Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Diyanet İşleri = (Erkek ve kadından) her biri için ana-babanın ve akrabanın bıraktıklarından (pay alan) varisler kıldık. Yeminlerinizin bağladığı (ahitleştiğiniz) kimselere de kendi hisselerini verin. Şüphesiz Allah her şeye şahittir.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ana ve babayla yakınların bıraktıkları mallara mîrasçı olacak erkek ve kadınları tâyin ettik. Kendileriyle ahitleştiğiniz kişilere de paylarını verin, şüphe yok ki Allah her şeyi görür.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Abdullah Parlıyan = Anne babanın ve yakın akrabanın bıraktıkları mallarda; erkek ve kadın herbir kimse için mirasçılar kıldık. Yeminlerinizin bağladığı kimselerin yani karı kocanın da mirastan paylarını verin. Şüphesiz ki Allah herşeye şahittir.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Adem Uğur = (Erkek ve kadından) her biri için, ana, baba ve akrabanın bıraktığından (hisselerini alacak olan) vârisler kıldık. Yeminlerinizin bağladığı kimselere de paylarını verin. Çünkü Allah her şeyi görmektedir.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Ahmed Hulusi = Ana-baba ve akrabanın geride bıraktıklarına mirasçılar tayin ettik. Yeminlerinizin bağladığı kimselere de hisselerini verin. Allâh her şeye şahittir.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Ahmet Tekin = Erkek ve kadın herkes için, ebeveyn ve akrabaların bıraktıklarından, pay alacak vârisler belirledik. Kendi iradeniz ve hür seçiminizle aranızda akit gerçekleştirilen sözleşmeli yakınlarınıza da paylarını verin. Allah her an, açık-gizli her şeye şâhittir.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Ahmet Varol = Anne - baba ve yakınların bıraktıkları her şey için mirasçılar kıldık. [9] Kendileriyle yeminleşmiş olduğunuz kimselere de paylarını verin. Şüphesiz Allah her şeye şahittir.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Ali Bulaç = Anne-babanın ve yakınların geride bıraktıklarından ve her birine mirasçılar kıldık. Yeminlerinizin (akid ile) bağladığı kimselere de kendi paylarını verin. Şüphesiz, Allah, her şeye şahid olandır.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Ali Fikri Yavuz = Ana-babanın ve akrabanın geriye bıraktığı maldan her birinize miras kıldık. Bir de el ele verip yeminle sözleşme yaptığınız kimselere de hislerini verin. Zira, Allah her şeye karşı şahid bulunuyor.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Ali Ünal = Annebaba ve diğer yakın akrabanın ölümlerinden sonra bırakacakları terike için vârisler belirledik. (Bu vârislerin terikede kendilerine verilmesi gereken belli hakları olduğu gibi,) yeminlerinizle aranızda mukavele akdettiğiniz kişilerin de haklarını verin. Şüphesiz Allah, her şeye (ve bu arada, yaptığınız her işe ve her anlaşmaya) hakkıyla şahittir.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Bayraktar Bayraklı = Erkek ve kadından her biri için anne, baba ve akrabanın bıraktığından hisselerini alacak olan vârisler kıldık. Yeminlerinizin bağladığı/kendileriyle anlaşma yaptığınız kimselere de haklarını veriniz. Çünkü Allah, her şeyi görmektedir.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Bekir Sadak = Ana babanin ve yakinlarin biraktiklarindan her birine varisler kildik. Kendileriyle yeminlestiginiz kimselere hisselerini veriniz. Dogrusu Allah her seye sahiddir. *

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Celal Yıldırım = Ana-babanın ve yakın hısımların geriye bıraktıkları maldan —erkek ve kadından her biri için— vârisler kıldık. Kendileriyle yeminli bağlantı yaptığınız kimselere de hisselerini verin. Şüphesiz ki Allah her şeye şahittir.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Cemal Külünkoğlu = (Erkek ve kadından) her biri için, ana, baba ve akrabanın bıraktığından (hisselerini alacak olan) vârisler kıldık. Kendileriyle yeminleştiğiniz kimselere hisselerini veriniz. Doğrusu Allah her şeye şahittir.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Diyanet İşleri (eski) = Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından her birine varisler kıldık. Kendileriyle yeminleştiğiniz kimselere hisselerini veriniz. Doğrusu Allah her şeye şahiddir.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Diyanet Vakfi = (Erkek ve kadından) her biri için, ana, baba ve akrabanın bıraktığından (hisselerini alacak olan) vârisler kıldık. Yeminlerinizin bağladığı kimselere de paylarını verin. Çünkü Allah her şeyi görmektedir.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Edip Yüksel = Ananın, babanın, akrabaların ve evlenme yoluyla size akraba olanların bıraktıklarından herbiriniz için paylar ayırdık. Herbirine payını vermelisiniz. Elbette ALLAH her şeye Tanıktır.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Erkek ve dişi her biri için baba ve ananın ve en yakın akribanın, ve akd ile yeminlerinizin bağladığı kimselerin terikelerinden varislere de tahsıs ettik onlara da nasıblerini verin çünkü Allah her şeye karşı şahid bulunuyor

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Erkek ve dişiden her biri için, baba ve ananın, yakın akrabanın ve kendileriyle sözleşme yapıp yeminlerinizin bağladığı kimselerin terikelerinden mirasçılarını tesbit ettik. Onlara da paylarını verin. Çünkü Allah herşeye karşı şahittir.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Anne, baba ve akrabaların bıraktıkları her şey için bir mirasçı tayin ettik. Yemin akdiyle mirasçı kıldıklarınızın paylarını da verin. Şüphesiz Allah, her şeye şahittir.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Gültekin Onan = Anne-babanın ve yakınların geride bıraktıklarından ve her birine mirasçılar kıldık. Yeminlerinizin (akid ile) bağladığı kimselere de kendi paylarını verin. Şüphesiz, Tanrı, her şeye şahid olandır.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Harun Yıldırım = Her biri için ana babanın ve yakın akrabaların bıraktığından varisler kıldık. Yeminlerinizin bağladığı kimselere de paylarını verin. Muhakkak ki Allah her şeye hakkıyla şahiddir.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Hasan Basri Çantay = (Erkek ve dişiden) her biri için baba ve ananın, yakın hısımların terikelerinden de vârisler yapdık (Akd ile) yeminlerinizin bağladığı kimselere dahi hisselerini verin. Allah, her şey'in üstünde hakîykî şâhiddir.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Hayrat Neşriyat = Ana-babanın ve akrabâların bıraktıkları (malları)ndan her biri için de vârisler kıldık. Yeminlerinizin bağladığı (onların lehine yemin ettiğiniz) kimselere gelince, onlara da nasiblerini verin! Şübhe yok ki Allah, herşeye hakkıyla şâhiddir.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 İbni Kesir = Ana-babanın ve akrabanın geriye bıraktıklarından her birine varisler kıldık. Yeminlerinizin bağladığı kimselere hisselerini verin. Muhakkak ki; Allah herşeye şahid olandır.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Kadri Çelik = (İnsanlardan) Her biri için ana babanın, yakınların ve yeminlerinizin bağladığı kimselerin (eşlerinizin) bıraktıklarından, (hisselerini alacak olan) varisler kıldık. O halde onlara nasiplerini veriniz. Doğrusu Allah her şeye şahittir.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Muhammed Esed = Herkes için (bir şeyler) bırakabileceği mirasçılar tayin etmişizdir: anne-babalar, yakın akrabalar ve kendileriyle ahitleştiğiniz kimseler; öyleyse onlara paylarını verin, zira Allah her şeye şahittir.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Mustafa İslamoğlu = Herkes için, geriye bıraktığı mirastan pay alacak mirasçılar tayin ettik: Ebeveynler, akrabalar ve kendileriyle sözleştikleriniz... İşte bunlara nasiplerine düşeni verin; iyi bilin ki Allah her bir şeye hakkıyla şahittir.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve hepsi için baba ve ananın ve yakın hısımlarının ve yeminlerinizin akdettiği kimselerin terekelerinden miras alır varisleri kıldık. Artık onlara nâsiplerini veriniz. Şüphe yok ki Allah Teâlâ herşey üzerine bihakkın şahittir.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Ömer Öngüt = Herkes için ana, baba ve akrabaların bıraktığı mallara mirasçılar yaptık. Yeminlerinizin bağladığı kimselere de hisselerini verin. Şüphesiz ki Allah her şeye şâhittir.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Şaban Piriş = Ana babanın ve yakın akrabanın geride bıraktıklarından her biri için mirasçılar belirledik. Yeminlerinizle söz verdiğiniz kimselere de kendi paylarını verin. Elbette Allah, her şeye şahittir.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Sadık Türkmen = (erkek ve kadından) her biri için anababanın ve akrabanın bıraktıklarından (pay alan) varisler kıldık. Yeminlerinizin bağladığı (ahitleştiğiniz) kimselere de kendi hisselerini verin. Şüphesiz Allah herşeye şahittir.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Seyyid Kutub = Kadın erkek herkese ana babaların, akrabaların ve yeminli sözleşmeler yaptığınız kimselerin miraslarından pay ayırdık. Bu pay sahiplerine paylarını veriniz. Hiç şüphesiz Allah her şeyin şahididir.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Suat Yıldırım = Anne ve babanın ve diğer akrabaların ölümlerinden sonra bırakacakları her terike için vârisler belirledik. Yemin akdinin sizi bağladığı kimselere de paylarını verin. Muhakkak ki Allah her şeye şahittir.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Süleyman Ateş = Ana babanın ve akrabânın bıraktıklarından her birine vârisler kıldık. yeminlerinizin bağladığı kimselere de hisselerini verin. Allâh herşeyi görmektedir.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Tefhim-ul Kuran = Anne-babanın ve yakınların geride bıraktıklarından her birine mirasçılar kıldık. Yeminlerinizin (akid ile) bağladığı kimselere de kendi paylarını verin. Şüphesiz, Allah, her şeye şahid olandır.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Ümit Şimşek = Anne ve baba ile yakın akrabanın bıraktığı mallar hakkında, Biz herkes için vârisler belirledik. Kendileriyle sözleşme akdettiğiniz kimselere de paylarını verin. Şüphesiz Allah herşeyin şahididir.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Ana-babanın ve akrabanın geriye bıraktıkları malların hepsi için mirasçılar belirledik. Yeminlerinizin/anlaşmalarınızın akde bağladığı kimselere gelince, onların paylarını da kendilerine verin! Allah her şeyi dikkatli bir tanık olarak gözetlemektedir.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 İskender Ali Mihr = Ve ana- babanın ve yakın akrabaların bıraktıklarından, herkesi mirascı kıldık. Ve artık, yeminlerinizin bağlandığı kimselere de paylarını verin. Muhakkak ki Allah herşeye şahittir.

ve li kullin

  Nisâ / 33 -

 İlyas Yorulmaz = Ana babalar ve akrabaların miras olarak bıraktıklarının her birisini sahiplenecek olanları (mevali) belirledik. Antlaşma yaptıklarınız kimselerle ne şekilde anlaştıysanız, anlaştıklarınızı onlara verin. Zira Allah yaptığınız her şeye şahit olandır.

li kullin cealnâ

  Mâide / 48 -

 Diyanet İşleri = (Ey Muhammed!) Sana da o Kitab’ı (Kur’an’ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp da onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.

li kullin cealnâ

  Mâide / 48 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve sana da, önceki kitabı gerçekleyen ve ona, emin bir tanık olan kitabı, gerçek olarak indirdik. Artık aralarında, Allah'ın indirdiğine göre hüküm ver ve sana gelen gerçekten dönüp onların isteklerine uyma. Sizden her birerinize bir şeriat, bir yol tâyin ettik ve Allah dileseydi bir ümmet yapardı sizi, fakat size verdiği hükümler hususunda sizi sınamaktadır, siz de hayırlı işlerde yarışın artık ve hepinizin dönüp varacağı yer, Allah tapısıdır ve o, haklarında ayrılığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.

li kullin cealnâ

  Mâide / 48 -

 Abdullah Parlıyan = Ve sana ey peygamber! Gerçekleri ortaya koyan bu kitabı; geçmiş vahiylerden geriye kalan doğruları tasdik edici ve önceki kitaplarda hangi doğruların bulunduğunu kontrol edip, gözetleyici olarak indirdik. Öyleyse ey peygamber! Geçmiş vahyin izleyicileri arasında, Allah'ın indirdiklerine uygun olarak hüküm ver ve sana gelmiş olan hakikatı terk ederek onların arzu ve heveslerine uyma. Biz, her bir toplum için farklı bir sistem ve farklı bir hayat tarzı belirledik. Eğer Allah dileseydi, hepinizi bir tek topluluk yapardı. Ama size verdikleri konusunda, sizi denemek için ayrı ayrı toplumlar olarak yaratmıştır. O halde, hayır işlerinde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Artık Allah, hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri size o kıyamette haber verecektir.

li kullin cealnâ

  Mâide / 48 -

 Adem Uğur = Sana da, daha önceki kitabı doğrulamak ve onu korumak üzere hak olarak Kitab'ı (Kur'an'ı) gönderdik. Artık aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet; sana gelen gerçeği bırakıp da onların arzularına uyma. (Ey ümmetler!) Her birinize bir şerîat ve bir yol verdik. Allah dileseydi sizleri bir tek ümmet yapardı; fakat size verdiğinde (yol ve şerîatlerde) sizi denemek için (böyle yaptı). Öyleyse iyi işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Artık size, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri(n gerçek tarafını) O haber verecektir.

li kullin cealnâ

  Mâide / 48 -

 Ahmed Hulusi = Sana da, kendinden önce inzâl olmuş hakikat bilgilerini tasdik eden ve onlar üzerine koruyucu, şahit, hâkim olan, Hakk'ı ihtiva eden hakikat (Sünnetullah bilgisini) inzâl ettik. . . O hâlde onların aralarında Allâh'ın inzâl ettiği ile hükmet. . . Hak'tan sana geleni bırakıp, onların boş heves ve arzularına tâbi olma. . . Sizden her biriniz için bir şir'at (yaşam ortam ve şartlarına göre kurallar) ve bir minhac (zamanla değişmesi mümkün olmayan realiteler üzerine kurulmuş sistem) oluşturduk. . . Eğer Allâh dileseydi, elbette sizi bir tek toplum yapardı! Fakat size verdiği ile sizi denemek istedi (tâ ki ne olduğunuz sizce bilinsin). . . O hâlde hayır yapmada yarışın! Hep birlikte dönüşünüz Allâh'adır. . . Hakkında ayrılığa düşüp tartıştığınız şeyleri size haber verecektir.

li kullin cealnâ

  Mâide / 48 -

 Ahmet Tekin = Sana da, içinde önceki kitaplara ait olanları tasdik eden, doğrulayan, yürürlükte kalan hükümlerini içeriğine dahil edip koruyan, hakkı belirleyicilik vasfına sahip kitabı, Kur’ân’ı, gerekçeli, hikmete dayalı olarak, toplumda hakça düzeni gerçekleştirmen için indirdik. O halde ehl-i kitabın arasında Allah’ın indirdiği emir ve hükümleri esas alarak hüküm ver, icraat yap. Sana gelen hakça düzenin, İslâm’ın, şeriatın kurallarından, doğrudan, Kur’ân’dan ayrılarak ehl-i kitabın arzu ve ihtiraslarına, bâtıla uyma.Biz sizden her biriniz için, her bir İslâm milleti için aralarında cüz’i farklılıklar olan şerîatlar ve sizi Hakka götüren yollar, usuller, programlar ortaya koymuştuk.Allah’ın sünneti, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı, sizleri, İslâm milletlerini aynı uygulamayı paylaşan bir tek millet yapardı. Fakat lütfundan size verdiği maddi manevî nimetler, imkânlar içinde sizi denemek istedi.Artık hayırlı hedeflere doğru, her iki dünyada da sizin için hayırlı olanda, Kur’ân öğretmede, Kur’ân ilkelerini yaşamada, uygulamada, Allah’ın emirlerini yerine getirmede yarışın. Hepiniz hesap vermek üzere Allah’ın huzuruna getirileceksiniz. Allah ihtilâf çıkarmaya devam ettiğiniz konuları, birer birer ortaya koyarak sizi hesaba çekecektir.

li kullin cealnâ

  Mâide / 48 -

 Ahmet Varol = Sana da Kitab'ı, hak ile, kendinden önceki kitapları doğrulayıcı ve onların üzerine şahit olarak indirdik. Sen de onların aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen hakkı bırakıp da onların arzularına uyma. Sizin her biriniz için [9] bir şeriat ve bir yol belirledik. Allah dileseydi hepinizi tek bir ümmet yapardı. Ancak (bu) size verdikleri üzerinde sizi imtihan etmek içindir. Artık iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri size bildirecektir.

li kullin cealnâ

  Mâide / 48 -

 Ali Bulaç = Sana da (Ey Muhammed,) önündeki kitap(lar)ı doğrulayıcı ve ona 'bir şahid-gözetleyici' olarak Kitab'ı (Kur'an'ı) indirdik. Öyleyse aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen haktan sapıp onların heva (istek ve tutku)larına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol-yöntem kıldık. Eğer Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet kılardı; ancak (bu,) verdikleriyle sizi denemesi içindir. Artık hayırlarda yarışınız. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.

li kullin cealnâ

  Mâide / 48 -

 Ali Fikri Yavuz = Ey Rasûlüm, sana da bu hak kitabı (Kur’an’ı), kendinden önceki kitabları hem tasdikçi, hem onlar üzerine bir şâhid olarak indirdik. O halde sen, ehl-i kitab arasında Allah’ın sana gönderdiği hükümlerle hüküm ver; sana gelen bu hakdan ayrılıp da onların arzuları arkasından gitme. Ey insanlar! Sizden her bir peygamber için, bir şeriat ve bir yol tayin ettik. Eğer Allah dileseydi, hepinizi tek şeriata bağlı bir ümmet yapardı. Fakat sizi, zamana göre size verdiği şeriat ölçüleri içinde imtihan edecek. O halde hayırlı işler yapmakta birbirinizle yarışın. Sonunda toptan dönüşünüz Allah’adır. O gün, din hakkında yaptığınız ihtilâfları Allah size haber verecektir.

li kullin cealnâ

  Mâide / 48 -

 Ali Ünal = (Ey Rasûlüm!) Sana da, Kitap’tan kendinden önce indirilenleri (aslî halleri, halâ ihtiva ettikleri gerçekler ve İlâhî kaynakları itibariyle) tasdik edici ve onlar üzerinde gözetleyici, denetleyici ve onların gerçek niteliklerini ortaya koyucu, ayrıca gerçeğin ta kendisi olarak ve indirilişi esnasında kendisine hiçbir şüphe ve bâtıl karışmayacak şekilde (bu) Kitabı indirdik. O halde, mü’minler (ve müracaatlarını kabulle davalarına bakma yolunu seçtiğin Kitap Ehli’nden insanlar) arasında Allah’ın indirdiğiyle hükmet ve artık sana gerçeğin ta kendisi gelmiş olduğuna göre onların keyiflerine ve arzularına uyma. (Tarih sürecinde kendilerine ayrı rasûl gelen ve Kitap verilen) her bir ümmet için, günlük hayatlarında üzerinde yürüyecekleri ve saadete götüren apaçık bir yol (Şeriat) ve onun dayandığı değişmez temel esaslardan oluşan bir ana cadde (Minhac) tayin buyurduk. Eğer Allah dilemiş olsaydı, hepinizi (tarih boyu aynı Şeriat üzerinde) tek bir ümmet kılardı (ve aynı hayat şartlarında kalırdınız); fakat O (sizi, değişik ve gelişen şartlarda ilmî tekâmül kanununa tâbi tutarak,) her birinizi kendisine verdiği (Kitap’la) imtihan etmek için böyle ümmetlere ayırdı. Öyleyse (ey mü’minler), durmayın, hayırlı işlerde birbirinizle yarışın. Neticede Allah’adır hepinizin dönüşü ve O, (nefsaniyete kapılarak) ihtilâf edegeldiğiniz bütün hususları size tek tek bildirecek ve bu hususlarda aranızdaki hükmünü verecektir.