Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
mâ lâ ta’lemûne
Diyanet İşleri = “Ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum ve size nasihat ediyorum. Sizin bilmediğiniz şeyleri de Allah tarafından gelen vahiy ile biliyorum.”
mâ lâ ta’lemûne
Abdulbaki Gölpınarlı = Rabbimin bildirdiği haberleri size tebliğ etmede ve size öğüt vermedeyim ve Allah bana bildiriyor da sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum ben.
mâ lâ ta’lemûne
Abdullah Parlıyan = Rabbimin haberlerini bildiriyor, öğütler veriyorum size. Çünkü ben, Allah'ın bana vahiyle bildirmesi sayesinde, sizin bilmediğinizi biliyorum.
mâ lâ ta’lemûne
Adem Uğur = Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve ben sizin bilmediklerinizi Allah'tan (gelen vahiy ile) biliyorum.
mâ lâ ta’lemûne
Ahmed Hulusi = "Rabbimin risâletlerini size tebliğ ediyorum. . . Sizin hayrınıza konuşuyorum; (çünkü) Allâh'tan (gelen ilimle) sizin bilmediklerinizi biliyorum. "
mâ lâ ta’lemûne
Ahmet Tekin = 'Size, Rabbimin vahy ile bildirdiği, tebliğ ile sorumlu tuttuğu hükümleri tebliğ ediyorum. Size nasihat ediyorum. Sizin bilemeyeceğiniz, bana Allah tarafından bildirilen şeyleri biliyorum.'
mâ lâ ta’lemûne
Ahmet Varol = Size, Rabbimin vahiyle bildirdiklerini ulaştırıyorum, size öğüt veriyorum ve ben Allah katından sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum.
mâ lâ ta’lemûne
Ali Bulaç = "Size Rabbimin risaletini tebliğ ediyorum. (Ayrıca) Size öğüt veriyor ve sizin bilmediklerinizi ben Allah'tan biliyorum."
mâ lâ ta’lemûne
Ali Fikri Yavuz = Size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum; ve size öğüt veriyorum. Allah’dan gelen vahy ile, sizin bilemiyeceklerinizi biliyorum.
mâ lâ ta’lemûne
Ali Ünal = “Size Rabbimin mesajlarını tebliğ ediyor ve nasihatta bulunuyorum; sizden farklı olarak, Allah’ın vahiy yoluyla bana öğrettiği, fakat sizin bilemeyeceğiniz gerçekleri biliyorum.
mâ lâ ta’lemûne
Bayraktar Bayraklı = “Size Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve Allah tarafından, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum.”
mâ lâ ta’lemûne
Bekir Sadak = (61-63) «Ey milletim! Bende bir sapiklik yoktur, ancak ben alemlerin Rabbinin peygamberiyim, Rabbimin sozlerini size bildiriyor, ogut veriyorum. Sizin bilmediginizi Allah katindan ben biliyorum. Sakinmanizi ve boylece merhamete ugramanizi saglamak uzere sizi uyramak icin aranizdan biri vasitasiyla Rabbinizden size haber gelmesine mi sasiyorsunuz?» dedi.
mâ lâ ta’lemûne
Celal Yıldırım = Rabbimin vahyettiği buyrukları size teblîğ ediyor, size öğüt veriyorum ve ben sizin bilmediğinizi Allah'tan (vahiy yoluyla alıp) biliyorum.
mâ lâ ta’lemûne
Cemal Külünkoğlu = “Size Rabbimin mesajlarını iletiyorum, size öğüt veriyorum ve Allah'tan gelen vahiy sayesinde sizin bilmediğinizi biliyorum.”
mâ lâ ta’lemûne
Diyanet İşleri (eski) = (61-63) 'Ey milletim! Bende bir sapıklık yoktur, ancak ben Alemlerin Rabbinin peygamberiyim, Rabbimin sözlerini size bildiriyor, öğüt veriyorum. Sizin bilmediğinizi Allah katından ben biliyorum. Sakınmanızı ve böylece merhamete uğramanızı sağlamak üzere sizi uyarmak için aranızdan biri vasıtasıyla Rabbinizden size haber gelmesine mi şaşıyorsunuz?' dedi.
mâ lâ ta’lemûne
Diyanet Vakfi = Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve ben sizin bilmediklerinizi Allah'tan (gelen vahiy ile) biliyorum.
mâ lâ ta’lemûne
Edip Yüksel = 'Size Rabbimin mesajını iletiyor ve size öğüt veriyorum. Sizin bilmediklerinizi ALLAH aracılığıyla biliyorum.'
mâ lâ ta’lemûne
Elmalılı Hamdi Yazır = size rabbimin risaletlerini tebliğ ediyorum ve size nasıhat ediyorum ve Allâhdan sizin bilemiyeceklerinizi biliyorum
mâ lâ ta’lemûne
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Size, Rabbimin mesajlarını iletiyorum, size öğüt veriyorum ve ben Allah'tan gelen vahy ile sizin bilmeyeceklerinizi biliyorum.
mâ lâ ta’lemûne
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = «Size Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve Allah tarafından, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum.»
mâ lâ ta’lemûne
Gültekin Onan = "Size rabimin risaletini tebliğ ediyorum. (Ayrıca) Size öğüt veriyor ve sizin bilmediklerinizi ben Tanrı'dan biliyorum."
mâ lâ ta’lemûne
Harun Yıldırım = “Size Rabbimin risaletini tebliğ ediyorum ve size öğüt veriyorum. Çünkü ben Allah’tan sizin bilmediğinizi biliyorum.”
mâ lâ ta’lemûne
Hasan Basri Çantay = «Size Rabbimin vahyetdiklerini tebliğ ediyorum, sizin iyiliğinizi istiyorum. Ben sizin bilmeyeceklerinizi de Allahdan (gelen vahy ile) biliyorum».
mâ lâ ta’lemûne
Hayrat Neşriyat = 'Size Rabbimin (vahiy olarak) gönderdiklerini teblîğ ediyorum; hem size nasîhat ediyorum ve Allah tarafından (gelen vahiyle), sizin bilemeyeceğiniz şeyleri biliyorum.'
mâ lâ ta’lemûne
İbni Kesir = Rabbımın vahyettiklerini size bildiriyorum. Ve size öğüt veriyorum. Ben sizin bilmediğinizi de Allah katından biliyorum.
mâ lâ ta’lemûne
Kadri Çelik = “Rabbimin sözlerini size bildiriyor, sizin iyiliğinizi diliyorum. Allah tarafından, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum.”
mâ lâ ta’lemûne
Muhammed Esed = Rabbimin haberlerini bildiriyor, öğütler veriyorum size: çünkü ben, Allahın bana (vahiyle) bildirmesi sayesinde sizin bilmediğinizi biliyorum.
mâ lâ ta’lemûne
Mustafa İslamoğlu = Size Rabbimin mesajlarını tebliğ ediyor ve öğüt veriyorum; çünkü ben Allah'tan gelen (vahiy) sayesinde sizin bilmediklerinizi biliyorum.
mâ lâ ta’lemûne
Ömer Nasuhi Bilmen = «Size Rabbimin risâletlerini (dinine ait hükümleri) tebliğ ediyorum ve sizin için hayırhâh bulunuyorum ve ben Allah Teâlâ'dan sizin bilmediklerinizi biliyorum.»
mâ lâ ta’lemûne
Ömer Öngüt = “Size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum ve size öğüt veriyorum. Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum. ”
mâ lâ ta’lemûne
Şaban Piriş = Size, Rabbimin gönderdiklerini bildiriyor, sizin iyiliğinizi istiyorum. Ben, Allah’ın bildirmesi ile sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum.
mâ lâ ta’lemûne
Sadık Türkmen = Rabbimin gönderdiklerini size iletiyorum, size nasihat ediyorum. Allah tarafından gelen vahiyle, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum.
mâ lâ ta’lemûne
Seyyid Kutub = Size Rabbimin mesajlarını iletiyorum, size öğüt veriyorum ve Allah'dan gelen vahiy sayesinde sizin bilmediğinizi biliyorum.»
mâ lâ ta’lemûne
Suat Yıldırım = (61-63) "Ey halkım! dedi, bende hiçbir sapıklık yok, fakat ben Rabbülâlemin tarafından size bir elçiyim. Size Rabbimin mesajlarını tebliğ ediyorum, size öğüt veriyorum ve Allah tarafından gelen vahiy sayesinde, sizin bilemeyeceğiniz şeyleri biliyorum." "Kötülüklerden korunup Allah’ın merhametine nâil olmanız için, içinizden sizi uyaracak bir adam vasıtasıyla, Rabbinizden size bir buyruk gelmesine mi şaşıyorsunuz?"
mâ lâ ta’lemûne
Süleyman Ateş = "Size Rabbimin mesajlarını duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve Allâh tarafından, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum."
mâ lâ ta’lemûne
Tefhim-ul Kuran = «Size Rabbimin risaletini tebliğ ediyorum. (Ayrıca) Size öğüt veriyor ve sizin bilmediklerinizi ben Allah'tan biliyorum.»
mâ lâ ta’lemûne
Ümit Şimşek = 'Rabbimin gönderdiklerini size tebliğ ediyor ve size öğüt veriyorum. Ve Allah tarafından bana verilen ilimle, sizin bilmediklerinizi biliyorum.
mâ lâ ta’lemûne
Yaşar Nuri Öztürk = "Size Rabbimin vahiylerini tebliğ ediyorum, size öğüt veriyorum. Allah'ın yardımıyla, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum."
mâ lâ ta’lemûne
İskender Ali Mihr = Size Rabbimin risalelerini (gönderdiklerini) tebliğ ediyorum (ulaştırıyorum). Ve size nasihat ediyorum (öğüt veriyorum). Ve sizin bilmediğiniz şeyleri ben Allah’tan öğreniyorum (biliyorum).
mâ lâ ta’lemûne
İlyas Yorulmaz = “Ben size Rabbimin mesajlarını bildiriyorum, size öğüt veriyorum ve sizin bilmediklerinizi Allah dan gelen bir bilgi ile biliyorum” dedi.
mâ lâ ta’lemûne
Diyanet İşleri = De ki: “Rabbim ancak, açık ve gizli çirkin işleri, günahı, haksız saldırıyı, hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah’a ortak koşmanızı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.”
mâ lâ ta’lemûne
Abdulbaki Gölpınarlı = De ki: Rabbin ancak açığa vurulabilen ve gizlenen kötülüklerle günahı, haksız yere isyan etmeyi ve hiçbir delil indirmediği halde Allah'a şirk koşmanızı ve bilmediğiniz şeyleri tutup Allah'a isnâd ederek söylemenizi harâm etmiştir.
mâ lâ ta’lemûne
Abdullah Parlıyan = De ki: Doğrusu Rabbim; yalnızca açık ya da gizli, utanç verici davranışları, günahın her çeşidini, başkasının elindekine haksız olarak göz dikmeyi, Allah'tan başkasına hakkında hiçbir delil indirmediği halde, tanrısal nitelikler yakıştırmanızı ve bilmediğiniz şeyi Allah'a karşı söylemenizi haram kılmıştır.
mâ lâ ta’lemûne
Adem Uğur = De ki: Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi, Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.
mâ lâ ta’lemûne
Ahmed Hulusi = De ki: "Gerçek şu ki, Rabbim sadece şunları haram kılmıştır: Fuhşiyatın açık ve gizli olanını; ismi (Allâh indînde suç olanları); bağyi (başkalarındaki güzelliklere göz dikip ele geçirme hırsını); ortak koşmanız için, hakkında hiçbir delil olmayan şeyi şirk koşmanızı ve Allâh üzerine bilmediğiniz şeyleri konuşmanızı. "
mâ lâ ta’lemûne
Ahmet Tekin = 'Rabbim, büyük günahları meşrû olmayan şehevî fiilleri, gayri meşrû ilişkileri, bunların açıktan yapılanını, alenîsini ve gizlisini bilerek günah işlemeyi; haklı bir sebep ortada yokken saldırmayı ve baskı yapmayı; hak etmeden, başkasının elindekine göz dikmeyi ve zulmü; hakkında ferman indirmediği, yetki vermediği bir şeyi, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah’a ortak koşmanızı; Allah adına bilemeyeceğiniz şeyleri söylemenizi haram kıldı, yasakladı.' de.
mâ lâ ta’lemûne
Ahmet Varol = De ki: 'Rabbim ancak, gizli olsun açık olsun bütün hayasızlıkları, günah işlemeyi, haksız yere taşkınlık etmeyi, hakkında bir delil indirmediği bir şeyi Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.'
mâ lâ ta’lemûne
Ali Bulaç = De ki: "Rabbim yalnızca çirkin-hayasızlıkları -onlardan açıkta olanlarını ve gizli olanlarını,- günah işlemeyi, haklı nedeni olmayan 'isyan ve saldırıyı' kendisi hakkında ispatlayıcı bir delil indirmediği şeyi Allah'a şirk koşmanızı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır."
mâ lâ ta’lemûne
Ali Fikri Yavuz = De ki, Rabbim şunları haram etti. Bütün fuhşiyyatı (küfür ve nifakı), açığını ve gizlisini, her türlü günahı, haksız isyanı ve Allah’a, hiç bir zaman bir bürhan indirmediği herhangi bir şeyi ortak koşmanızı ve bilmediğiniz şeyleri Allah’a isnad etmenizi.
mâ lâ ta’lemûne
Ali Ünal = De ki: “Rabbim, ancak açığıyla gizlisiyle (zina, eşcinsellik ve namuslu kadınlara iftira gibi) bütün yüz kızartıcı çirkin işleri, günah olduğunda şüphe bulunmayan (içki ve her türlü şans oyunlarını; kan, leş, domuz eti gibi yiyecekleri; rüşvet, gasp, yolsuzluk, hırsızlık gibi muameleleri); (Din’e, cana, mala, ırza, akla) karşı işlenmiş ve haksızlığında şüphe olmayan her türlü tecavüzü; Allah’ın, (güya ilâh ve ma’bud kabûl edilebileceklerine dair) haklarında herhangi bir delil indirmesi asla mümkün bulunmayan birtakım nesneleri O’na ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz ve ilme dayanmayan yakışıksız sözler söyleyip gerçek dışı iddialarda bulunmanızı haram kılmıştır.”