Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Diyanet İşleri = Cehennem ehli oldukları açıkça kendilerine belli olduktan sonra, -yakınları da olsalar- Allah’a ortak koşanlar için af dilemek ne Peygambere yaraşır, ne de mü’minlere.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Şüphesiz olarak cehennem ehli oldukları kendilerince bilindikten sonra akrabâ bile olsalar Peygamberin ve inananların, müşriklerin yarlıganmalarına duâ etmeleri yakışmaz.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Abdullah Parlıyan = Allah'tan başkalarına ilahlık yakıştıran kimselerin cehennemlik oldukları besbelli olduktan sonra, yakın akrabalar olsa bile, onların bağışlanmalarını dilemek, artık ne peygambere, ne de iman edenlere yakışır.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Adem Uğur = (Kâfir olarak ölüp) cehennem ehli oldukları onlara açıkça belli olduktan sonra, akraba dahi olsalar, (Allah'a) ortak koşanlar için af dilemek ne peygambere yaraşır ne de inananlara.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Ahmed Hulusi = Ne En Nebi'ye ne de iman edenlere, akraba dahi olsalar, ateş ehli oldukları açıkça belli olduktan sonra şirk koşanlar için bağışlanma dilemeleri olur şey değil (zira "Allâh şirki bağışlamaz")! ( Açıklaması şudur: Allah kişinin beyninde öyle bir sistem oluşturmuştur ki; o sisteme göre şirk düşüncesi yani bir dışsal varlığa tapınma hâli yaşayan beyin kendi yapısında bulunan ilahî kuvvetleri harekete geçirme yetisinden mahrum kalır. )

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Ahmet Tekin = Kâfir olarak öldükleri için kaynayan köpüren Cehennem azâbına maruz oldukları, kendilerince de açıkça bilinen kimseler, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah’a şirk koşanlar için akraba dahi olsalar bağışlanmalarını, koruma kalkanına alınmalarını dilemek peygamber için de, iman edenler için de mümkün değildir.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Ahmet Varol = Cehennemlik oldukları belli olduktan sonra, akraba bile olsalar Allah'a ortak koşanlar için mağfiret dilemek Peygambere ve mü'minlere yaraşmaz.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Ali Bulaç = Kendilerine onların gerçekten çılgın ateşin arkadaşları oldukları açıklandıktan sonra -yakınları dahi olsa- müşrikler için bağışlanma dilemeleri peygambere ve iman edenlere yaraşmaz.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Ali Fikri Yavuz = Müşriklerin cehennemlik oldukları (küfür üzere öldükleri) müminlere belli olduktan sonra-bunlar akraba bile olsalar- artık onlar için, ne Peygamberin, ne de mümin olanların mağfiret dilemeleri yoktur.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Ali Ünal = Şirk içinde ölüp de o Kızgın Alevli Ateş’in yoldaşları oldukları kendilerine belli olduktan sonra, akraba bile olsalar böyle müşrikler için Allah’tan bağışlanma dilemek, ne Peygamber’in, ne de mü’minlerin yapacağı bir iştir.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Bayraktar Bayraklı = Cehennem halkı oldukları belli olduktan sonra akraba bile olsalar, Allah'a ortak koşanlar için af dilemek, ne peygamberin ne de müminlerin yapacağı bir iştir.[183]

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Bekir Sadak = Cehennemlik olduklari anlasildiktan sonra, akraba bile olsalar, puta tapanlar icin magfiret dilemek Peygamber'e ve muminlere yarasmaz.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Celal Yıldırım = Müşriklerin Cehennemlik oldukları besbelli anlaşıldıktan sonra, hısım da olsalar, Peygamberin ve imân edenlerin onlar için istiğfar etmeleri uygun olmaz.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Cemal Külünkoğlu = Akraba bile olsalar, cehennemlik oldukları belli olduktan sonra müşrikler için Allah'tan af dilemek, peygambere de müminlere de yakışmaz.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Diyanet İşleri (eski) = Cehennemlik oldukları anlaşıldıktan sonra, akraba bile olsalar, puta tapanlar için mağfiret dilemek Peygamber'e ve müminlere yaraşmaz.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Diyanet Vakfi = (Kâfir olarak ölüp) cehennem ehli oldukları onlara açıkça belli olduktan sonra, akraba dahi olsalar, (Allah'a) ortak koşanlar için af dilemek ne peygambere yaraşır ne de inananlara.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Edip Yüksel = Akraba bile olsalar, ne peygamber, ne de inananlar, cehennem halkı oldukları kendilerine belli olduktan sonra ortak koşanlar için bağışlanma dileyemez.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ne Peygambere ne iyman edenlere, akrıba bile olsalar Cehennemlik oldukları onlara tebeyyün ettikten sonra müşrikler için istiğfar etmek yoktur

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ne peygambere, ne iman edenlere, akraba bile olsalar, cehennemlik oldukları iyice belli olduktan sonra müşrikler için af dilemek olmaz.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ne peygambere, ne iman edenlere akraba bile olsalar cehennemlik oldukları iyice belli olduktan sonra müşriklere istiğfar etmek yoktur.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Gültekin Onan = Kendilerine onların gerçekten çılgın ateşin arkadaşları oldukları açıklandıktan sonra -yakınları dahi olsa- müşrikler için bağışlanma dilemeleri peygambere ve inananlara yaraşmaz.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Harun Yıldırım = Kendilerine onların çılgın ateşlikler oldukları açıklandıktan sonra –yakınları dahi olsa müşrikler için bağışlanma dilemeleri Nebiye de iman edenlere de yaraşmaz.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Hasan Basri Çantay = Müşriklerin, o çılgın ateşin yârânı (cehennemlik) oldukları muhakkak meydana çıkdıkdan sonra, artık onların lehine, velev hısım olsunlar, ne peygamberin, ne de mü'min olanların istiğfaar etmeleri doğru değildir.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Hayrat Neşriyat = Hakikaten onların, Cehennem ehli oldukları kendilerine belli olduktan sonra, akrabâ bile olsalar, ne peygamberin ne de îmân edenlerin, müşrikler için mağfiret dilemeleri(doğru) olmaz!

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 İbni Kesir = Cehennem ashabı oldukları muhakkak meydana çıktıktan sonra, akraba bile olsalar, müşrikler için mağfiret dilemek peygambere ve mü'minlere yaraşmaz.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Kadri Çelik = Peygambere ve müminlere, akraba bile olsalar Cehennem ehli oldukları anlaşıldıktan sonra şirk koşanlar için mağfiret dilemek yaraşmaz.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Muhammed Esed = (Günah içinde ölen) kimselerin cehennemlik olduğu kendilerine açıklandıktan sonra, yakın akraba olsalar bile, Allah'tan başkasına tanrılık yakıştıran kimselerin bağışlanmasını dilemek artık ne Peygamber'e yaraşır, ne de imana erişenlere.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Mustafa İslamoğlu = (Küfre saplanarak ölenlerin) cehennemlik olduğu kendilerine açıklandıktan sonra, müşrikler için -isterse yakın akrabalık bağları bulunsun- Allah'tan af dilemek, ne Peygamber'e ne de iman eden kimselere hiç yakışık almaz.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Peygamber için ve imân edenler için muvafık değildir ki, müşrikler hakkında mağfiret talebinde bulunsunlar, velev ki, karabet sahipleri olsunlar. Onların cehennem ashâbı oldukları kendilerine tebeyyün ettikten sonra.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Ömer Öngüt = Cehennem ehli oldukları onlara apaçık belli olduktan sonra, akraba bile olsalar, müşrikler için af dilemek Peygamber'e ve müminlere yaraşmaz.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Şaban Piriş = Cehennemlik oldukları anlaşıldıktan sonra, akraba bile olsalar müşrikler için bağışlanma dilemek Peygambere ve iman edenlere yaraşmaz.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Sadık Türkmen = Cehennem ehli oldukları, kendilerine kesin olarak belli olduktan sonra; yakınları da olsalar Allah’a ortak koşanlar için af dilemek, ne Peygambere yaraşır, ne de Müminlere!

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Seyyid Kutub = Akraba bile olsalar, cehennemlik oldukları belli olduktan sonra puta tapanlar için Allah'dan af dilemek, ne peygambere ve ne de mü'minlere yakışmaz.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Suat Yıldırım = Kâfir olarak ölüp cehennemlik oldukları kendilerine belli olduktan sonra,akraba bile olsalar, müşriklerin affedilmelerini istemek, ne Peygamberin, ne de müminlerin yapacağı bir iş değildir.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Süleyman Ateş = Akrabâ bile olsalar, cehennem halkı oldukları belli olduktan sonra (Allah'a) ortak koşanlar için mağfiret dilemek; ne peygamberin, ne de inananların yapacağı bir iş değildir.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Tefhim-ul Kuran = Kendilerine onların gerçekten çılgın ateşin arkadaşları oldukları açıklandıktan sonra -yakınları dahi olsa- müşrikler için bağışlanma dilemeleri peygambere ve iman edenlere yaraşmaz.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Ümit Şimşek = Cehennemlik oldukları açığa çıktıktan sonra, akraba bile olsalar, müşrikler için Allah'tan af dilemek ne Peygambere, ne de mü'minlere yakışmaz.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Akraba bile olsalar, cehennem halkı oldukları açıkça belli olduktan sonra müşrikler için af dilemek ne peygambere yakışır ne de iman edenlere.

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 İskender Ali Mihr = Bir nebînin ve âmenû olan kimselerin, müşrikler için, cehennem ehli oldukları onlara açıkça belli olduktan sonra yakınları bile olsa mağfiret dilemeleri olmaz (uygun değildir).

mâ tebeyyene

  Tevbe / 113 -

 İlyas Yorulmaz = Bir peygamber ve inananlar için, yakın akrabaları da olsa, inandığı ve yaptıklarından dolayı, onların cehenneme girecekleri kesin ve açıkça belli olduktan sonra, onlar için Rablerinden bağışlanma dilemeleri mümkün değildir.

mâ tebeyyene

  Muhammed / 25 -

 Diyanet İşleri = Kendileri için hidayet yolu belli olduktan sonra gerisingeri dönenleri, şeytan aldatıp peşinden sürüklemiş ve kendilerini boş ümitlere düşürmüştür.

mâ tebeyyene

  Muhammed / 25 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Gerisin geriye, hem de doğru yol, kendilerince apaçık anlaşıldıktan sonra, eski dinlerine dönenlere gelince: Şeytan, yanlış hareketlerini, kendilerine bezemektedir ve onları, uzun uzun dileklere düşürmektedir.

mâ tebeyyene

  Muhammed / 25 -

 Abdullah Parlıyan = Hidayet ve doğru yol kendilerine açıklandıktan sonra, gerisin geriye dönüp hak dinden dönenlere ise, şeytan yaptıklarını güzel göstermiş ve onları boş umutlara boğmuştur.

mâ tebeyyene

  Muhammed / 25 -

 Adem Uğur = Şüphesiz ki, kendilerine doğru yol belli olduktan sonra, arkalarına dönenleri, şeytan sürüklemiş ve kendilerine ümit vermiştir.

mâ tebeyyene

  Muhammed / 25 -

 Ahmed Hulusi = Hakikat kendilerine apaçık zâhir olduktan sonra arkalarına dönenlere (ikiyüzlülere) gelince, şeytan (saptırıcı fikirleri) onlara (bu yaptıklarını) sevdirmiş, onları boş ümitlerle oyalamıştır.

mâ tebeyyene

  Muhammed / 25 -

 Ahmet Tekin = Doğru, hak yol, Allahın kitap ve peygamberle gösterdiği yol, kendilerine açıkça belli olduktan sonra, gerisin geri, İslâm dışı hayatlarına küfre dönenlere, şeytan, şeytan tıynetli ahlâksız azgınlar, şeytanî güçler kötülüklerini güzel göstermiş, onları tûl ü emele, olmayacak isteklere sevketmiştir.

mâ tebeyyene

  Muhammed / 25 -

 Ahmet Varol = Kendilerine doğru yol belli olduktan sonra arkalarına dönenlere şeytan teşvikte bulunmuş ve onları uzun emellere kaptırmıştır.

mâ tebeyyene

  Muhammed / 25 -

 Ali Bulaç = Şüphesiz, kendilerine hidayet açıkça belli olduktan sonra, gerisin geri (küfre) dönenleri, şeytan kışkırtmış ve uzun emellere kaptırmıştır.

mâ tebeyyene

  Muhammed / 25 -

 Ali Fikri Yavuz = Muhakkak ki, kendilerine hak belli olduktan sonra arkalarına (eski küfürlerine ve bâtıl dinlerine) dönenlere şeytan teşvikte bulunmuş ve kendilerini uzun boylu emellere düşürmüştür.

mâ tebeyyene

  Muhammed / 25 -

 Ali Ünal = Kendilerine doğru yol apaçık belli olduktan sonra gerisin geri Din’den çıkanları şeytan iğfal etmiştir. Onları uzun emellere, dünyevî beklentilere düşürmüştür.