek, Allah’ın ihsanına delâlet eden alâmetlerdendir. Gerektir ki, düşünür ve anlarlar.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Ali Ünal = Ey Âdem’in çocukları! Bakın, size edep yerlerinizi örten (değişik şekil ve türlerde) elbise ile, ayrıca onun üzerine giyip süsleneceğiniz giysiler indirdik. Ama unutmayın ki, takva elbisesi var ya, işte o en güzel, en hayırlı elbisedir. (Diğer elbiselerle edep yerlerinizi ve vücudunuzu kat kat örterken, takva elbisesiyle ise, fıtratınızdaki sizi hayadan mahrum bırakan ve edep yerlerinizi açığa çıkaran menfî görünümlü hususiyetlerin üstünü örter ve ayrıca kat kat faziletlerle donanırsınız.)” Bütün bunlar, Allah’ın (gerçeği gösteren) delilleri ve vahyettiği âyetlerindendir. Olur ki insanlar, üzerlerinde düşünüp ders alırlar.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Bayraktar Bayraklı = Ey Âdemoğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Takvâ elbisesi... İşte o daha hayırlıdır. Bunlar Allah'ın âyetlerindendir, belki düşünürler.[132]

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Bekir Sadak = Ey Insanogullari! Ayip yerlerinizi ortecek giyimlikle sizi susleyecek elbiseler gonderdik. Takva ortusu ise bunlardan daha hayirlidir. Allah'in bu ayetleri ogut almaniz icindir.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Celal Yıldırım = Ey Âdem oğulları! Size utanç yerlerinizi örtecek, elbise ve bir de süs elbisesi indirdik. Takva (Allah'tan korkup kötülüklerden sakınmak) elbisesi ise bunlardan daha hayırlıdır. İşte bu (nimetler) Allah'ın (yüce kudretine delâlet eden) belgelerdendir Olur ki düşünür de öğüt alırlar.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Cemal Külünkoğlu = Ey Âdemoğulları! “Size ayıp yerlerinizi örtecek bir giyimlikle, bir de sizi süsleyecek elbise gönderdik. Takva örtüsü (Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle yaşamak) ise daha hayırlıdır. Bunlar; Allah'ın ayetlerindendir. Olur ki insanlar düşünür de ders alırlar.”

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Diyanet İşleri (eski) = Ey İnsanoğulları! Ayıp yerlerinizi örtecek giyimlikle sizi süsleyecek elbiseler gönderdik. Takva örtüsü ise bunlardan daha hayırlıdır. Allah'ın bu ayetleri öğüt almanız içindir.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Diyanet Vakfi = Ey Âdem oğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattık. Takvâ elbisesi... İşte o daha hayırlıdır. Bunlar Allah'ın âyetlerindendir. Belki düşünüp öğüt alırlar (diye onları indirdi).

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Edip Yüksel = Adem oğulları, size, bedenimizi örtecek ve süsleyecek elbiseler hazırladık. Erdemlilik elbisesi ise daha hayırlıdır. Bunlar, ALLAH'ın işaretleridir, olur ki öğüt alırsınız.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ey Âdem oğulları! Bakın size çirkin yerlerinizi örtecek libas indirdik, hıl'at indirdik, fakat takvâ libası, o hepsinden hayırlı, bu işte Allâhın âyetlerinden, gerektir ki düşünür ıbret alırlar

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ey Adem oğulları, size çirkin yerlerinizi örtecek ve süs olacak giysi indirdik; fakat takva elbisesi hepsinden hayırlıdır. İşte bu, Allah'ın ayetlerindendir. Gerek ki, düşünüp ibret alırlar.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ey Âdemoğulları, size çirkin yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Hayırlı olan, takva elbisesidir. İşte bu(nlar), Allah'ın âyetlerindendir, belki düşünüp öğüt alırlar.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Gültekin Onan = Ey Ademoğulları, biz sizin çirkin yerlerinizi örtecek bir elbise size 'süs kazandıracak bir giyim' indirdik. Takva ile kuşanıp donanmak ise, bu daha hayırlıdır. Bu, Tanrı'nın ayetlerindendir. Umulur ki öğüt alıp düşünürler.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Harun Yıldırım = Ey Ademoğulları, sizin avret yerlerinizi örtecek bir elbise ve size süslenilecek giysi inidirdik. Takva elbisesi var ya, işte bu daha hayırlıdır. İşte bu Allah’ın ayetlerindendir; umulur ki öğüt alırlar.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Hasan Basri Çantay = Ey Âdem oğulları, size (şeytanın açmak istediği) çirkin yerlerinizi örtecek bir libâs, bir de giyib süsleneceğiniz bir libâs indirdik. Takvaa libâsı ise, o, daha hayırlıdır. Bu (libasların indirilmesi) Allahın (fazl-ü rahmetine delâlet eden) âyetlerinden (alâmetlerinden) dir. Tâki (insanlar) iyice düşünsünler (nimetlerinin kadrini bilsinler).

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Hayrat Neşriyat = Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek bir elbise ile (giyinip süsleneceğiniz) bir süs elbisesi indirdik. Bir de takvâ elbisesi ki, bu (hepsinden) daha hayırlıdır. Bu (maddî ve ma'nevî elbiseler), Allah’ın âyetlerindendir; tâ ki ibret alsınlar.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 İbni Kesir = Ey ademoğulları; size çirkin yerlerinizi örtecek bir giyimlikle, bir de sizi süsleyecek elbise gönderdik. Takva örtüsü ise daha hayırlıdır. Bunlar; Allah'ın ayetlerindendir. Belki onlar öğüt alırlar.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Kadri Çelik = Ey Âdemoğulları! Şüphesiz ayıp yerlerinizi örtecek elbise ve sizi süsleyecek giysi gönderdik. Takva örtüsü ise bunlardan daha hayırlıdır. Bunlar Allah'ın ayetlerindendir. Umulur ki öğüt alırlar.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Muhammed Esed = Ey Ademoğulları! Size yücelerden, hem çıplaklığınızı örtesiniz diye, hem de bir görkem-güzellik nesnesi olarak giyim kuşam (yapma bilgisini) bahşettik; ama Allaha karşı sorumluluk bilinci örtüsü her şeyin üstündedir. İşte bunda (da) Allahın ayetlerinden biri var ki, insanoğlu belki ders alır.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Mustafa İslamoğlu = Ey Ademoğulları! Size katımızdan, hem çıplaklığınızı örtmek hem de zarafet ve güzellik aracı olmak üzere giysi (yapma yeteneği) bahşettik; fakat takva elbisesi var ya: işte o en hayırlı olandır. Bunlar da Allah'ın ayetlerindendir; belki insanlar ders alırlar.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ey ademoğulları! Size çirkin yerlerinizi örtecek bir örtü ve bir de bir ziynet libası indirdik, takvâ libası ise o daha hayırlıdır. Bu, işte Allah Teâlâ'nın âyetlerindendir, umulur ki, bunu düşünürler.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Ömer Öngüt = Ey Âdemoğulları! Size utanç yerlerinizi örtecek bir elbise ve bir de süs elbisesi indirdik. Takvâ elbisesi ise bunlardan daha hayırlıdır. Bunlar Allah'ın âyetlerindendir. Belki düşünüp ibret alırlar.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Şaban Piriş = -Ey Ademoğulları, size ayıp yerlerinizi örtecek ve süs olacak bir elbise indirdik. Takva elbisesi ise daha hayırlıdır. İşte bu, Allah’ın ayetlerindendir. Ola ki düşünüp, öğüt alırlar.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Sadık Türkmen = “ey âdemoğullari (ve kızları!) Biz size ayıp (avret) yerlerinizi (içinizi) örtecek giysi ve (dış giysisi olarak da) giyinip süsleneceğiniz, bir elbise indirdik (yapma fikrini varettik/verdik). Takva elbisesi ise daha hayırlıdır. İşte bu, Allah’ın ayetlerindendir. Umulur ki, düşünüp öğüt alırlar.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Seyyid Kutub = Ey insanoğulları, size ayıp yerlerinizi örtecek ve süslenmenizi sağlayacak elbiseler gönderdik. Takva elbisesi bunlardan daha hayırlıdır. Bu Allah'ın ayetlerinden biridir. Ola ki, düşünüp ders alırlar.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Suat Yıldırım = "Ey Âdem’in evlatları! Bakın size edep yerlerinizi örteceğiniz giysi, süsleneceğiniz elbise indirdik. Fakat unutmayın ki en güzel elbise, takvâ elbisesidir. İşte bunlar Allah’ın âyetlerindendir. Olur ki insanlar düşünür de ders alırlar".

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Süleyman Ateş = Ey Âdem oğulları, size çirkin yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Korunma giysisi, en iyisidir. İşte bu(nlar), Allâh'ın âyetlerindendir, belki düşünüp öğüt alırlar.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Tefhim-ul Kuran = Ey Ademoğulları, biz sizin çirkin yerlerinizi örtecek bir elbise ve size 'süs kazandıracak bir giyim' indirdik (varettik) . Takva ile kuşanıp donanmak ise, bu daha hayırlıdır. Bu, Allah'ın ayetlerindendir. Umulur ki öğüt alıp düşünürler.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Ümit Şimşek = Ey Âdem oğulları! Çirkin yerlerinizi örtsün ve sizi süslesin diye Biz size elbise indirdik. Takvâ elbisesine gelince, işte bu en hayırlısıdır. Bunlar Allah'ın âyetleridir ki, düşünüp öğüt alsınlar diye indirilmiştir.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Ey ademoğulları! Size, çirkin yerlerinizi örtecek giysi ve süs kıyafeti indirdik. Ama takva giysisi en hayırlısıdır. İşte bu, Allah'ın ayetlerindendir. Düşünüp öğüt almaları umuluyor.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 İskender Ali Mihr = Ey Âdemoğulları! Sizlere ayıp yerlerinizi gizleyip örtecek elbise ve süslenecek şeyler (elbise) ve takva elbisesini indirdik. Bu daha hayırlıdır. İşte bu Allah’ın âyetlerindendir. Böylece onlar tezekkür ederler.

min âyâti allâhi

  A’râf / 26 -

 İlyas Yorulmaz = “Ey Adem oğulları! Çıplaklığınızı örtecek ve size güzellik katacak (giyinme) bilgileri indirdik. Kendinizi koruyacak doğru bilgileri (takva elbisesi) öğrenmeniz daha hayırlıdır. ” Bunlar Allah’ın ayetlerinden olup, umulur ki düşünürsünüz.

min âyâti allâhi

  Kehf / 17 -

 Diyanet İşleri = (Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah’ın mucizelerindendir. Allah, kime hidayet ederse işte o, doğru yolu bulandır. Kimi de şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.

min âyâti allâhi

  Kehf / 17 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Bir görseydin, güneş doğunca ışığı, mağaralarının içine değil de sağ tarafına vurmadaydı, batarken de sol tarafına ve onlar, mağaranın geniş bir yerindeydiler ve bu, Allah'ın delillerindendir. Allah, kimi doğru yola sevk ederse odur doğru yolu bulan ve kimi saptırırsa artık ona, kesin olarak doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.

min âyâti allâhi

  Kehf / 17 -

 Abdullah Parlıyan = Ve yıllarca güneşin doğarken, onların mağarasını sağ taraftan yalayıp geçtiğini, batarken de onlara dokunmadan sol yandan geçip gittiğini ve onların mağaranın genişce bir bölümünde bulunduğunu görürdün, Allah'ın ayetlerinden biriydi bu. Allah kime yol gösterirse, doğru yolu bulan odur, kimi de saptırırsa, artık ona kesin olarak doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.

min âyâti allâhi

  Kehf / 17 -

 Adem Uğur = (Resûlüm! Orada bulunsaydın) güneşi görürdün: Doğduğu zaman mağaralarının sağına meyleder; batarken de sol taraftan onlara isabet etmeden geçerdi. (Böylece) onlar (güneş ışığından rahatsız olmaksızın) mağaranın bir köşesinde (uyurlardı). İşte bu, Allah'ın âyetlerindendir. Allah kime hidayet ederse, işte o, hakka ulaşmıştır, kimi de hidayetten mahrum ederse artık onu doğruya yöneltecek bir dost bulamazsın.

min âyâti allâhi

  Kehf / 17 -

 Ahmed Hulusi = Güneş doğduğunda, mağaralarınının sağından döner. . . Gurubunda da sol taraflarından geçer. . . Onlar mağaranın geniş avlusu içindedirler. . . İşte bu, Allâh'ın işaretlerindendir. . . Allâh kime hidâyet ederse, işte o hakikate erdirilmiştir. . . Kimi de saptırmışsa artık onu aydınlatacak bir velî bulamazsın.

min âyâti allâhi

  Kehf / 17 -

 Ahmet Tekin = Rasûlüm, orada bulunsaydın, güneşle mağara arasındaki ilişkiyi görürdün. Güneş doğduğu zaman mağaranın sağ tarafına yöneliyor, batarken de sol taraftan onları makaslayıp geçiyordu. Böylece onlar güneş ışığından rahatsız olmaksızın, mağaranın geniş bir yerinde uyuyorlardı. İşte bu Allah’ın kudretini gösteren delillerdendir. Allah, kimlere hak yolu aydınlatıcı bilgiler lütfederse, onlar doğru yolu bulup tercih eder. Kimlerin de hak yoldan uzaklaşmalarına, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihlerine özgürlük tanırsa, artık onu doğru yola sevkedecek bir dost bulamazsın.

min âyâti allâhi

  Kehf / 17 -

 Ahmet Varol = Güneşin, doğduğunda onların mağaralarının sağ tarafına yöneldiğini battığında da onların sol yanlarını kesip geçtiğini görürsün. Kendileri ise oranın geniş bir yerindedirler. Bu Allah'ın ayetlerindendir. Allah kimi doğru yola iletirse o doğru yoldadır. Kimi de saptırırsa onun için doğru yola iletici bir dost bulamazsın.

min âyâti allâhi

  Kehf / 17 -

 Ali Bulaç = (Onlara baktığında) Görürsün ki, güneş doğduğunda mağaralarına sağ yandan yönelir, battığında onları sol yandan keser geçerdi ve onlar da onun (mağaranın) geniş boşluğundalardı. Bu, Allah'ın ayetlerindendir. Allah, kime hidayet verirse, işte hidayet bulan odur, kimi saptırırsa onun için asla doğru yolu gösterici bir veli bulamazsın.

min âyâti allâhi

  Kehf / 17 -

 Ali Fikri Yavuz = (Ey Rasûlüm, bir baksaydın) görürdün ki, güneş doğduğu zaman, mağaranın sağ tarafına yönelir (ışınları onlara zarar vermez); battığı zaman da, onları sol taraftan terkederdi, Onlar, mağaranın geniş bir yerinde idiler. İşte bu, Allah’ın mûcizelerindendir. Allah’ın hidayet ettiği kimse, o, doğru yol üzeredir. Şaşırttığı kimse için de, asla doğru yolu gösterici bir yardımcı bulamazsın.

min âyâti allâhi

  Kehf / 17 -

 Ali Ünal = (Mağaraya girdiler ve derin bir uykuya daldılar). Onlara baksaydın görürdün ki, güneş doğduğu zaman içinde bulundukları mağaranın sağından dolaşıyor, batarken sol taraftan onları makaslıyordu; onlar ise, mağaranın tam içinde geniş bir alanda idiler. Onların bu durumu, Allah’ın âyetlerindendir. Allah kimi doğru yola iletirse doğru yolda olan sadece odur. Kimi de saptırırsa, artık onun için doğruyu gösterecek bir dost, bir sahip bulamazsın.