Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Diyanet İşleri = Allah’ın izni olmaksızın hiçbir musibet başa gelmez. Kim Allah’a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya iletir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Hiçbir felâket, Allah'ın izni olmadıkça gelip çatmaz ve kim inanırsa Allah'a, o da, onun gönlüne doğru yolu ilhâm eder ve Allah, her şeyi bilir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Abdullah Parlıyan = Allah'ın izni olmadıkça insanın canına, malına hiçbir musibet gelmez. Kim Allah'a inanırsa O da onun gönlüne doğru yolu ilham eder. Allah herşeyi hakkıyla bilendir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Adem Uğur = Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya götürür. Allah her şeyi bilendir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Ahmed Hulusi = Bi-iznillâh (Allâh'ın, hakikatin olan Esmâ'sı elvermedikçe) hiçbir musîbet isâbet etmez! Kim hakikatinin Allâh Esmâ'sı olduğuna iman ederse, ona şuurunda hakikati yaşatır! Allâh Bi-küllî şey'in (Esmâ'sıyla her şeyde olarak) Aliym'dir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Ahmet Tekin = Allah’ın koyduğu düzenin yasalarına uygun olarak iradesi tecelli etmeden kimsenin başına bir musibet, bir belâ, bir felâket gelmez. Kim Allah’a, Allah’ın izni olmadan başına bir felâket gelmeyeceğine iman ederse, Allah sabırlı davranma ve haline razı olma konusunda onun kalbine, aklına aydınlık ve ferahlık verir. Her şey Allah’ın ilmi, planı, iradesi dâhilinde gerçekleşmektedir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Ahmet Varol = Allah'ın izni olmadan hiçbir musibet gelip çatmaz. Kim Allah'a iman ederse (Allah) onun kalbine hidayet verir. Allah her şeyi bilendir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Ali Bulaç = Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet (hiç kimseye) isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, onun kalbini hidayete yöneltir. Allah, her şeyi bilendir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Ali Fikri Yavuz = Allah’ın izni olmayınca, hiç bir musibet başa gelmez. Kim de Allah’a iman ederse, Allah onun kalbine hidayet verir. Allah her şeyi (noksansız) bilendir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Ali Ünal = Başa gelen her musibet mutlaka Allah’ın izin vermesiyledir. Kim içten ve şuurlu olarak Allah’a iman ederse, Allah onun kalbini doğruya ve gerçeği idrake açar. Allah, her şeyi hakkıyla bilir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Bayraktar Bayraklı = Allah'ın izni olmadıkça hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, Allah onun kalbini doğruya götürür. Allah her şeyi bilendir.[649]

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Bekir Sadak = Basa gelen hicbir musibet Allah'in izni olmaksizin olamaz; Allah'a kim inanirsa onun gonlunu dogruya yoneltir. Allah herseyi bilendir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Celal Yıldırım = Hiçbir musîbet, Allah'ın izni olmadan .başa gelip çatmaz. Kim, Allah'a imân ederse, Allah, onun kalbini doğruya çevirir. Allah herşeyi bilendir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Cemal Külünkoğlu = Allah'ın izni olmaksızın hiçbir kötülük başa gelmez. Kim Allah'a inanırsa, (Allah) onun kalbini doğruya iletir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Diyanet İşleri (eski) = Başa gelen hiçbir musibet Allah'ın izni olmaksızın olamaz; Allah'a kim inanırsa onun gönlünü doğruya yöneltir. Allah herşeyi bilendir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Diyanet Vakfi = Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya götürür. Allah her şeyi bilendir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Edip Yüksel = Başa ne gelirse ALLAH'ın izniyledir. Kim ALLAH'a inanırsa, gönlüne yön gösterir. ALLAH her şeyi bilendir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Allahın izni olmayınca hiçbir musîbet isabet etmez, her kim de Allaha iyman ederse o onun kalbine hidayet verir ve Allah her şey'i bilir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Allah'ın izni olmadan hiçbir musibet başa gelmez, her kim de Allah'a iman ederse, O, onun kalbine hidayet verir. Allah herşeyi bilir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Allah'ın izni olmayınca hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya götürür. Allah her şeyi bilendir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Gültekin Onan = Tanrı'nın izni olmaksızın hiçbir musibet (hiç kimseye) isabet etmez. Kim Tanrı'ya inanırsa, onun kalbini hidayete yöneltir. Tanrı her şeyi bilendir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Harun Yıldırım = Allah’ın izni olmadıkça hiçbir musibet gelip çatmaz. Kim Allah’a iman ederse, onun kalbini hidayete yöneltir. Şüphesiz Allah her şeyi en iyi bilendir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Hasan Basri Çantay = Allahın izni olmayınca hiçbir musîybet (gelib) çatmaz. Kim Allaha îman ederse (Allah) onun kalbini doğruya götürür. Allah herşey'i hakkıyle bilendir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Hayrat Neşriyat = Hiçbir musîbet Allah’ın izni olmadıkça isâbet etmez. O hâlde kim Allah’a îmân ederse, (Allah) onun kalbine hidâyet (musîbete karşı sabır) verir. Çünki Allah, herşeyi hakkıyla bilendir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 İbni Kesir = Allah'ın izni olmadıkça hiç bir musibet isabet etmez. Kim de Allah'a inanırsa; onun kalbini doğruya götürür. Ve Allah; her şeyi bilendir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Kadri Çelik = Allah'ın izni olmaksızın hiç bir musibet (hiç kimseye) isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, onun kalbini hidayete yöneltir. Allah, her şeyi bilendir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Muhammed Esed = Allah'ın izni olmadıkça (insanın) başına hiçbir musibet gelmez. O halde, kim Allah'a inanırsa kendi kalbini (bu hakikate) açmış olur ve Allah her şeyi bilendir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Mustafa İslamoğlu = Allah'ın izni olmadıkça, (insanın) başına hiçbir musibet gelmez; ve her kim Allah'a inanıp güvenirse, O onun (akleden) kalbine rehberlik eder: zira Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Allah'ın izni olmadıkça musibetten bir şey isabet etmez ve her kim Allah'a imân ederse kalbini hidâyete erdirir ve Allah her şeyi bilendir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Ömer Öngüt = Allah'ın izni olmayınca hiçbir musibet isabet etmez. Kim de Allah'a inanırsa ona hidayet eder, gönlünü doğruya yöneltir. Allah her şeyi bilendir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Şaban Piriş = Hiçbir musibet, Allah’ın izni olmadıkça isabet etmez. Kim, Allah’a iman ederse Allah onun kalbine hidayet verir. Allah, her şeyi bilir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Sadık Türkmen = Allah’ın izni/onayı olmaksızın, hiçbir musibet başa gelmez. Kim Allah’a inanmak isterse/inanırsa, Allah onun kalbini hidayete/doğruya iletir. Allah herşeyi bilir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Seyyid Kutub = Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya götürür. Allah her şeyi bilendir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Suat Yıldırım = Allah’ın izni olmaksızın hiçbir musîbet başa gelmez. Kim Allah’ı tasdik ederse, Allah onun kalbini hakka ve doğruya açar. Allah her şeyi hakkıyla bilir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Süleyman Ateş = Başa gelen her musibet Allâh'ın izniyledir. Kim Allah'a inanırsa (Allâh) onun kalbini doğru (düşünce)ye iletir. Allâh, herşeyi bilendir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Tefhim-ul Kuran = Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet (hiç kimseye) isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, onun kalbini hidayete yöneltir. Allah, her şeyi bilendir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Ümit Şimşek = Başa gelen herşey Allah'ın izniyledir. Allah'a iman edenin kalbine Allah hidayet verir. Allah herşeyi hakkıyla bilir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Allah'ın izni olmadıkça hiçbir musibet gelip çatmaz. Kim Allah'a inanırsa Allah O'nun kalbini doğruya ve güzele kılavuzlar. Ve Allah her şeyi en iyi biçimde bilmektedir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 İskender Ali Mihr = Allah’ın izni olmadıkça bir musîbet isabet etmez. Ve kim Allah’a îmân ederse (âmenû olursa), (Allah) onun kalbine ulaşır. Ve Allah, herşeyi en iyi bilendir.

mâ asâbe

  Teğâbun / 11 -

 İlyas Yorulmaz = Bir kimseye ne zaman bir musibet isabet ederse, ancak o Allah’ın izni iledir. Kim iman ederse, kalbini doğru olana açmıştır. Allah her şeyi en iyi bilendir.

ve mâ asâbe-kum

  Âl-iİmrân / 166 -

 Diyanet İşleri = (166-167) İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir. Bu da mü’minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), “Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin” denildi de onlar, “Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik” dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.

ve mâ asâbe-kum

  Âl-iİmrân / 166 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = İki topluluğun karşılaştığı gün size gelip çatan musîbet, Allah'ın izniyle gelip çatmıştı. Böylece de inananları bildirmeyi.

ve mâ asâbe-kum

  Âl-iİmrân / 166 -

 Abdullah Parlıyan = İki ordunun harpte karşılaştığı gün başınıza gelenler, Allah'ın izni ile gerçekleşti. Bu Allah'ın gerçek mü'minleri belirlemesi içindi.

ve mâ asâbe-kum

  Âl-iİmrân / 166 -

 Adem Uğur = (166-167)İki birliğin karşılaştığı gün sizin başınıza gelenler, ancak Allah'ın dilemesiyle olmuştur ki, bu da, müminleri ayırdetmesi ve münafıkları ortaya çıkarması için idi. Bunlara: "Gelin, Allah yolunda çarpışın; ya da savunma yapın" denildiği zaman, "Harbetmeyi bilseydik, elbette sizin peşinizden gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok, kâfirliğe yakın idiler. Ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Halbuki Allah, onların içlerinde gizlediklerini daha iyi bilir.

ve mâ asâbe-kum

  Âl-iİmrân / 166 -

 Ahmed Hulusi = (Uhud'da) iki topluluğun savaşında başınıza gelenler, hakikatiniz olan Allâh Esmâ'sının getirisinin iman edenlerde açığa çıkıp, kimin ne olduğunun bilinmesi içindir.

ve mâ asâbe-kum

  Âl-iİmrân / 166 -

 Ahmet Tekin = İki ordunun, iki topluluğun karşılaştığı gün sizin başınıza gelenler Allah’ın izniyle gelmiştir. Bu mü’minleri belirlemesi içindi.

ve mâ asâbe-kum

  Âl-iİmrân / 166 -

 Ahmet Varol = İki topluluğun karşı karşıya geldiği gün başınıza gelenler Allah'ın izniyle ve gerçek iman sahiplerini ortaya çıkarmak içindi.

ve mâ asâbe-kum

  Âl-iİmrân / 166 -

 Ali Bulaç = İki topluluğun karşı karşıya geldiği gün, size isabet eden ancak Allah'ın izniyle idi. (Bu, Allah'ın) mü'minleri ayırdetmesi;

ve mâ asâbe-kum

  Âl-iİmrân / 166 -

 Ali Fikri Yavuz = İki topluluğun (Mümin ve müşriklerin Uhud savaşında) karşılaştığı gün, başınıza gelen musibet, Allah’ın izniyle olup müminlerin sebatını göstermek içindi.

ve mâ asâbe-kum

  Âl-iİmrân / 166 -

 Ali Ünal = İki ordunun karşılaştığı o gün başınıza gelen musibet, (kendi yüzünüzden, fakat şüphesiz) Allah’ın izniyle ve (Allah, gerçek) mü’minleri belli etsin diye idi.