Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
mâ asâbe
Diyanet İşleri = Allah’ın izni olmaksızın hiçbir musibet başa gelmez. Kim Allah’a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya iletir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
mâ asâbe
Abdulbaki Gölpınarlı = Hiçbir felâket, Allah'ın izni olmadıkça gelip çatmaz ve kim inanırsa Allah'a, o da, onun gönlüne doğru yolu ilhâm eder ve Allah, her şeyi bilir.
mâ asâbe
Abdullah Parlıyan = Allah'ın izni olmadıkça insanın canına, malına hiçbir musibet gelmez. Kim Allah'a inanırsa O da onun gönlüne doğru yolu ilham eder. Allah herşeyi hakkıyla bilendir.
mâ asâbe
Adem Uğur = Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya götürür. Allah her şeyi bilendir.
mâ asâbe
Ahmed Hulusi = Bi-iznillâh (Allâh'ın, hakikatin olan Esmâ'sı elvermedikçe) hiçbir musîbet isâbet etmez! Kim hakikatinin Allâh Esmâ'sı olduğuna iman ederse, ona şuurunda hakikati yaşatır! Allâh Bi-küllî şey'in (Esmâ'sıyla her şeyde olarak) Aliym'dir.
mâ asâbe
Ahmet Tekin = Allah’ın koyduğu düzenin yasalarına uygun olarak iradesi tecelli etmeden kimsenin başına bir musibet, bir belâ, bir felâket gelmez. Kim Allah’a, Allah’ın izni olmadan başına bir felâket gelmeyeceğine iman ederse, Allah sabırlı davranma ve haline razı olma konusunda onun kalbine, aklına aydınlık ve ferahlık verir. Her şey Allah’ın ilmi, planı, iradesi dâhilinde gerçekleşmektedir.
mâ asâbe
Ahmet Varol = Allah'ın izni olmadan hiçbir musibet gelip çatmaz. Kim Allah'a iman ederse (Allah) onun kalbine hidayet verir. Allah her şeyi bilendir.
mâ asâbe
Ali Bulaç = Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet (hiç kimseye) isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, onun kalbini hidayete yöneltir. Allah, her şeyi bilendir.
mâ asâbe
Ali Fikri Yavuz = Allah’ın izni olmayınca, hiç bir musibet başa gelmez. Kim de Allah’a iman ederse, Allah onun kalbine hidayet verir. Allah her şeyi (noksansız) bilendir.
mâ asâbe
Ali Ünal = Başa gelen her musibet mutlaka Allah’ın izin vermesiyledir. Kim içten ve şuurlu olarak Allah’a iman ederse, Allah onun kalbini doğruya ve gerçeği idrake açar. Allah, her şeyi hakkıyla bilir.
mâ asâbe
Bayraktar Bayraklı = Allah'ın izni olmadıkça hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, Allah onun kalbini doğruya götürür. Allah her şeyi bilendir.[649]
mâ asâbe
Bekir Sadak = Basa gelen hicbir musibet Allah'in izni olmaksizin olamaz; Allah'a kim inanirsa onun gonlunu dogruya yoneltir. Allah herseyi bilendir.
mâ asâbe
Celal Yıldırım = Hiçbir musîbet, Allah'ın izni olmadan .başa gelip çatmaz. Kim, Allah'a imân ederse, Allah, onun kalbini doğruya çevirir. Allah herşeyi bilendir.
mâ asâbe
Cemal Külünkoğlu = Allah'ın izni olmaksızın hiçbir kötülük başa gelmez. Kim Allah'a inanırsa, (Allah) onun kalbini doğruya iletir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
mâ asâbe
Diyanet İşleri (eski) = Başa gelen hiçbir musibet Allah'ın izni olmaksızın olamaz; Allah'a kim inanırsa onun gönlünü doğruya yöneltir. Allah herşeyi bilendir.
mâ asâbe
Diyanet Vakfi = Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya götürür. Allah her şeyi bilendir.
mâ asâbe
Edip Yüksel = Başa ne gelirse ALLAH'ın izniyledir. Kim ALLAH'a inanırsa, gönlüne yön gösterir. ALLAH her şeyi bilendir.
mâ asâbe
Elmalılı Hamdi Yazır = Allahın izni olmayınca hiçbir musîbet isabet etmez, her kim de Allaha iyman ederse o onun kalbine hidayet verir ve Allah her şey'i bilir.
mâ asâbe
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Allah'ın izni olmadan hiçbir musibet başa gelmez, her kim de Allah'a iman ederse, O, onun kalbine hidayet verir. Allah herşeyi bilir.
mâ asâbe
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Allah'ın izni olmayınca hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya götürür. Allah her şeyi bilendir.
mâ asâbe
Gültekin Onan = Tanrı'nın izni olmaksızın hiçbir musibet (hiç kimseye) isabet etmez. Kim Tanrı'ya inanırsa, onun kalbini hidayete yöneltir. Tanrı her şeyi bilendir.
mâ asâbe
Harun Yıldırım = Allah’ın izni olmadıkça hiçbir musibet gelip çatmaz. Kim Allah’a iman ederse, onun kalbini hidayete yöneltir. Şüphesiz Allah her şeyi en iyi bilendir.
mâ asâbe
Hasan Basri Çantay = Allahın izni olmayınca hiçbir musîybet (gelib) çatmaz. Kim Allaha îman ederse (Allah) onun kalbini doğruya götürür. Allah herşey'i hakkıyle bilendir.
mâ asâbe
Hayrat Neşriyat = Hiçbir musîbet Allah’ın izni olmadıkça isâbet etmez. O hâlde kim Allah’a îmân ederse, (Allah) onun kalbine hidâyet (musîbete karşı sabır) verir. Çünki Allah, herşeyi hakkıyla bilendir.
mâ asâbe
İbni Kesir = Allah'ın izni olmadıkça hiç bir musibet isabet etmez. Kim de Allah'a inanırsa; onun kalbini doğruya götürür. Ve Allah; her şeyi bilendir.
mâ asâbe
Kadri Çelik = Allah'ın izni olmaksızın hiç bir musibet (hiç kimseye) isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, onun kalbini hidayete yöneltir. Allah, her şeyi bilendir.
mâ asâbe
Muhammed Esed = Allah'ın izni olmadıkça (insanın) başına hiçbir musibet gelmez. O halde, kim Allah'a inanırsa kendi kalbini (bu hakikate) açmış olur ve Allah her şeyi bilendir.
mâ asâbe
Mustafa İslamoğlu = Allah'ın izni olmadıkça, (insanın) başına hiçbir musibet gelmez; ve her kim Allah'a inanıp güvenirse, O onun (akleden) kalbine rehberlik eder: zira Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
mâ asâbe
Ömer Nasuhi Bilmen = Allah'ın izni olmadıkça musibetten bir şey isabet etmez ve her kim Allah'a imân ederse kalbini hidâyete erdirir ve Allah her şeyi bilendir.
mâ asâbe
Ömer Öngüt = Allah'ın izni olmayınca hiçbir musibet isabet etmez. Kim de Allah'a inanırsa ona hidayet eder, gönlünü doğruya yöneltir. Allah her şeyi bilendir.
mâ asâbe
Şaban Piriş = Hiçbir musibet, Allah’ın izni olmadıkça isabet etmez. Kim, Allah’a iman ederse Allah onun kalbine hidayet verir. Allah, her şeyi bilir.
mâ asâbe
Sadık Türkmen = Allah’ın izni/onayı olmaksızın, hiçbir musibet başa gelmez. Kim Allah’a inanmak isterse/inanırsa, Allah onun kalbini hidayete/doğruya iletir. Allah herşeyi bilir.
mâ asâbe
Seyyid Kutub = Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya götürür. Allah her şeyi bilendir.
mâ asâbe
Suat Yıldırım = Allah’ın izni olmaksızın hiçbir musîbet başa gelmez. Kim Allah’ı tasdik ederse, Allah onun kalbini hakka ve doğruya açar. Allah her şeyi hakkıyla bilir.
mâ asâbe
Süleyman Ateş = Başa gelen her musibet Allâh'ın izniyledir. Kim Allah'a inanırsa (Allâh) onun kalbini doğru (düşünce)ye iletir. Allâh, herşeyi bilendir.
mâ asâbe
Tefhim-ul Kuran = Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet (hiç kimseye) isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, onun kalbini hidayete yöneltir. Allah, her şeyi bilendir.
mâ asâbe
Ümit Şimşek = Başa gelen herşey Allah'ın izniyledir. Allah'a iman edenin kalbine Allah hidayet verir. Allah herşeyi hakkıyla bilir.
mâ asâbe
Yaşar Nuri Öztürk = Allah'ın izni olmadıkça hiçbir musibet gelip çatmaz. Kim Allah'a inanırsa Allah O'nun kalbini doğruya ve güzele kılavuzlar. Ve Allah her şeyi en iyi biçimde bilmektedir.
mâ asâbe
İskender Ali Mihr = Allah’ın izni olmadıkça bir musîbet isabet etmez. Ve kim Allah’a îmân ederse (âmenû olursa), (Allah) onun kalbine ulaşır. Ve Allah, herşeyi en iyi bilendir.
mâ asâbe
İlyas Yorulmaz = Bir kimseye ne zaman bir musibet isabet ederse, ancak o Allah’ın izni iledir. Kim iman ederse, kalbini doğru olana açmıştır. Allah her şeyi en iyi bilendir.
ve mâ asâbe-kum
Diyanet İşleri = (166-167) İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir. Bu da mü’minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), “Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin” denildi de onlar, “Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik” dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.
ve mâ asâbe-kum
Abdulbaki Gölpınarlı = İki topluluğun karşılaştığı gün size gelip çatan musîbet, Allah'ın izniyle gelip çatmıştı. Böylece de inananları bildirmeyi.
ve mâ asâbe-kum
Abdullah Parlıyan = İki ordunun harpte karşılaştığı gün başınıza gelenler, Allah'ın izni ile gerçekleşti. Bu Allah'ın gerçek mü'minleri belirlemesi içindi.
ve mâ asâbe-kum
Adem Uğur = (166-167)İki birliğin karşılaştığı gün sizin başınıza gelenler, ancak Allah'ın dilemesiyle olmuştur ki, bu da, müminleri ayırdetmesi ve münafıkları ortaya çıkarması için idi. Bunlara: "Gelin, Allah yolunda çarpışın; ya da savunma yapın" denildiği zaman, "Harbetmeyi bilseydik, elbette sizin peşinizden gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok, kâfirliğe yakın idiler. Ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Halbuki Allah, onların içlerinde gizlediklerini daha iyi bilir.
ve mâ asâbe-kum
Ahmed Hulusi = (Uhud'da) iki topluluğun savaşında başınıza gelenler, hakikatiniz olan Allâh Esmâ'sının getirisinin iman edenlerde açığa çıkıp, kimin ne olduğunun bilinmesi içindir.
ve mâ asâbe-kum
Ahmet Tekin = İki ordunun, iki topluluğun karşılaştığı gün sizin başınıza gelenler Allah’ın izniyle gelmiştir. Bu mü’minleri belirlemesi içindi.
ve mâ asâbe-kum
Ahmet Varol = İki topluluğun karşı karşıya geldiği gün başınıza gelenler Allah'ın izniyle ve gerçek iman sahiplerini ortaya çıkarmak içindi.
ve mâ asâbe-kum
Ali Bulaç = İki topluluğun karşı karşıya geldiği gün, size isabet eden ancak Allah'ın izniyle idi. (Bu, Allah'ın) mü'minleri ayırdetmesi;
ve mâ asâbe-kum
Ali Fikri Yavuz = İki topluluğun (Mümin ve müşriklerin Uhud savaşında) karşılaştığı gün, başınıza gelen musibet, Allah’ın izniyle olup müminlerin sebatını göstermek içindi.
ve mâ asâbe-kum
Ali Ünal = İki ordunun karşılaştığı o gün başınıza gelen musibet, (kendi yüzünüzden, fakat şüphesiz) Allah’ın izniyle ve (Allah, gerçek) mü’minleri belli etsin diye idi.